T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1272 Esas KARAR NO : 2025/2128 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2023/832 Esas - 2024/306 Karar TARİH: 23/05/2024 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1272 Esas KARAR NO : 2025/2128 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2023/832 Esas - 2024/306 Karar TARİH: 23/05/2024 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Taşımacılık Ve Spor Tesisleri işletmeciliği Dış Ticaret Ltd.Şti.'nin ... Petrolcülük A.Ş ile araç tanıma sistemi ile motorin satın alma anlaşması bulunduğunu, müvekkili şirket ... ile anlaşmalı olarak halk otobüsü çalıştırdığını, bu nedenle tüm motorin ihtiyacını tüm araçları için araç tanıma sistemi ile ... Petrolcülük A.Ş den karşıladığını, aralarında Otobil Müşteri Sözleşmesi bulunduğunu, davacı müvekkiline ait ... plakalı çift katlı araca 08/08/2018 ... Petrolcülük A.Ş nin Sultangazi /istanbul şubesinden yakıt almış ve içinde 60-80 arası yolcu ile 20-25 km yol gittikten sonra yanlış yakıt dolumu yapılmış olması sebebi ile yolda arızalandığını, servise götürüldüğünde ... Petrolcülük A.Ş tarafından motorin yerine benzin depoya konulduğu için aracın arızalandığının söylendiğini, gerekli araştırmayı yapan müvekkilinin ... Benzin istasyonundan motorin deposuna aracı firma ... Turizm Yatırımları A.Ş. tarafından motorin yerine benzin boşaltılmış olduğu için o istasyondan yakıt alan birçok araçla birlikte müvekkilinin de aracına yanlış yakıt dolumu yapıldığını öğrendiğini, bu nedenle yalnız müvekkiline ait araç değil birçok araç bu nedenle arızalandığını, davacı tarafa ait ... plakalı araç 60-80 yolcu ile ve yaklaşık 20-25 km yanlış yakıt ile gitmesi nedeni ile hasar büyük olmuş tüm motor ve bağlı aksamların hasaflandığını, durumun dertıal davalı firma yetkililerine bildirildiğini, aracın yetkili servise çekildiğini, araç tamir eden yerin vermiş olduğu tüm teklifler mail ortamında davalıya iletilmiş araya bayram tatillerinin girmesi ile araç tam 23 gün tamir servisinde kaldığını, yanlış dolum nedeni ile araçta oluşan hasar tamir olmuş 137.386,22 TL olarak faturalanan bu tamir gideri müvekkili tarafından ödendiğini, araç 23 gün çalışamamış araçta iş kaybı-kazanç kaybt oluştuğunu, araç çalışamadığı için ortak havuz sisteminden aracın çalışamadığı her gün için ceza ödemek zorunda kalındığını, kazanç kaybına ilişkin emsal günlük kazanç ekte olduğunu, tamir bedeli, kazanç kaybı ve ödenen ceza tazminatlarıyla müvekkilinin zararının katlanarak arttığını, ... zararı karşılayacağını söylemiş ...'in istediği yerde ve yetkili serviste araç tamire verilmiş tamir teklifi ...' ede mail olarak bildirilmiş olduğunu, ancak sonradan davalı keyfi nedenlerle depomuza benzin yerine mazotu boşaltan ...-... Turizm Yatırımları A.Ş ödesin size demiş ne yönlendirdiği firma ne kendisi ödemek istemediğinde arabuluculuk sürecine başvurulmuş ancak bu süreçte de anlaşmaya varılmamış olduğunu, araç sisteme otomotik tanımlı olduğundan istense dahi araca yanlış yakıt doldurulamayacağını, ancak ... yakıt dolumu yapan motorin deposuna benzin boşalttığı için ... plakalı araç dahil aynı depo ve istasyondan yakıt alan araçlar arızalanmış olduğunu beyan ile, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracının tamir bedeli olan 137.386.22TL zarar tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davacının hasar nedeni ile 23 gün aracın çalışmamasından kaynakla zararı nedeni ile şimdilik 1000TL nin zarar tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini, davacının hasar nedeni ile 23 gün aracın çalışmamasından kaynaklı havuz sistemine ödemek zorunda olunan ceza ödemesinin şimdilik 100TL' nin zarar tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile arasında otobil müşteri sözleşmesi bulunduğunu, ... plakalı aracına 08.08.2018 günü yakıt aldıktan sonra bir süre gittiğini, daha sonra aracın arızalandığını, serviste araca motorin yerine benzin konulması sebebiyle arızanın yaşandığının söylendiğini, istasyondaki motorin deposuna dava dışı ... ...-... Turizm Yatırımları A.Ş. tarafından benzin boşaltılmış olduğunu öğrendiğini, bu nedenle tüm motor ve bağlı aksamların hasar gördüğünü, zararının ne ... Turizm ne de ... tarafından giderilmediğini iddia ederek tazminat talebinde bulunmuş olduğunu, davaya konu edilen olay ile ilgili müvekkiline husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde açıkça İkrar edildiği üzere, davacı yan iddia ettiği zarara ... ...-... Turizm Yatırımları A.Ş'nin kusurlu davranışının sebep olduğunu, istasyondaki motorin tankına dava dışı şirket tarafından benzin konulduğunu beyan ettiğini bu nedenle davanın dava dışı ... ... - ... Turizm Yatırımları AŞ'ye ihbar edilmesi gerektiğini beyan ile, dava dilekçesinde müvekkili şirkete yöneltilen herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı gibi dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirkete yüklenebilecek bir kusur da bulunmadığından davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan reddini, haksız ve yersiz davanın esastan da reddini, yargılama giderinin ve avukatlık ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/05/2024 tarih ve 2023/832 Esas - 2024/306 Karar sayılı kararında; "Dava, adam kullanan ve çalışma yardımcısının eylemi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında; davacı şirkete ait aracın dizel olduğu ve yakıt ikmali için 08/08/2018 tarihinde davalı akaryakıt istasyonuna geldiği, istasyon görevlisi tarafından araca benzin ikmali yapıldığı, kısa bir süre sonucunda aracın arızalandığı/hasarlandığı, davalı tarafından araca yanlış yakıt ikmali yapıldığı hususu çekişmesizdir. Tarafların tüm delilleri toplanmış, konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle rapor alınmıştır. Mahkememizin 2019/832 esas ve 2021/228 karar sayılı kararı ile;" 1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-137.386,22TL'nin olay tarihi olan 08/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3-22.372,42TL'nin dava tarihi olan 18/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE," şeklinde karar verildiği, mezkur karara karşı davalı vekilince istinafa başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/1075 esas ve 2023/1737 karar sayılı ilamı ile; "6100 Sayılı HMK'nun 266. maddesi uyarınca, mahkemece çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerin mevcudiyeti nedeniyle bilirkişi raporu alınmasından sonra, raporun hüküm kurmaya elverişli olmaması veya yeterince açık olmaması sebebiyle denetlenememesi ya da tarafların rapora itiraz etmeleri halinde HMK'nın 281. maddesi uyarınca bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi aracılığıyla incelemenin tekrarlanması mümkün olup, somut dosyada davalının faturada yer alan yedek parça değişikliği ve işçilik kalemlerinin bazılarının yanlış yakıt dolumu ile ilgisi bulunmadığına, diğer ifade ile gerçek hasar tutarına, rayiç değerin hatalı belirlendiğine, davacı kar kaybı nedeniyle uğradığı zararın tazmini talep etmesine rağmen, bilirkişilerin maliyetleri göz önünde bulundurmaksızın hakediş faturalarının ortalamasını esas aldığına, fatura bedelinin davacı tarafından ödenip ödenmediğinin tespit edilmediğine yönelik somut ve ciddi itirazlarını karşılar şekilde mahkeme ve kanun yolu denetimine açık ek rapor alınması gerekirken, davalı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile reddedilmesi ve itirazların gerekçe de de karşılanmaması yerinde olmamış, davalı vekilinin rapora karşı itirazları karşılanmaksızın hüküm tesis edildiği yönündeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur." şeklindeki gerekçelerle mahkememiz kararının bozulduğu anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/1075 esas ve 2023/1737 karar sayılı bozma ilamı sonrası dosyanın mahkememizin 2023/832 esasına kaydedildiği, tensiben dosyanın bozma öncesi raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile mezkur Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki tenkitler nazara alınarak rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, heyet tarafından 20/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunu dosyaya sunduğu, sabık raporda bozma öncesi kök rapora karşı yapılan itirazların karşılandığı, bozma öncesi kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin değişmediği ancak davalı vekili tarafından bozma sonrası alınan 20/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna karşı da önceki itirazlara benzer mahiyette yeniden itirazda bulunulduğu, hak kaybına sebebiyet verilmemesi amacıyla bu defa bilirkişi heyeti genişletilerek davalı vekilinin itirazların karşılanması için ikinci ek rapor aldırıldığı, aldırılan 21/04/2024 tarihli ikinci ek rapor incelendiğinde bozma öncesi rapor ve bozma sonrası raporlar ile uyumlu rapor tanzim edildiği, davalının ileri sürdüğü itirazların karşılandığı anlaşılmakla dosyaya sunulan raporlar esas alınarak hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.Her ne kadar bilirkişi heyeti Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/10/2018 tarih, 2015/13811 esas ve 2018/9512 karar sayılı ilamını nazara alarak % 50 tenzilat yaparak zarar tutarının 68.693,11 TL olarak tespit etmiş ise de bilirkişi heyetinin ilgili gösterdiği mezkur yargıtay kararının somut olay ile ilişkisinin bulunmadığı zira Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/35321 esas ve 2015/33536 karar sayılı ilamında yanlış yakıt ikmali sonucu açılan davada yerel mahkemenin tenzilat hükmünü ; " 3 yaşında bulunan araca yanlış yakıt konulmasından dolayı motorun aşınan yıpranan parçalarının fabrikasyon orjinalleri ile değiştirilmesi/yenilenmesi nedeniyle değişen parça tutarından %25 eskime payı indirimi yapılmış ise de; davalıların kusuru ile meydana gelen hasarın sağlıklı bir şekilde giderilmesi için yapılacak tüm masrafların herhangi bir tenzile tabi tutulmaksızın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekir." şeklindeki açıklamaları ile yerinde bulmadığı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/1075 esas ve 2023/1737 karar sayılı bozma ilamında daha önceden bu yönde hüküm kurulan karara karşı her hangi bir tenkid getirilmediği anlaşıldığından davalının kusuru ile meydana gelen hasarın sağlıklı bir şekilde giderilmesi için yapılacak tüm masrafların herhangi bir tenzile tabi tutulmaksızın önceki kararda olduğu gibi davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kabul edilen maddi olgulara ve delillere dayanan, ilmi ve objektif olan, denetime elverişli bulunan bozma öncesi ve bozma sonrası bilirkişi raporları mahkememizce de kabul edilerek hükme esas alınmış; Buna göre, davacının 08/08/2018 tarihinde davalı firmanın ismi altında işlettilen petrol istasyondan yakıt aldığı, motorin deposuna yanlışlıkla benzin boşaltılmasından kaynaklı verilen yakıtın dizel yerine benzin olduğu ve bu nedenle de aracında zarar oluştuğunun sabit olduğu, kusurun tamamının davalı tarafa ait olduğu, davacının zararının tamamının davalı tarafından istenebileceği, davacının motor arızası beyan ederek çalışmadığı 15 güne ilişkin herhangi bir yaptırım ya da ceza uygulandığını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-137.386,22TL'nin olay tarihi olan 08/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 3-22.372,42TL'nin dava tarihi olan 18/05/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4-Fazlaya ilişkin talebin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı ... PETROLCÜLÜK A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... PETROLCÜLÜK A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği zarara ihbar olunan şirketin kusurlu davranışının sebep olduğunu; davacıya müvekkili şirket istasyonundan standart dışı, bozuk yahut kalitesiz bir yakıt verilmediğini; yine aynı şekilde benzin yerine motorin ya da motorin yerine benzin verilmiş olmasının da söz konusu olmadığını; davacının motorin kullanılan aracına motorin tankından dolum yapıldığı hususunda şüphe bulunmamakta olduğunu; dolayısıyla her ne kadar müvekkili şirkete husumet yöneltilerek dava açılmışsa da müvekkile, müvekkilin bayisine veya bayi çalışanına sorumluluk yüklenemeyeceğinin aşikar olduğunu; bu nedenle dava dava dışı ... Turizm Yatırımları A.Ş’ye ihbar edildiğini, davacının da huzurdaki davada iddiasının, ihbar olunan şirket tarafından motorin tankına motorin dolumu yapılması gerektiği halde, şirketin kusurlu davranışı neticesinde benzin konulduğu olduğunu; müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve müvekkile kusur yüklenemeyeceğinden husumet de yöneltilemeyeceğini; Haksız fiil iddiasıyla açılan maddi tazminat talepli davada müvekkili şirketin kusuru bulunmadığı gibi herhangi bir fiili de söz konusu olmadığını; haksız fiili düzenleyen BK 49. maddesinde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” düzenlemesi yer almakta olduğunu; davacı tarafından da kusurun ihbar olunan şirkete yüklendiği arabuluculuk görüşmelerinin de yine bu yine şirket ile yürütülmüş olması ile de sabit olduğunu; müvekkili şirketin ise ne bir fiili ne de kusuru bulunmamakta olduğunu; dolayısıyla illiyet bağı da söz konusu olmadığını; bu nedenle de müvekkili hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacı tarafından belirsiz alacak davası açılmış olmakla iddia olunan alacağın belirli olması nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini;Hükme esas alınan bilirkişi raporu açıkça hukuka aykırı olduğu halde rapora yapmış oldukları itirazların değerlendirilmediğini, eksik ve hatalı rapor doğrultusunda hatalı bir hüküm verildiğini, mahkemece hükme esas alınan 30.11.2020 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli olmayıp eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelere dayalı olup her ne kadar önceki ilamın kaldırılmasına dair istinaf kararı uyarınca ek rapor alınmış olsa da; alınan ek raporda söz konusu hatalı değerlendirmelerde ısrar edilmekle şimdiki kararın da hatalı ek rapora dayanılarak verildiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu mail görüşmelerinden görüleceği üzere davacıya derhal konunun takip edileceği bildirildiği halde davacının kendi kendine onarımı yaptırdığını belirtilerek fahiş ve mesnetsiz talepler ileri sürdüğünü; dolayısıyla hasarın giderilmesi için davacının gerçekçi bir adım atmadığı ve adata krizi fırsata çevirmek maksadıyla hareket ettiğini; davacı tarafın basiretli bir tacir olarak yapması gereken "ekspertiz raporu" alma işini dahi yapmadığını; dolayısıyla davaya konu araç görülerek ve araç üzerinde inceleme yapılarak alınmış bir rapor dahi olmadığını, Yerel Mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını, hatta ve hatta bilirkişi raporunda uygulanan kıymet tenzilinin de yerinde olmadığı belirtilerek kıymet tenzili uygulanmaksızın hüküm kurulduğunu; davacı tarafın iddia ettiği hasar sebebiyle meydana gelen 137.386,22-TL tutarlı ödemeyi yaptığını ispat edemediğini; fatura bedelini kabul anlamına gelmemekle birlikte bu fatura bedeli şayet davacı tarafça karşılanmışsa yapılan ödemeye ilişkin belgenin dosyaya sunulmasının şart olduğunu; davacı tarafın hasara ilişkin yaptığını öne sürdüğü ödeme belgelerini süresinde dosyaya ibraz etmemesine rağmen Yerel Mahkemece sanki bu paranın gerçekten de ödendiği ispat olunmuş gibi somut gerçek ve ispat külfeti gözardı edilerek verilen karar açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yerel Mahkemece, yukarıda da yer verilen dosyada mübrez bilirkişi raporundaki Yargıtay kararının yerinde olmaması sebebiyle kıymet tenzili yapılmadan hüküm kurulmuş olmasının da son derece hatalı olduğunu; dava konusu aracın 11 yaşında, 1 milyon KM'nin üzerinde bir araç olup aracın eskimiş ve hasarlı olan parçalarının orijinal ve yeni parçalarla değiştiğini; bilirkişi raporunda dava konusu aracın hasar tarihindeki yaşı (11 yıl), teknik özellikleri, KM'si (hasardan yaklaşık 3 ay önce 1.138,489 olduğu), geçmiş hasar kayıtları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı yoğun çalışan Özel Halk Otobüsü oluşu, hasarın yine yoğun çalışan motor ve bağlantılarında oluşu ile orjinal parçalarla layığıyla tamir edilmesi nedeniyle %50 oranında indirim yapıldığı halde Yerel Mahkemece '"Her ne kadar bilirkişi heyeti Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/10/2018 tarih, 2015/13811 esas ve 2018/9512 karar sayılı ilamını nazara alarak %50 tenzilat yaparak zarar tutarının 68.693,11 TL olarak tespit etmiş ise de bilirkişi heyetinin ilgili gösterdiği mezkur yargıtay kararının somut olay ile ilişkisinin bulunmadığı'' denilerek hataya düşüldüğünü, bilirkişi raporunda belirtilmiş olan Yargıtay kararının; tam da huzurdaki davada olduğu gibi davacının kusursuz olduğunu iddia ettiği araçta oluşan maddi hasara ilişkin olduğunu; dolayısıyla huzurdaki dava için uygulama alanı bulabilecek bir emsal karar olduğu hususunda şüphe olmadığını, kıymet kazanma tenzili oluşması sebebiyle onarım bedelinde indirim yapılması gerektiğin Yargıtay'ın yerleşik kanaati olduğunu; ayrıca bilirkişi tarafından kıymet tenzili belirlenirken dikkate alınan hususları kabul etmekle birlikte, bu hususların yanı sıra dava konusu aracın satış değeri ile araçta meydana gelen hasar tutarı arasındaki orantının da dikkate alınması gerektiğini; bilirkişi tarafından belirlenen hasar tutarı ve araç piyasa değerini kabul anlamına gelmemek üzere bu doğrultuda dahi, araç hasar tutarının neredeyse araç piyasa bedeli kadar olduğunu; bu sebeple tenzilat oranının daha yüksek belirlenmesi gerektiğini; her halükarda Yerel Mahkemece hatalı bir gerekçe ile tenzilat uygulamadan tazminata hükmedilmesinin açık bir biçimde davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, gerekçeli kararda emsal olarak gösterilen karardaki aracın 3 yaşında olduğu ve sadece %25 eskime payı olduğunun görülmekte olduğunu; somut olayda ise aracın 11 yaşında olup 1 milyon km'nin üzerinde yol yapması sebebiyle %25 eskime payını kat ve kat aşmış durumda olduğunu; bu nedenle Yerel Mahkemece kıymet tenzilinin yapılmamasına gerekçe gösterilen Yargıtay kararındaki aracın yaşı ve eskime payı somut olayla uyumlu olmayıp Yerel Mahkemenin bu gerekçesi yerinde olmadığını; hasara konu aracın yaşı, teknik özellikleri, km'si, geçmiş hasar kayıtları ve sair özellikleri dikkate alındığında araçtaki parçaların yenisiyle değişmesi sebebiyle araçta değer artışı olacağı açık olup bu değer artışı dikkate alınmaksızın hasar bedeline hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu (T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/24664 E. 2015/3863 K.),Aracın rayiç değerinin de hatalı belirlendiğini; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu otobüsün piyasa değeri olarak; hasar tarihindeki kasko değeri dikkate alınmış (190.000-TL), devamında aracın teknik özellikleri, km değeri (hasardan yaklaşık 3 ay önce 1.138,489 olduğu), geçmiş hasar kayıtları (kayıtlı hasar 15 adet), serbest piyasada tercih edilebilirlik durumu dikkate alınarak serbest piyasa koşullarında rayiç değerinin 170.000,00-TL civarında olduğu kanaatinin belirtildiğini; bu belirlemenin de yerinde olmadığını; piyasa koşulları ve ilgili aracın hasar görmesi, pert olması ihtimaline binaen kasko değerinin araç değerinin üstünde belirlendiğini; bu sebeple aracın piyasa değerinin üzerinde olan kasko değerinin dikkate alınması yerinde olmadığını, bunun yanı sıra aracın teknik özellikleri, km değeri, geçmiş hasar kayıtları ve serbest piyasada tercih edilebilirlik durumuna göre belirlenen değerde düşüm yapılmışsa da yapılan düşümün yalnızca 20.000,00-TL olmasının da hakkaniyete aykırı olup kabul edilebilir olmadığını; aracın KM'sinin oldukça yüksek olduğu ve 15 adet hasar geçmişinin bulunduğunu; araç hasar bilgileri incelendiğinde yalnızca hasar tutarı toplamı yaklaşık 20.000-TL olup bu tutarlar da hasarın meydana geldiği tarihe göre dikkate alınmakta olduğunu; örneğin 2014 yılından meydana gelen çarpışma sebebiyle araçta meydana gelen hasar tutarı 12.773,70-TL olarak belirtildiğini ancak bu tutarın 2014'ten 2018'e kadar oluşan enflasyon ve araç değerlerindeki değişim dikkate alındığında artış göstereceğini; bu hususlar dikkate alınmaksızın çok düşük bir düşüm yapılmasının hatalı olduğunu, Bilirkişi raporunda onarım fiyatları ile hasar kalemlerine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının talebine ilişkin faturada belirtilen hasar kalemlerinin yalnızca yerinde olduğunun belirtildiğini, onarım fiyatlarına ilişkin ise herhangi bir belirlemede bulunulmadığını ancak rahatlıkla anlaşılabileceği üzere yanlış akaryakıt dolumu sebebiyle oluşacak hasarların haricinde birçok alakasız ve yersiz onarım kalemleri mevcut olduğunu, davacı tarafın aslında yanlış akaryakıt dolumu ile ilgisi olmayan veya sirayet etmeyecek parçalara ilişkin onarım/parça bedellerini de faturaya eklettiğini; buna ilişkin bilirkişi raporuna itirazları arasında ayrıntılı olarak beyanda bulunulmuşsa da alınan ek raporda yapılan bu husustaki hatalı değerlendirmede ısrarcı olunması sonucunda bu hatalı bilirkişi değerlendirmesi esas alınarak hüküm tesis edildiğinden davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde neticeye gidildiğini; faturada yer alan "Alt Takım Conta, Yağ Soğutucu, Eksantrik Yatağı, Turboşarj, Mekanik İşçilik ve Reftefiye İşçilik, Silindir Kapağı" onarım/parça bedelleri gibi fatura içeriğinde yanlış akaryakıt dolumu ile ilgisi olmayan daha bir çok kalem mevcut olduğunu, osyaya sunulu "Eksper Raporu"nun 4. sayfasında, faturada hasara ilişkin yapılan onarım kalemlerine ilişkin tek tek açıklama yapıldığını; Eksper raporunda ayrıca; "ERBABİ firmasının onarım talebi ile tarafımızın değerlendirmesi arasında çok yüksek fark çıktığı için ilgili firma ile mutabakat imkanı olmamıştır. Tabloda görülen hesaplamamız evrak üstü inceleme ile yapıldığı için olası hesaplama sapmaları için tedbiren 5.000-TL daha ERBABİ firması lehine masraf eklemesi yapılarak hasarın maliyetinin 18.385,30-TL+KDV hesaplanabileceği muhataplara bildirilmiş ancak mutabakat sağlanamamıştır." denilerek, davacı taraf ile mutabakat sağlanamadığının belirtildiğini, her onarım kalemi ayrı ayrı düşünüldüğünde kimi kalemlerin yakıt karışımı ile ilişkilendirilemeyecek olduğu, kimi kalemlerin miktarları, kimi kalemlerin de birim fiyatı üzerinde uyuşmazlık olduğunun görülmekte olduğunu; yakıt kaynaklı olmayan parçalar ve işçilikler faturadan çıkartılmaksızın hazırlanan rapora göre hüküm verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olmakla karar bu nedenle de kaldırılması gerektiğini,Yine ihbar olunan şirket tarafından dosyaya sunulan eksper raporunda bahsedildiği üzere, hasara konu otobüsün değer tespit amacı ile yapılan araştırmada aynı model aracın muadilinin pazarlıksız 115.000-tl bedelle satış ilanı olduğu tespit edilmiş olmakla aynı marka ve modelde bir aracın satış fiyatının çok daha üstünde tamir bedeli hesaplanmasının ne akla mantığa ne de hakkaniyete uygun olmadığını, Aracın serviste kaldığı sürenin hatalı belirlendiğini; davacı tarafın davaya konu aracın tam 23 gün tamir servisinde kaldığını iddia etmekteyse de dosyaya celp edilen İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün cevap yazısında dava konusu aracın sadece 08.08.2018-22.08.2018 tarihleri arasında çalışmadığının belirtildiğini; dava açıldığı tarihte aracın onarımının zaten tamamlandığını ve tamirde kalan süresi açıkça belli olmasına rağmen, afaki ve mesnetsiz taleplerle aracın 23 gün serviste kaldığının iddia edilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu; gelen cevap yazısına göre aracın 15 gün çalışmadığını; aracın çalışmaması, aracın serviste kaldığına ilişkin bir veri de olmadığını, bilirkişi tarafından davacının beyanından bağımsız ve objetiktif bir biçimde dava konusu aracın meydana gelen hasar sebebiyle serviste kalması gereken muhtemel gün sayısının belirlenmesi gerekirken, yalnızca cevap yazısına bağlı kalınarak çalışılmayan gün sayısı aracın serviste kalan süresiymiş gibi değerlendirme yapıldığını; objektif ve bağımsız bir biçimde aracın salt serviste tamir için geçireceği süre hesaplanmadan tazminat ödenmesine hükmedilmiş olması açıkça haksız ve hukuka aykırı olup karar bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, Bilirkişi tarafından aracın günlük hak edişinin hatalı belirlendiğini ve kazanç kaybı hesaplamasının hatalı yapıldığını; hükme esas alınan raporda dava konusu aracın 2018/Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos hak ediş faturalarına göre ortalama alınarak günlük hak ediş hesaplaması yapıldığını; ortalama günlük hakediş belirlenirken geçmiş 3 ayın da hesaba dahil edilmesinin anlaşılabilir olmadığını; hesaplama yapılırken aracın 01.08.2018-07.08.2018 ve 23.08.2018-31.08.2018 tarihleri arasındaki çalışmaya göre günlük hak edişinin 809,81-TL ise, şayet araç hasar görmeyerek tam ay çalışmış olsa idi ne kadar hak edişi olacağı orantı yapılarak rahatlıkla tespit olunabilecekken hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut tarih aralığı göz ardı edilmek suretiyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ayrıca bu belirlemede sadece "davacının elde ettiği kar"a dikkat edilmesi gerekirken fatura değerlerinin göz önünde bulundurulmasının da hatalı olduğunu, aracın günlük ortalama km'si tespit edilerek yakıt gideri, aracı sürecek şoför için yapılacak günlük yevmiye ve/veya maaş ücreti, aracın günlük ortalama km'si nazarında araçta oluşacak değer kaybı ve aracın kullanılması sebebiyle meydana gelecek her türlü masraf ve ödemelerin mevcut faturalardan mahsubunun yapılması gerekmekte iken bilirkişi tarafından bunun gözardı edilmesinin, hatalı ve eksik bir rapora sebebiyet verdiğini; taraflarınca rapora bu açık hata nedeniyle de itiraz edilmişse de yukarıda defaatle belirtildiği üzere mahkemece itirazları gidermeye yarayacak bir ek rapor alınmadan hatalı rapor doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, netice olarak ortalama belirlenen gün hak edişe göre aracın serviste kaldığı süreye tekabül eden kazanç kaybı belirlemesi tek başına yeterli olmayıp yapılan ve yapılması muhtemel masrafların bu bedelden mahsubu şart olduğunu; bilirkişi tarafından mahsubun yapılmaması ve Mahkemece ek rapor dahi alınmadan hatalı hazırlanan rapora binaen hüküm kurulması sebepleriyle de kararın kaldırılması gerektiğini; aksi halde davacının sebepsiz zenginleşmesinin doğacağını, Gerekçeli karar incelendiğinde sürücünün kusursuz olduğu sonucuna varıldığı görülmekteyse de bu tespit hayatın olağan akışına ve somut gerçekliğe aykırı olduğunu; Yerel Mahkemece aracın yaşının 11 oluşu ve km'sinin 1 milyonun üzerinde olması sebep gösterilerek sürücü mantığa aykırı gerekçelerle kusursuz bulunduğunu; böyle bir ifadenin kabulü halinde 10 yaşının üzerinde ve km'si yüksek tüm araçların karışabileceği kazalarda aracı kullanan sürücülerin kusursuz kabul edilmesi gerekecektir ki böylesi bir kabulün akla, mantığa aykırı olduğunu; davacı dilekçesinde aracın yakıt aldıktan sonra 20-25 km yol kat ettiğini ve daha sonra arızalandığını belirttiğini; halbuki yanlış akaryakıtın depoya girmesinde itibaren (deponun hacmi ve içerisindeki yakıt miktarı dikkate alınarak) en fazla 5-10 km yol kat edebileceği, bu sırada araçta ortalama bir otobüs sürücüsünün fark edebileceği düzeyde motorda çekiş düşüklüğü, motordan hırıltı ve tekleme gibi hissedilebilir derecede belirtilerin oluşacağının bilinmekte olduğunu, zarar görenin TBK md.52 kapsamında zarar verenin yükümlülüğünü arttırmama ödevi mevcut olup somut olayda zarar görenin aracı uygun bir şekilde durdurmayarak, motordan gelen tepkilere kayıtsız kalarak, motoru daha fazla zorlaması neticesinde hasar daha fazla büyütüldüğünü; bu sebeple müterafik kusur söz konusu olup tazminata hükmedilirken müterafik kusur sebebiyle indirime gidilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, (T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2020/5923 K. 2021/1100 T. 8.2.2021),Yerel Mahkemece davacı yan defterlerinin irdelenmesinde hataya düşüldüğünü, yargılama sırasında celp edilmesi ve araştırılması gereken hususlar eksik bırakıldığını; hükme esas bilirkişi raporunun "b. Kanuni defter kayıtları yönünden inceleme" başlıklı maddesinde davacı yanın sabit kaytlarında bulunan davaya konu aracın 25.12.2018 tarihinde ...'e satılmış olduğunun belirlendiğini, ancak raporun "IV.Gelir Kaybı Yönünden Değerlendirme" başlıklı maddesinde İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nden gelen cevap yazısında aracın 22.05.2019 tarihinde ...e devredildiğinin bildirildiğinin söylendiğini, aracın akıbetine ilişkin belirsizlik olmakla birlikte, davacı defter kayıtlarının da gerçeği yansıtmadığına ilişkin şüphe uyanmakta olduğunu; üstelik aracın ne kadara devrolduğunun tespiti huzurdaki dava açısından önemli olduğunu; şatışı gerçekleşen dava konusu aracın satış tarihi ve değerinin tespit edilerek değerlendirilmesi gerekirken, bu hususun araştırılmamasının da kararı hatalı kılmakta olduğunu, İleri sürerek belirtilen nedenler ve re’sen dikkate alınacak diğer sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın öncelikle usulden, aksi halde husumet yokluğundan, bunun da kabul görmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ayıplı akaryakıt satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 2019/832 esas, 2021/228 karar sayılı ve 04/03/2021 tarihli karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu dairemizin 2021/1075 esas, 2023/1737 karar sayılı ve 08/11/2023 tarihli ilamı ile kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, ilk derece mahkemesince kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece kaldırma ilamı sonrası dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdii ile davalı itirazlarını karşılar ek rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından kaldırma ilamı öncesinde alınan kök ve ek bilirkişi raporlarındaki kanaatin değişmediği belirtilmiş, bu kez mahkemece heyete bir makine yüksek mühendisi eklenerek yeniden ek rapor tanzimine karar verilmiş, düzenlenen bu son ek rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalının husumetinin bulunmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, onarım faturasının ödendiğinin ispat olunamadığı, araç rayiç değerinin doğru tespit edilmediği, aracın onarımda kaldığı süresnin hatalı tespit edildiği, onarım faturasında yer alan ve yanlış yakıt dolumu ile ilgisi bulunmayan kalemlere ilişkin itirazlarının kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda karşılanmadığı, hakediş ortalamasının yanlış hesaplandığı maliyetlerin düşülmediği, kaldırma ilamı sonrası alınan ek raporda da aynı hesap tekrar edilerek maliyetler düşülmeden kazanç kaynı hesaplandığı, davacının şoförünün kusurunun dikkate alınmadığı, aracın yaşı ve önceki hasar kayıtları dikkate alındığında kıymet kazanma tenzili yapılması gerekirken yapılmadığı yönündedir.Dairemizin 2021/1075 esas, 2023/1737 karar sayılı ve 08/11/2023 tarihli ilamı ile "somut dosyada davalının faturada yer alan yedek parça değişikliği ve işçilik kalemlerinin bazılarının yanlış yakıt dolumu ile ilgisi bulunmadığına, diğer ifade ile gerçek hasar tutarına, rayiç değerin hatalı belirlendiğine, davacı kar kaybı nedeniyle uğradığı zararın tazmini talep etmesine rağmen, bilirkişilerin maliyetleri göz önünde bulundurmaksızın hakediş faturalarının ortalamasını esas aldığına, fatura bedelinin davacı tarafından ödenip ödenmediğinin tespit edilmediğine yönelik somut ve ciddi itirazlarını karşılar şekilde mahkeme ve kanun yolu denetimine açık ek rapor alınması gerekirken, davalı itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile reddedilmesi ve itirazların gerekçe de de karşılanmaması yerinde olmamış, davalı vekilinin rapora karşı itirazları karşılanmaksızın hüküm tesis edildiği yönündeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur." gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin önceki kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece kaldırma ilamı sonrası alınan son ek raporda; dava dışı ... Araçlar Şirketi'nden celbedilen servis kayıtlarına ve faturaya göre, dava konusu araçta gerçekleştirilen onarıma ilişkin 137.386,22-TL bedelli faturaya konu kalemlerin her birinin, araca yanlış yakıt dolumu nedeniyle meydana gelen arızanın giderilmesi için gerekli olup olmadıklarına yönelik olarak, itiraza uğrayan kaldırma öncesi kök rapora atıf yapılmakla yetinilmiş olup, mahkemece kaldırma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Dava konusu araç rayiç değerinin hasar tarihi itibariyle 170.000,00-TL olduğu da nazara alındığında, bilirkişi heyetince 137.386,22-TL tutarlı faturaya konu her bir kalemin yanlış akaryakıt dolumu ile ilgisi bulunup bulunmadığının davalı itirazlarını karşılayacak ve mahkeme ile kanun yolu denetimine açık şekilde tek tek değerlendirilmesi, yine anılan faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığının ve ödenip ödenmediğinin mali bilirkişi tarafından tespit edilmesi, buna göre davacının gerçek zararının belirlenmesi gerekirken, kaldırma ilamı gerekleri yerine getirilmeksizin itiraza uğrayan kaldırma ilamı öncesi kök rapora atıfla yetinen son ek rapora dayalı hüküm kurulması isabetsiz olmuş, davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma ilamı doğrultusunda ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2024 tarih ve 2023/832 Esas ve 2024/306 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.