T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/834 Esas KARAR NO : 2026/51 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/549 Esas - 2023/70 Karar TARİH: 24/01/2023 DAVA : Alacak KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava do…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/834 Esas KARAR NO : 2026/51 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/549 Esas - 2023/70 Karar TARİH: 24/01/2023 DAVA : Alacak KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.02.2021 tarihinde davacının faaliyet gösterdiği adrese ... ... ... Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi yetkililerinin gelerek ticari emtia talebinde bulunduğunu, talep olunan ticari emtiaların davacı tarafından hazırlanarak satıldığını, ticari emtia satış bedelinin alıcı firma ... ... ... Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketince kredi kartı aracılığıyla ödeneceğinin bildirilmesi üzerine ... ... ... Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi yetkililerince işlem yapılacak bilgileri verilen her kredi kartı için aynı toplamda 4 adet kredi kartı mail order formu hazırlatılarak satış bedeli olan toplam 104.500 TL'nin söz konusu kartlardan tahsil edildiğini, söz konusu satış bedelinin kredi kartı ile tahsili akabinde pos bankası olan davalı bankanın satış tutarını davacının ...hesap numaralı hesabına geçtiğini ve davacının da satış tutarının hesabına geçmesi akabinde satılan ticari emtiaları ... ... ... Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret sicil kaydında yer alan adresinde teslim ettiğini, satış bedelinin davalı bankaca davacının hesabına tanımlanmasının 1 gün sonrasında toplam satış bedeli tutarınca davacının hesaplarına bloke konduğunu akabinde de bankaca söz konusu tutarın hesaptan çekildiğini, akabinde aranan davacıya davalı yanca kredi kartlarının yurtdışı menşeli olduğu ve kopyalandığı belirtilerek ticarete ilişkin kayıt ve evraklarla birlikte kendilerine başvurmalarının bildirildiğini, davacının gerekli evraklarla başvurduğunu ancak zararının tazmin edilmediğini, bankanın müşterisine karşı kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesince sorumlu olduğunu, bankaların, objektif özen yükümlülüğü altında olup hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu, davacının kredi kartının sahte olup olmadığını ve kötü niyeti araştırma ihtimali bulunmamakla birlikte bu yükümlülüğün davalıda olduğunu iddia ve beyan ederek davalı yanın sorumluluğunun tespiti ile davanın kabulüne, 104.500 TL'nin davalıdan tazminine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkili bankanın müşterilerinden olduğunu, aralarındaki ilişki kapsamında müvekkili banka ile davacı şirket arasında 10.12.2018 tarihli üye işyeri sözleşmesi akdedildiğini , işbu sözleşmeler çerçevesinde bu konudaki talebi doğrultusunda davacı şirkete pos cihazı tahsis edildiğini, müvekkili banka tarafından, davacı şirkete tahsis edilen pos cihazı üzerinden şüpheli olduğu tespit edilen işlemler görüldüğünü , bu kapsamda yurtdışı bankasına ait kartlarla işlemler yapıldığının/denendiğinin tespit edildiğini, davaya konu kartlı işlemler sonrası müvekkili banka tarafından yurtdışı bankasıyla iletişime geçildiğini ve yurtdışı bankası tarafından davaya konu kartlar ile yapılan işlemlerin dolandırıcılık işlemi (fraud) olduğunun ve rapor edildiğinin müvekkili bankaya bildirildiğini, akabinde üye işyeri hesabının güvenlik amaçlı bloke edildiğini, davacı şirkete tahsis edilen pos cihazı üzerinden ... numaralı kart ile gerçekleştirilen, ... numaralı kart ile gerçekleştirilen, ... numaralı kart ile gerçekleştirilen, ... numaralı kart ile gerçekleştirilen dava konusu işlemlere ilişkin harcama (chargeback) itirazlarında bulunulduğunu, Üye İşyeri Sözleşmesi imzalayarak POS hizmeti alan işyerlerinin, bu aşamadan itibaren ulusal ve uluslararası kartlı ödeme sistemleri kurallarına tabi hale geldiğini, taraflar arasında akdolunan Üye İşyeri Sözleşmesi gereği banka kartı veya kredi kartı ile mal ve hizmet bedelini ödemek isteyen kart sahibinin başvurusu sırasında davacının / üye işyerinin , imza gerektiren işlemlerde imza kontrolünü yapmak, kartın bozma ve tahrifata uğrayıp uğramadığını kontrol etmek, banka tarafından kendisine iletilen bilgiler çerçevesinde kartın geçerli olup olmadığını tespit etmek, gerektiğinde kart üzerinde yer alan bilgilerle kimlik belgesindeki bilgileri karşılaştırmak amacıyla kimlik belgesi istemek yükümlülüğü altında olduğunu, davacının / üye işyerinin belirtilen kontrolleri yapmamasından dolayı doğacak olumsuzluklardan ve zarardan kendisinin sorumlu olacağını, esasen banka ile davacı/ üye işyeri arasında imzalanan üye işyeri sözleşmesinin bir yönden bu işyerine bir yetki verilmesi anlamını taşıdığını, yetkinin konusu ise sözleşme koşullarına göre kart sahiplerine mal ve hizmet satarak bedelini bankadan talep edebilmesi olduğunu, aradaki ilişkinin bir bakıma vekalet sözleşmesinden kaynaklandığını, kartın kabulü ile işlem yapılması sırasında vekil sıfatıyla hareket eden üye işyerinin işlemleri özenle yapmak zorunluluğu olduğunu, davacı şirketin dava dışı ... ... ... Nakliye Sanayi Ticaret Limited Şirketi yetkilileri ile birebir muhatap olduğunu, dava dışı şirket yetkilileri davacı şirketin adresine gelerek ticari emtia talebinde bulunduğunu, dolayısıyla dava dışı şahısların müvekkili Bankanın değil, davacının muhatapları olduğunu, kontrol görevini gereği gibi yerine getirme ve davaya konu şüpheli işlemlerin gerçekleşmesinin önüne geçme imkanına sahip olmasına rağmen davacı şirketin, davaya konu kartlarla yapılan işlemlerin kart hamilinden geldiğine dair kontrol görevini gereği gibi yerine getirmediğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve neticeten chargeback itirazına uğrayan işlemler meydana geldiğini, dolayısıyla davacı tarafın kartın kime ait olup olmadığını araştırma imkân ve olasılığının bulunmadığı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın her ne kadar mail order sisteminde pos bankasının kart bankasından otorizasyon aldığını, pos bankasının pos makinemden yapılan işlemi kart bankasında bildirip ondan işleme onay alması gerektiğini iddia etmekte ise de sürecin iddia edildiği gibi olması ticari hayatın gerekleriyle bağdaşmayacağı gibi bu durumda mail order işlemi ticari hayatın hızına da yetişemeyeceğini ve günlerce süreceğini, pos makinesinden alınan otorizasyon, işlem yapılan kredi kartının kartlı ödeme sistemleri çerçevesinde kullanılabileceği anlamına gelmekte olup, bu otorizasyon sonucunda pos bankası ile kart hamili arasında herhangi bir kefalet ilişkisi kurulmadığını, müvekkili bankanın bu işlemlerden fayda elde ettiğine dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, müvekkili bankanın kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmiş olmakla birlikte bankanın rutin işleyişi ile ilgili kurallar banka ile müşterisi arasında akdedilen sözleşmelerde yeterine açık olarak yer almış ise müşterinin, bankadan, sözleşmede kararlaştırılandan daha fazla bir özen beklemekte haklı olmayacağını, dosyada ne bir mail örder formu ne bir fatura ne de bir dekont yer almakta olup, davacı taraf iddia ettiği gibi müvekkil bankaya başvurduğunu dahi ispatlayamadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/01/2023 tarih ve 2021/549 Esas - 2023/70 Karar sayılı kararında;"...Tüm dosya kapsamına göre; davanın, mail order talimatı ile davacı üye işyerinden kredi kartı ile yapılan işlemin şüpheli olması nedeniyle chargeback (ters ibraz) yoluyla davacı hesabından çekilen bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının dava dışı şirkete satışını yapmış olduğu ürünler hakkında 4 adet POS işlemine ilişkin 4 adet mail order talimatı verildiği, dava dışı yurt dışı menşeli banka tarafından yapılan işlemlerin kartsız işlem olduğunun ve müşterisi tarafından işlemin reddedildiğinin bildirilerek iade talebinde bulunulduğu , bunun üzerine davalı banka tarafından işlem bedellerinin davacı hesabına borç olarak kaydedildiği ve sonrasında hesaptan çekildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre üye işyeri konumundaki davacının alışveriş sistemini kurarken müşterilerine en güvenli sistemi sağlamakla yükümlü olduğu, kart hamili dışında üçüncü bir kişiye yapılan mal tesliminde davacı üye işyerinin özenli davranması gerektiği, ispat yükü kendisinde olan davacı üye işyerinin alışverişin dava dışı kart hamili tarafından ya da onun yetki verdiği bir kişi tarafından yapıldığını ispat edemediği, bunun yanısıra davacının sözleşme hükümlerine göre işlemler sırasında davalı bankadan onay aldığını, işlemleri bu onaya göre gerçekleştirdiğini iddia ve ispat etmediği, davalı bankanın chargeback işlemi yaparak davacı hesabından bu işlemlere ilişkin bedeli tahsil etmesinde sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı bankaya bu işlemler nedeniyle yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mail order sisteminde pos bankasının kart bankasından otorizasyon aldığını ve slip ürettiğini; yani post bankası olan davalı yanın, post makinasından yapılan işlemi kart bankasına bildirip ondan işleme onay alması gerektiğini, davacının yurt dışı bir bankaya ait kartın kime ait olduğu, kopyalanıp kopyalanmadığı vs. bilgileri araştırma imkan ve olasılığı bulunmadığı gibi zaten mail order sisteminin de söz konusu imkansızlığı ortadan kaldırmak maksatlı bankacılık sistemine girdiğini ve kullanılmakta olduğunu, bankaların kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında sorumlu olduğunu ve sorumluluklarının özel güven nedeniyle ağırlaştırılmış olduğunu, bankaların, objektif özen yükümlülüğü altında olup hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, davacının kredi kartının sahte olup olmadığını ve kötü niyeti araştırma ihtimali bulunmamakla birlikte bu yükümlülüğün davalı yanla yapılan sözleşme çerçevesince davalı yanca üstlenildiğini; davalı yanın mail order usulü gereği kartı çıkartan bankadan otorizasyon alarak kartın sıhhatini araştırması gerektiği, şayet otorizasyon almış ve hatta kartı çıkaran bankada olmuş olsa dahi ortaya çıkan zararı üstlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen üye işyeri sözleşmeleri ve bonus üye iş yeri sözleşmesi kapsamında davacıya tahsis edilen mail order yöntemi ile yapılan satışta, kart hamilinin harcama itirazı üzerine davacıya yapılan ödemelerin davalı taraftan hesaptan geri çekilmesi nedeniyle çekilen bedelin davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen sebeplerle istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve beyan dilekçeleri ile ileri sürülmüş, bilirkişi raporu ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Taraflar arasında akdedilen 10/12/2018 ve 28/01/2019 tarihli "Üye İşyeri Sözleşmesi"'nin 23. maddesine göre davacının iş bu sözleşmeleri imzalamakla Banka'nın tabi olduğu kurallar ve iç düzenlemelerin taraflar arasındaki ilişkide de geçerli olduğunun kabul edildiği, sözleşmenin 29. maddesine göre söz konusu maddede belirtilen hallerde ters ibraz süresi boyunca işlem bedelinin ödenmesinin ertelenmesinin, soruşturma sonucuna göre ödemenin iptal edilebileceğinin ve bloke konulabileceğinin kabul edildiği, 39. maddesine göre mail order ile işlem yapan üye iş yerinin kart hailinin bilgilerini kontrol etmekle ve talimatın kart hamilinden geldiğine kanaat ettikten sonra işlemi yapmakla yükümlü olduğu, söz konusu kontrolün usulünce yapmaması halinde doğabilecek her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun tamamıyla üye iş yerine ait olduğu, bu tür işlemlere ilişkin harcama itirazlarında ilgili tutarın Bankaya ödeneceğinin kabul edildiği, 41. maddesine göre üye iş yeri talimat doğrultusunda işlem yaparken kartın geçerliliği, kayıp, çalıntı olmaması, limitinin müsait olmasına ilişkin Banka'dan otorizasyon alarak, satın alınmak istenen mal/hizmete ilişkin satış belgesi düzenleyeceği, otorizasyon alınmadan yapılan işlemler neticesinde doğabilecek her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun tamamıyla üye iş yerine ait olacağının hüküm altına alındığı, yine "Kartlı Ödeme Sistemleri Kuralları Üye işyeri Kılavuzu"nun Harcama İtirazı Başlıklı kısmın lV. Kart hamili onayı dışında gerçekleşen işlemlere itirazlar (Dolandırıcılık İtirazları)nda davacı üye iş yerinin uymakla yükümlü olduğu kuralların ve sonuçlarının düzenlendiği ve sorumluluğu üye iş yerine ait olduğunun hüküm altına alındığı, sözleşme hükümleri konusunda önceden bilgilendirilen davacının sözleşmeleri imzalamak suretiyle söz konusu hükümleri kabul ettiği ve kendisi için bağlayıcı olduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacı tarafından dava dışı .....Ltd.Şti.'ne 104.500,00 TL tutarında yapılan mal satışına ilişkin ödemenin dört adet farklı kredi kartından dört seferde çekildiği, söz konusu kredi kartlarına ilişkin düzenlenen mail order formlarında kredi kartı hamilinin davacı tarafından kontrol edilmediği, alışverişe ilişkin oluşturulan slipte kartın "yurt dışı kart" olduğu belirtilmesine ve dört farklı kredi kartı kullanılmasına rağmen basiretli tacir olmakla yükümlü olan davacı tarafından dava konusu iş dışında aralarında ticari iş bulunmadığı da gözetilerek şüphe duyulmak suretiyle söz konusu kart hamilinin kendisine mal satılan alıcı şirket veya yetkilisi olup olmadığının denetlenmediği ve banka ile iletişime geçilmediği, davacının yukarıda belirtilen sözleşme ve Kartlı Ödeme Sistemleri Kuralları uyarınca üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği ve oluşan riskin tamamen kendisine ait olduğu, mail order yöntemi ile alışveriş yapan şirketin kart hamili olmadığı ve kart hamilinin yabancı bankasına itirazda bulunduğu gözetildiğinde davalı bankanın chargeback (terz ibraz) sürecini başlatmasının yasal mevzuat ve tabi olduğu kurallara uygun olduğu, bu durumda bankaya ağır kusur yükümlülüğünden dolayı kusur ve sorumluluk yükletilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.