T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1947 KARAR NO : 2025/1956 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/06/2022 NUMARASI : 2018/313 Esas - 2022/435 Karar DAVA: Denkleştirme Tazminatı (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ: 19/03/2018 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1947 KARAR NO : 2025/1956 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/06/2022 NUMARASI : 2018/313 Esas - 2022/435 Karar DAVA: Denkleştirme Tazminatı (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklı) DAVA TARİHİ: 19/03/2018 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında 04/07/2006, 08/12/2009 ve 23/02/2015 tarihli sözleşmelere istinaden acentelik ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru olmamasına rağmen davalının 21/04/2016 tarihli ihtarla sözleşmenin feshedilediğinin bildirildiğini; fesih nedeniyle gelir kaybına uğradığını; akabinde müvekkilinin davalının bölge müdürüyle görüştüğünü ve yeniden acentelik verileceğinin söylendiğini ve dava tarihine kadar müvekkilinin oyalanarak yeniden acenteliğin verilmediğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası kapsamında 5.000-TL portföy tazminatının fesih tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. TALEP ARTIRIM : Davacı vekili 23/02/2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle, toplam 219.510,40-TL'nin fesih tarihinden avans faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin sözleşmedeki fesih hakkını kullandığından portföy tazminatı talep edilemeyeceğini, davacı portföy geliştirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden feshin haklı olduğunu ve portföy tazminatı şartlarının bulunmadığını, davacının portföyüne istinaden müvekkilinin önemli ölçüde menfaat sağlamadığını ve davacının bunu ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece, taraflar arasında 04/07/2006, 08/12/2009 ve 23/02/2015 tarihli acentelik sözleşmeleri bulunduğunu, sözleşmenin 29. maddesine göre 3 ay önceden yapılacak bildirimle sözleşmenin sona erdirilebileceği, davalının buna uygun olarak 21/04/2016 tarihli ihtarla 22/07/2016 tarihi itibariyle sözleşmenin feshini bildirdiği, hakkının kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığı; ayrıca TTK 122/4’maddedeki 1 yıllık hak düşürücü sürenin 19/03/2018 dava tarihi itibariyle sona erdiğinden portföy tazminatı talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, bilirkişi raporlarında feshin haksız olduğunun ve portföy tazminatına hak kazanıldığının tespitine rağmen, bilirkişi ...’un hatalı yorumuna göre karar verildiğini, feshin usule aykırı olduğunu, fesih tarihinde ekranlar kapatılmadığından ve davalı yetkililerinin sözleşmenin devam edeceğine ilişkin şifahi beyanlarının TMK 2 kapsamında müvekkilinde haklı bir güven yaratarak fesih iradesini geçersiz kıldığını; müşteri portföyü sayesinde davalının önemli menfaatler elde ettiğini, haksız fesihten dolayı müvekkilinin gelir kaybettiğini; davalının yetkililerinin müvekkilini oyalayarak dava süresinin geçirilmesine sebep olduğunu ve deliller dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, sigorta acentesi davacının TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı istemine ilişkindir.5684 sayılı Kanunun 23/18. bendinde TTK'nın acenteler hakkındaki hükümlerinin sigorta acentelerine de uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği yazılıdır.Acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup, bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122. maddesinden doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir. Bu halde, denkleştirme istemi hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir (Sak, Burak: Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans Tezi, s.181).Davalı sigorta şirketi, davacıya noterden gönderdiği 21/04/2016 tarihli ihtarnameyle, sözleşmede 3 ay önce yapılacak bildirimle sözleşmenin her zaman feshedilebileceği düzenlendiğinden, bu hükme göre 22/07/2016 tarihi itibariyle sözleşmenin feshedileceğini bildirmiş ve ihtar, davacıya 25/04/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dava tarihi ise 19/03/2018 tarihi olup, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde denkleştirme isteminin ileri sürülmediği anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararda isabetsizlik yoktur. Davalı sigorta şirketinin davacının kullandığı bilgisayar sistemlerinin 22/07/2016 tarihinden 10 gün sonra kapatılmış olması, fesih işlemini geçersiz kılmamaktadır. Ayrıca basiretli tacir olan davacının, sözleşmedeki 3 ay önceden bildirimle feshedileceği hükmüne göre kendisine gönderilmiş ihtarname karşısında, yapıldığını belirttiği şifahi görüşmeler veya davalı çalışanlarıyla yazışmalar, emredici olan 1 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasını etkilemeyecektir. Bu tespitler karşısında, davacının diğer istinaf sebepleri sonuca etkili olmadığından incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,4-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,7-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/11/2025