İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, davalı tarafa, iplik alım avansı olarak ... Şubesi'nin ... nolu 18/01/2019 tarihli 50.000-USD, ... nolu 15/02/2019 tarihli 30.000-USD, ... nolu 22/02/2019 tarihli 75.000-USD, ... nolu 15/03/2019 tarihli 80.000-USD, ... nolu 22/03/2019 tarihli 80.000-USD ve ... nolu 18/01/2019 tarihl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/36 KARAR NO : 2026/606 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/10/2022 NUMARASI : 2022/57 Esas - 2022/960 Karar DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 18/01/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/04/2026 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA : Davacı vekili, davalı tarafa, iplik alım avansı olarak ... Şubesi'nin ... nolu 18/01/2019 tarihli 50.000-USD, ... nolu 15/02/2019 tarihli 30.000-USD, ... nolu 22/02/2019 tarihli 75.000-USD, ... nolu 15/03/2019 tarihli 80.000-USD, ... nolu 22/03/2019 tarihli 80.000-USD ve ... nolu 18/01/2019 tarihli 200.000-TL bedelli çeklerin verildiğini, ancak davalı tarafça ipliklerin önemli kısmının verilmediğini, bir kısmının da istenilen vasıfta olmadığını, talep edilmesine rağmen çeklerin iade edilmediğini ve çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürerek, davaya konu çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve çeklerin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, taraflar arasında süreklilik arz eden ticari ilişki kapsamında davacıya satılan iplikler karşılığında alınan çeklerin karşılıksız çıktığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacının müvekkiline sürekli borçlu olduğunun tespit edileceğini ve çekler için icra ceza mahkemesine yapılan şikayeti uzatmak için davacının bu davayı açtığını belirterek, davanın reddine, HMKnın 329'maddesine göre davalının akdi vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına ve kötüniyetli davacıya disiplin para cezası uygulanmasına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, çeklerin taraflar arasındaki iplik satımına ilişkin sürekli ticari ilişki kapsamında davalıya verildiği ve karşılıksız çıktığı, tarafların birbirini teyit eden ticari defterlerinde davacının davalıya bu çekler haricinde dahi 4.805.366,52-TL borcu bulunduğunun belirlendiği, davacının çeklerin avans niteliğinde verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini ispat edemediği, davalıya dava tarihiyle borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, ipliklerin teslim edilmediği hususunun araştırılmadığını; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını; davada müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini değil kambiyo senedi olarak verdiği çeklerden dolayı kambiyo senedi nedeniyle borcu olmadığının tespitinin istenildiğini, ancak davanın genel bir menfi tespit davası gibi görüldüğünü, cari hesap borcu olmasının çekten borçlu olduğu anlamına gelmeyeceğini, çek verildiğinde davalıya borç bulunmadığını; delil listesinde "her türlü kanuni delail" denilerek yemin deliline dayanıldığını,mahkemenin yemin delilini hatırlatmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, avans olarak verildiği iddia edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve çeklerin iadesi istemine ilişkindir. TBK'nın 207. maddesi, "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Öte yandan çek, bağımsız borç ikrarını içerir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Somut olayda davacı, dava konusu çekleri davalıdan alacağı malların avansı olarak davalıya verdiğini, ancak davalı tarafından malların önemli kısmının teslim edilmediğini ve bir kısmının da istenen vasıfta olmadığını belirterek bedelsizliğe dayalı menfi tespit isteminde bulunmuştur. Davacı tarafından satım sözleşmesi vs. yazılı delil ibraz edilmemiştir. Taraflar arasında süregelen ticari ilişki davalının da kabulünde ise de, davacı çeklerin avans olarak verildiğini kanıtlayamamıştır. Davacı hangi malların teslim edilmediğini veya hangi malların istenilen vasıfta olmadığını ortaya koyamadığı gibi, bu hususta bir ihbar veya ihtar da sunmamıştır. Tarafların defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinde davalıya 4.805.366,52-TL borçlu olduğu, davalının defterlerine göre davacıdan 4.858.171,70-TL alacak bakiyesi tespit edilmiştir. Bu halde davacı, çekleri avans olarak verdiğini ispatlayamadığından,davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir (Yargıtay 11. HD'nin 2023/5144 esas, 2024/7033 karar sayılı, 02/10/2024 tarihli ilamı). Yargıtay İBGKnın 03/03/2017 tarihli 2015/2esas 2017/1 karar sayılı kararı ile yemin deliline açıkça dayanılması gerektiği, "her türlü delil" ibaresinin yemin deliline dayanıldığı anlamına gelmeyeceği içtihat edilmiştir. Dava dilekçesinde "her türlü kanuni delil" ibaresine yer verilmiş olup açıkça yemin deliline dayanılmadığı gibi konusu suç teşkil eden hususlarda (bedelsiz senedi kullanma suçu) yemin deliline başvurulamayacağı gözetildiğinde mahkemece davacıya yemin delilinin hatırlatılmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle,davanın reddine dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 18-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK'nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/04/2026