11. Hukuk Dairesi 2023/83 E. , 2024/3753 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2151 Esas, 2022/2172Karar DAVA TARİHİ : 22.06.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/452 E., 2022/253K. Taraflar arasındaki ticaret unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve ek karara ilişkin
**11. Hukuk Dairesi 2023/83 E. , 2024/3753 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2151 Esas, 2022/2172Karar DAVA TARİHİ : 22.06.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/452 E., 2022/253K. Taraflar arasındaki ticaret unvanının terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve ek karara ilişkin davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Eczacı ...'ın 04.12.1974 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığından "... Eczanesi" ticari unvanını tescil ettirerek eczane ruhsatını aldığını, 07.01.1975 tarihinde Maliye'ye kayıt yaptırarak işe başladığını, 1997 yılına kadar eczacılık mesleğine devam ettiğini, 1997 yılında eczanesini İcra ile tahliye ettirdiklerinden ve 35 metrekare dükkan bulamadığı için faaliyetini durdurduğunu, ... ve maliyeye beyanname verdiğini ve vergilerini kesintisiz ödediğini, ticari faaliyetine ilk fırsatta geri dönmeyi düşündüğünü, 01.02.2020 tarihinde eczane nöbet listesinde "... Eczanesi" adı altında ikinci bir eczane olduğunu öğrendiğini, 04.02.2020 tarihinde bu ticaret unvanının değiştirilmesini noter kanalıyla ihtar ettiğini, kendisinin "... Eczanesi” ticari unvanının ilk sahibi olduğunu, eczanesi faaliyette olmadığı halde 05.12.2013 tarihinde “... Eczanesi" unvanını tescil ve ilan ettirdiğini, ticareti terk etmediğini, bu unvanı ilk kendisi tescil ettirdiği için bu unvanı kullanma hakkının yalnızca kendisine ait olduğunu ileri sürülerek davalı ...'in kullandığı “... Eczanesi" unvanın değiştirilmesi veya silinmesini, tecavüz sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını istediğini, ...'in kullandığı ticaret unvanının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacının ticaret unvanının "... ... Eczanesi" olduğunu, davalı ...'in ticaret unvanının ise “Abdulkerim Kevser ... Eczanesi" olduğu, dolayısıyla hem davacının kendi unvanının ... Eczanesi olmadığını hem de davalının ... Eczanesi unvanını kullandığı iddiasının doğru olmadığını, ayrıca davacının müdürlüklerindeki kaydının 10.07. 2020 tarihinde resen silindiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Abdülkadir Kevser vekili cevap dilekçesinde; 1997 yılından beri kullanılmayan ticaret unvanının artık zamanaşımına uğradığını, davacının talebinin iyiniyet kurallarına uygun olmadığını, ticaret unvanını kullanma hakkının tacir sıfatına doğuşuyla başlayıp bu sıfatın yitirilmesiyle sona ereceğini, davacının tacir sıfatının kaybettiğini, davacının ticari işletmesinin bulunmadığını, fiilen ticari faaliyetinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... Sağlık Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ticaret sicil kayıtlarına göre; 11.12.2013 tescil tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, davalı tarafın ise 08.01.2020 tarihinde ... Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt olduğu, ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci ve devamı maddelerinde yer aldığı, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulduğu, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususlarının incelenip değerlendirilmesi gerektiği, 07.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 1997 yılına kadar ticaret siciline kayıtlı olmaksızın ancak vergi mükellefi olarak "... Eczanesi“ unvanıyla faaliyet gösterdiği, 1997 tarihinden sonra ise filen eczacılık faaliyetinin olmadığı, ticari faaliyetinin bulunmadığı 05.12.2013 tarihinde bu kez "... ... Eczanesi” unvanını tescil ettirdiği, buna karşın davalı ... adına 24.12.2019 tarihinde "..." isimli eczane için ruhsatname düzenlendiği, 03.01.2020 tarihinde ise "... ... Eczanesi' ticaret unvanını ticaret siciline tescil ettirdiği, ayrıca dava tarihinden sonra 05.06.2021 tarihinde "... Eczanesi" marka tescili yaptırdığı, ticaret sicil kayıtlarına göre davacının tescilli ticaret unvanının "... ... Eczanesi' iken davalının ticaret unvanının ... ... Eczanesi olduğu, tarafların ticaret unvanlarının bir bir aynı olmaması, davalının ticaret unvanını sicile tescil ettirdiği tarih itibariyle davacının 20 yılı aşkın süredir fiilen eczacılık alanından ticari faaliyetinin olmaması ve vergi mükellefiyetinin bu tarihten çok önce (1997 yılında) terkin edilmesi karşısında, davalının “... Eczanesi" unvanı kullanmasının 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi kapsamına giren ticari dürüstlüğe aykırı bir eylem olmadığı, davacının ticaret unvanı ile davalının ticaret unvanındaki aynı olan “..." ibaresi coğrafi bir yer adı olduğu, ticaret unvanında kullanılan coğrafi yer adlarının tek başına ticaret unvanının ayırt edici unsuru olarak kabul edilemeyeceği, davalının "... Eczanesi" ibaresinin yanında kullandığı "...' ibaresinin markaları farklılaştırdığı, diğer yandan hem davalının hem de davacının eczane ruhsatnamelerinde "... Eczanesi" unvanını kullandıkları, bu unvanın iki tarafça da ticaret siciline tescil edilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ticaret siciline tescil edilen ticaret unvanını koruyan bir düzenleme olduğu, buna karşın ticaret siciline tecil edilmeyen unvanların 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi ve devamında düzenlenen "haksız rekabet” hükümlerine göre korunduğu, davalının faaliyete başladığı tarih itibariyle davacının fiillen eczacılık faaliyetinde olmaması nedeniyle o tarih itibariyle davacı ile davalı arasında bir rekabetin olmadığı, dolayısıyla davalının “... Eczanesi" unvanını kullanması nedeniyle davacıya veya üçüncü kişilere karşı aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının bulunmadığı, bu nedenle davalının "... Eczanesi" unvanı kullanmasının davacıya karşı haksız rekabet sayılabilecek bir eylemin de oluşturmadığının beyan edildiği, bu durumda dosyada tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davalının kullanımın, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olmadığı, davalının “... Eczanesi" unvanını kullanması nedeniyle davacıya veya üçüncü kişilere karşı aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir davranışının da bulunmadığı, bu nedenle davalının "... Eczanesi" unvanı kullanmasının davacıya karşı 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü madde ve devamı kapsamındaki haksız rekabet sayılabilecek bir eylem de oluşturmadığı, davacının halihazırda fiilen kullanmadığı da gözetilerek davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, 12.08.2022 tarihli ek karar ile, Mahkeme dosyasının 13.05.2022 tarihinde karara çıktığı ve davacı tarafından davalılar aleyhine açılana davanın reddine karar verildiği, gerekçeli kararın davalı ... vekili Avukat ...'a 25.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve gerekçeli kararının davalı vekiline tebliğinden itibaren istinaf kanun yoluna başvurma süresi olan 2 haftalık sürenin geçtiği gerekçesiyle süresi içerisinde yapılmayan davalı ... vekili Avukat ...'ın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve verilen ek karara ilişkin olarak da davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı Abdülkadir Kevser vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacı tarafında açılan haksız ve çıkar sağlamak maksatlı davanın reddedilmesinin isabetli olduğunu, gerekçeli kararın 5 nolu hükmünde davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesap edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, şeklinde hükmünün hatalı olduğunu, müvekkilinin kendisini avukat ile temsil ettirmesine rağmen şahsına ve tek olacak şekilde AAÜT belirlenen tarifeye uygun vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece hüküm gerekçesinde davanın ret sebebinin esasına girilmek suretiyle sair gerekçelerle tüm davalılar yönünde ortak görünse de müvekkili dışındaki tüm davalıların taraf sıfatının olmadığını, ticareti eylemli olarak terk eden ve koruma haklarına haiz olmayan davacının, sadece oda kaydına dayanarak dava açmasında hukuken menfaatin olmadığını, davacının istinaf taleplerinde belirttiği delil listesinde olmayan ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/2926 soruşturma numaralı dosyanın bu dosya açısından bekletici mesele yapılmaması gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının müvekkili lehine tek şekilde AAÜT gereği vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rapora itirazlarının göz ardı edildiğini, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, müvekkilinin fiilen eczaneyi işletmese bile tacirliğinin devam ettiğini, müvekkilinin kayıtlarının kötü niyetli şekilde silindiğini, ceza soruşturmasının sonucunun beklenmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin hiç bir zaman hakkından feragat etmediğini, raporun çelişkili olduğunu, ticari unvanı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin ticari unvanını ve eczanesini devretmediğini, kendi istediği ile dilekçe verip kaydını sildirmediğini, beyanname veren, vergi ödeyen müvekkilinin kayıtlarının geriye dönük kötü niyetle silinmesinin söz konusu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece her ne kadar davalı tarafın istinaf taleplerinin süresinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş ise de davalı vekilinin söz konusu istinaf başvurusunun katılma yoluyla istinaf dilekçesi mahiyetinde olduğu, bu nedenle istinaf başvurusunun reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin ek kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğundan ek kararın kaldırılmasına karar verildiği, esas yönünden yapılan inceleme de; özellikle hükme esas alınan konusunda uzman bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin hukuken isabetli ve yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticaret ünvanın haksız şekilde kullanılmasının men'i ve bu haksız şekilde kullanılan ticaret ünvanın ticaret sicilinden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 52 ve 54 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.