11. Hukuk Dairesi 2009/4868 E. , 2010/11085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2008 tarih ve 2007/447-2008/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/4868 E. , 2010/11085 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2008 tarih ve 2007/447-2008/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılar ..., ... ve ...'nun kooperatif eski yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduğunu, davalı ...'ın ise kooperatifin kurucu üyesi, inşaatların fenni mesulü ve kooperatif inşaatlarını üstlenen ...Mim. Müh. Tic. Ltd. Şti.'nin temsilcisi olduğunu, eski yönetim kurulu tarafından 15.01.2005 tarihine kadar müteahhit firmaya usulsüz, açık hesap ödemeleriyle ve denetimsiz fazla ödemeler yapıldığını, inşaatlardaki malzemelerin kalitesiz, çürük, sakat ve ayıplı olduğunu, bu suretle kooperatifin zarara uğradığını bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL. tazminatın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, davanın kooperatif denetçileri tarafından açılmadığını, genel kurul yanlış bilgilendirildiği için 2004 yılı yönetim kurulunun ibra edilmediğini, tazminatla sorumlu olmadıklarını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin 10.05.2003 tarihine kadar kooperatif inşaatlarının proje ve fenni sorumluluk işlerini yürüttüğünü, bu tarihte Söke 2. Noterliği aracılığıyla görevinin bittiğini davacı kooperatife ve Söke Belediye Başkanlığı'na bildirdiğini, bu tarihten sonra kooperatif inşaatları ile ilişkisinin kalmadığını, usulsüzlük yapmadığını, iddiaları kabul etmediklerini, müvekkilinin hissedarı olduğu ...Mim. Müh. Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasında karşılıklı olarak alacak ve tazminat davaları olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını bildirerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., inşaatların kesin hesabı ve kabulünün yapılmadığını, iddiaları kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkeme, iddia ve savunma ile tüm delilleri değerlendirerek, davacı kooperatif lehine Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/194 esas, 2008/158 karar sayılı dosyasında 5000 TL. maddi tazminatın ...Mim. Müh. Tic. Ltd. Şti.'den tahsiline karar verildiği, davacı tarafça bu rakamın dışında davalılar tarafından ne şekilde kooperatife zarar verildiği ve ne zaman meydana geldiğine ilişkin delil sunulmadığı, böylece davacının davasını ispatlayamadığı belirtilerek davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili kararı temyiz etmiştir. 1- Dava, 2004 yılı için ibra edilmeyen kooperatif yönetim kurulu başkan ve üyelerinin kooperatifi zarar uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasının görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 98'inci maddesinin yollamasıyla TTK'nun 341'inci maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması prosedürüne bağlıdır. Ancak, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmaz. Bu halde, mahkemece, davacı tarafa, HUMK'nun 39 ve 40'ıncı maddeleri uyarınca, dava açılması yönünde genel kurulda izin alınmasının ve denetçilerin muvafakatı ve vekaletnamesinin ibrazı için önel verilmesi, bu usuli işlemler yerine getirildikten sonra davaya devam edilmesi gerekir. Somut olayda, dava açılması yönünde genel kurulda karar alınmasına rağmen, yeni yönetimce verilen vekaletnameye istinaden dava açılmıştır. O halde, mahkemece, davacı vekiline denetçilerin davaya muvafakatleri ve onlar tarafından verilmiş vekaletname ibrazı için süre verilip, dava koşulu sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi (davalı yönetim kurulu başkan ve üyeleri için) gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- Kabule göre de; davalılar arasından farklı sebeplere dayalı sorumluluk (BK. 51) bulunmaktadır. Mahkemece, davacı tarafa zararının nelerden ibaret olduğu ve hangi yıla ilişkin olarak oluştuğunun açık ve net bir şekilde açıklattırılması gerekir. Bundan sonra, tarafları ve hukuki sebebi farklı olan fakat güçlü delil oluşturabilecek nitelikteki Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/194 esas, 2008/158 karar sayılı dosyasının sonucu beklenerek, bu dosya ile karşılaştırma yapılıp ve davacının iddialarına yönelik araştırma yapılarak ayrıntılı bilirkişi raporu alınıp, davacıya mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye mahal vermeden sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken buna uyulmaması ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı vekili yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.