6. Ceza Dairesi 2009/16782 E. , 2012/21178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanıklar ... ve ... yönünden kurulan hükmün incelenmesinde; Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanıklar hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinde
**6. Ceza Dairesi 2009/16782 E. , 2012/21178 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I- Sanıklar ... ve ... yönünden kurulan hükmün incelenmesinde; Kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanıklar hakkında hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede; 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1-son. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, kamu kurumu niteliğindeki okula şahsi çeviklikle girip müdür yardımcısı odasının kapısını da kırdıktan sonra hırsızlık yaptıklarının ve okul müdürünün şikayetçi olduğunun anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-a maddesinde belirtilen hırsızlık suçu yanın da ayrıca kamu malına zarar verme ve birden fazla kişiyle işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden de uygulama yapılması gerektiği gözetilmediği gibi, koşulları bulunmadığı halde TCK’nın 145. maddesinin uygulanması suretiyle sanıkların cezasından indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla hükümlülüğün yasal sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin uygulanması sırasında yoksunluk kararı verilen hak ve sürelerin açıkca gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından; 5237 sayılı TCY’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “Kasten işlemiş oldukları suçtan, hapis cezalarıyla mahkûmiyetlerinin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum oldukları hapis cezalarından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına,” tümcesinin eklenmesi suretiyle, eleştiriler dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Sanık ... yönünden kurulan hükmün incelenmesine gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, 1-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak, lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/1-son. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, sanıkların, kamu kurumu niteliğindeki okula şahsi çeviklikle girip müdür yardımcısı odasının kapısını da kırdıktan sonra hırsızlık yaptıklarının ve okul müdürünün şikayetçi olduğunun anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı Yasanın 142/1-a maddesinde belirtilen hırsızlık suçu yanın da ayrıca kamu malına zarar verme ve birden fazla kişiyle işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden de uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması, 3-5237 sayılı TCY’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleri, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlamak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek yazılı biçimde uygulama yapılması, 4- Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla hükümlülüğün yasal sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 53/1.maddesinin uygulanması sırasında yoksunluk kararı verilen hak ve sürelerin açıkca gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5- Hüküm tarihinden sonra 08.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 5728 sayılı Yasanın Geçici madde: 1/1.fıkrası yollamasıyla, aynı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nın 231/5-14. fıkraları gereği sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 21/11/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.