T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1205 KARAR NO:2025/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/03/2022 NUMARASI:2021/136 Esas - 2022/177 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Sigorta primi alacağından kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1205 KARAR NO:2025/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/03/2022 NUMARASI:2021/136 Esas - 2022/177 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Sigorta primi alacağından kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin gerçek ve tüzel kişilere sigorta işlemlerinde aracılık yapan bir sigorta acentesi olduğunu, davalı borçlunun 6 adet aracına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi yaptırmış olduğunu, trafik sigortalarına ilişkin poliçe tutarlarının poliçenin başlangıç tarihleri itibariyle muaccel olduğunu, borcun varlığının trafik sigortası poliçeleri ile sabit olduğunu, poliçe borçlarının zamanında ödenmemesi nedeniyle 01.10.2020 tarihinde Beşiktaş ...Noterliğinin... yevmiye numarası ile davalıya ihtarname gönderildiğini, anılan ihtarnamenin 02.10.2020 tarihinde muhataba tebliğ edildiğini, poliçe tutarlarının ödenmemesi nedeniyle, borçlu aleyhine ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz etttiğini, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğun zorunlu olması nedeniyle görüşmeler yapılmış ise de 2021/7092 arabuluculuk dosya numarası ile yürütülen süreçte anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı borçlunun, ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçelerinden doğan alacak konulu ilamsız icra takibinde bulunmuş olduğunu, takibe karşı yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, davacı tarafın yapmış olduğu takip ve açmış olduğu davanın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davacı yana defaten müvekkili şirkete ait araçların sigorta poliçe işlemlerinin yaptırıldığını, sigorta şirketlerinin kredi kartı olmaksızın ve nakit ödeme almaksızın poliçe işlemlerini başlatmadığını, dava konusu ödenmediği iddia edilen ... - ... -... - ...- ... - ... plakalı araçların poliçe bedelleri ödemelerinin yapılıp yapılmadığının sigorta şirketlerinden sorulması gerektiğini, müvekkili şirketin tüm ödemelerini nakden ve defaten eksiksiz yerine getirmiş olduğunu, dava konusu araçların poliçelerinin süresinin devam ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde tutulan cari hesap sonucu müvekkilinin şirket kayıtlarında ödemeler yapılmış olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına da iş bu ödemelerin işlendiğini, müvekkili şirket kayıtlarında belirtilenler dışında herhangi bir kayıt mevcut olmayıp davacı yana borcun söz konusu olmadığını, davacı yan ile 2019-2020 yılları içerisinde ticari ilişkide bulunulmuş olduğunu, cari hesap ekstrelerinin dilekçe ekinde mevcut olduğunu, tarafların ticari defter ve belgelerinde yapılacak incelemede müvekkili şirketin davacı yana borçlu olmadığının tespit edileceğini, alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirir nitelikte olduğunu, davacı yanın tüm bu ödemelere ve tahsilatlara rağmen kötüniyetli ve haksız olarak mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını savunarak, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davanın, davalıya ait araçlar için düzenlenen karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçelerinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, alacağın 6 adet poliçe bedelinden oluştuğu, davalı cevap dilekçesinde poliçeleri kabul etse de poliçe bedellerini ödediğini, davacıya borcu bulunmadığını savunduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye dayalı olmaksızın 2020 yılı içinde sürdürüldüğü görülen hizmet alımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında, davacı şirketçe davalı şirkete ait araçlar için ... poliçelerinin düzenlenerek ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kaydedildikleri, dava konusu poliçelerin düzenlendiğinin davalının kabulünde olduğu, ancak davalının poliçe bedellerini nakit olarak ödediğini savunduğu, mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, yapılan inceleme ile davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defter kayıtları itibarıyla, davalı şirketten poliçe alacağına dayalı 19.678,37 TL alacağının bulunduğu, davalı şirketin defterlerine göre ise davalının davacıya 4,57 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları her ne kadar açılış ve kapanışları yapılmış ve usulüne uygun görünse de davalının kabulünde olan dava konusu poliçelerin ve yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin bir kaydın defterlerinde olmadığı, dolayısıyla HMK 222 maddesi uyarınca davalının defterlerinin lehine değil aleyhine delil olacağı, davalının davacı şirketin lehine delil olabilme niteliğini taşıyan usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının aksini ispat edemediği, HMK 222 maddesi uyarınca davacının ticari defterlerindeki kayıtların hükme esas alınması gerektiği, davalı borcu ödediğini iddia ettiğinden ispat yükünün davalıya düştüğü, ödeme savunmasında bulunan davalının borcu ödediğine dair iddiasını herhangi bir ödeme makbuzu, dekont vs ibraz ederek ispat edemediği, davacının davalıya gönderdiği ihtarnamenin 02.10.2020 tarihinde tebliğ olduğu, davalıya ödeme için 10 gün süre verildiği, ödeme yapılmaması ile davalının 12.10.2020 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından davacının 388,31 TL işlemiş faiz talep edebileceği, alacak likit olmakla davacının icra inkar tazminatında haklı olduğu anlaşıldığından davalının ...Sayılı dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptaline, takibin 19.678,33 TL asıl alacak, 388,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.066,64 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine dair..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 19.678,33 TL asıl alacak ve 388,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.066,64 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan 20.066,64 TL'nin % 20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu ödenmemiş olduğu iddia edilen..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı sayıla araçlar için yapılan poliçe kapsamında sigorta şirketlerinden ödemelerinin yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, müvekkili şirketin tüm ödemelerini nakden ve defaten eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu araçların poliçelerinin süresinin devam ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde tutulan cari hesap sonucu müvekkili şirket kayıtlarında ödemeler yapıldığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına bu ödemelerin işlendiğini, davacının tüm ödemelere ve tahsilatlara rağmen kötü niyetli ve haksız olarak mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını, bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterlerine göre 6 adet poliçe ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığını, davacıya 4,57 TL tutarında borcunun bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre ise davalıdan 19.682,95 TL tutarında alacağının bulunduğunun düzenlendiğini, ZMSS sigortası genel şartlarının C.1.maddesinde sigorta ücretinin ödenmesinin düzenlendiğini, sigorta ücretinin tamamının sözleşme yapılır yapılmaz poliçenin teslimi karşılığında peşinen ödeneceğini ancak tarafların sigorta priminin en az 4/1 poliçenin teslimi karşılığında peşin olma koşuluyla taksitler hâlinde ödenmesinin kabul edebileceklerini, ticari ilişki çerçevesinde davacı tarafa defaten müvekkili şirkete ait araçların sigorta poliçe işlemlerinin yaptırıldığını, bilindiği üzere sigorta şirketlerinin kredi kartı olmaksızın ve nakit ödeme almaksızın poliçe işlemlerini başlatmadıklarını, ödenmemiş olduğu iddia edilen plakalı araçların poliçe kapsamında sigorta şirketlerinden ödemelerinin yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, müvekkili şirketin tüm ödemelerini nakden ve defaten eksiksiz yerine getirdiğini, eksik inceleme neticesinde yeterli araştırma yapılmaksızın verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, sigorta pirim alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalı şirkete ait araçlara davacı acentenin aracılığı ile ... poliçelerinin yapılmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı acentenin sigorta poliçeleri kapsamında davalı sigortalıdan poliçe prim alacağının olup olmadığı, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olup olmadığı ile venilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı şirket tarafından davalı sigortalı şirkete ait ...,... plakalı araçlar için ... Sigorta adına ... sigorta poliçesi düzenlendiği, sigortalının ..., ..., ..., ... plakalı araçlar için ise... Sigorta AŞ adına ... poliçelerinin düzenlenmiş olduğu, poliçelerin başlangıç tarihinin 2020 Mayıs ayı, bitiş tarihlerinin 2021 yılı Mayıs ayı ve Haziran ayı olduğu, davacı tarafça davalı şirket hakkında ... nolu dosyasında 28.12.2020 tarihinde 6 adet araç sigorta poliçesinden doğan prim alacağının tahsili için toplam 20.080,38 TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz ettiği, davacının İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde arabuluculuk başvurusu sonrasında iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibraz etmeleri ve ilgili delillerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 6 adet sigorta poliçesinin düzenlendiği, davalının bu poliçelerin varlığını kabul ettiği, davacı ile davalının geçmişe dayanan ticari ilişkilerinin olduğu, primlerinin ödenmediği iddia edilen 6 adet poliçenin toplam brüt priminin 19.678.37 TL olduğu, davaya konu dosyada mevcut belgelerden düzenlenen poliçelerin primlerinin kim tarafından ve ne şekilde ödenmiş olduğunun anlaşılamadığı, davacı tarafından poliçelerin tanzim edildiği sigorta şirketlerinden "... Sigorta ve... Sigorta" davacı tarafından tanzim edilerek primlerinin tahsil edilemediği iddia edilen poliçelerin ödeme makbuzlarının talep edilmesi, dava konusu poliçelerin primlerinin ödendiğini iddia eden davalının yapmış olduğu ödemeye ait dekont veya makbuz suretlerinin temini ve ibrazı gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekili rapora beyan dilekçesinde; müvekkili şirketin sigorta poliçelerini düzenlediğini, sigorta şirketi ile arasındaki acentelik sözleşmesine uygun olarak belirli vadelerde sigorta şirketlerine gerekli ödemeleri yaptığını, dosyadaki mevcut belgelerden düzenlenen poliçelerin kim tarafından ne şekilde ödenmiş olduğunu anlaşılamadığının bilirkişi raporunda belirtildiğini, sigorta şirketleri ile akdedilen acentelik sözleşmelerinde prim alacaklarının poliçe tanzim tarihlerinden itibaren belirli bir süre sonunda sigorta şirketine ödeneceğinin düzenlendiğini,... Sigorta ile akdedilen 30.06.2008 tarihli acentelik sözleşmesinin 18. maddesine göre bu hususun açıkça düzenlendiğini, davalının iddia ettiği üzere ödeme yapılmadan poliçe düzenlemesinin mümkün olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, poliçelere ilişkin ödemelerin sigorta acentesi olarak faaliyet gösteren müvekkili şirket tarafından yapıldığını, müvekkilinin ödemesini yaptığı prim borçlarını sigorta poliçesi düzenlemesine aracılık ettiği, sigortalılardan belirli vadelerle tahsil ettiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ve dava dışı sigorta şirketlerinin cevabı yazı örneklerini dosya içerisine ibraz etmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; raporun sonuç kısmında poliçe primlerinin kim tarafından ve ne şekilde ödenmiş olduğunun anlaşılamadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin tüm ödemelerini eksiksiz ve defaten yerine getirdiğini, müvekkili kayıtlarında ödemelerin yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, bilirkişi raporu ve davalının ödeme savunmasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.Sigortalı davalı, poliçeleri düzenleyen ise acente davacı şirkettir. Davacı şirket dava dışı... Sigorta ile ... Sigorta (Türkiye Sigorta) acentesi olarak ... sigorta poliçelerini düzenlemiştir. TTK'nın 1430. maddede sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleri üst başlığı altında prim ödeme borcu düzenlenmiştir. TTK'nın 1430/1 maddesinde, sigorta ettirenin sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu konuda taraflar arasında herhangi uyuşmazlık mevcut değildir. Ancak TTK hükümleri kapsamında davacı acentenin düzenlemiş olduğu poliçeler kapsamında prim alacağına yönelik dava hakkının olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekecektir. Gerekçede davacı acentenin dava açma yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirilmeye rastlanılmamıştır.Davacının dava dışı sigorta şirketlerinin acentesi olarak hareket ettiği ve takip konusu poliçeleri sigorta şirketleri adına sigorta acentesi olarak düzenlemiş olduğu konularında herhangi bir ihtilaf mevcut değildir. TTK'nın 102. maddesi uyarınca, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Buna göre, bir tacir, başka bir tacir ile yukarıda belirtilen şekilde bir bağlantısı olmaksızın, işletmeye ilişkin sözleşmelere aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kişi acente olarak tanımlanmıştır.TTK'nın 105.maddesinde; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Sıfat, dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkiye göre belirlenir. Sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Somut olayda sigorta poliçesini düzenleyen davacı acentedir.Dosyaya ibraz edilen dava dışı... Sigorta AŞ'nin 02.02.2022 tarihli cevabı yazısında, takibe konu edilen prim alacaklarına ilişkin davacı şirket tarafından davalı sigortalı adına düzenlenen ...,...,... ve... numaralı trafik poliçelerine ait taraflarına ödenmemiş prim borcunun bulunmadığı ilgili poliçe primlerinin davacı... Acenteliği AŞ tarafından ödendiği belirtilmiştir. Dava dışı ... Sigorta (... Sigorta) Aş'nin 11.01.2022 tarihli cevabı yazısında ise sigorta poliçelerine ait herhangi bir borç bakiyesinin bulunmadığı, poliçeler için davacı acente tarafından tüm ödemelerin zamanında eksiksiz olarak yapıldığı belirtilerek poliçe numaraları ile araç plakaları bildirilmiştir. Bu durumda davacı tarafın, dava dışı sigorta şirketine karşı acentelik yapmış olduğu poliçeler kapsamında ödemesi gereken prim bedellerini ödeyerek acente olarak kendi edimini yerine getirmiş olduğu anlaşılmaktadır. Poliçe kapsamında sigorta primlerini tam olarak ödemeyen davalıya karşı davacının aktif husumet ehliyeti mevcuttur. İş bu davada, adına poliçe düzenlenen davalı sigortalı tarafça muhatabı davacıya ödeme iddiasının kanıtlanması gerekmektedir.Davalı sigortalı tarafından, sigorta poliçeleri kabul edilmiş olmasına rağmen poliçe primlerinin ödendiğine dair dosyaya herhangi bir makbuz yahut başkaca bir belge ibraz edilmediği gibi davalının ticari defter ve kayıtlarında davalının kabulünde olan 6 adet sigorta poliçesi ile ilgili ilgili herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Ödeme savunması ile ispat külfeti üzerine geçen davalı tarafça ödeme iddiası ispat edilemediğinden, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.028,07 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.