11. Hukuk Dairesi 2024/2457 E. , 2025/1216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/227 Esas, 2024/152 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI :2020/602 E., 2022/462 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı -karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilek
**11. Hukuk Dairesi 2024/2457 E. , 2025/1216 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/227 Esas, 2024/152 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ereğli(Konya) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI :2020/602 E., 2022/462 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı -karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA VE KARŞI DAVAYA CEVAP Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davacının ''...'' markasını ilk kullanan, ona belli bir ayırt edicilik, tanınmışlık kazandıran ve gerçek hak sahibi olan taraf olduğunu, önceki kuşaklarla birlikte markanın 40 yılı aşkın süredir tescilsiz olarak kullanıldığını, markanın kötüniyetli olarak davalı tarafından tescil edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek 2020/11588 numaralı ''...'' ibareli markanın davacıya hükmen devredilmesine karar verilmesini, bu mümkün değilse markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek sicilden terkin edilmesine karar verilmesini talep etmiş; karşı davaya cevabında ise karşı davanın reddini istemiştir. II. CEVAP VE KARŞI DAVA Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; ''...'' ibaresinin davalı adına tescil edildiğini, dava konusu markanın babasının göbek adı olduğunu ve bu markayı babasının maruf hale getirdiğini iddia ettiğini, bu durumda hükümsüzlük davasını davacının değil babasının açabileceğini, davalının bir süre davacının kiracısı olduğunu, buna rağmen davalının, davacının tescilsiz markasını bilmediğini, bu durumda davacının dava konusu markayı maruf hale getirdiğinin söylenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığını, tatlıcı ibaresinin genel bir tanım ibaresi olduğunu, Atilla'nın ise yaygın bir isim olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava olarak ise davacı-karşı davalının ''...'' adı altında yürüttüğü faaliyetlerinin durdurularak resmi kurumlara yapmış olduğu tüm başvurulara ilişkin kayıtlardan ''...'' ibaresinin terkinine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve babası adına kayıtlı fatura, iş yeri açılış ruhsatı, oda kaydı, gıda üretim izin belgesi, ... Bakkallar ve Bayiler Odası tarafından düzenlenen kapasite raporu, üyelik belgesi ve sosyal medya paylaşımlarından, davacının 2003 yılından itibaren "..." markasını kullandığı, davalı/karşı davacının "..." markasına ilişkin marka tescili ve davacı/karşı davalıya keşide ettiği ihtarname haricinde başka bir dayanağı bulunmadığı, davalı/karşı davacının kötüniyetli olarak davacı/karşı davalı tarafından kullanılan markayı kendi adına tescil ettirdiği gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2020/11588 sayılı, "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilinden terkinine, karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı-karşı davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, kötüniyet ve tescilsiz markaya, üstün/öncelik hakkına dayalı davalı adına tescilli 2020/11588 sayılı, "..." ibareli markanın hükmen devri, mümkün olmadığı takdirde markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, hükümsüzlüğü istenen davalı markasının başvurusunda kötü niyet bulunup bulunmadığı, davacının bu işaret üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında öncelik/üstün hakkının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Karşı dava ise, davalı-karşı davacı adına tescilli 2020/11588 sayılı, "..." ibareli markaya yapılan tecavüzün önlenmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacının tescilsiz kullanımlarının, dava konusu davalı adına tescilli markaya tecavüz teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Asıl davaya yönelik temyiz itirazları bakımından; 6765 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7. maddesinde, marka tescilinden doğan hakların münhasıran marka sahibine ait olacağı belirtilmekle birlikte, aynı Kanun'un 6/3 maddesi uyarınca önceye dayalı tescilsiz bir işareti markasal kullananların itirazı üzerine marka başvurusunun reddedileceği ve yine SMK'nın 6/9. hükmü uyarınca da kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği belirtilmiştir. SMK'nın 25/1. maddesinde ise SMK'nın 6. maddesinde sayılan bu hallerin mevcut olması durumunda mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlenmiştir. SMK'nın 6/3. maddesi gereğince önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği gibi, bu durumun hükümsüzlüğe etkisi de ancak fiilen kullanılan mal veya hizmetler yönünden olacaktır. Nitekim Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (24.01.2023 tarih ve 2021/8688 E., 2023/495 K. sayılı ilamı) Yine SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetli marka başvurusu, hak sahibi olunmadığı bilinmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde başvuru yapılması durumunda söz konusu olacaktır (Ozan Can, Türk Hukukunda Kötüniyetli Marka Başvuru ve Tescilinde İptal ve Hükümsüzlüğün Kapsamı Üzerine Düşünceler, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2015, Cilt:1, Sayı:1, s.51). Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı). Somut olayda davacı, dava konusu işaretin tescilsiz kullanımına dayalı olarak, davalıya karşı ikame ettiği işbu davada markanın hükümsüzlüğünü istemiş, delil olarak da işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı, gıda üretim izin belgesi, işletmesine ait bir takım kayıt belgeleri, işletme adının "..." olarak senelerdir kullanıldığını gösterir fotoğraflar, "tatlı" emtiasının satışına ilişkin faturalar ve kayıtlara dayanmıştır. Dairemiz uygulamalarında bir işaretin başkası tarafından tescilsiz marka olarak kullanılması ile bir başkasının tescilli markasının aynısının bir başkası tarafından tescil edilmesi, tek başına kötüniyet olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla, davalının, davacının markasal olarak tescilsiz kullandığı "..." işaretinin aynısını marka olarak adına tescil ettirmiş olması, tek başına, marka başvurusunu kötüniyetle yaptığını göstermez. Zira marka başvurusunda kötüniyetin oluşabilmesi için, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve 2008/501 E., 2008/507 K. ve 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-25 E., 2021/778 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere markayı kullanma amacı olmadığı halde rakiplerinin kullanımını engelleme, şantaj ve yedekleme yapma gibi hallerden birinin bulunması gerekmektedir. Somut olayda ise, marka tescilinde kötüniyet oluşturabilecek bir hal bulunmadığı anlaşılmaktadır. O nedenle, marka tescil başvurusunda kötüniyet bulunduğunun kabulü doğru olmamıştır. Somut olayda, davacı tarafından sunulan delillerin içeriği "tatlı" satışına ilişkin davalı adına tescil edilmiş ve hükümsüzlüğü istenen "..." ibareli marka ise 30, 35 ve 43. sınıflar kapsamında tescillidir. Mahkemece, davacının işareti markasal kullandığı mal ve hizmetlerde önceliği/üstün hakkı olduğunun kabul edilmesi ve davacının fiili olarak kullandığı bu mal-hizmetler yönünden davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmakla birlikte, davacının kullanımı kapsamında olmayan mal ve hizmetler yönünden davalının kötü niyetli olduğu kabul edilerek davanın tümden kabulü ile tüm mal ve hizmetler yönünden de markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Şu halde Mahkemece yapılacak iş, hükümsüzlüğü istenen davalı markasının 30, 35 ve 43. sınıflarda tescilli olduğu gözetilerek, davacı şirketin fiili iştigal alanı belirlendikten sonra, iki marka uzmanı ve bir sektör bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle, davacının dayandığı "..." ibaresinin markasal kullanıldığı mal veya hizmetlerin tespiti ve markasal kullanımın tespiti halinde sadece kullanımı tespit edilen mal veya hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı vermekten ibaret iken, anılan hususlarda araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 2.Yapılacak bu araştırma sonucunda markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin verilecek karara göre markaya tecavüz istemli karşı davanın değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu nedenle davalı-karşı davacının asıl dava ve karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.