T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:05/01/2023 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:05/01/2023 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/03/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin işletmekte olduğu kuaför dükkanında 16/11/2019-17/11/2019 tarihlerinde hırsızlık olayı olduğu ve işyerinde bulunan malların çalındığını, müvekkilinin işletmekte olduğu işyerinin davalı sigorta şirketi tarafından ... paket sigortası ile hırsızlık ve başkaca rizikolara karşı sigortalı olduğunu, zararın giderilmesi için davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, görevlendirilen eksper tarafından olumsuz rapor tutulması üzerine zararın karşılanmadığını beyan etmekle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının işyerinde meydana gelen hırsızlık olayı sonucu çalınan malların bedellerine karşılık olarak şimdilik 20.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacıya ait işyerinin müvekkil şirket nezdinde ... nolu paket sigortası poliçesi kapsamında 06.09.2019-06.09.2020 tarihleri arasında teminat altına alınmış olduğunu, poliçenin 20.03.2020 tarihinde isteğe bağlı olarak iptal edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla meydana geldiği iddia edilen hırsızlık hadisesine ilişkin olarak teminat limitleri ile sınırlı olduklarını, müvekkil şirkete yapılan başvuru sonucu ... nolu hasar dosyasının açıldığını, ekspertiz raporu sonucu yapılan inceleme ve değerlendirmede hasarın hayatın olağan akışına uygun olmadığı, hasar beyan uyumsuzluğu nedeniyle davacının talebinin reddedildiğini, davacının açmış olduğu haksız ve yersiz davanın reddini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu olan işyerinde gerçekleşen hırsızlık vakıasının çelik kapının zorlanarak açıldığı, güvenlik kamerası mevcut olduğu halde siyah poşetle kapatılarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Hırsızlık Sigortası Genel Şartları A- Sigortanın Kapsamı başlığı ... Sigortanın Konusu alt başlığı madde 1.1. “Kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek” gerçekleştiği, dava konusu işyerinde bulunan kamera sistemi, sayılan şartlar içeriğinde bulunan “özel güvenlik” önlemlerinden biri olarak kabul edilmesi gerektiği bu sebeple davacı yan tarafından belgelenen, ... Paket Sigortası poliçesinin üçüncü sayfasında yer alan Emtia, Makine, Demirbaş Kayıt Klozu içeriğinde yer alan belgelendirilme şartının sağlandığı ve davalı sigorta şirketinin poliçe teminat tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla meydana gelen zarardan sorumlu olacağı kanaatine varılmakla bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan zarar miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddi "şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin işyerinde meydana geldiği iddia edilen hırsızlık hadisesi nedeniyle zararın müvekkil şirketçe karşılanması talebinde bulunduğunu, ancak davacının ... No’lu Paket Sigortası Poliçesi kapsamında alınan ve 20/03/2020 tarihinde isteğe bağlı olarak iptal edilen poliçede yer alan "Hırsızlık Güvenlik Önlemleri Şartı" klozu uyarınca gerekli güvenlik önlemlerini almadığını, poliçede güvenlik önlemlerinin sınırlı sayıda sayıldığını (kilitli kepenk, demir parmaklık, panjur, dış cephe camı, alarm sistemi, özel güvenlik, gece bekçisi), güvenlik kamerasının bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini, bilirkişi raporunda kamera sisteminin "özel güvenlik" olarak nitelendirilmesinin poliçe özel şartlarına aykırı olduğunu, hatta takılan güvenlik kamerasının görsel amaçlı olup fonksiyonel olmadığının tespit edildiğini, davacının Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'nda belirtilen koruma önlemlerini alma yükümlülüğüne aykırı davranarak ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacı talebinin teminat dışı olduğunu ve hasarın oluş şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, eksper raporunda çalındığı iddia edilen kıymetlere ait alış faturalarının hırsızlık hadisesine yakın tarihlerde düzenlendiğini, lazer epilasyon cihazının satıcısı olan firmanın işkolunun "tüp ve su ticareti" olduğunu, bazı faturaların davacının kardeşi üzerinden düzenlenmesi, fatura numaralarının ardışık olması gibi hususların şüphe uyandırdığını, bu faturaları düzenleyen firmaların defterlerinin incelenmesi gerektiğini, dış güvenlik kamerasındaki şahsın kasklı olup kamerayı poşetle kapattığının tespit edildiğini, bu itirazlarının yerel mahkemece değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin bilimsel gerçeklerden uzak ve hatalı olduğunu, davacının sadece Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan aldığı gider bildirimleri üzerinden zarar tespiti yapılmasının yanlış olduğunu, lazer epilasyon cihazı bedelinin bilirkişi raporunda fahiş hesaplandığını, eksper raporunda ise ikinci el durumu ve eksik sigorta dikkate alınarak daha düşük tespit edildiğini, emtia zarar tespitinin de bilirkişi tarafından hatalı yapıldığını, eksper raporunda "Emtia, Makine, Demirbaş Kayıt Klozu"na uygun olarak daha detaylı ve bilimsel kriterlere göre hesaplama yapıldığını, ... marka notebook PC'ye ait faturanın sigortalı adına düzenlenmediği için teminat dışında olduğunu, ayrıca poliçede belirtilen muafiyetin uygulanmadığını, ıslah edilen tutar yönünden olay tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin geçtiği yönündeki itirazlarının da dikkate alınmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, paket sigorta poliçesinden kaynaklı hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-Dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan bu hak da asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline ilişkin işleyen zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp, devam etmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2019 tarih 2016/17945 esas 2019/8568 karar sayılı ilamı). HMK'nın 177/3 maddesinde ıslahın yazılı veya sözlü yapılabileceği düzenlendiğinden ıslah, beyan edildiği tarihte hüküm ifade eder (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/06/2025 tarih 2024/6-91esas 2025/398 karar sayılı ilamı). Diğer bir ifadeyle ıslah; ıslah harcının yatırıldığı tarihte değil, beyan edildiği tarihte yapılmış sayılır. 6102 sayılı TTK'nın 1427. maddesinde, “Sigorta bedeli, rizikonun gerçekleştiğinin ihbarından itibaren gerekli belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının incelemelerini tamamlaması ve her hâlde ihbardan itibaren en geç kırk beş gün içinde muaccel olur. Sigortacı, haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi geciktirirse temerrüde düşer.” hükmü düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1420. maddesine göre ise; sigorta sözleşmelerinden doğan alacaklar iki yıl içinde zamanaşımına uğrar. Somut olayda; riziko davalı sigorta şirketine 18/11/2019 tarihinde ihbar edilmiş, kırk beş gün geçtikten sonra 03/01/2020 tarihi itibariyle alacak muaccel hale gelmiştir. Bu tarihten itibaren iki yıllık süre 03/01/2022 tarihinde dolmuş ise de, arabuluculuk sürecinde geçen süre ile pandemi nedeniyle durma süreleri dikkate alındığında zamanaşımı süresi uzamıştır. Dava ise kısmi dava şeklinde zaman aşımı süresi içinde açılmıştır. Dava edilmeyen kısım yönünden zamanaşımı işlemeye devam eder. Harcı daha sonra yatırılmış olmakla birlikte ıslah, 04/01/2022 tarihinde ibraz edilen yazılı dilekçeyle beyan edildiğinden ıslahın bu tarihte yapıldığı kabul edilmiş ve bu nedenle ıslahla arttırılan kısmın da zamanaşımına uğramadığı tespit edilmiştir. Zamanaşımı itirazları bu nedenle isabetli görülmemiştir. 2- TTK'nın 1409'uncu maddesi,"Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.” hükmünü haiz olup, riskin gerçekleşmesi ve gerçek zararın ne olduğu hususundaki ispat yükümlülüğü sigortalıda, riskin teminat dışı halleden olduğunun ispat külfeti ise, ilke olarak sigortacıdadır. Davalı sigortacı TTK'nın 1459'ncu maddesi uyarınca gerçek zararı ödemekle yükümlü olup, TBK'nın 114/2'nci maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 50'nci maddesinin ilk cümlesi hükmüne göre, zararın gerçek miktarını kanıtlamak yükü davacı sigortalıya düşmekte ise de, hırsızlık olgusunun aksinin kanıtlanamaması karşısında, davacı tarafa, iddia ettiği miktarın ispatı bakımından başkaca (her türlü) delilleri varsa ibraz ettirilmesi, ibraz ettiğinde değerlendirilmesi, bu yolla dahi gerçek zararın miktarı kesin olarak saptanamaz ise, TBK'nın 50'nci maddesi son cümle hükmü uyarınca mahkemece, uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır. Özellikle ticarethanelerde ticari defterler, fatura, irsaliye gibi belgeler ve diğer kanıtlarla ispat külfeti yerine getirilmelidir. Ayrıca, çalınan emtiaların değeri de Hırsızlık Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleşmesinden bir önceki iş günü piyasa alım fiyatının esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, sigorta ettirenin olayın hemen sonrasında işyerinde bulunan mallarının mevcudiyetini mahkemece veya zabıtaca veyahut sigorta şirketine tespit ettirmek gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Buna rağmen, işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu zararın ne olduğunun belirlenmesi için hırsızlık öncesi işyerindeki mal mevcudunun ve hırsızlık sonrası işyerinde kalan mal mevcudunun ne olduğunun da bilinmesi gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18/01/2021 tarih 2019/2740 esas 2021/65 karar sayılı ilamı). Somut olaya gelince; poliçenin dokuzuncu sayfasında yer alan Hırsızlık Güvenlik Önlemleri Şartı içeriğinde; "Hırsızlık teminatı sigortalı işyerinin zemin ve/veya bodrum katlarında kilitli kepenk, demir parmaklık, panjur, 12 mm veya daha kalın ve darbelere dayanıklı dış cephe camı, alarm sistemi, özel güvenlik, gece bekçisi önlemlerinden en az birinin bulundurulması şartı ile verilmiştir. Sigortalı işyerinin ilgili önlemlerden hiçbirisine sahip olmaması halinde her bir hırsızlık hasarında 1.000 TLden az olmamak kaydı ile hasar bedelinin %20si oranında muafiyet uygulanır. Sigortalı işyerinin belirtilen güvenlik önlemlerinden en az birine sahip alışveriş merkezi, iş merkezi, iş hanı içerisinde yer alması halinde bu önemlere sahip olması koşulu aranmayacaktır." ifadeleri yazılı olup, buna göre maddede sınırlı sayıda yer alan güvenlik önlemlerinden birinin alınmamış olması halinde hasar teminat dışı sayılmayacak ve fakat hasar bedelinin %20si oranında muafiyet uygulanacaktır. Davalı sigorta şirketi tarafından, gerek bu maddede sayılı güvenlik önlemlerinin mevcut olmadığı gerekse hasar ile beyanın uyumsuzluğu ileri sürülerek hasarın teminat dışı olduğu iddia edilmişse de, maddede sayılan güvenlik önlemlerinin alınmamış olması halinde hasarın teminat dışı sayılmayacağı sadece muafiyet indirimi uygulanması gerektiği anlaşılmakla, hasar ile beyan uyumsuzluğu gerekçesiyle hasarın teminat dışı olduğu hususunun ise kesin delillerle ispatlanamadığı görülmektedir. Açıklanan sebeplerle davalının hasarın teminat dışı olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Ancak; hemen bu noktada ifade etmek gerekir ki, tüm dosya kapsamından, sigortalının iş yerinde belirtilen güvenlik önlemlerinden hiç birinin mevcut olmadığı sabit olup, Mahkemenin sigortalının iş yerinde bulunan güvenlik kamerasını, maddede sayılan "özel güvenlik" tanımı içerisinde kabul etmesi isabetsiz bulunmuştur. Zira ilgili klozda yer alan düzenlemenin bütünü incelendiğinde "özel güvenlik" deyiminden kastedilenin özel güvenlik personeli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda kabule göre; %20 muafiyet indirimi uygulanması gerekirken bu hususun gözetilmemesi isabetli değildir. 2-Zararın varlığı ve miktarı ile ilgili olarak ise; Poliçenin üçüncü sayfasında yer alan Emtia, Makine, Demirbaş Kayıt Klozu içeriğinde; "Poliçe teminatına giren bir hasar gerçekleştiğinde tazminat ancak, sigortalının beyanının giriş çıkış ve envanter kayıtları ile diğer bütün kanuni defter ve evrakın incelenmesi ve saptanması sonucunda ödenebilir. Sigortalı, belge ile kanıtlayamadığı emtia, makine ve demirbaşlar için herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." ifadeleri yazılıdır. Davacıya ait kuaför dükkanında meydana gelen hırsızlık ile ilgili olarak dükkandan çalındığı iddia edilen emtialar (kaynak platin ve doğal saçlar, saç boyaları, saç bakım maskeleri, üç boyutlu lazer epilasyon cihazı, iki adet bilgisayar monitörü, diz üstü bilgisayar) ile ilgili olarak dosyada yalnızca davacının sunduğu faturalar ve Gelir İdaresi’ne bildirilen gider kalemleri esas alınarak zarar hesabına gidildiği ve buna göre davanın kabul edildiği görülmektedir. Yapılan araştırma ve alınan rapor zararın varlığı ve miktarını ortaya koymak için yeterli değildir. Davacının tacir olmaması sebebiyle ticari defterinin olmadığı anlaşılmakla birlikte faturaları düzenleyen firmalarla ilgili bu araştırmanın yapılmadığı ve bu firmaların defter ile belgelerinin incelenmediği görülmektedir. Yine dosya kapsamında davacının hırsızlık öncesi ve sonrası mal alımlarını ve verilen hizmete ilişkin iş hacmini gösteren her hangi bir veri bulunmamaktadır. Sigorta hukuku yönünden rapor sunan bilirkişilerin sigortacılık mevzuatı konusunda uzmanlıkları dosyada belgelenmediği gibi hasar kalemlerinin gerçekliği yönünden sektör ve uzman bilirkişisi incelemesi de yapılmamıştır. Bu yönleriyle hükme esas alınan bilirkişi raporları denetime elverişli ve yeterli değildir. Yetersiz inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, davalının istinaf başvurusu kabul edilmiştir. 3-Mahkemece yapılacak iş, davacıdan faturaları düzenleyen firmaların ticari defter ve kayıtları ile davacının hırsızlık öncesi ve sonrası mal alımlarının ve verilen hizmete ilişkin iş hacminin karşılaştırılabilmesine olanak sağlayan belgelerin celbini sağlaması, sonrasında dosyanın konusunda uzman makine mühendisi, sigortacı, mali müşavir ve sigortalı işyerinin faaliyet konusunun özelliğine göre sektör uzmanı bir bilirkişinin oluşturduğu heyete tevdi edilerek yapılacak inceleme sonucu işyerinden çalınan malların miktarı, tutarı ve değerinin yukarıda yer alan açıklamalar ışığında kayıtlara dayalı olarak ortaya konulması, bunun mümkün olmaması halinde ekspertiz raporu ve işyeri kapasitesine göre hırsızlık sonucu davacıya ait işyerinde bulunabilecek mal mevcudu belirlenerek zararın gerçek miktarının belirlenmeye çalışılması ve gerektiğinde TBK’nın 50. maddesi hükmü de değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/01/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...