İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/11/2021 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:30/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:03/11/2025 Dairemizin yukarıdaki esas numarasında kayıtlı bulunan davanın Türk Milleti adına yapılıp bitirilen istinaf ön incelemesi sonunda; G E R E K Ç E Taraflar arasında görülen trafik kazasına bağlı araç hasarından kaynaklanan maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda; İlk der…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/11/2021 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazası Kaynaklı) KARAR TARİHİ:30/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:03/11/2025 Dairemizin yukarıdaki esas numarasında kayıtlı bulunan davanın Türk Milleti adına yapılıp bitirilen istinaf ön incelemesi sonunda; G E R E K Ç E Taraflar arasında görülen trafik kazasına bağlı araç hasarından kaynaklanan maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda; İlk derece mahkemesinin 28/06/2019 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile 8.000,00 TL araç zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (davalı sigorta şirketi poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) fazlaya ilişkin talebin reddine, 245,00 TL araç mahrumiyet zararının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ispatlanamayan yurt dışına dönüş masrafı talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı her iki davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 12/01/2021 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalıların istinaf talepleri kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen 02/11/2021 gün ve ... esas, ... sayılı kararla; 2.597,90 TL araç zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (davalı sigorta şirketi poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) fazlaya ilişkin talebin reddine, 350,00 TL araç mahrumiyet zararının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ispatlanamayan yurt dışına dönüş masrafı talebinin reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin ilk kararına karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmadığından davacı; dava nedeniyle araç hasarına ilişkin 8.000,00 TL, araç mahrumiyet zararına ilişkin 245,00 TL olmak üzere toplam 8.245,00 TL tazminat alacağı olduğunu benimsemiştir. Bu karara göre davacının davalı sigorta şirketinden 8.000,00 TL, davalı ...'dan 8.245,00 TL tazminat alacağı bulunmaktadır. Verilecek ikinci kararda davacının zararı bu miktarı aşamayacaktır. İlk derece mahkemesinin ikinci kararı ile 2.597,90 TL araç hasarının her iki davalıdan, 350,00 TL (usuli kazanılmış hak aşılmak suretiyle ilk karardan daha fazlasına) araç mahrumiyet zararının davalı ...'dan tahsiline karar vermiştir. Bu ikinci karar ile, ilk karar ile hüküm altına alınan 8.000,00 TL araç hasarından 5.402,10 TL kısmı reddedilmiş olmaktadır. Bu şekilde istinafa konu edilen uyuşmazlık konusu değer 5.402,10 TL'dir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 342 inci maddesinin 2 inci fıkrası gereğince; miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. 02/12/2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6763 Sayılı Kanunun 44 üncü maddesi ile 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ek madde 1 eklenmiştir. Bu madde; (1) Aynı yasanın 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.” hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesi karar tarihinde bu hükümler yürürlüktedir. İlk derece mahkemesince dava dosyası Dairemize gönderildikten sonra; 14/11/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7531 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesi ile HMK'nın ek 1 inci maddesine eklenen 3 üncü fıkrası; "İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde, yine 7531 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 6 ıncı fıkrası; "Bu Kanunla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır. Üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Dairemizce karar verilmeden önce 04/06/2025 gün ve 32920 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7550 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası; “(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” şeklinde değiştirilmiş ve bu maddenin 3 üncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı yasanın 21 inci maddesi gereğince bu yasal değişiklik kanunun yayım tarihi olan 04/06/2025 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Bu yasa değişikliği ile yasa yolu başvuru sınırı, hüküm tarihindeki miktardan, davanın açıldığı tarihteki miktara indirgenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/05/2018 gün ve ... esas, ... karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; usul hukuku alanında geçerli olan temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise usul hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olmasıdır. Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken diğer bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığıdır. Çünkü bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse tamamlanmış işlem geçerli olarak kalır. Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış ise yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Nitekim 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın “zaman bakımından uygulanma” başlığını taşıyan 448. maddesi; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır.” hükmünü içermektedir. Bu nedenle somut uyuşmazlığa uygulanacak hükümlerin belirlenmesi için uyuşmazlığa konu işlemin “tamamlanmış usul işlemi” niteliğinde olup olmadığı hususuna da değinilmelidir. Belirtilmelidir ki dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi, ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bir davayı bütün olarak değerlendirip, bu konuda yeni kanunun etkili olup olmayacağı söylenemez. Yargılama sırasında yapılan bir usul işlemi ve kesiti tamamlanmış ise artık yeni kanun o usul işlemi hakkında etkili olmayacak dolayısıyla da uygulanmayacaktır. Eğer bir usul işlemi, yargılama sırasında yapılmaya başlanıp tamamlandıktan sonra yeni bir usul kuralı yürürlüğe girerse söz konusu işlem geçerliliğini korur. Başka bir deyişle, tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden (veya kanunundan) etkilenmez. Somut olayda ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle HMK'nın 342 inci maddesinin 2 inci fıkrası ve ek 1 inci maddenin 2 inci fıkrası dikkate alındığında miktar veya değeri 5.880,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Dolayısıyla karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kabul ve ret kararı o tarih itibariyle kesin olup, bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması mümkün değildir. İlk derece mahkemesince kararda istinaf yoluna başvurma hakkının açık tutulmuş olması, ilgili tarafa istinaf yasa yolu başvuru hakkı vermez. Karar tarihi itibariyle kararın miktar yönüyle kesin olduğuna dair usuli işlem tamamlanmış olduğundan, sonradan istinaf başvurusu sınırının dava tarihinde miktara göre belirlenmesi gerektiğine dair yasal değişikliğin usuli işlemin geriye yürüyemeyeceğine dair ilke dikkate alındığında maddi olaya uygulanma imkanı bulunmaktadır. Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerden dolayı ilk derece mahkemesince reddedilen ve istinaf incelemesine konu olan 5.402,10 TL tutar, karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kalması nedeniyle davacının yaptığı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 Sayılı HMK.'nun 341/2 maddesi gereğince miktar yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin yaptığı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK.'nun 341/2 maddeleri gereğince miktar yönünden REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 80,70 TL istinaf karar harcının talebi halinde iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avanslarının ilgililere iadesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 30/10/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. ...