T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/516 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/11/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/294 E - 2022/583 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR T…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/516 (ESASTAN RET ) KARAR NO : 2025/1266 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/11/2022 ESAS-KARAR NO : 2021/294 E - 2022/583 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 23/10/2025 YAZILDIĞI TARİH : 03/11/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirerek davalıya ait istasyona kurumsal kimlik giydirmesi yapıldığını ve istasyonu satışa hazır hale getirdiklerini, ancak davalının satış taahhüdüne uymadığını, 2009–2014 yılları arasında 1.894 ton eksik ürün sattığını, eksik satılan ton başına 150,00,00 USD ceza ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının asgari satış taahhüdüne uymadığı gibi noter ihtarı ile bayilik sözleşmesini tek yanlı olarak feshettiğini, feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının iddia ettiği otomasyon sistemi zorunluluğunun EPDK kararı ile 30/06/2011 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceğini, ancak davalının bu tarihten önce sözleşmeyi feshettiğini beyanla şimdilik 5.000,00 USD ceza bedelinin ihtar tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, usulüne uygun davetiye tebliğine karşın süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılarak sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddi isteminde bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece 13/10/2016 Tarih, 2015/264 Esas ve 2016/670 Karar sayılı ilamıyla davalının feshinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 5.000,00 USD alacağın tahsiline karar verilmiş, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 22/03/2021 Tarih, 2018/379 Esas ve 2021/454 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle hüküm kaldırılmış, kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi raporu, dava dışı otomasyon kurumu yapacak firmalardan gelen müzekkere cevapları gözetildiğinde davacının 30/06/2011 tarihine kadar otomasyon sistemini kuramayacağı, davalının bu tarihten 3 gün önce 27/06/2011 tarihli fesih ihbarnamesinin davacıya 04/07/2011 tarihinde yani kurulumun yapılması için belirlenen son tarih olan 30/06/2011 tarihinden 4 gün sonra tebliğ edildiği, davacı tarafın 30/06/2011 tarihine kadar otomasyon sistemini kurmak iradesi olsaydı fesihten henüz haberdar olmadığı için harekete geçmesi, kurmuş olduğu ekiplerin davalının işlettiği akaryakıt istasyonuna gitmiş olmaları, davalının engellenmesi ile karşılaşılması halinde bunun tutanağa bağlanması gerektiği gibi, davacı tarafın bu yönde ispatı sağlayacak delil de sunmadığı gözetildiğinde EPDK tarafından belirlenen otomasyon sisteminin kurulması için tanınan son tarih olan 30/06/2011 tarihine kadar davacının yükümlülüğünde olan otomasyon sistemini kurmadığı, fesih tarihi ile sürenin son tarihi arasında kurma ihtimali ve iradesinin bulunmadığı, otomasyon sisteminin kurulmaması halinde EPDK'nın 29/06/2011 tarihli bilgi yazısında uygulanacağını bildirdiği idari para cezası ile davalının muhatap olacağı, akaryakıt satışı gerçekleştiremeyeceği ve bu haliyle davalı feshinin haklı olduğu, sözleşmeyi haklı olarak fesheden davalıdan cezai şart talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirme içerdiğini, 30/06/2011 tarihine kadar otomasyon sisteminin kurulmaması halinde bayi başına uygulanacak idari para cezası nedeniyle davalı bayi dahil tüm bayiler açısından otomasyon sisteminin kurulması için gerekli malzeme tedarik ve teçhizatın tedarik edildiğini, keşif işlemlerinin tamamlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda otomasyon sisteminin kurulumuna ilişkin tüm aşamaların 30/06/2011 tarihine kadar tamamlanıp tamamlanamayacağına ilişkin tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğunu, oysa tüm sürecin değil sadece kurulum, montaj ve devreye alma aşamalarının 30/06/2011 tarihine kadar yapılıp yapılamayacağının tespit edilmesi gerektiğini, otomasyon sistemi kurulumu yapan firmalardan gelen yazı cevaplarında otomasyon montaj, kurulum ve devreye alma işlemlerinin 30/06/2011 tarihine kadar tamamlanabileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin otomasyon kurulumuna ilişkin hiçbir işlem yapmadığı varsayımından hareketle rapor tanzim edildiğini, otomasyon sisteminin 30/06/2011 tarihine kadar kurulamayacağı yönünde kanaat oluşması halinde dahi davalının feshinin haklı olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalı yetkilisi aranılarak 27/06/2011 tarihinde otomasyon için yetkililerin geleceği yönünde bilgi verildiğini, davalı şirket yetkilisinin aynı tarih itibariyle fesih ihbarı gönderildiği yönünde bilgi verilmesi üzerine davalı bayinini programdan çıkarıldığını, zaman darlığı nedeniyle diğer bayilere otomasyon sistemi kurulmasına öncelik verilmesi nedeniyle davalı bayiye gidilerek durumun tutanak altına alınamadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, akaryakıt dağıtım şirketi olan davacı ile akaryakıt istasyonu işleten davalı bayi arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği, buradan varılacak neticeye göre asgari alım taahhüdünün davalı tarafından yerine getirilip getirilmediği, cezai şart talep etme şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca taahhüt edilen akaryakıt ürününün alınmaması nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dairemizin 22/03/2021 Tarih, 2018/379 Esas ve 2021/454 Karar sayılı kaldırma kararında; "Taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi bulunduğu hususu çekişmeli değildir. Sözkonusu sözleşmenin, 9. madde gereğince 09.02.2009 – 09.02.2014 yılları arasında 5 yıllık süre için geçerli olduğu, 09.02.2009 tarihli taahhütname ile davalı tarafından davacıya yıllık 500 ton beyaz ürün satış taahhüdünde bulunulduğu, sözleşme yürürlük tarihi nazara alınarak her bir yılın sonu itibariyle taahhüt edilen miktarın altında beyaz ürün satılması halinde ton başına 150,00.-USD cezai şart ödemeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı bayii tarafından 27.06.2011 tarihli “Fesih İhbarnamesi” ile davacı ile aralarında akdetmiş oldukları bayilik sözleşmesi, “kurumsal kimlik ve otomasyon işlerinin tamamlanmaması, verilen taahhütlerin yerine getirilmemesi ve bunun gibi nedenlerden dolayı ticari faaliyetlerinin zarara uğraması nedeni ile” tek taraflı olarak feshi bildirmiştir. Yine davalının feshi ihbarından önce davacı tarafından davalıya yönelik yıllık taahhüde ilişkin cezai şart talebinde bulunulmadığı dosya kapsamından ve davacının sunduğu delillerden anlaşılmakta olup feshin ihbarından sonra davacı yanca 19.02.2013 tarihli noter ihtarnamesi ile 5 yıl boyunca alınması gereken ancak eksik alınan beyaz ürün karşılığı ödenmesi gereken cezai şart tutarı talep edilmiştir. Görüldüğü gibi öncelikle çözülmesi gereken ihtilaf taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği vakıasıdır. Davalı yan feshi ihbarında birden fazla nedene dayanmış ise de, yargılama boyunca özellikle feshin haklılığını işletmekte olduğu akaryakıt istasyonuna davacı tarafından kurulması gereken otomasyon sisteminin ihbar tarihine kadar kurulmamasına dayandırdığı anlaşılmaktadır. Ayrıca hemen belirtmekte yarar bulunmakta olup fesih ihbarında dayandığı diğer nedenlere yönelik her hangi bir delil de ortaya koymamıştır. Bu anlamda davalının sözleşmeyi fesih nedeni olarak dayandığı istasyona otomasyonun sisteminin kurulmamasının haklı neden teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Kanuni düzenlemeler ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Kararları ele alınmalıdır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Dağıtım” başlıklı 7. maddesinin 6. fıkrası “(Ek fıkra: 25/1/2007-5576/2 md.; Değişik altıncı fıkra: 28/3/2013-6455/39 md.) Dağıtıcı lisansı sahipleri, Kurum tarafından belirlenen esaslara uygun olarak bayilerinde kaçak akaryakıt satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurmak ve uygulamakla yükümlüdür. Dağıtıcı lisansı sahibi, Kurumun bu sisteme erişimini sağlar. Kurum; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görevlerinin gerektirdiği ölçüde bu sisteme doğrudan erişimini sağlar. Kurum, yukarıda sayılan kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaç duyacağı bilgi ve belgeleri yine görevlerinin gerektirdiği ölçüde verir. Söz konusu sistemi kurmadığı ya da Kurumca belirlenen usul ve esaslara uygun denetimi sağlayamadığı tespit edilen dağıtıcılara 19 uncu maddede öngörülen miktarda idari para cezası uygulanır. Dağıtıcı lisansı sahipleri, bayi denetim sisteminin kurulmadığı veya kurulan sistemin Kurumca yapılan düzenlemelere uygun bulunmadığı tespit edilen bayilere akaryakıt ikmali yapamaz” hükmünü içermektedir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme tarihi itibariyle 5015 sayılı Kanun’un 7/6. maddesi hükmü ise “Dağıtıcı lisansı sahipleri, Kurum tarafından belirlenen esaslara uygun olarak bayilerinde kaçak petrol satışının yapılmasını önleyen teknolojik yöntemleri de içeren bir denetim sistemi kurar ve uygular” şeklinde idi. Yine sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 5015 sayılı Kanun’un 19-a-4. maddesi uyarınca Kanun’un 7. maddesine aykırılık halinde EPDK tarafından idari para cezası verileceği düzenlenmiştir. Sözkonusu Kanunu düzenlemeler dayanak alınarak 06.07.2007 tarihli ve 26574 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 27.06.2007 tarihli ve 1240 sayılı Kurul Kararı alınmıştır. Söz konusu Kurul Kararının 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde bulunan “Akaryakıt istasyonlarında stok hareketleri ve akaryakıt alım satım işlemlerinin elektronik ortamda, günlük olarak izlenebilmesine yönelik bir istasyon otomasyon sistemi kurar. Merkez bağlantısı olan istasyon otomasyon sistemi ile bayilerindeki akaryakıt alım satım hareketlerini izler ve raporlar. Kayıt dışı ikmal ve satış tespit edilmesi halinde Kurumu derhal bilgilendirir.” hükmü gereği otomasyon sistemleri kurma ve uygulama yükümlülüğü dağıtıcı lisansı sahiplerine verilmiştir. Söz konusu yükümlülük akaryakıt istasyonları için 30.06.2011, sabit köy pompaları ve tarımsal amaçlı satış tankerleri için 30.09.2011 tarihinde başlamıştır. Ayrıca dosya kapsamında yer alan ve davalı şirket tarafından EPDK’dan konu hakkında 1240 sayılı Kararın uygulanması hakkında bilgi talebine, Kurumca 29.09.2016 tarihinde “….Akaryakıt istasyonunda 01.07.2011 tarihinde otomasyon sisteminin kurulu olmaması halinde istasyon mühürlenir ve bayiye istasyonda otomasyon sistemi bulunmamasına rağmen satış yapması nedeniyle hakkında 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci ve 2 inci fıkraları ile 1240 sayılı Kurul Kararının mülga 5 inci maddesinin 9 uncu, 10 uncu ve 14 üncü bendine aykırı hareket etmesinden 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca idari para cezası uygulanır” cevap verdiği görülmektedir. Görüldüğü gibi 5015 sayılı PPK ve EPDK tarafından alınan kararlar uyarınca otomasyon sistemi kurulumu hususunda yükümlülük dağıtıcı lisansı sahiplerinde olup sözkonusu yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde hem dağıtıcı lisansı sahibi hem de bayinin idari yaptırımlarla cezalandırılması öngörülmüştür. Bu durumda açıklandığı üzere otomasyon sisteminin kurulumunun yükümlüsü olan dağıtıcı lisansı sahibi davacı tarafından 30.06.2011 tarihine kadar yerine getirilmesi gerekirken bu hususta davalı bayinin 27.06.2011 tarihli “Fesih İhbarnamesi” bildirimi yapılmasının sözleşmenin haklı nedenle feshini sonuçlayıp sonuçlamadığının değerlendirilmesi gerekmekte olup öncelikle ilk derece mahkemesince otomasyon sistemi kurulumuna yönelik taraflar arasında akdedilen sözleşmede düzenleme bulunmaması nedeni ile feshe gerekçe olamayacağı yönündeki değerlendirme emredici nitelikteki Kanun hükümleri karşısında isabetli olmamıştır. Zira yukarıda yer verilen Kanuni düzenlemelerin aksine işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında mahkemece fesih tarihi itibariyle otomasyon sisteminin zorunlu hale gelmemiş olması nedene ile de feshin haksız olduğu değerlendirilmiş ise de, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince bayilik sözleşmelerinde fesih ihbarının yapılması ile sonuç doğuracağı (Y19HD., 23.03.2011 tarih, 2010/10565 Esas, 2011/3728 Karar) dikkate alındığında Kanuni düzenlemenin yürürlüğünden 3 gün önce sözleşmenin feshedilmesi nedeni ile feshin haksızlığı sonucuna varılabilmesi için sözkonusu süre içerisinde dağıtıcı firmanın yükümlülüğünde olan otomasyon sisteminin kurulma imkanının varlığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu anlamda öncelikle mahkemece sözkonusu otomasyon sisteminin davalıya ait bayiye kurulabilmesi için yapılması gereken işlemlerin ve bu işlemler için gereken sürenin belirlenmesi gerekmekte olup sözkonusu hususun EPDK’ne sorulması ve bu konuda uzman bilirkişi heyeti oluşturularak davalıya ait akaryakıt istasyonuna Kanun ve Yönetmelik gereğince kurulması gereken otomasyon sisteminin belirlenmesi sonucu kurulum için gereken sürenin tespiti neticesinde sonuca varılması gerekmektedir. Şöyle ki, kurulum için açıklanan şekilde belirlenen sürenin fesih ihbarı olan 27.06.2011 tarihinden, otomasyon sisteminin kurulması için tanınan son gün olan 30.06.2011 tarihine kadar yeterli olması halinde feshin haksız olduğu, sürenin yetersiz olduğunun belirlenmesi halinde ise feshin haklı olduğu sonucuna varılabilecektir. Açıklanan nedenler ışığında ilk derece mahkemesince feshin Kanuni zorunluluk süresinden önce feshin yapılması nedeni ile feshin haksız olduğu sonucuna varılabilmesi için yukarıda açıklanan biçimde delillerin toplanmadığı anlaşılmaktadır. " hususlarına yer verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece EPDK'ya ve otomasyon kurulumu yapan dava dışı dört firmaya müzekkereler yazılmış ve önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi kurulunun 08/04/2022 tarihli ek raporunda özetle; otomasyon sistemini kurmak için öncelikle keşif ve ihtiyaç tespiti, teklif hazırlama süresi, gerekli donanım ve yazılım temini ve nakliyesi, iletişim altyapısının temini, kurulum ve montaj, test, kullanıcı eğitimi süreçlerinin gerçekleştirilmesi gerektiği, otomasyon sistemini kuran firmalardan gelen yazı cevaplarına göre belirtilen sürelerin iyniyetli ve hayatın olağan akışında gerçekleşmesi zor olan minimum süreler olduğu, buna rağmen dört firmanın ortalama süresinin 7 gün olduğu, Kurul kararına uygun akaryakıt istasyonu otomasyon sisteminin 3 gün içinde kurulmasının mümkün olmadığı yönünde görüş belirtildiği görülmüştür. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip gün içinde kurulmasının mümkün o yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle kaldırma kararına uygun araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmış olmasına, ek raporda otomasyon sisteminin fesih ile Kurul kararı gereği otomasyon sisteminin kurulması için verilen son gün arasındaki 3 gün içinde yapılmasının mümkün olmadığının tespit edilmesine, davacının otomasyon sisteminin montaj, kurulum ve devreye alma işlemlerine hazırlık yapıldığı ancak davalının direnmesi üzerine işlem yapılamadığına dair iddia yönünden ispata yarar delil sunamamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."