7. Hukuk Dairesi 2013/8701 E. , 2013/15841 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara ,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki ben…
**7. Hukuk Dairesi 2013/8701 E. , 2013/15841 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara ,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin 26.12.2007-08.04.2009 tarihleri arasında dava dışı ... Ot. San. ve Tic. A.Ş'de, 09.04.2009-31.08.2009 tarihleri arasında ise davalı şirkette sigortalı olarak çalıştığını, dava dışı şirket ile davalı şirket arasında bağlantı bulunduğunu, son ücretinin aylık net 800,00 TL olduğunu, yemek ve servis haklarının bulunduğunu, davacının hafta içi 08.00-18.00 ve Cumartesi günü de 08.00-13.00 saatleri arasında çalıştığını, sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden gösterildiğini, fazla mesaisinin kanunun öngördüğü şekilde ücretlendirilmediğini, ücretlerinin sürekli geç ödendiğini ve en son 7 aylık ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş akdinin davacı tarafından 31.08.2009 tarihinde ihtarname keşide etmek suretiyle haklı nedenle feshedildiğini, ancak davalı işverence taleplerinin kabul edilmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile ödenmeyen fazla çalışma ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 09.04.2009 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, en son aylık ücretinin asgari ücret olduğunu, davacının önceki çalışmalarının dava dışı ... Ot. San. ve Tic. A.Ş.'de geçtiğini, dava dışı ... Ot. San. ve Tic. A.Ş. ile müvekkili şirket arasında hukuki, fiili, organik bağın bulunmadığını, dava dışı şirketin iflasına karar verildiğini, iş yerinde fazla mesai uygulamasının bulunmadığını ve davacının çalışması karşılığında hak ettiği tüm işçilik alacaklarını aldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki iş akdinin fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça haklı nedene dayalı olarak feshedildiği, davacının fazla çalışma ücretinin ödenmediği, talebe konu ücret alacağının ise davacı beyanına göre davalı işverence ödendiği kanaatiyle ücret alacağına ilişkin istemin reddine kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık talebe konu ücret alacağının davalı tarafça ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur. Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir. Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. 4857 sayılı Yasa'nın 32 nci maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli koşulların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır. Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Somut olayda; davacı taraf son 7 aylık ücretinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı taraf ise davacının çalıştığı süre içindeki tüm haklarının ödendiğini savunmuş, ancak dosyaya talebe konu ücret alacağının ödendiğini gösterir banka makbuzu, davacı işçinin imzasını taşıyan ücret bordrosu veya başkaca ödeme belgesi sunmamıştır. Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından ... beyanında aylıkların ödenmediğini, özellikle son iki yıl boyunca aylık sadece 50,00 TL ödeme yapıldığını ,bakiye kısımların ise ödenmediğini belirtmiştir. Davacı asil 01.10.2012 tarihli duruşmada kendisine en son 2009 yılı Ağustos ayında ücret ödendiğini, bu aydan sonra ise çıktığı tarihe kadar ücret ödenmediğini, daha fazla dayanacak gücü kalmadığından işten çıkmak zorunda kaldığını, ancak işyerinden ayrıldığı tarihi şu anda hatırlamadığını, işten ayrılma tarihinin kış sonrası yaz aylarına denk geldiğini, en son ücretinin ödendiği Ağustos ayından önce Nisan veya Mayıs gibi Denizbanktan nasılsa ücretlerinin ödendiği, kredi borcunu ödeyebileceği düşüncesiyle araba almak için kredi çektiğini, ancak henüz bu kredi tutarını harcamadığını, Ağustos ayından sonra ücret ödemeleri yapılmayınca bu çektiği krediden evini geçindirmeye çalıştığını ve krediyi 2009 yılı Nisan veya Mayıs ayında çektiğine ... olduğunu, krediyi çektikten sonraki birkaç ay ücret ödemelerinin düzenli yapıldığını, krediyi çektiğinden sonraki Ağustos ayında da ödeme yapıldıktan sonraki aylarda ücretlerinin ödenmediğini beyan etmiştir. Davacı vekili 16.01.2013 havale tarihli beyan dilekçesinde davacının hizmet süresinin SGK kayıtlarında belirli olduğu, davacı asilin ilk defa mahkemeye çıkması nedeniyle işten ayrılış ve son defa ücret aldığı ay ile ilgili olarak sehven yanlış bilgiler verdiğini ileri sürmüş, ekli makbuzun incelenmesinde Denizbank A.Ş. Bursa Yıldırım Şubesi tarafından tanzim edilen 11.01.2008 işlem tarihli ve 4.200,00 TL işlem tutarlı banka dekontunun otomatik taksitli kredi kullandırımına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, kısmi ücret alacağına ilişkin bir kısım ücretlerin ödenmediği tanık beyanları ile de desteklenen davacının ilgili bankadan taksitli kredi kullandığı tarihle ücret alacağına ilişkin dönem arasındaki çelişkili durumun gerekçe kabul edilerek ödemeyi yazılı belge ile ispatla yükümlü olan davalı işverenin bu hususu yazılı belge ile ispat edemediği göz ardı edilerek ücret alacağına ilişkin istemin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.