İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; 02.08.2023 tarihinde müvekkiline ait ...... plakalı Vo…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av...... DAVALI : 1- ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 2- ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 3- ...... DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; 02.08.2023 tarihinde müvekkiline ait ...... plakalı Volvo markalı araç trafik kurallarına uyarak kendisine yeşil yandığı anda hareket ettiğini, ...... plakalı Ford markalı aracın KTKK m.47/1-b aykırı olarak kırmızı ışık kuralını ihlal ederek müvekkiline ait araca çarpması sonucu maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, kaza sonrası müvekkilinin aracını 02.08.2023 tarihinde “... Sk. No:... Selçuklu/Konya” adresindeki ...... iş yerine götürerek aracını tamir ettirdiğini, maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet veren ...... plakalı araç 365110148 poliçe numarası ile davalı ...... A.Ş. tarafından Sigorta Poliçesi uyarınca sigortalı olduğunu, davalı sigorta, Sorumluluk sigortası türlerinden biri olan değer kaybı araç onarım bedeli ile tamir masrafları ve hasar bedeline ilişkin kendilerine düşen hukuki sorumluluğu belirli limite kadar karşılamakla yükümlü olduğunu, davalı ...... Şirketine ait ve davalı ......'ın sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın trafik kurallarına uymadan kırmızı ışıkta geçerek müvekkile ait ...... plakalı araca çarpması neticesinde aracın ön kısmında hasar meydana geldiğini ve tramer kaydında kaza kaydı yer alarak araçta değer kaybı oluşmakla birlikte araç tamir ve onarım sürecinde araçtan faydalanılamamış ve zarara uğrandığını, ilgili kazada müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ...... plakalı araç sürücüsünün ise %100 kusurlu olduğu polis tarafından tutulan kazaya ilişkin tutanakta tespit edildiğini, işbu durum öncelikle sigorta şirketine 22.09.2023 tarihinde mail yolu ile ihbar edilmiş, sigorta şirketince olumlu bir dönüş yapılmadığını, müvekkiline ait aracın kaza tarihi olan 02.08.2023 tarihinden itibaren aracın tamiratı ve onarımı sebebiyle kullanılamadığından araç mahrumiyet bedelinin araç işleten ve sürücüden alınarak davacı müvekkiline verilmesini talep etmiştir. araç işleten ve sürücüsü müvekkiline ait araç kullanamamaktan kaynaklı araç mahrumiyet bedelinden müteselsil- müşterek sorumlu olduğunu, tüm bu nedenlerle değer kaybı yönünden HMK M 107 gereği kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sonradan artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin müştereken ve müteselsil tüm davalılardan aracın onarımı sebebiyle aracı kullanamamadan kaynaklanan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sonradan artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin müşterek-müteselsil araç işleten ve araç sürücüsünden alınarak, toplamda kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 200,00 TL'sinin davalıdan alınarak müvekkille verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ...... vekili cevap dilekçesinden özetle; öncelikle usule ilişkin olarak davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından arabuluculuk süreci yalnızca davalı sigorta şirketi açısından başlatıldığını, müvekkile karşı herhangi bir arabuluculuk süreci başlatılmadığını, dava şartı arabuluculuğun müvekkiline karşı yerine getirilmemiş olması nedeniyle, davanın usulden reddedilmesi gerektirtiğini, 02.08.2023 tarihinde müvekkil şirkete ait aracı sevk ve idare eden kişi, kavşakta kırmızı ışıkta beklemekte iken, arkasından gelen ambulans sesini duyduğunu, önde bekleyen iki aracın ambulansa yol verme amacı ile sağa doğru kıvrıldıklarını ve böylelikle sağ taraftaki yol tıkandığını, müvekkili şirkete ait aracın sürücüsü de, yine ambulansa yol vermek amacıyla sola doğru kıvrılırken (sürücüler tarafından anahtar pozisyonunda yol açılırken) soldan gelen araçla çarpıştığını ve işbu dava konusu kaza meydana geldiğini, ardından ambulans geçtiğini, yani ...... sola kıvrılmamış olsaydı, ambulans geçemeyeceğini, tutulan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında, aracın sevk ve idare eden ......'ın ambulansa yol vermek amacıyla kırmızı ışık kuralına uymaması nedeniyle ilgili kanun maddesini ihlal ettiği belirtildiğini, davacı ise dava dilekçesinde davalının %100 kusurlu olduğunu iddia ettiğini, tutulan tutanaklar, düzenlenen rapolar ve davacının kusur iddialarının tamamına itiraz ettiklerini, ......'ın sevk ve idaresindeki müvekkili şirkete ait araç, kavşağa davacıdan önce girdiğini, davacı taraf için her ne kadar yeşil ışık yanıyor olsa da, davacının kavşağa girerken yavaşlaması ve siren sesini duyduğunda yavaşlayıp ambulansın geçmesini beklemesi gerektiğini, davacının ise bunun aksine kavşağa hızlı girdiğini, dikkatsiz, dalgın, tedbirsiz ve süratli şekilde aracı kullandığını, dolayısıyla burada kusur atfedilmesi gereken taraf davacı olduğunu, öncelikle, somut olayda gerçekleşen kaza nedeniyle davacının iddiasının aksine, araçta herhangi bir değer kaybı oluşmadığını, bu kapsamda, davacının araçta oluşan değer kaybı talebinde bulunması hukuka aykırı olduğundan davanın reddi gerektiğini, bir an için aksi düşünülse dahi, değer kaybı da, yine müvekkili tarafından ...... A.Ş’ne yaptırılan 365110148 Poliçe Numarası ile Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesini kapsamında olduğunu, kaza tarihi itibarı ile müvekkilinin sigorta poliçesinin kapsamından yararlanmakta ve sigorta poliçesi kapsamında risklere karşı korunduğunu, söz konusu trafik kazası 02.08.2023 tarihinde gerçekleştiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin geçerli olduğu dönemde gerçekleştiğini, bu meyanda söz konusu trafik kazasında gerçekleşen değer kaybı, sigorta poliçesi kapsamın da olup; buradaki sorumluluk sigorta poliçesini tanzim eden ...... A.Ş.’ye şirkete ait olduğunu, davacı tarafça iddia edilen araç mahrumiyeti iddialarının da kabulü mümkün olmadığını, davacının aracında meydana gelen zarar sebebi ile araç mahrumiyeti yaşayacağı bir durum oluşmadığını, davacının huzurdaki davayı tamamen kötüniyetli ve haksız yere ikame ettiğini, aracın mahrumiyeti, hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması sebebiyle ortaya çıkan zararı ifade ettiğini, somut olayda, davacının, dava konusu kaza nedeniyle oluşan zararı basit bir müdahele ile giderilebilir şekilde olup, onarım süresi 1 günü bile bulmayacak nitelikte olduğunu, tüm bu nedenlerle davacı tarafın dava dilekçesi ile birlikte sunması gerekirken sunmadığı delillerini sunmasından sonra yeni cevap dilekçesi ve beyan hakları saklı kalmak kaydı ile açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... cevap dilekçesinde özetle; Kaza tarihinde kırmızı ışıkta beklediğini, önünde iki araç olduğunu, arkasından gelen ambulansın siren sesini duyduğunu ve önünde bekleyen iki aracın sağa kıvrıldığını, kendisinin de ambulansa yol vermesi gerektiğini, önündeki iki aracın sağa kıvrılınca sağ tarafta yer kalmadığını ve sola kıvrılmak zorunda kaldığını, tam bu sırada sağ taraftan gelen aracın kendisine çarptığını, çarpışmanın ardından ambulansın geçtiğini, kendisinin kırmızı ışıkta geçmesinin tek sebebinin ambulansa yol vermek olduğunu, davacıya kendisinin çarpmadığını, geçerken davacının kendisine çarptığını, kaza tutanağına itiraz ettiğini, kusurlu bulunması halinde bile sorumluluğunun olmadığını, sorumluluğun sigorta şirketine ait olduğunu, şahsının karışmış olduğu trafik kazasından ötürü davacının değer kaybının oluşmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle yeni cevap ve beyan hakları saklı kalmak üzere açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle HMK madde 6/1 uyarınca, “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” olduğunu, müvekkili davalının muamele merkezi “...... Cad. No: ... Beyoğlu/ Salıpazarı, İstanbul” adresinde bulunduğundan, müvekkil şirket aleyhinde ikame edilecek davalarda yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın İstanbul Mahkemeleri’nde açılması gerekirken yetkisi olan mahkememizde açıldığından, öncelikle Mahkemenizin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı tarafın HMK m. 121 gereğince, delilleri taraflarına tebliğ etmediğini, delillerin taraflarına tebliğinden sonra esas hakkında beyanda bulunma ve karşı delil sunma hakkımızı mahfuz tuttuklarını, dava konusu kaza 2.08.2023 tarihinde meydana geldiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 120.000,00 TL olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davaya ilişkin yapılan inceleme ve kontrollerde davacının inceleme ve kontrollerde davacının aracında 33.636,00 TL değer kaybı hesaplanmış ve bu tutar 24.10.2023 tarihinde; işbu davadan önce, davacı vekili Av...... ' e ödendiğini, davacının huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacının araç mahrumiyet gelir kaybı tazminatına ilişkin taleplerinin teminat kapsamında olmadığını, hiçbir surette başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ile ve poliçe limitleri ile sınırlı olacağını, davacının avans faizi talebi yerinde olmayıp reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle huzurdakı davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Sonuç olarak haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi gereğince genel hükümlerin esas alınması gerektiğinden Yargıtay uygulamalarına uygun olarak bilirkişi raporunun ilgili kısmı hükme esas alınmıştır. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun olayın oluş ve şekline uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak ...... plakalı minibüs sürücüsü ......'ın bu kazanın oluşunda asli kusurlardan 2918 sayılı KTK 'nun madde47/1-B (Kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçmek) asli kural ihlali olup %100 oranında kural ihlalinin olduğu, ...... plakalı otomobil sürücüsü ......'ın ise bu kazada herhangi bir kural ihlalinin olmadığı, ...... plakalı aracın kaza tarihindeki değer kaybı tutarının bakiye miktarının 100.000,00 TL olduğu, mahrumiyet bedeli tutarının 12.5000,00 TL olduğu, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde teminat limiti olarak sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın 6.001,01 TL olduğu, davacı tarafça tüm davalılardan değer kaybı bedeli yönünden 67.000 TL üzerinden talepte bulunulduğu, sigorta şirketi yönünden poliçe teminat limitleri ile sınırlı olarak talepte bulunulmadığı değerlendirilmekle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede; 2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Davalı ZMMS sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 05/10/2023 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. Arabuluculuk ücreti bakımından; davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olmasına, dava şartı niteliğindeki bu başvuru şartı nedeniyle de arabuluculuğun işbu davada zorunlu olmamasına rağmen (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası), davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş olması halinde, yargılama sonucunda bu ücretin davalı sigorta şirketine yüklenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Şöyle ki; Dava kısmen kabul edilmiş ve davacı taraf yargılamada kısmen haklı bulunmuş olmasına göre, arabuluculuk giderinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davanın taraflarının, dava açılmadan önce, zorunlu olmasa dahi dava açılmasının son çare olduğunu gözeterek uyuşmazlığı gidermek amacıyla ve makul olacak şekilde ihtiyari uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurmasının ve buna bağlı olarak yaptıkları ihtarname masrafı, ihtiyari arabuluculuk ücreti gibi masraflarını haklılık oranlarına göre eldeki davada talep etmelerinin kabul edilebilir olduğu düşüncesiyle davacı taraf aleyhine bu konuda hüküm kurmanın hakkaniyetli olmayacağı, son olarak, sigorta şirketine başvurmak ile arabuluculuk müessesesinde tarafların çözüm aramasının aynı durumlar olmadığı değerlendirilmiş ve; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 02/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 67.000,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ...... A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere (bakiye limit:6.001,01TL) temerrüt tarihi olan 05/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE ...... LTD ŞTİ'den (Kaza tarihi olan 02/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, sigorta şirketi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının 02/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 12.500,00 TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının DAVALI ...... VE ...... ŞTİ'den kaza tarihi olan 02/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...... Avm Tic. Ltd. Şti vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davanın ticari nitelikte tazminat alacağına ilişkin olduğunu, müvekkil şirketin tacir olup, TTK md. 5/A ve 6325 s. Kanun md. 18/A uyarınca, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmasının dava şartı olduğunu, dosyada davacının yalnızca ...... A.Ş yönünden başvuru yapılmış olup, müvekkil şirket yönünden herhangi bir arabuluculuk süresi işletilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından müvekkil yönünden dava şartı arabuluculuk eksikliğini göz ardı edildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sürücü ......'ın %100 kusurlu sayıldığını, davacı tarafın tamamen kusursuz kabul edildiğini, oysa kazanın, ambulansa yol verilmesi zorunluluğu sebebiyle meydana geldiğini, davacının kavşağa girerken siren sesini duyduğu halde yavaşlamaması, dikkatli olmamasının da tali kusur oluşturduğunu, kusur değerlendirmesinin yalnızca tutanak ve taraf beyanlarına dayandırıldığını, EDS/kamera görüntüleri, sinyalizasyon kayıtları, hasar uyum analizleri gibi teknik incelemelerin yapılmadığını, değer kaybı hesabında belirsizlik ve aşırılığın olduğunu, araç mahrumiyeti zararının delille ispatlanmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımların ve açıkladıkları tüm aykırılıkların istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına, nihayetinde davanın ve tüm taleplerin reddine, usul yönünden müvekkil ...... ŞTi yönünden dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediğinden, kararın kaldırılmasına ve davanın usulden reddine, esastan kusur değerlendirmesinin hatalı olması, değer kaybı hesabının belirsiz olması, araç mahrumiyet bedelinin ispatsız olması, poliçe limitine dair gerekçe hüküm çelişkisi, faiz başlangıcının yanlış belirlenmesi nedenleriyle, kararın kaldırılmasına, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ve taleplerin reddine veya tenziline, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ...... sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; dosyada davacının yalnızca ...... A.Ş yönünden başvuru yapılmış olup, tarafı yönünden herhangi bir arabuluculuk süresi işletilmediğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesinin gerektiğini, dava konusu olayın ambulansa yol verilmesi zorunluluğu sebebiyle meydana geldiğini, davacının kavşağa girerken siren sesini duyduğu halde yavaşlamaması, dikkatli olmamasının da tali kusur oluşturduğunu, kusur değerlendirmesinin yalnızca tutanak ve taraf beyanlarına dayandırıldığını, EDS/kamera görüntüleri, sinyalizasyon kayıtları, hasar uyum analizleri gibi teknik incelemelerin yapılmadığını, değer kaybı hesabında belirsizlik ve aşırılığın olduğunu, araç mahrumiyeti zararının delille ispatlanmadığını, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının aleyhine olan kısımlarının ve açıkladığın tüm aykırılıkların istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına, nihayetinde davanın ve tüm taleplerin reddine, usul yönünden dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediğinden kararın kaldırılmasına ve davanın usulden reddine, esastan kusur değerlendirmesinin hatalı olması, değer kaybı hesabının belirsiz olması, araç mahrumiyet bedelinin ispatsız olması, poliçe limitine dair gerekçe hüküm çelişkisi, faiz başlangıcının yanlış belirlenmesi nedenleriyle kararın kaldırılmasına, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ve taleplerin reddine veya tenziline, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesin karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve mahrumiyet kaybına ilişkindir. Mahkemece verilen karar, sigorta haricindeki diğer davalılarca aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir. - Zorunlu arabuluculuğun uygulanmadığı itirazında; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7155 sayılı kanunun 23.maddesi ile eklenen madde 18/A'ya göre; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir...." hükmü getirilmiştir. 01/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasa ile Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile 01/01/2019 tarihinden itibaren ticari davalarda arabuluculuğa başvurunun dava şartı haline geldiği, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7155 sayılı kanunun 23.maddesi ile eklenen madde 18/A'ya göre de, zorunlu arabuluculuğa tabi ticari davalarda, arabulucuya başvurulduğuna dair son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir suretinin sunulmasının dava şartı olduğu, bu tutanak sunulmadan açılan davalarda, mahkemece, tutanağın sunulması için davacı tarafa 1 haftalık kesin mehil verileceği, süreye rağmen tutanağın sunulmaması halinde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı ticari davalardır. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. Maddesinde sayılmıştır. Maddenin 1. Fıkrasında "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri.." ifadesi ile her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren hususlardan doğan davalar nispi ticari davalar olduğu belirtilmiştir. Davanın nispi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın konusunun her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Somut olayda, sigorta dışındaki diğer davalılar bakımından ticari dava ve dolayısıyla zorunlu arabuluculuğa tabi dava olup olmaması bakımından yapılan incelemede davacının gerçek kişi tacir olmadığı gibi aracının da hususi otomobil olması nedeniyle davacının sigorta dışındaki diğer davalı işleten ve sürücüye yönelik açtığı davanın zorunlu arabuluculuğa tabi ticari dava olmaması nedeni ile bu davalılar için zorunlu arabuluculuk müessesesinin uygulanmaması yerindedir. - Kusura itirazda; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bu itibarla, Mahkemece benimsenen, davalı tarafın ambülans nedeniyle kırmızı ışık ihlali yapıldığı iddialarının da değerlendirildiği ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun kusur raporu ile kaza sonrası düzenlenen Tespit Tutanağının birbirini teyit etmekte olup kazanın, davalı aracın ambülans da olsa kazaya sebebiyet vermeyecek şekilde yol açmasının gerekmesi nedeniyle trafik kurallarına aykırı ve tamamen kusurlu hareketi ile meydana geldiği anlaşılmış olduğundan buna yönelik itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. - Değer kaybına ve mahrumiyete ilişkin itirazın incelenmesinde; Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Davacı ayrıca davalıdan araç mahrumiyet zararını istemiştir. Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, davalıların haksız fiil müteselsil sorumlularından olarak zarardan sorumlu olduğu, kaza sonrası araç fotoğrafları, önceki kazalara ilişkin tramer kayıtları ile kaza yerleri ve belgelerin de değerlendirildiği bilirkişi raporu ve resimlerde görülen aracın değişik yerlerdeki parçaların değişmiş ve boyanmış, yapılan tamirata göre oluşan tramer kayıtlarına ve hasara göre de belirlenen değer kaybı ve yoksun kalınan kara ilişkin zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre de, bunlara ilişkin değer kaybı ile mahrumiyete ilişkin zararının duruma uygun şekilde belirlendiği de anlaşıldığından, davalının zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. - Faiz başlangıcına dair; Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu itibarla, sigorta dışındaki davalılar bakımından kaza tarihi itibariyle faize hükmedilmesi yerindedir. Öte yandan, müteselsil sorumlulardan davalı sigorta tarafından yapılan ödemeler mahsubu neticesinde kaza tarihi itibariyle maddi zarar teminat limiti nazara alınarak bakiye teminat limiti üzerinden davalı sigortanın sorumlu tutulmasında da bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların buna yönelik itirazlarının da yersiz olduğu görülmektedir. Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ...... ve ...... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalılar ...... Şti ve ......'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı ......'nden alınması gereken 5.430,64 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.357,66 TL nin mahsubu ile bakiye 4.072,98 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden davalı ......'dan alınması gereken 5.430,64 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.357,66 TL nin mahsubu ile bakiye 4.072,98 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar ...... Şti. ve ...... tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2023 yılı itibari ile (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.