11. Hukuk Dairesi 2025/3479 E. , 2026/590 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/217 Esas, 2025/353 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/514 E., 2024/187 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı iflas halinde ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar ve…
11. Hukuk Dairesi 2025/3479 E. , 2026/590 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/217 Esas, 2025/353 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/514 E., 2024/187 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı iflas halinde ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” oteller zincirinin ve “...” markalarının TÜRKPATENT nezdinde sahibi olduğunu, müvekkili adına 2012/07271, 2013/81464, 2012/23488, 2018/88667, ... numaralı ve “...” ibaresini tek başına veya esas unsur olarak içeren markalar bulunduğunu, müvekkilinin ... markası altında sunduğu özellikli hizmetlerin ülkemizde ve dünyada milyonlarca kişinin üyesi olduğu ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi sosyal medyada ve ülkemizin önde gelen dergi ve gazetelerinde haber konusu edildiğini, davalıların müvekkiline ait tescilli ve özellikle "geçici konaklama hizmetleri ve yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" sektöründe tanınmış ... markasını işlettikleri otel ve restoranda kullandıklarını, ayrıca bu ibareyi taşıyan alan adlarının da olduğunu, davalıların müvekkili adına tescilli ... markasına tecavüz suretiyle konaklama, organizasyon, tatil turları vb. hizmetlere ilişkin tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinde bulunduklarını, oda satışı için çeşitli tur ve tatil şirketleri ile anlaştıklarını, müvekkilinin marka değeri üzerinden haksız kazanç elde edildiğini, ... arama motorunda ... ibaresi için ... kullanımı suretiyle de haksız eylemlerine devam ettiklerini, davalılara yönelik olarak 09.10.2018 tarihinde ihtarname keşide edilerek “...” ibaresine/markasına ilişkin kullanımların durdurulmasının ihtar edildiğini, davalılar tarafından ihlal teşkil eden kullanımlara devam edildiğini, davalıların marka hukukuna aykırı kullanımlarının Ticaret Kanunu uyarınca da haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketlerin ticaret unvanlarından ... ibaresinin terkininin gerektiğini ileri sürerek davalıların eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz teşkil eden davalı eylemlerinin men ve ref’ine, markalara tecavüz teşkil eden tanıtım vasıtası dahil olmak üzere müvekkilinin tescilli markasını içeren her türlü ürüne el konulmasına, el konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesine veya bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, tecavüz yönünde verilecek mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak Türkiye’de tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalı ...Ş. ve ...’dan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalılardan ... Grup İnşaat Turizm Otelcilik San. Tic. A.Ş. ve ... Turizm Otelcilik A.Ş.’nin ticaret unvanlarındaki ... ibaresinin silinmesine ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... Tur. Otel. A.Ş. hakkında konkordato davası ve iflas davası açıldığını, bu davaların Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/319 E. ve 2019/439 E. sayılı davaları ile görüldüğünü, bu davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini, huzurdaki davanın müvekkili şirketlerin oteli bulunmadığından ve ticari faaliyeti kalmadığından konusuz kaldığını, otelin başka bir şirketçe işletildiğini, müvekkillerinin hiçbir faaliyeti olmadığı için davanın haksız olduğunu, davacıya herhangi bir zarar verilmediğini, müvekkili şahsın 2018/117828, 2018/117824, 2018/117820, ... numaralı başvurularının reddedildiğini, davacının bazı başvurularının baştan itibaren geçerli olmadığını, maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, faiz ve faiz başlangıç taleplerinin de yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılardan ... Turizm ve Otelcilik A.Ş.'nin iflas ettiği, müflis şirketin tasfiye işlemlerine basit tasfiye olarak devam edildiği ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılmayacağı, bu nedenle yargılamaya devam edildiği, davacının dayanak markalarının asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı kullanımlarının ve ticaret unvanlarının asli unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, dolayısıyla davacının tescilli markaları ile birebir aynîyet içeren davalı şirketler ticaret unvanları ve kullanımlarındaki ibarelerin benzer olduğu ve iltibas oluşacağı, bu şekilde davacının marka hakkının ihlal edildiği, davalılardan ... Grup İnşaat Turizm Otelcilik San. Tic. A.Ş.’nin ticaret siciline tescilinin 16.10.2017, ... Turizm Otelcilik A.Ş.’nin ticaret siciline tescilinin ise 31.10.2016 olduğu, davalı şirketlerin ticaret unvanlarının tescilinden sonra koruma altına alınmış olan 2018/88664 tescil numaralı davacı markasının ticaret unvanı terkini bakımından dikkate alınabilmesinin mümkün olmadığı, çünkü marka korumasının sonraki işaretler ile ilgili olarak mümkün olup tescille elde edilen korumadan önceki işaretler için herhangi bir hak doğurmayacağı, bu kapsamda davacının ticaret unvanı terkini bakımından dikkate alınabilecek markaları olan 2012/072 71... /81464 tescil numaralı markalarının kapsamında bulunan 43. sınıftaki “Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Hayvan bakım evleri hizmetleri.” üzerindeki hak sahipliği dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, davacının, davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarından önceki tarihli olan markalarının kapsamında yer alan “geçici konaklama hizmetlerinin” otelcilik hizmetlerine karşılık geldiği, davalı şirketlerin faaliyetleri arasında yer alan otelcilikle ilgili faaliyetlerin, davacının 2012/072 71... /81464 tescil numaralı markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı, benzer veya ilişkilendirilebilecek olduğu, davalı şirketlerin, “...” ibaresini ön plana çıkararak davacı ile aynı faaliyet alanında markasal kullanımda bulundukları, basiretli tacir gibi davranması beklenen davalı şirketlerin, davacı şirketten ve iştigal alanından haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, davalı şirketlerin ticaret unvanında “...” ibaresinin kullanımının davacının marka hakkını ihlal ettiği ve ticaret unvanından terkin koşullarının oluştuğu, davacının Türkiye’de ticaret siciline usulüne uygun bir şekilde 24.01.2012 tarihinden beri tescil edilmiş bir ticaret unvanı bulunduğu, bu nedenle davacı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 52. maddesi hükmünden yararlanmasının mümkün olduğu, davacının TTK'nın 55/4. maddesi uyarınca da korunacağı, davalı şirketlerin ticaret unvanının, davacı tarafın tescilli “...” markasından sonra tescil edildiği ve ticaret unvanının karıştırılmaya neden olacak kadar benzer olduğu, davalıların belirtilen ibareyi markasal olarak ticari faaliyetlerinde kullandığı, tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu dikkate alındığında, davalı şirketlerin “...” ibaresini ticaret unvanında kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiği, davalıların ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini şartının, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak da oluştuğu, tecavüz nedeniyle emsal lisans bedelinin 218.627,55 TL olarak tespit edildiği, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü, ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 50.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı tarafların eylemlerinin davacı tarafın tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, ref'ine, davalı tarafın kullandığı her türlü ürün ve tanıtım vasıtası üzerindeki "..." ibaresinin silinmesine, bu mümkün olmadığı takdirde bu ürünlere el konulup imha edilmesine, maddi tazminat talebine ilişkin olarak 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Turizm Otelcilik A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Turizm Otelcilik A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı şirketlerin ticaret ünvanlarında yer alan “...” ibaresinin silinmesine ve terkin edilmesine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı davalılardan tahsil edilmek üzere ilan edilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davalı iflas halinde ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 156/3. maddesinde "Sınai Mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir" hükmüne yer verildiği, somut uyuşmazlıkta davacı tarafın tescilli marka hakkına dayandığı, o halde SMK'nın 156/3. maddesi gereğince davacı tarafın, kendi yerleşim yerinde, hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği, yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yerde dava açmakta seçimlik hakkının bulunduğu, davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden kullanımların internet üzerinden gerçekleştirildiği, dolayısıyla bu fiilin etkilerinin her yerde görüleceği için marka tecavüzü davasının da her yerde açılabileceği, bu nedenle SMK'nın 156/3. maddesi uyarınca davacının markaya tecavüz davasını Ankara'da açmasına yasal engel bulunmadığı, davalı şirketin yetki itirazının reddinde bir isabetsizlik olmadığı, istinaf kanun yoluna başvuran davalı şirket kullanımlarının, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, unvan terkini koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davalı iflas halinde ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı iflas halinde ... vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı iflas halinde ... vekilinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuş, davalılar ise kullanımlarının tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile getirilen özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlenmiştir. Davacı bu özel hükümlere de dayanmış olduğundan marka koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11.HD 14.03.2022 gün ve 2019/5189-1852 sayılı, yine 22.04.2021 gün ve 2021/89-3054 sayılı kararları) somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabete dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. 3.Dava dosyasının incelenmesinde; davalı ...'nin iflasına karar verildiği ve ...'nin 2020/42 İflas dosyası ile tasfiyeye başlandığı anlaşılmış olup müflis bu şirket yönünden İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların iflas masasına kayıt ve kabulüne şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı iflas halinde ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "ve haksız rekabette bulunduğunun" ibaresinin, (10) numaralı bendinde yer alan "ve haksız rekabet" ibaresinin çıkartılması (davalı iflas halinde ... yönünden) suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının (4) ve (5) numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak yerine (4) numaralı bent olarak "Maddi tazminat talebine ilişkin olarak 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, maddi tazminat talebine ilişkin olarak 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı iflas halinde ...'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne (müştereken ve müteselsilen)" ibarelerinin eklenmesi, (5) numaralı bent olarak "Manevi tazminat yönünden takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı iflas halinde ...'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne (müştereken ve müteselsilen)" ibarelerinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.01.2026 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Her ne kadar davalı ...'nin iflasına karar verilmiş ve ...'nin 2020/42 İflas dosyası ile tasfiyesine başlanılmış ise de, anılan iflas dosyasında iflas kararı ile ilgili basit tasfiye kararı verilmiş olup 2. alacaklılar toplantısı yapılmamıştır. Öte yandan dava konusu alacak/alacaklarla ile ilgili çekişmeli alacak olarak kaydedilip kaydedilmediği noktasında İlk Derece Mahkemesince yazılan müzekkereye verilen 06.10.2023 tarihli cevabi yazıda, davacı şirket ... Turistik Yatırımlar ve İşlet. Tic. A.Ş.'nin iflas masasına alacak kaydı talebi bulunmadığı bildirilmiş olup davacının müflisin masasından bir alacak talebi olmadığı, alacak talebi olmadığından kayıt kabul davası olamayacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun yukarıda yazılı (3) numaralı bent çerçevesinde İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.