11. Hukuk Dairesi 2020/3353 E. , 2021/525 K. "" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 31.10.2018 tarih ve 2017/110-2018/735 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre d…
**11. Hukuk Dairesi 2020/3353 E. , 2021/525 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 31.10.2018 tarih ve 2017/110-2018/735 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının dava dışı şirketin kullandığı ticari krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine, hesabın kat edildiğini ve muhataplara ihtarname keşide edilerek icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yapılan itirazın kötü niyetli olmadığını, kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda tereddütü olduğunu, imza kendisine ait olsa dahi kefalet nedeni ile borçlandığı miktarın daha sonra ödendiğini, bir kimsenin kefaletinin ancak imzaladığı miktar kadar sınırlı olduğunu, imza tarihinden sonra kullandırılan kredilerden dolayı çıkan borç ve miktarlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunarak haksız açılan davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, 02.08.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca genel kredi sözleşmesindeki davalıya atfen atılan imzaların eli ürünü olmadığı tespit edildiği, bu sözleşmeyle davalının sorumlu tutulamayacağı, bir güven kurumu olan davacı banka sözleşmeye imzalar atılırken imzaların atan kişiye aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek mecburiyetinde olduğu ve kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığını da bilebilecek durumda olan davacı bankanın, imzanın davalıya ait çıkmaması durumunda kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.