7. Hukuk Dairesi 2013/1240 E. , 2013/6341 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışın…
**7. Hukuk Dairesi 2013/1240 E. , 2013/6341 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı şirket bünyesindeki Likya World Links Golf Otel’de barboy olarak çalışmakta iken davalı işverenin iş sözleşmesini askıya almak istediğini, bu isteğin tarafından kabul edilmediğini, bunun üzerine iş akdinin işveren tarafından 08.11.2010 tarihinde feshedildiğini, vardiya sistemi olmasına rağmen haftada 3 gün ortalama 20 saat fazla mesai yapıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile ikramiye, yıllık izin, fazla mesai, alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının yazın çalışan bir işyeri olması nedeniyle kış aylarında işçilerin iş akdinin askıya alındığını ve bu durumun kendisine bildirildiğini, kesinlikle işveren feshi olmadığını ikramiye ödemelerinin çalışma süreleri dikkate alınarak ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yazılı hizmet sözleşmeleri ve davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığını gösterir askı sözleşmeleri uyarınca davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı, bu durumun aksini iddia eden davacının mevsimlik işçi olarak çalışmadığını, dosyaya ibraz edilen hizmet sözleşmeleri ve askı sözleşmeleri ile eşdeğer bir belge ile ispat etmesi gerektiği, somut olayda ise davacı davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalışmadığını, dosyaya ibraz edilen yazılı belgeler ile eşdeğer bir belge ile ispat etmediği gibi davacı tanığı Hüseyin Helvacı ile davalı tanıkları, davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığını ifade etmeleri, ayrıca önceki yıllarda davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalışmış olan davacının 2010 yılı sezon sonunda iş akdinin askıya alınmak istenmesi, mevsimlik çalışmasının bir gereği olduğu, bu hususun işçinin iş şartlarında esaslı bir değişiklik yapıldığı anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla mevsimlik çalışmasının gereği olarak iş akdinin askıya alınmasını önceki yıllardaki uygulamanın aksine kabul etmemiş olan davacının iş akdini istifa etmek suretiyle sonlandırdığı bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, 2009 ve 2010 yılı fazla çalışma süreleri 270 saati aşmadığından fazla mesai ücret alacağı talep edemeyeceği, ikramiye alacaklarını ise ödenmiş olması nedeniyle tüm taleplerin reddine karar vermiştir Taraflar arasında ikramiye ve fazla mesai alacakları hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin ilk fıkrasına göre, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Yasada ücretin eklerinin neler olduğu müstakilen düzenlenmemiş olmakla birlikte, değinilen maddenin ikinci fıkrasındaki “…banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının..” ibaresi gereğince, ücretin yanı sıra prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemelerin banka hesabına yatırılması öngörüldüğünden, “prim” ve “ikramiye” ücretin eki olarak İş Kanununda ifadesini bulmuştur. İşçinin işyerine olan katkıları sebebiyle işverenin memnuniyetini ifade etmek üzere bir defada veya dönemsel olarak belli zaman dilimlerinde ya da işçiyi ilgilendiren doğum, ölüm, evlenme gibi nedenlere bağlı olarak yapılan ücretin eki niteliğindeki ödemeler ikramiye olarak adlandırılabilir. İşçinin başarısına bağlı olarak ödenen primden farklı olarak ikramiye genel bir nitelik taşır ve uygulamadan işyerinde çalışan tüm işçiler yararlanır. Başka bir anlatımla, işveren tarafından ayrımı haklı kılan geçerli nedenler olmadığı sürece ikramiye yönünden eşit davranma borcuna uygun davranılmalıdır. İşçinin ikramiyeye hak kazanması için işyerinde ikramiye ödemesini gerektiren dönemin sonuna kadar çalışmış olması gerekmez. İşyerinde çalışılan süreyle sınırlı olmak üzere işçinin ikramiye talep hakkı vardır. İkramiye bireysel ya da toplu iş sözleşmeleri ile kararlaştırılabilir. İş sözleşmesinde kararlaştırılmamış olsa dahi, işverence tek taraflı olarak düzenli şekilde yapılan ikramiye ödemesinin “işyeri koşulu” olduğu kabul edilmelidir. Her durumda ikramiyelerin tek taraflı olarak işverence ortadan kaldırılması ya da azaltılması mümkün olmaz. İkramiyeler yönünden işçi aleyhine çalışma koşullarında değişiklik, 4857 sayılı Yasanın 22 nci maddesi kapsamında gerçekleştirilmelidir Toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ikramiyeler yönünden değişiklik, işçinin bireysel feragati ile dahi geçerli değildir. Toplu iş sözleşmesini imzalamaya yetkili olan kişilerce bu yönde yapılabilecek değişiklik, ancak ileriye dönük olarak hüküm ifade eder Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, yıllık ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Somut olayda davacı taraf 2010 yılı Ağustos ayında sendika üyesi olduğunu 2010-2011 yılları arası geçerli olan T.İ.S. 28. maddeye göre işçilere yılda 4 maaş üzerinden verilmesi gereken ikramiyenin ödenmediğini belirterek talebin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı taraf ise söz konusu ikramiye alacaklarının bordrolarında tahakkuk ettirilip ödendiğini savunmuştur. Mahkemece T.İ.S. ikramiyesinin işveren tarafından ödenmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacının iş sözleşmesinde de yıllık 4 maaş ikramiyesinin asıl ücretin içinde olduğu hükmü yer almakta ve 2010 yılı bordrolarının hepsinde çalışma süresi ile orantılı olarak ikramiye ödemesi yapıldığı görülmektedir. Bordroların incelenmesi neticesinde davalı işverenin sözleşmede ücrete dahil olan ikramiye ödemesini bordrolarda ayrıca tahakkuk ettirerek ödediği anlaşılmaktadır. Davacının sendika üyesi olduktan sonra kendisine ayrıca bir T.İ.S. ikramiyesi ödendiği bordrolardan anlaşılamamaktadır. Mahkemenin ödendiğini kabul ettiği ikramiye alacakları işverenin davacının sendikaya üye olmadan da önce ödemiş olduğu sözleşmeden kaynaklanan ikramiye alacaklarıdır. Hal böyle olunca davalı tarafından davacıya sendika üyelik tarihi olan Ağustos 2010 tarihinden sonra ayrıca bir ikramiye ödemesi yapılmadığı sabit olduğundan davacının T.İ.S. ikramiyesinin hüküm altına alınması gerekirken reddi isabetsizdir. Ayrıca davacının fazla mesai alacağı , hizmet sözleşmesinde fazla çalışma ücreti karşılığının ücrete dahil olup yıllık 270 saati aşan bir fazla çalışmanın olmaması nedeniyle mahkemece reddedilmiştir. Ancak davacı Ağustos 2010 tarihinde sendikaya üye olmuş ve yürürlükte bulunan T.İ.S. de de fazla mesai ücreti alacaklarının ücrete dahil olduğu yönünde bir hüküm bulunmadığından, diğer bir anlatımla iş sözleşmelerinin Toplu İş Sözleşmelerine aykırı hükümler içeremeyeceğinden davacının sendikaya üye olduğu ve T.İ.S.’ den yararlanmaya başladığı tarih olan Ağustos 2010’dan itibaren davacının yıllık 270 saatlik sınırlama olmaksızın fazla mesai alacağının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken talebin tümüyle reddi hatalı olmuştur. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.