T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/957 - Karar No:2025/1052 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/957 KARAR NO : 2025/1052 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 25/08/2025 NUMARASI : 2025/568 E DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 15/10/2025 KARAR YAZIM TARİH…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/957 - Karar No:2025/1052 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/957 KARAR NO : 2025/1052 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 25/08/2025 NUMARASI : 2025/568 E DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 15/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati tedbir istemli tazminat davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; taraflar arasında 01.12.2020 tarihli ... A Blok Mekanik Tesisat İşlerine ilişkin bir eser sözleşmesi imzalandığı, işin %97’si fiilen tamamlandığı, buna rağmen davalının, müvekkili yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiği halde, 29.03.2024 tarihinde sözleşmeyi haksız ve kötü niyetli biçimde feshettiği, davalının dava konusu sözleşmeden doğan alacaklarını reddetmekle kalmadığı, bugüne kadar müvekkil şirkete ait birçok teminat mektubunu haksız biçimde nakde çevirdiği, müvekkil şirketin haklı taleplerine rağmen bu tahsilatların yapıldığı ve müvekkilin finansal dengesinin ciddi biçimde sarsıldığı, açılan dava yok sayılarak müvekkili borçlu gösteren faturaların düzenlemeye devam edildiği, yeni borç bildirimlerinin gönderildiği, hak ediş bedellerinin tersine müvekkilden tahsilat talep edildiği, bu davranışların, davalının kötü niyetinin sürekliliğini ve teminatların da aynı şekilde nakde çevrilme tehlikesinin yakın, kesin ve ciddi olduğunu açıkça ortaya koyduğu, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi tarafından davalı lehine düzenlenen teminat mektupları olan 22.11.2023 tarihli, A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO bedelli teminat mektubu ile 22.11.2023 tarihli, A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL bedelli teminat mektuplarının süresinin 25.09.2025 tarihinde dolduğu, bu nedenle davalının süre dolmadan kalan teminatları da nakde çevirmeye kesin kararlı olduğu, sözleşmenin 11.10 ve 11.13 maddelerinin çok olduğu, madde hükümlerine göre yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle teminat mektuplarının paraya çevrilemeyeceği ve işin geçici kabulünden sonra teminatların derhal iade edileceği, işin %97’sinin tamamlanmış olmasına rağmen, davalının teminatları gelir kaydettiği, kalanları da nakde çevirmeye yönelik açık iradesini her işleminde ortaya koyduğu, bu durumun hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğu, davacı şirketin teknik olarak borca batık durumda olduğu, bu şartlar altında teminatların nakde çevrilmesinin, müvekkilin tamamen iflasına ve ticari faaliyetlerinin sona ermesine neden olacağı, davalının davanın açılmış olmasına rağmen ve dava açıldıktan sonra dahi, sanki hiç dava açılmamış gibi müvekkil şirketi borçlu gösteren bildirimler göndermeye ve hak ediş bedellerine ilişkin fatura taleplerinde bulunmaya devam ettiği, belirtilerek davalı ... A.Ş. lehine ... Bankası A.Ş. ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin 25/08/2025 tarihli ara kararı ile 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünün mevcut olduğu, dosya kapsamına ve sunulan delilere göre dava konusunun yargılamayı gerektirdiği davacının ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ölçütte haklı olduğunu ispatlayamadığı, dava değeri ve teminat mektuplarının değeri dikkate alındığında ihtiyati tedbir koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01.12.2020 tarihinde imzalanan “... A Blok Mekanik Tesisat İşleri” konulu eser sözleşmesi kapsamında davacının yüklenici sıfatıyla tüm mekanik tesisat işlerini üstlendiği, sözleşme kapsamında müvekkiin l, ... A Blok projesinde; Isıtma, soğutma, havalandırma sistemleri, Yangın tesisatı ve basınçlandırma hatları, Mekanik ekipman montajları, test, dengeleme ve devreye alma süreçleri dâhil tüm mekanik tesisat işlerinden sorumlu olduğu, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini eksiksiz ve titizlikle yerine getirdiği, iş programı, işçilik planları ve şantiye günlüklerine göre; proje kapsamındaki işlerin %97’sinin fiilen tamamlandığı, bu oranın, hakediş raporları (özellikle 30 ve 31 no’lu hakedişler), şantiye teknik tutanakları, iş bitirme tabloları ve keşif defterleri ile ayrıntılı şekilde ispatlandığı, ayrıca bu hususun, şantiye kontrol mühendisleri ve proje şefleri tarafından hazırlanan teknik raporlarda da teyit edildiği, bu nedenle müvekkilinin, yükümlülüklerini yerine getirdiği ve sözleşme sürecinde temerrüde düşmediği, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, bu feshin, sözleşmenin 11.10 ve 11.13. maddelerinde açıkça düzenlenen yüklenici lehine koruyucu hükümler görmezden gelinerek gerçekleştirildiği, sözleşmenin 11.10. maddesinde “Yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle teminat mektupları paraya çevrilemez.”, 11.13 maddesinde “İşin geçici kabulünden sonra teminatlar derhal iade edilir.” hükümlerinin mevcut olduğu, işin %97’si tamamlanmış ve kusur müvekkile ait değilken, davalının bu feshinin açıkça kötü niyetli olup hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu, fesih sonrası davalının, müvekkil şirkete ait birçok teminat mektubunu haksız biçimde nakde çevirdiği, daha da önemlisi, müvekkil şirket tarafından açılan işbu davaya rağmen, davalının yeni borç bildirimleri göndermeye, müvekkili borçlu gösteren faturalar düzenlemeye, hak ediş bedellerinin tersine tahsilat taleplerinde bulunmaya devam ettiği, mahkemece değerlendirilmesi gereken kritik noktanın davalının geçmişte haksızca nakde çevirdiği teminat mektuplarına ilişkin banka dekontları, yazışmalar ve bildirimlerin dosyada delil olarak sunulduğu hususu olduğu, davalının geçmişteki uygulamaları, dava açıldıktan sonraki davranışları ve gönderdiği tahsilat talepleri birlikte değerlendirildiğinde bu teminatların da süre dolmadan nakde çevrilme riskinin kesin, yakın ve ciddi düzeyde olduğu, bu riskin, sadece müvekkilin mali dengelerini değil, şirketin ticari faaliyetinin devamını da doğrudan tehdit ettiği, telafisi imkânsız zarar riski oluşturduğu, teknik anlamda müvekkilinin borca batık olduğu, davalı tarafından söz konusu teminatların haksız şekilde nakde çevrilmesi halinde müvekkil şirketin mali yapısının tamamen çökeceği, mahkemenin ret gerekçesinin hem hukuki hem de fiili durum açısından hatalı olduğu, somut olayda yaklaşık ispatın sağlandığı, dosya kapsamına 01.12.2020 tarihli eser sözleşmesi ve 5 adet zeyilnamenin eksiksiz sunulduğu, 30 ve 31 nolu hakediş raporlarının işin %97 fiziki tamamlanma oranını kanıtladığı, borca batıklık ve diğer delillerin sunulduğu, mahkemenin, “dava değeri ve teminat mektuplarının tutarı dikkate alındığında tedbir koşulları oluşmamıştır” gerekçesinin hem hukuken isabetsiz olduğu hem de somut olayın özellikleriyle çelişkili bulunduğu, borca batık olmaları nedeni ile teminatların nakte çevrilmesinin şirketin iflasını hızlandıracağı, ticari faaliyetleri tamamen durduracağı, teminat mektuplarının müvekkil şirkete ait birer malvarlığı değeri olduğu, nakte haksız şekilde çevrilmesinin mülkiyet hakkı ihlali olduğu, telafisi imkansız zarar tehlikesinin göz ardı edildiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece talebin reddine dair verilen karara karşı talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talebin değerlendirilebilmesi için ihtiyati tedbire ilişkin bir takım açıklamaların ve tespitlerin yapılması gerekmektedir. İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389. madde başlığında “geçici hukuki korumalar” olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında; “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlarda yapılması gerekli usul ve prosedür açıklanmıştır. Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki; ihtiyati tedbir talebini inceleyen hakimin davanın esası hakkındaki hükmünü peşinen ihdas ettiğinden söz edilemez. İhtiyati tedbire veya ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verirken hakim dava hakkındaki kanaatini yalnız ihtiyati tedbir talebi ile sınırlı olarak -kanunen gerektiği için- açıklamak durumundadır. Öte yandan ihtiyati tedbir kararı geçici nitelikte olup, durum ve şartların değişmesi ile her zaman değiştirilebilir. Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği, bir kısım teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevrildiği, hakediş alacağının ödenmediği ve davalı tarafça sözleşmenin ifası ve feshi noktasında muaraza yaratıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu sözleşme kapsamında davalı ... A.Ş. lehine düzenlenen ... Şubesi tarafından düzenlenen A799500 seri no’lu, 62.072,00 EURO ve A850853 seri no’lu, 2.917.492,00 TL tutarındaki teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesinin talep edildiği, sözleşme kapsamında verilen teminat mektuplarına yönelik talep edilen ihtiyati tedbirin geçici koruma niteliğinde olduğu da gözetilerek dosyaya sunulan sözleşme, hakediş, bir kısım teminat mektuplarının paraya çevrildiğine dair deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken soyut gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/08/2025 tarihli ve 2025/568 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde talep hakkında karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 15/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip