TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/201 Esas - 2023/63 Karar DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 18/03/2022 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle d…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/781 Esas 2026/178 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/781 KARAR NO : 2026/178 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2023 NUMARASI : 2022/201 Esas - 2023/63 Karar DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 18/03/2022 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından davalı ... Grup Tütün Mamülleri Pazarlama Gıda Nakliyat Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne kredi kartı, kredi tesis ve ek hesap tahsis edilerek kullandırıldığını, tesis edilen kredi/kredi kartı ve ek hesap sonucu 30/09/2013 tarihinde davalı şirket ile müvekkili banka arasında Kredi Genel Sözleşmeleri düzenlendiğini ve davalı şirkete iletildiğini, düzenlenen Genel Kredi Sözleşmesi'nin "Kredi Türleri ve Kredi Limitinin Kapsamı" başlıklı 3. Maddesi e bendi uyarınca davalı şirkete 02/11/2020 tarihinde kredi kartı teslim edildiğini, davalı şirketin tasfiye halinde olup, diğer muhatap tasfiye memuru ... ... ise sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatını taşıdığından borçtan sorumlu bulunduğunu, davalılara kullandırılan kredi/kredi kartı ve ek hesap borcu ödemelerinin yapılan uyarılara rağmen ödenmediğini, muaccel hale gelen banka alacağına istinaden davalı tarafa Ankara 24. Noterliğinin 16296 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnamenin davalıya 28/08/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını, söz konusu alacak hakkında Ankara 32. İcra Dairesinde 2021/12211 dosya no'lu icra takibi başlatılmış ise de icra takibine davalılar tarafından 23/09/2021 tarihinde haksız olarak itiraz edildiğini, davalılarca takibe yapılan itirazların mesnetten yoksun olduğunu ileri sürerek, davalıların Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2021/12211 sayılı dosyasına yaptıkları tüm itirazların iptali ile icra takibinin devamına ve takibe konu borcun %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 32.İcra Müdürlüğü’nün 2021/12211 Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, yasal süresinde borca itiraz edildiğini, müvekkilleri tarafından 30/09/2013 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde kredi limiti kısmının boş bırakıldığını, bu hali ile miktarı belirsiz olan kredi sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olmadığını, bu sebeple müvekkilleri için borç yükümlülüğünü doğurmadığını, yine ... Grup Tütün Mamülleri Pazarlama Gıda Nakliyat Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırılan kredilerde verilen kefaletin usulüne uygun olmadığını, bu sebeple herhangi bir yükümlülük oluşturmadığını, kredi sözleşmesinin usulüne uygun olarak kat edilmediğini, bu durumda yöntemine uygun hesap kat ihtarı tebliği bulunmadığından müvekkilleri aleyhine icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını savunarak, itirazın iptali davasının reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile,davalıların Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2021/12211 Esas sayılı icra takibine yaptıkları itirazın 68.188,86 TL asıl alacak, 9.070,95 TL işlemiş akdi faiz, 914,73 işlemiş temerrüt faizi, 57,55 TL BSMV ve 421,54 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam; 78.653,63 TL üzerinden iptali ile, takibin bu miktarlar üzerinden ve asıl alacak olan 68.188,86 TL 'ye takip tarihinden itibaren %23,76 oranını geçmemek üzere TCMB tarafından değişen oranlarda temerrüt faizi ve bu faizin %5'i oranın BSMV uygulanmak suretiyle takip talebindeki koşullarla devamına, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, takip konusu alacağın likit nitelikte olması nedeniyle hüküm altına alınan 78.653,63 TL'nin %20'si olan 15.730,72 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davalıların yasal koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatına ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 30/09/2013 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde kredi limiti kısmının boş bırakıldığını, bu hali ile miktarı belirsiz olan kredi sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olmadığını, geçerli bir sözleşme olmadığından müvekkili için borç yükümlülüğü doğurmayacağını, yine müvekkili ... Grup Tütün Mamülleri Pazarlama Gıda Nakliyat Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne kullandırılan kredilerde verilen kefaletin usulüne uygun olmayıp, herhangi bir yükümlülük oluşturmadığını, kredi sözleşmesinin usulüne uygun olarak kat edilmediğini , bu durumda yöntemine uygun hesap kat ihtarı tebliği bulunmadığından müvekkil aleyhine icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkiller aleyhine başlatılan iş bu takibin iptali gerekmesine rağmen , gerekli tespit ve inceleme yapılmadan Mahkemece davanın kısmen kabulü ile takibin devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2021/12211 esas sayılı icra takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı kefil ... ... ile davalı asıl borçlu şirket aleyhine 16/09/2021 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 68.188,86 TL asıl alacak, 9.070,95 TL işlemiş akdi faiz, 993,46 TL temerrüt faizi, 58,76 TL BSMV, 421,54 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 78.733,57 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, takibin dayanağının kredi kartı, kredi üyelik sözleşmeleri ve 26/08/2021 tarihli ihtarname hesap özeti olduğu, ödeme emrinin davalılara 17/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 23/09/2021 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin 06/10/2021 tarihinde durdurulduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 18/03/2022 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Davacı Banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında 07/09/2012 tarihli, 250.000,00 TL limitli, 24/09/2018 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalı ... ...'nun anılan sözleşmelerde aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, yine davalı asıl borçlu şirket ile davacı arasında akdedilen 30/09/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin limiti yazılı olmasa da, davalı ... ...'nun anılan sözleşmede 187.500,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, kefalet sözleşmesinin kefalet tarihi, kefalet tutarı ve kefaletin müteselsil olduğu hususları kefilin el yazısı yazılarak akdedildiği ve kefalet tarihinde davalının şirket ortağı olduğu, kefaletin, kefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı borçlulara gönderilen ve toplam 77.221,15 TL nakdi borcun (1) gün içinde ödenmesi ihtarını içerir 26/08/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalı şirketin sözleşmedeki adresi dışında başka bir adresine 31/08/2021 tarihinde, sözleşmedeki belirtilen adresine de 06/09/2021 tarihinde bila iade tebliğ edildiği , davalı ... ...'na ise 28/08/2021 tarihinde tebliğ olunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Yargılama aşamasında alınan bankacı bilirkişi kök ve kök rapordaki görüşü tekrar eden ek raporunda, davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan 68.188,86 TL asıl, 9.070,95 TL işlemiş akdi faiz, 914,73 TL işlemiş temerrüt faizi, 57,55 TL BSMV,421,54 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 78.653,63 TL alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı yan kredi kartı sözleşmesinden ve kredili mevduat hesabından kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı ,istinaf nedenleri ve yasal mevzuat değerlendirildiğinde; taraflar arasında davacı ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde davalı ... ...'nun müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin istinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, 30/09/2013 tarihli GKS'de kredi limiti belirtilmemesinin davalıları sorumluluktan kurtarıp kurtarmayacağı, davalı kefil ... ... başvuru koşulunun oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin davalı asıl borçlu şirket yönünden istinaf itirazının asıl borçlu şirket tarafından 30/09/2013 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinde kredi limiti kısmının boş bırakıldığı, bu hali ile miktarı belirsiz olan kredi sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olmadığı, geçerli bir sözleşme olmadığından asıl borçlu için borç yükümlülüğü doğurmayacağına yöneliktir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalı asıl borçlu şirketin kullanmış olduğu kredi kartı ve kredili mevduat hesabının hangi genel kredi sözleşmesi ile ilişkilendirilmiş olduğu belirtilmemiş ise de, yukarıda izah edildiği üzere ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuyla davalı asıl borçlu şirketin davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği, genel kredi sözleşmesinde kredi limitinin yazılı olmamasının asıl borçlu yönünden geçerlilik şartı olmadığı, bu hale göre asıl borçlu yönünden söz konusu genel kredi sözleşmesinin borçlandırıcı ve geçerli bir sözleşme olduğu anlaşılmakla davalı asıl borçlu şirketin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı kefil ... ...'nun istinafı kefaletinin usulüne uygun olmadığı, kredi sözleşmesinin usulüne uygun olarak kat edilmediği , bu durumda yöntemine uygun hesap kat ihtarı tebliği bulunmadığından müvekkil aleyhine icra takibi yapılmasının mümkün olmadığına yöneliktir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde davalı ... ... müteselsil kefil sıfatıyla yer almaktadır. Kefalet sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 581 ilâ 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır. Kefalet sözleşmesiyle kefil, borcun ifa edilmemesi hâlinde, alacaklının ifaya menfaatini sağlamayı kişisel olarak üstlendiğine göre, bir kişinin zaten kişisel olarak sorumlu olduğu borç için kefil olması anlamsızdır. Zira bu hâllerde kefalet sözleşmesinin teminat sağlama amacı gerçekleşmez (Serkan Ayan, Kefalet Sözleşmesi, Ankara 2018, s. 17). Kefalet sözleşmesi; 6098 sayılı Kanun'un 581 inci maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kefaletin türleri ise 6098 sayılı Kanun'un 585 vd. maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586 ncı maddesinin birinci fıkrası; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. Bu maddenin müteselsil kefaleti ele alış biçiminden çıkarılabilecek ilk sonuç, adi kefalete tanınan bazı savunmaların müteselsil kefile tanınmamış olmasıdır. Müteselsil kefil, adi kefilin tipik savunması olan kefilin önce esas borçlunun takip edilmesi def'înden yoksundur. Bundan başka, müteselsil kefil önce rehnin paraya çevrilmesi def'înden adi kefile oranla daha sınırlı kapsamda yararlanır (Burak Özen, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Kefalet Sözleşmesi, İstanbul 2014, s. 302). Önemle vurgulamak gerekir ki; bu maddeye göre krediyi kullandıran tarafından yapılan icra takiplerinde müteselsil kefiller de kredi borcuna ilişkin takibin borçlusu olabilmektedirler. Başka bir ifadeyle alacaklı borçluyu takip etmeden kefili takip edebilir. Ancak bunun için borçlunun ifa da gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. İlk hâlde bu hükme göre ifada geciken borçluya alacaklı tarafından ihtar gönderilmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması durumunda alacaklı müteselsil kefile başvurulabilir. Borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması durumda ise alacaklı asıl borçluya ihtar göndermeden müteselsil kefili takip edebilmektedir. 6098 sayılı TBK'nun "müteselsilen kefalet" başlıklı 586. maddesi uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Buna göre, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Öncelikle kefile başvuru koşulu TBK'nun 586/1 maddesinde amir hükümde düzenlenmiş olup aynı madde gereğince kefil bu hakkından vazgeçemez. (Özen, Burak, Kefalet sözleşmesi, İstanbul 2012, s. 297;) Yine TBK'nun 586. maddesinin emredici hüküm olup, iş bu emredici hüküm gereği davacı bankanın, asıl borçluya hesap kat ihtarnamesi tebliğ etmeden kefili takip etme hakkının bulunmadığı, kefil yönünden asıl borçluya ihtarname tebliğ edilmemesi ve ihtarnamede belirtilen sürenin dolmaması nedenleriyle 6098 sayılı TBK'nın 586/1. maddesinde belirtilen "ihtarın sonuçsuz kalması" koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle kefilin takip edilemeyeceğinin Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 29/09/2021 tarih, 2020/4459 E 2021/5808 K, 28/09/2021 tarih, 2020/3228 E 2021/5789 K sayılı ilamları ile de sabit olduğu tartışmasızdır. Hal böyle olunca, davacı alacaklı bankanın doğrudan müteselsil kefile başvurabilmesi için asıl borçlu şirketin, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, Mahkemece 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı alacaklının asıl borçluyu takip etmeden müteselsil kefil olan davalı ... ...'na takip yapabilmesine ilişkin asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması yasal koşullarının somut olayda bulunması gerektiği, ancak davalı asıl borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olduğuna ilişkin bir bilgi ve belgenin somut olayda bulunmadığı, TBK'nun 586/1. maddesi uyarınca kefile başvuru koşullarının somut uyuşmazlıkta oluşmadığı , bu bağlamda davalı kefile başvuru koşulları oluşmadığından Mahkemece davalı kefil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü yönünde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, davalı kefilin bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davalı asıl borçlu şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı kefil ... ...'nun istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı kefil ... ... yönünden kaldırılmasına ve davacının davasının davalı kefile başvuru koşulları gerçekleşmediğinden davalı kefil yönünden reddine, davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğuna ilişkin delil olmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 18/02/2022 gün ve 2019/5 Esas, 2022/1 Karar sayılı YİBK gereğince davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı Tasfiye Halinde ... Grup Tütün Mamülleri Pazarlama Gıda Nakliyat Turizm İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten alınması gerekli olan 5.372,82 TL harçtan peşin alınan 1.343,00 TL harcın mahsubuna bakiye 4.029,82 TL harcın davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı şirket tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı kefil ... ...'nun istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/02/2023 tarih ve 2022/201 Esas 2023/63 Karar sayılı kararının davalı ... ... hakkında dava yönünden HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)1-Davacının davasının davalı ... ... yönünden REDDİNE, 2- Davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğuna ilişkin delil olmadığından davalı ... ... yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına 3- Davalı ... ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4- Davalı ... ... davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 maddesi gereğince 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı bankadan tahsili ile davalı ... ...'na verilmesine, 5-Dosya kapsamında bulunan bakiye gider avansının, HMK'nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 47/1 maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip davacı tarafa iadesine, 6-Dosya kapsamında bulunan bakiye delil avansının, HMK'nun 333. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 47/1 maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip davalı tarafa iadesine, C)1-İstinafa başvuran davalılar vekilince her iki davalı için ortak yatırılan 1.343,00 TL istinaf maktu karar harcının davalı şirket yönünden hükmedilen harçtan mahsubuna karar verildiği dikkate alınarak davalı ... ...'na harç iadesine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, 2-İstinafa başvuran davalı ... ... tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 26/02/2026 Başkan Üye - Üye Zabıt Katibi -