İSTİNAF KARAR TARİHİ : 13/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 13/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına kayıtlı ........ plakalı yarı römork ve…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 13/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 26/11/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 13/04/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 13/04/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına kayıtlı ........ plakalı yarı römork ve ........ plakalı çekici ile 30.12.2022 tarihinde saat 19.40 sularında Tokat İli, Koyulhisar ilçesinden Reşadiye ilçesi istikametine seyrederken davalı ........ Şirketi’ne sigortalı ........ plakalı çekici ve ........ plakalı römork araçla trafik kazasına karıştığını kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, müvekkiline ait ........ plakalı çekicideki hasar bedeli için 500,00 TL, ........ plakalı çekicideki değer kaybı için 500,00 TL, ........ plakalı dorsedeki hasar bedeli için 500,00 TL olmak üzere (ileride alınacak rapora göre artırılmak üzere) şimdilik 1.500,00 TL’nin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; sigorta şirketine başvuru şartı sağlanmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğu olmadığını, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının davasının kabulü ile; davacının, davalı ........ aleyhine açtığı trafik kazası nedeniyle tazminat davasında 10.500,00 TL değer kaybı, 34.136,20 TL hasar bedeli toplamı olan 44.696,20 TL'nin temerrüt tarihi olan 02/01/2025 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp, davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre; Davacının davasının KABULÜ ile; davacının, davalı ........ aleyhine açtığı trafik kazası nedeniyle tazminat davasında 10.500,00 TL değer kaybı, 34.136,20 TL hasar bedeli toplamı olan 44.696,20 TL'nin temerrüt tarihi olan 02/01/2025 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp, davacıya VERİLMESİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olup eksik inceleme ile rapor hazırlandığını, ........ plakalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunun 52/c ve 84/d maddelerini ihlal etmiş olup davaya konu kazanın meydana gelmesinde %100 asli kusurlu olduğunu, ........ plakalı aracın sürücüsünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, mahkeme tarafından itirazlarının değerlendirilmemesi ve eksik olan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin alınan bilirkişi raporunda aracın emsal değerinin fahiş bir şekilde fazla hesaplandığını, davacının dava yoluna gitmeden önce KTK madde 97 gereği dava şartı olan müvekkil şirkete başvuru şartını yerine getirmiş olması gerektiğini, gerekçeli kararda arabuluculuk ücretinin müvekkil şirket üzerine bırakılmasının da hatalı olduğunu, arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanamayacağından davacı tarafça ihtiyari olarak yapılan arabuluculuk ücretinin müvekkil şirket üzerine bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2025 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle, araçta oluşan hasar ve değer kaybına ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı sigorta tarafından zamanaşımı bakımından da istinaf edilmiştir. TBK nın 72 maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5.maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Konu ile ilgisi sebebiyle; ticari dava kavramının açıklığa kavuşturulması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ticari dava kavramına yer verilmiştir (örneğin; 6136 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 99/). TTK'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalar, şarta bağlı ticari davalar olup uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. Fk, (a)- (f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları öz ticaret hayatına ilişkin olup herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilir. Türk Ticaret Kanunu'na 06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun, "Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi" başlıklı, 16.Maddesinde; "(1) Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dava açılmasından sonra arabulucuya başvuru hâlinde ise bu süreç, mahkemenin tarafları arabuluculuğa davetinin taraflarca kabul edilmesi veya tarafların arabulucuya başvurma konusunda anlaşmaya vardıklarını duruşma dışında mahkemeye yazılı olarak beyan ettikleri ya da duruşmada bu beyanlarının tutanağa geçirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (2)Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden açıkça davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, buna göre dosyadaki trafik tespit tutanağı ve tüm delillere göre maddi hasarlı olduğu belirlenen davaya konu kazada iki yıllık kısa zamanaşımı süresi dava tarihi itibariyle aranacak olduğu, buna göre kazanın 30/12/2022 tarihinde gerçekleşmiş olup, davanın ise 07/01/2025 tarihinde açıldığı görülmüştür. Öte yandan; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Buna göre, yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla, ihtiyari başvuru sayılan arabuluculukta geçen süreler zamanaşımını durduran sebepler içinde de yer almayacağından (bkz. aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/15338 ESAS, 2022/937 KARAR sayılı ilamı) açılan davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesi yerinde bulunmamakla, kararın bu yönden kaldırılarak aşağıda belirtilen şekilde yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. (Bkz. sigortaya için arabuluculuğun zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk olduğuna dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, 1-Davacının zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 2-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 736,66 TL harçtan mahsubu ile fazla 4,66 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından davalı yararına yürürlükteki AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen ve takdir edilen 44.636,20 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 4.600,00-TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı tarafından dava başında depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, İstinaf Yargılaması Yönünden; 8-İstinaf başvurma harcı dışında, istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 9-Davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 10-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 13/04/2026 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.