T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/03/2022 DAVA:Rücuen Tazminat GEREKÇE TARİHİ:20/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/03/2022 DAVA:Rücuen Tazminat GEREKÇE TARİHİ:20/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın 22/01/2019 tarihinde Denizli İli ... İlçesi, ... Caddesinde seyir halindeyken maliki ve sürücüsü ... olan ... plakalı araç ile kazası sonucu trafik ekiplerince kaza tespit tutanağı tutulmuş olup tutulan bu tutanağın da karşı yan araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak kuralarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığını, olayın hemen akabinde yaralanan müvekkillerinin acilen ... Devlet Hastanesine kaldırılmış olduğunu, ...'in btm ile giderilemeyecek derecede alnından sol kol, göğüs ve sağ dizde ciddi anlamda yaralanması olduğunu, ...'in btm ile giderilemeyecek derecede boynunda zedelenme, sağ dizde zedelenme burunda kırıklar ve doku kaybı olduğu ve yüzde sabit iz meydana geldiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinin kazadan sonra uzunca bir süre tedavi görmüş ve hala da tedavilerinin devam ettiğini beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayrı ayrı 50,00 TL geçici ve 50,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile beraber davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın haksız fiil sorumluluğundan kaynaklandığından davaya bakmaya ticaret mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, ayrıca dava her ne kadar Denizli'de açılmış ise de davalı şirketin adresi İstanbul olmakla yetkili mahkemede görülmediğini, davacı tarafça davalı sigortacıya başvuru yapılmış ise de davalının hesaplama yaparak ödemede bulunabilmesi için gerekli olan evrakların davacı tarafça ibraz edilip sunulmadığından usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça her ne kadar temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep ve dava edilmiş ise de; temerrüt gerçekleşmediğini, dava tarihi öncesi için davacıların faiz talep edebilmesinin mümkün olmadığını, davalı müvekkilinin davanın ferilerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini, buna karar verilemez ise poliçe limiti ile sorumlu tutulması gerektiğini, faizin en erken karar tarihinden başlatılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacıların kusurunun olmadığı, davalının sigortalamış olduğu aracın firari sürücüsünün kavşaklardan geçiş önceliğine uymamış olması ile kusurlu olduğu, kaza tarihi itibariyle tabi olunan yönetmeliğe göre maluliyet raporu düzenlendiği, TRH 2010 tablosu ve teknik faiz uygulanmaksızın aktüerya raporunun oluşturulduğu bedel arttırımın bu doğrultuda yapıldığı, müterafik kusur hususu ise kaza tutanağında 4 numara olarak belirtilmiş olmakla belirsiz olup ispatlanamadığı, ayrıca 2918 sayılı kanunun 99. maddesi gereğince sigortacının başvurudan itibaren 8 iş günü içinde zararı gidermesi gerektiği, zararı gidermeyen sigortacının 8 iş gününün dolmasından sonra temerrüte düşeceği, davacının davalı sigorta şirketine 07/02/2019 tarihinde başvurduğu, davalının başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde zararı gidermediği, davalının 20/02/2019 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü, kazaya karışan davacı aracın hususi araç olduğu" gerekçesiyle "davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 2.743,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 116.135,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20/02/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 389,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının 20/02/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ... için sürekli maluliyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar ... ve ...'in, dava konusu trafik kazasıyla ilgili açılan soruşturma dosyası olan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. sayılı dosyasında, sigortalı araç sürücüsü ihbar edilen ... hakkındaki şikayetlerinden, vekilleri aracılığıyla soruşturma dosyasına verdikleri 26/04/2019 havale tarihli dilekçeleriyle vazgeçtiklerini, tazminat davası açıldıktan sonra taraflar arasında yapılan uzlaşma sonucunda davacı, davasından feragat etmiş sayılacağından, tazminat davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının, dava açılmasına sebebiyet vermediğini, sigorta şirketinin talebine rağmen eksik evraklar sunulmaksızın, yani KTK'nın 97. maddesi uyarınca başvuru yapılmaksızın dava açılması halinde dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul manasına gelmemek kaydıyla, davalının sorumluluğunun, sigortalısının kusuru nispetinde olduğunu, bu sorumluluğun ve buna bağlı olarak da sorumlu olunabilecek zararın miktarının belirlenebilmesi için kusur raporu aldırılması gerekmekte iken mahkemece kusur raporu aldırılmadan yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müterafik kusur değerlendirmesinin yapılmadığını, geçici iş göremezlik zararından sigorta şirketinin değil SGK'nın sorumlu olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava trafik kazasına bağlı geçici ve daimi iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut dosyada ilk derece mahkemesice davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 2.743,52 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 116.135,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20/02/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 389,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının 20/02/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ... için sürekli maluliyet tazminatı talebinin reddine karar verdiği ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından yukarıda izah olunan nedenlerle istinaf isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. DAVACI ...'İN DAVASI BAKIMINDAN İSTİNAF İSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Davacı ... ile diğer davacı ...'in mevcut dosyada maddi tazminat istemleri bakımından ayrı ayrı tazminat istemleri bulunmakta olup, tek bir dava dosyası altında objektif dava birleşmesi yoluyla davanın yürütüldüğü anlaşılmakla davacı ...'in daimi ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine yönelik ilk derece mahkemesinin sadece 389,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı yönünden kısmen kabul kararına karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuş ise de mahkemece davacı ... bakımından kabul edilen dava değerinin karar tarihi olan 2022 yılı için 8.000,00 TL'lik istinaf kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla; davalı tarafın davacı ...'in davası yönünden istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 341/2 ve 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. DAVACI ...'İN DAVASI BAKIMINDAN İSTİNAF İSTEMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Bilindiği üzere; 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 50/1. maddesi gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Aynı Yasa'nın 54. maddesi uyarınca da bedensel zarar halinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların talep edilebileceği düzenlenmiştir. Somut dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; Davalı vekili tarafından her ne kadar davacı tarafça KTK 97. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketine dava tarihinden evvel başvuruda bulunulmadığı iddiası ile istinaf isteminde bulunulmuş ise de davacı tarafça gerekli başvurunun 07/02/2019 tarihinde davalıya tebliğ edilen başvuru dilekçesi ile dava tarihinden önce yapıldığının dosyada yer alan davalı sigorta şirketine ait kayıtlar ile birlikte dava dilekçesi ekinde bulunan başvuru evrakı ve eki belgelerden anlaşılmakla bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı belirlenmiştir. 2918 sayılı KTK.nun 98/1 ve 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigorta şirketine başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşecek olup, ilk derece mahkemesince davalıya başvuru tarihi olan 07/02/2019 tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası olarak davalının temerrüt tarihinin 20/02/2019 olarak kabul edilmesinde her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan davalı vekilinin, mahkemece hatır taşıması indiriminde bulunulmadığı yönündeki istinaf itirazının; davalı sigorta şirketinin davacının taşındığı aracın ZMSS sigorta şirketi olmaması nedeniyle yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsü arasında manevi tazminat ve araç hasarı bakımından dava tarihinden evvel oluşan uzlaşma ve sulhün davacı ...'in maddi zararına ilişkin olmaması nedeniyle davaya konu tazminat alacağına sirayet edemeyeceği kanaatine varılmakla bu yöndeki istinaf itirazları ile birlikte davacının geçici iş göremezlik nedeniyle belirlenen zararından davalı sigorta şirketinin sorumlu olması da dikkate alınarak bu yöndeki istinaf istemi bakımından da istinaf itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybedildiği iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Davalı vekilinin kabul görmeyen istinaf istemleri bakımından yukarıda ayrıntılı açıklama yapıldıktan sonra davalı vekilinin diğer istinaf itirazları yönünden yapılan inceleme neticesinde somut olayda; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Pamukkale Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 02/02/2021 tarihli raporda, davacı ...'in kazadan kaynaklanan maluliyetinin her iki burunda hava pasajı defektine sebep olan kısmi arıza nedeniyle %5 oranında olduğu, yine geçici iş göremezliğe bağlı sürenin de 45 gün olarak belirlendiği tespit edilmiştir. Söz konusu maluliyet raporunu düzenleyen kurulun içerisinde davacının yaralandığı alanın uzmanı olan kulak burun boğaz uzmanının olmadığı görülmüş olup bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirilerek ve davacının muayene edilmesi suretiyle en yakın Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde kulak burun boğaz uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru olmamıştır. Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda; kaza tespit tutanağında, dava dışı karşı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralını ihlal ettiği için kusurlu bulunduğu ancak davacı ...'in içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince ise kaza sonrasında davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı araç sürücüsünün kaza mahallinden ayrılması ve kavşaklarda geçiş üstünlüğüne uyulmaması nedeniyle tam kusurlu olduğu kabul edilerek kusura yönelik keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmiş olması HMK 266. maddesinde belirlenen usul kuralına aykırılık oluşturması nedeniyle doğru görülmemiştir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, bir olayda birden fazla müterafik kusur durumu bulunsa dahi her bir müterafik kusur durumu için ayrı ayrı indirim yapılamayacağı gibi Dairemizce de kabul edildiği üzere Yargıtay'ın yerleşik uygulaması kapsamında müterafik kusur indirim oranı %20'yi de geçemeyecektir. Öyleyse ilk derece mahkemesince, dava konusu trafik kazasına ilişkin tüm deliller, kazaya ilişkin yukarıda bahsi geçen kaza tespit tutanağı da değerlendirilerek tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için gerektiğinde mahallinde alanında uzman bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli kusur raporu alınıp, davacı ...'in yaralandığı kazada zararın artmasına neden olacak nitelikte emniyet kemeri kullanılmaması veya taşınması gereken yolcu sayısından fazla kişi bulunan araca bilerek binilmesi halinin davacının zararını artmasına neden olup olmadığı tespit edilip, buna göre davacı ...'nun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı gerekçede tartışılmalı, davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirilerek ve davacının muayene edilmesi suretiyle en yakın Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde kulak burun boğaz uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınmalı, akabinde aktüerya bilirkişisinden davacının maddi zararına dair ek bilirkişi raporu alındıktan sonra istinaf eden lehine oluşacak usuli kazanılmış hak da dikkate alınarak oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak davalı vekilinin istinaf isteminin yukarıda kabul edilen nedenler yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK 'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin davacı ... bakımından kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341/1 ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin davacı ... bakımından kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi. 30/12/2025 ...