6. Ceza Dairesi 2023/18452 E. , 2024/3638 K. K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A Cinsel taciz ve şantaj suçlarından suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinden bahisle Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.12.2022 tarihli ve 2022/5293 soruşturma, 2022/3905 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair…
**6. Ceza Dairesi 2023/18452 E. , 2024/3638 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A Cinsel taciz ve şantaj suçlarından suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinden bahisle Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.12.2022 tarihli ve 2022/5293 soruşturma, 2022/3905 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin 19.01.2023 tarihli ve 2022/3357 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 18.07.2023 gün ve 94660652-105-15-4834-2023-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.09.2023 gün ve 2023/86838 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği, MEZKUR İHBARNAMEDE; Dosya kapsamına göre, kayden 04.10.2007 doğumlu olup, suçun işlendiği 20.09.2022 tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca Samsun Adli Tıp Şube Müdürlüğünden alınan 25.10.2022 tarihli raporda, suça sürüklenen çocuğun işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinin belirtildiğinden bahisle bahse konu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini müteakip, Burdur Sulh Ceza Hakimliğince mağdur vekili tarafından yapılan itirazın reddine dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 05.11.2019 tarihli ve 2019/11826 Esas, 2019/14155 Karar sayılı ilamında yer alan, "... 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Yaş küçüklüğü” başlıklı 31. maddesinde; “... (2) (Değişik: 29.06.2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur..."...Anılan maddenin gerekçesi ise; “Çocukluktan gençliğe geçiş sürecinde bulunan oniki yaşını doldurmuş ve fakat henüz onbeş yaşını tamamlamamış kişiler, genellikle işlediği fiilin bir haksızlık oluşturduğunun bilincinde olmakla beraber, bazı durumlarda fiili işlemekten kendini alıkoyamamakta ve bazı davranışlar açısından iradesine yeterince hâkim olamamaktadır. Bu nedenle, suç oluşturan bir fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş olup da henüz onbeş yaşını bitirmemiş olan kişilerin, işlediği suç açısından davranışlarını yönlendirebilme yeteneğine sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde, ceza sorumluluğunun olduğu kabul edilmiştir. Bu grup yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hâkimi tarafından tespit edilir. Ancak, bu belirlemeden önce, yaş küçüğünün içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hâkimi, hazırlanan bu raporları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlendirmede dikkate alır. Kusur yeteneği bulunmayan yaş küçüğü hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilir. Ancak, bu kişiler hakkında koruyucu, eğitici ve yeniden topluma kazandırıcı nitelikte güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Çocuk hâkimi, işlediği suç açısından ceza sorumluluğunun olduğunu kabul ettiği yaş küçüğü hakkında ise kural olarak indirilmiş cezaya hükmedecektir.” şeklindedir... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli, 2012/9-1468 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında; “Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluğu işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin varlığına bağlıdır. Bu yaş grubundaki çocukların ceza sorumluluklarının bulunup bulunmadığı açılacak kamu davası sonucunda çocuğun sosyal inceleme raporundaki ailevi, sosyal, ekonomik, psikolojik koşulları ile eğitim durumuna ilişkin tespitler ve adlî tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk hâlinde uzman hekimin görüşü dikkate alınarak bizzat çocuk mahkemesi tarafından belirlenir. Bu değerlendirme sonucunda mahkemece çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği kabul edilirse ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/3-a maddesi uyarınca “kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilip, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur...” denilmektedir... Buna göre; Türk Ceza Kanunu'nun 31. maddesinin gerekçesi ve ÇKK'nın 35 ile ÇKKY'nin 20/3 ve 21/3. maddelerinde belirtildiği üzere kusur yeteneğinin var olup olmadığı mahkeme veya hâkim tarafından tespit edilecektir. Bu tespit yapılırken de ÇKKY'nin 20/4. maddesi uyarınca mahkeme veya hâkim, bu yaş grubu bakımından zorunlu olarak alınması gereken suça sürüklenen çocuğun aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce düzenlenen sosyal inceleme raporu ile suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği hakkında adlî tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk hâlinde uzman hekim tarafından düzenlenen bilirkişi raporundaki gözlem, tespit ve değerlendirmeleri göz önünde bulundurarak, raporlarla bağlayıcı olmaksızın, her delil gibi bunları da serbestçe değerlendirip suça sürüklenen çocuğun kusur yeteneğinin olup olmadığını takdir edecektir..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, Burdur Cumhuriyet Başsavcılığınca Samsun Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25.10.2022 tarihli raporu uyarınca, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olan çocukların çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının açılacak kamu davası sonucunda bizzat çocuk mahkemesi tarafından her somut olayda ayrı ayrı araştırılması, suça sürüklenen çocuğun kusur yeteneğinin var olup olmadığının mahkeme veya hâkim tarafından tespit edilmesi gerektiği, bu husustaki takdir yetkisinin münhasıran mahkeme veya hakime ait olduğu, Cumhuriyet savcılığınca kusur yeteneğinin bulunmaması sebebiyle suça sürüklenen çocuk hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin mümkün olmadığı, ancak iddianame tanzim edilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a. maddesine göre ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin talep edilebileceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile Burdur Sulh Ceza Hâkimliğinin 19.01.2023 tarihli ve 2022/3357 değişik iş sayılı sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.