T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/782 Esas KARAR NO: 2026/857 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/225 Esas -(Derdest Dava Dosyası) TARİH: 13/02/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan incele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/782 Esas KARAR NO: 2026/857 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/225 Esas -(Derdest Dava Dosyası) TARİH: 13/02/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili 15/07/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; daha önce dava dilekçesinde açıklamış oldukları hususlar doğrultusunda Mahkemece 30.05.2025 tarihinde ve 26.06.2025 kurulan ara kararlar neticesinde talepte bulundukları İhtiyati Haciz için kısmen kabul kısmen red kararı verildiğini, 26.06.2025 tarihinde verilen ara kararın UYAP sistemine 08.07.2025 tarihinde yüklenmiş olup daha öncesinde taraflarınca karara ulaşılamadığını, 10.07.2025 tarihinde Mahkeme dosyasına sundukları beyan dilekçesi ile Davalı/ Borçlular aleyhine açmış oldukları İstanbul.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılması talep edildiğini ve talep-leri doğrultusunda İlgili icra müdürlüğüne müzekkere yazıldığını ancak İcra Müdürlüğü tarafından İhtiyati Haciz kararının uygulanması taleplerinin yine reddedildiğini, ihtiyati haciz kararının infaz edilmediğini beyan ederek müvekkili olan şirketin 31.03.2023 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak Şirketin Eski Yönetim Kurulu üyelerinin eylemleri nedeniyle fiili olarak mevcut olmayan; 750.884,66 TL’nin ve 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının, Şirket ortakları ve eski Yönetim Kurulu Üyeleri olan ..., ...ve ...’tan müteselsilen ve müştereken tahsiline ve davacı ... A.Ş.’ye ödenmesine, davalıların malvarlıklarının daha önce yatırmış oldukları teminat ile ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 17/07/2025 tarihli ara kararı ile; " HMK 261/1 Maddesi uyarınca mahkememizce verilen 25/06/2025 tarihli ihtiyati hacze ilişkin kararın kendiliğinden kalkmış sayılmasına, 1-Bu nedenle davalı ...vekilinin 25/06/2025 tarihli ihtiyati hacize itirazı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı şirket vekilinin 15.07.2025 tarihli ihtiyati haciz isteminin KISMEN KABULÜNE - KISMEN REDDİNE; İ.İ.K.nun 257. ve müteakip maddeler gereğince davalıların dava tarihi itibarıyla 750.884,66 TL alacak miktari ile sınırlı olmak üzere ve teminat yatırılması koşulu ile borçlular ...(...), ... (...), ... (...)'ın borç ve masraflarına yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,-İstemde bulunandan nakit ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu şeklinde olmak üzere %15 oranında (112.632,69 TL) güvence alınmasına, daha önce alınmış ve dosyada mevcut teminatın bu ara kararın teminatı olarak sayılmasına,-Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı ...vekili 23/07/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın anonim şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğunu, henüz taraf teşkili dahi sağlanmaksızın yargılamanın başında davacı tarafından ihtiyati haciz isteminde bulunulduğunu, ihtiyati haczin şartlarının İİK Md. 257 ve devamı hükümlerinde düzenlendiğini, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde ve veya 3. şahısta olan menkul ve gayrimenkul mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, vadesi gelmemiş borçtan dolayı yanlız borçlunun muayyen ikametgahı yok ise, borçlu taahütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır, yahut kaçar yada bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden ileri işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa, borcun yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbedebileceği hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebileceğini, İİK Md. 257 ve devamı hükümlerine göre ihtiyati haciz talep eden tarafın öncelikle ihtiyati haciz istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, bununla birlikte, ihtiyati hacze karar verilirken tarafların çıkar dengesi ile ihtiyati haczin amacının gözetilmesinin kanuni ve anayasal bir zorunluluk olduğunu, huzurdaki dosya incelendiğinde; henüz taraf teşkili sağlanmadığını, dilekçeler aşaması-nın devam ettiğini, tarafların iddia ve savunmalarını ispatlayacak delillerin toplanmadığını, dolayısıyla dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların ve sunulan delillerin, davacının haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyacak nitelikte olmadığını, müvekkilinin hisse devri yapmadan önce davacı şirkette bulunan hissesinin yalnızca %4 olduğunu, mezkur hisselerini 14.02.2022 tarihinde diğer davalı olarak görünen hissedar ...'a devrederek şirketten ayrıldığını, 14.02.2022 tarihli, 2022/01 sayılı ....... .... A.Ş. Olağanüstü Genel Kurul kararı, ....... Noterliği' nin 21.02.2022 tarih, ... yevmiye numaralı kararı ile tasdik edildiğini, dolayısıyla müvekkilinin anılan şirketin ortağı, yetkilisi veya hissedarı olmadığından; iddia konusu İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 E. sayılı dosyasının 16.02.2023 tarihli ara kararı tarihi, Fon Kurulu tarafından yönetim kayyumu atandığı tarih ve şirkette tespit yapıldığı 17.02.2023 tarihi itibariyle müvekkilinin davacı şirketin YK Başkanı, üyesi veya hissedarı olmadığından; en geniş anlamda şirkette hiçbir görev ve sorumluluğu bulunmadığından huzurdaki davada pasif husumet ehliyeti dahi bulunmadığından verilen ihtiyati haciz kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ve kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekilinin 21/07/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; huzurda görülen davada öne sürülen taleplerin (hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla) zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içerisinde dava konusu edilmediğini, bu yönde değerlendirme yapılmadan müvekkilinin mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden ve dava konusu ile bağdaşmayan malvarlıklarına ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu bu nedenle kaldırılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi 13/08/2025 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2025/225 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "1-Davalı ...vekilinin ihtiyati haczin kaldırılmasına yönelik talebinin, İİK'nun 266. maddesinde yer alan; “..takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer” hükmü gereği Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararının takibe konulduğu, esas takibe geçildiği ve takibin başlatılmış olması nedeni ile şikayetin İcra Mahkemesinin görevi içinde olduğu anlaşılmakla reddine, 2-Davalı ... vekilinin ihtiyati hacze itirazının reddine," karar verilmiştir.Mahkemece verilen ara karara karşı davalı ... ve davalı ... vekili tarafından vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 2025/1602 Esas - 2025/1499 Karar sayılı 25/09/2025 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesinin 21/01/2026 tarihli ön inceleme celsesinde; mahkemece konmuş ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesinin 21/01/2026 tarihli ön inceleme celsesinde; mahkemece konmuş ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/02/2026 (Ara Karar Tarihi) 2025/225 Esas -(Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Mahkememizin işbu esas sayılı dosyasında 16/07/2025 tarihli ara karar ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı itiraz edilmesi üzerine itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilerek duruşmalı olarak incelenmesi neticesinde itirazın reddine karar verilmiştir .Mahkememizin itirazın reddine dair 13/08/2025 tarihli ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 HD'nin 2025/1602-2025/1499 E-K.sayılı kararı ile; ''..Somut olayda; dava dilekçesi ve ekleri, sicil kayıtları, itiraz dilekçeleri ve ekleri, mizan kayıtları, 17/02/2023 tarihli teslim tutanağı, 26/06/2023 tarihli mali rapor, ihtarnameler ile tüm dosya kapsamına göre; davacının teslim tutanağı ile teslim alınan malvarlığı değerleri ile mizan kayıtları arasındaki açıklanamadığı ileri sürülen farka dayandırdığı tazminat alacağının 750.884,66-TL'lik kısmı bakımından İİK'nun 257/1 ve 258 maddeleri kapsamında yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluştuğu, davalılarca ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin ise İİK'nun 265 maddesinde sayılan sebepler arasında yer almadıkları, mahkemece takdir edilen teminat oranının, ihtiyati haciz kararına dayanak kabul edilen alacak tutarına göre yerinde olduğu, mahkemece bu aşamada verilen itirazın reddine dair kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da mevcut saptanmadığından, davalılar istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine...'' şeklinde karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Her ne kadar davalılar ... ve ... vekili tarafından ihtiyati haciz kararının kadırılması talep edilmiş ise de; Mahkememizce daha önce verilen ihtiyati haciz kararı şartlarında bir değişiklik söz konusu olmadığından ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir."gerekçesi ile, "1-Davalıların ihtiyati haciz kararının kaldırılması taleplerinin reddine," karar verilmiş ve ara karara karşıDavalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; sorumluluk davasının yasal süre içerisinde açılmadığından zamanaşımına uğradığını, davaya konu işlemlerin üzerinden davanın açılış tarihi olan 13/03/2025 itibariyle 2 yıldan fazla bir süre geçtiği gözetildiğinde davacı-nın taleplerinin zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, Davacının iddia ettiği fiili mevcudiyetin bulunmadığına ilişkin eylemlerin davalı ... tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirmediği tespit olunmadığı, böyle bir durum var ise bunun gerçekleştiği tarihte davalının şirketin yönetim kurulu başkanı olup olmadığının da sabit olmadığını, iddia olunan ve talep konularda hangi tarihte işlem yapıldığı da sabit olmayıp davalının bu konuda herhangi bir tasarrufu bulunup bulunmadığı yönünde de hiçbir tespit olmadığını; o tarih itibariyle şirketin bir zararının doğduğunun tespit edilemez durumda olduğunu Kanunda ihtiyati haciz için öngörülen şartların somut olayda gerçekleşmemiş olup ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, davacı tarafından ise dosyaya sunulan bilgi ve belgelerde iddia olunan alacağa ilişkin olarak yaklaşık ispatı gerçekleştirmeye yönelik herhangi bir dayanak sunulamadığını; bu hususun mahkeme kararında; " her ne kadar davacı tarafça 26/06/2023tarihli Finansal Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporu gelmişse de, bu raporda muhasebe kayıtlarına esas stok dökümünün temin edilemediği, tutanakla alınmış olan envanter defterlerinin yazdırılmamış olduğu, 2022 kurumlar vergisi beyannamesi ekinde verilen 31/12/20022 tarihli bilanço değerleri ile 31/03/2023 tarihli mizan değerlerinin esas alındığı, fakat mizan hesaplarının tarihi kayıt bilgilerinin temin edilemediği, muhasebe kayıtlarına esas duran varlık ve demirbaş hissesi ile amortisman raporlarının temin edilemediği, sonuçta raporun bu belgeler olmaksızın hazırlandığı ayrıca raporun 9 sayfasının dosyada bulunduğu, geri kalan kısmının bulunmadığı, öte yandan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna sunulan 19/01/2024 tarihli raporda özetle ...'ın ortaklığı bulunan şirketler adına yapılan tespitlerden genel olarak davacı şirketin düzenlenen ve alınan faturaların ticari faaliyet kapsamında olduğunun tespit edildiği ve eleştiri konusu yapılmadığı,, bu tespitler çerçevesinde, muhasebe kaydına dayanak belgeler bulunmaksızın tanzim edilen 26/06/2023 tarihli Finansal Durum Tespitine İlişkin Mali Müşavirlik Raporunun tek başına, dava dilekçesinde belirtilen 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki karşılığı tutarındaki zararın gerçek zarar olup olmadığı ve bu zararın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı sağlayacak nitelikte olmadığı, kaldı ki böyle bir zararın varlığı söz konusu olsa bile hangi tarihte hangi yönetici döneminde ortaya çıkmış olabileceğinin mevcut delillerle tespit edilemediği, alacağın varlığı hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği, delil durumunun değişmesine bağlı olarak talep yönünden her zaman değerlendirme yapılmasının bulunması karşısında davalı tarafça anılan talep edilen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olmadığı," şeklinde belirtilmiş olmasına karşın 750.884,66TL yönünden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesinin kabulü mümkün olmadığını, Davaya esas teşkil eden İzmir 15.Ağır Ceza Mahkemesi 2020/277 Esas sayılı dosyasında 11/10/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda şirketlerin hakkında tablolu şekilde tespitlerde bulunuldu-ğunu; bu raporda .... raporunda yer alan çelişkilerin de tespit edildiğini ve raporda yapılan hesaplamaların varsayımsal olduklarının belirtildiğini, raporun sonuç kısmında, müvekkilinin ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden ...örgütüne para aktarıldığına dair tespit yapılamadığının belirtildiğini, ek raporda da aynı hususun belirtildiğini, yine; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ( diğer bir kısım sanıklar ile birlikte ) tanzim edilen 01.06.2020 TARİH VE 2016 / 29862 SOR. NO ‘LU İDDİANAMEDE ( hiçbir biçimde kabul etmemek le beraber ) her üç müvekkili yönünden TCK ‘nun 314 / 2 maddesi yönünden cezalandırılma talebi bulunmakta olup bunun dışında müvekkilerin ortağı ve / veya yöneticisi bulunduğu ( ve halen tedbiren yönetim kayyumları tarafından idare edilen ) şirketler ile ilgili doğrudan bir müsadere talebi mevcut olmadığını, yine, 778 sayfalık iddianamenin tamamı ve dosyadaki mübrez bilgi, belgeler incelendiğinde müvekkili ... ortağı ve / veya yöneticisi bulunduğu şirketlerin suça özgülendiğine - suçtan elde edilen gelir ile kurulup büyütüldüğüne yâ da iddia olunan suçun neticesinde ele geçirildiğine dair bir iddia yada tespit bulunmadığını, Mahkemece tespit edilen teminat tutarının talep ile orantısız olduğunu, her ne kadar mahkemece “%15’lik teminatın yatırılmasına karar verilmiş ise de bahse konu teminat tutarı olası bir davanın reddi kararı ihtimalinde müvekkilin zararını karşılayabilecek bir miktar olmadığını; bir diğer deyişle; müvekkilin olası zararlarının güvence altında olabilmesi için ihtiyati haczin kaldırılması veya mahkeme aksi kanaate ise teminat tutarının artırılması gerekeceğinin sabit ve tartışmasız olduğunu, Mahkemece alınan “ ihtiyati haciz kararına “ konu dava konusu olayın yargılamayı gerektirmekte olduğunu; yargılama sonuçlanmadan (kaldı ki İzmir 15.Ağır Ceza Mahkemesi 2020/277 Esas sayılı dosyasında henüz yargılama devam etmekte iken) müvekkilin mağduriyetine sebebiyet verecek biçimde ihtiyati haciz kararı verilmesinin müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara yol açabileceğini; müvekkilin, hiçbir biçimde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacıdan mal kaçırma ve olası bir alacağı sonuçsuz bırakmaya dair girişimleri bulunmadığını, İleri sürerek, izah olunan ve re'sen tespit olunacak hususlar gereğince; 13.02.2026 tarihli ihtiyati haciz kabul kararının kaldırılmasına dair talebin reddine ilişkin kararın kaldırılması ile haksız şekilde tesis edilen ihtiyati haczin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı ... Anonim Şirketi' nin TMSF tarafından atanan yönetim kurulunun şirketin "... mh ......... Sk. No:..............." adresine gitmesiyle 17.02.2023 tarihli tespit tutanağının tanzim edildiği, akabinde TMSF yönetiminin talebiyle SMMM ... tarafından hazırlanan 26.06.2023 tarihli "Mali Durum Tespit Raporu"nun tanzim edildiği, anılı rapora binaen 31.03.2023 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak fiilen yoklukları tespit edilen varlıkların olduğu öne sürülerek davalıların malvarlıklarının ihtiyaten haczinin talep edildiğini, Taraflarına tebliğ yapılmasının ardın -dan ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz kararının kısmen kabulüne ilişkin kararına yönelik olarak 05.01.2026 tarihli cevap dilekçe-lerinde ve dosya tahtında 21.01.2026 tarihinde görülen duruşmada taraflarınca itirazlarının sunulduğunu ancak ilk derece mahkeme-si tarafından 13.02.2026 tarihli ara kararla bu itirazlarının reddedildiğini, Davacının taleplerinin soyut ve dayanaksız iddialardan ibaret olduğunu; davacının talebinin dayanağı olan 26.06.2023 tarihli raporun eksik nitelikte olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından da ihtiyati haciz kararında bu raporun dikkate alınmadığını ancak ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulünde dikkate aldığı mizanlar bakımından yüksek mahkeme kararları uyarınca mizan tablosunun herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını; mizanın, bağlayıcı veya zarar miktarını açıklayabilecek bir belge niteliğinde olmadığını; mizanın, muhasebede kontrol aracı olarak kullanılan, hesapların belli tarihlerde tekrar incelendikten sonra, borç ve alacak toplamlarıyla bakiyelerinin bir tabloya toplu bir şekilde yazılmasıyla oluşan özet bir tablo olduğunu; Mizan, şirketin finansal durum tablosuna ilişkin bir ön taslak olarak nitelendiril-ebilir. mizanın, şirket genel kurulunda tartışılarak, onaylanan belgelerden olmadığını; bu açıdan ilgili belgenin davacı şirketi bağlayıcı bir yönü bulunmadığını; mizan, "senet" niteliğinde olmadığı gibi, TTK veya TBK'da sayılan belgelerden de olmadığını( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.03.2024 tarihli, 2023/3584 E. ve 2024/2213 K. Sayılı Kararı),Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu dava bakımından TTK 560 gereğince zamanaşımı süresi dolduğundan davacının ihtiyati haciz ile birlikte tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacının iddia ettiği fiili mevcudiyetin bulunmadığına ilişkin eylemlerin davalı ... tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirmediği tespit olunmadığı gibi hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte bu eylemlerin gerçekleştiği tarihte davalının şirketin yönetim kurulu başkanı olup olmadığının da sabit olmadığını, Sicil gazetesinin 22.10.2015 tarihli ve 8931 sayılı 592. sayfasındaki ilandan ...'ın, 08.09.2015 tarihinde davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin görüldüğünü; herhangi bir kabul anlamına gelmemek şartıyla, davalının dava dilekçesinde iddia edilen "sözde" zarara sebep olan "sözde" fiiller gerçekleşirken yönetim kurulu üyesi olup olmadığının belirsiz olduğunu; davacının haksız taleplerini dayandırdığı mali müşavirlik raporunda da bu yönde bir tespit bulunmadığını, Davanın, TTK'nun 553 ve 555 maddelerinde aranan şartları sağlamadığını, davacının davalıların hukuka aykırı davranışını, kusurunu, şirketin zararını ve illiyet bağını ortaya koyamadığını; dava dilekçesinde ne davalının hukuka aykırı bir davranışından ne de kusurundan bahsedilmediğini, şirketin uğradığı zararın dahi ortaya konamadığını; işbu dava bakımından sorumluluk davalarında aranan dört şartın sağlanamadığını; ne davacının dava dilekçesinde ne de davacının talebiyle alınmış söz konusu eksik ve hatalı raporda; zararın nasıl oluştuğu, zararın hangi fiille gerçekleştiği, varsa söz konusu fiilin hangi tarihte gerçekleştiği, varsa dahi fiilin kim tarafından gerçekleştirdiğine yönelik herhangi bir açıklama/tespit olmaldığını; hal böyleyken hiçbir açıklama yahut tespit bulunmadan yaklaşık ispat koşulunun sağlanamayacağını; davacının soyut iddiaları hariç, 26.06.2023 tarihli eksik ve hatalı mali müşavir raporuna dayandığını; İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesi 2020/277 E. sayılı derdest dosyasında sunulan bilirkişi raporlarında davalı hakkında herhangi bir ifade yer almadığını, işbu dosyanın celbi, daha önce taraflarca ilk derece mahkemesinden istenmişse de yalnızca iddianamenin dosyaya sunulduğunu, diğer yandan dosyada mübrez söz konusu iddianamenin; işbu davanın talepleriyle ilgisiz olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim edilen 01.06.2020 tarihli ve 2016 / 29862 soruşturma nolu iddianamede davalı yönünden herhangi bir ifade olmadığını, diğer yandan davalıların şirketleri ile ilgili doğrudan bir müsadere talebi mevcut olmadığını; 778 sayfalık iddianamenin tamamı incelendi-ğinde söz konusu şirketlerin suça özgülendiğine ilişkin bir tespit de bulunmadığını; hal böyleyken davacının "şirket varlıklarının şirket yetkililerinin keyfi harcamaları ile terör örgütünün desteklemek amacıyla kullanıldığı" yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, Son olarak, her ne kadar davacı tarafça zararın "müteselsilen ve müştereken" tahsili talep edilmişse de bu talebin hukuken yerinde olmadığını, TTK'nin "Teselsül ve Başvuru" başlıklı 557. Maddesi, "farklılaştırılmış teselsül" ilkesini kabul ettiğini; ilgili madde ve gerekçesi uyarınca; sorumluluk hukukuna yön veren temel esasın "uygun nedensellik bağı" olduğunu; kanun koyucu, bir kişinin şahsen katkıda bulunmadığı, kendi eylem ve kararlarıyla sebebiyet vermediği bir zarardan dolayı diğerleriyle birlikte otomatik olarak müteselsilen sorumlu tutulmasını "hukuka, adalete ve hakkaniyete aykırı" bulduğunu, bir kişinin sadece kendi eylem ve kararının sonucu olan münferit zararlarının, olayla ilgisi olmayan diğer kişilere yükletilmesinin meşru bir temeli bulunmadığını; iddia edilen zarar ile arasında uygun illiyet bağı kurulamayan davalının, haksız şekilde sorumlu tutulmaya çalışılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu; bu sebeple davalı bakımından ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, İleri sürerek, arz edilen ve mahkemece resen göz önüne alınacak sebeplerle, ilk derece mahkemesinin 23.02.2026 tarihli itirazların reddine ilişkin kararının kaldırılarak davacının ihtiyati haciz talebinin tamamen reddine, 750.884,66-TL alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine tesis edilen ihtiyati haczin kaldırılması-na, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 553 ve devamı maddeleri kapsamında yönetici sorum-luluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, davacı tarafından ileri sürülen ihtiyati haciz isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar ... ve ... vekili tarafından ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesinin 23/02/2026 tarihli ara kararına karşı davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yanın; davacı şirkete İzmir 15 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/277 esas sayılı dosyasında devam eden yargılama sırasında alınan 16/02/2023 tarihli ara karar ile TMSF'nin yönetim kayyımı olarak atandığını ve TMSF tarafından da yönetim kurulu üyelerinin görevlendirildiğini, yönetim kurulu üyelerince 17/02/2023 tarihinde şirket adresine gidilerek tespitler yapıldığını ve şirket adresinde bulunan evraklar, nakit para, altın stoku ve diğer tüm ürünlerin, TMSF'nin kayyım atama tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda hissedarı olan ...'ın da imzası alınarak tutanak tutulmak suretiyle kayıt altına alındığını, şirketin sicil kayıtlarına göre;1983 yılında ... ve ...'ın annesi ve kardeşlerinin hissedarlığında 4 ortaklı ve limited şirket olarak kurulduğunu, zaman içerisinde yaşanan hisse devirleri neticesinde 2013 Aralık ayından itibaren şirketin tek ortaklı şirkete dönüştüğünü ve ...'ın tek ortak olduğunu, Nisan 2015'de limited şirketten anonim şirkete dönüşüm kararı alınarak ...'ın tek ortaklığında mevcut unvanı aldığını, 2015 yılı Eylül ayında ...'ın çocukları ...ve ...'ın Şirket yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, ancak ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak şirketi münferiden temsil ve ilzam ettiğini, Şirketin pay defterlerinde yer alan bilgilere göre 22/10/2015 tarihinde ...'ın 400.000 TL ve ...'ın 400.000 TL hisse tutarı ile Şirkette pay sahibi olduklarını, bu suretle ...'ın hisse oranının %100'den %92'ye düştüğünü, söz konusu hisse değişikliğine ilişkin yayınlanan ticaret sicil gazetesine rastlanmadığını, Kasım 2019'da ...'ın yönetim kurulu başkanı ...'ın yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, her ikisine de münferiden temsil ve ilzam yetkisi verildiğini, Şubat 2022'de yayınlanan ilana göre de ...'ın yönetim kurulu başkanı olarak, şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, şirketin pay defterlerinde yer alan bilgilere göre de tarih kaydı yapılmaksızın ve serma-yeden çıkış açıklamasıyla ...'ın hissesinin sıfırlanmış olduğunu, yine tarih kaydı yapılmaksızın ve sermaye artışı açıklamasıyla ...'ın aynı tutarda hisse payının artırıldığını, TMSF tarafından atanan Şirket yönetiminin, Şirket hissedarı ve yönetim kurulu üyesi ... ile birlikte Şirket merkezinde yaptığı ve tutanağa bağladığı 17/02/2023 tarihli sayım ve tespit sonuçlarıyla, Şirketin TMSF yönetimi öncesinde muhasebe ve tam tasdik işlemlerini yürüten ...AŞ tarafından gönderilen 31/03/2023 tarihli Şirket mizanı arasında büyük farklılıklar bulunduğunu, 31/03/2023 tarihli mizan kayıtlarında yer almasına rağmen teslim edilmeyen; merkez kasa hesabından kaynaklanan 750.884,66 TL ile has altın alışları hesabı, buna ilişkin enflasyon düzeltme farkı hesabı, 22 ayar ve 14 ayar hurda alışları hesabından kaynaklanan toplam 59.705,79 gram has altın stoğu olduğunu, ayrıca muhasebe uygulama tebliğlerine ve vergi tekniklerine aykırı olarak açıldığı görülen ve mahiyetinin ne olduğu mizan değerlerinden anlaşılamayan hesapların bakiyelerinin toplam 2.367.377,16 TL tutarında olduğunu, 26/06/2023 tarihli Finansal Durum Tespit Raporu ve sonrasında yapılan çalışmalar sonucunda; 31/03/2023 tarihli mizan değerlerinde yer alan ancak filli olarak mevcut olmayan varlıklara ve asıl varlık olmaksızın enflasyon düzeltme farkı bakiyesi bulunan hesaplara ilişkin tespit edilen bilgilerin tablo halinde raporlandığını, teslim edilmeyen malvarlıklarının yerine konması için şirket ortak ve yetkililerine gönderilen ihtarnamelerden de sonuç alınamadığını, ayrıca TMSF Denetim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan denetim raporunda davacı şirket malvarlıklarının şirket yetkililerinin keyfi harcamalar ile terör örgütüne destek amacıyla kullanıldığını ve şirket malvarlığının kötü yönetim nedeniyle azaltıldığının tespit edildiğini ileri sürerek, 750.884,66 TL'nin 17/02/2023 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ve 59.705,79 gram has altının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline, davalıların malvarlıklarına 750.884,66-TL ve 59.705,79 gram has altın karşılığı 205.830,934,56-TL toplamı 206.581.819,22 TL alacak tutarı kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile talebin yalnızca 750.884,66-TL yönünden kabulüne karar verildiği, bu karara karşı yapılan davalılardan ... ve ... tarafından yapılan itirazın aynı gerekçe ile reddedildiği, muterizlerin istinaf başvurularının dairemizin 2025/1602 Esas - 2025/1499 Karar sayılı 25/09/2025 tarihli kararı ile esastan reddedildiği, bu kez davalılardan ...'ın 22/01/2026 tarihli celsede ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiği, yine daha önce karara itiraz etmeyen davalı ... tarafından da aynı celsede ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir koşullarda değişiklik bulunmadığı gerekçesi ile 23/02/2026 tarihli ara karar ile istemin reddedildiği görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 341. maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine veilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denilerek hangi kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunulabileceği hüküm altına alınmıştır.İİK'nun ihtiyati hacze ilişkin 257 ve devamı maddelerinde, İİK'nun 265 maddesinde düzenlenen itiraz kurumu dışında, durum ve koşulların değişmesi halinde ihtiyati haciz kararının kaldırılmasının talep edilmesini mümkün kılan bir düzenleme bulunmamaktadır. Öte yandan, İİK'da hüküm bulunmayan hallerde, açık yollama veya İİK'nun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması kaydıyla HMK hükümleri uygulanacaktır. İhtiyati haciz de bir geçici hukuki koruma mahiyetinde bulunduğundan, HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri, niteliğine aykırı düşmedikleri ölçüde ihtiyati hacizle ilgili kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygulanabilecektir. 6100 Sayılı HMK'nun 396/1 fıkrasında; durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat alınmaksızın karar verilebileceği düzenlenmiştir. Hükmün ikinci fıkrasında ise itiraza ilişkin 394. maddenin 3 ve 4. fıkralarının kıyas yolu ile uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Burada tedbir kararlarına yönelik itiraz kanun yoluna başvuruya ilişkin HMK'nun 394/3 ve 4 üncü fıkralarına atıf ile yetinen kanun koyucu, tedbir kararlarına yönelik itirazların reddinin istinaf kanun yoluna tabi olduğuna dair 394/5 fıkrasına atıf yapmamıştır. HMK'nun 396 maddesi gerekçesinde de; bu husus açıkça belirtilmiş, durum ve koşulların değişmesi nedeniyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına taleplerine yönelik verilen kararlara karşı istinaf kanun yolu kapatılmıştır. Bu durumda daha önce ihtiyati hacze itirazı reddedilen ve red kararına karşı istinaf başvurusu da reddedilen davalı ...'ın, ihtiyati haczin kaldırılması talebinin reddine dair 22/03/2026 tarihli ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması mümkün değildir. Zira anılan karar istinafa tabi değildir. Bu nedenle bu davalının istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ...'ın ise daha mahke-menin 17/07/2025 tarihli ihtiyati haciz kararına karşı daha önce ilk derece mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna başvurmadığı, dolayısıyla haczin kaldırılması talebinin ihtiyati haciz kararına itiraz olarak, mahkemece verilen talebin reddi kararının ise itiraz reddi kararı olarak değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder. İcra dosyasının incelenmesi neticesinde ihtiyati haciz kararının süresinde infazının talep edildiği ve fakat bu davalı hakkında herhangi bir fiili ya da kaydı haciz uygulanmadığı, bu nedenle itiraz süresinin işlemeye başlamadığı anlaşılmıştır. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; dava dilekçesi ve ekleri, sicil kayıtları, itiraz dilekçeleri ve ekleri, mizan kayıtları, 17/02/2023 tarihli teslim tutanağı, 26/06/2023 tarihli mali rapor, ihtarnameler ile tüm dosya kapsamına göre; davacının teslim tutanağı ile teslim alınan malvarlığı değerleri ile mizan kayıtları arasındaki açıklanamadığı ileri sürülen farka dayandırdığı tazminat alacağının 750.884,66-TL'lik kısmı bakımından İİK'nun 257/1 ve 258 maddeleri kapsamında yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluştuğu, davalı ... tarafından ileri sürülen sair istinaf sebep-lerinin ise İİK'nun 265 maddesinde sayılan sebepler arasında yer almadıkları, mahkemece bu aşamada verilen itirazın reddine dair kararda usule, yasaya ve kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle, davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine, davalı ...'ın istinaf başvurusunun ise 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalı ...'ın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.