T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2179 Esas KARAR NO: 2026/578 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/837 Esas - 2023/193 Karar TARİHİ: 23/03/2023 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna baş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2179 Esas KARAR NO: 2026/578 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/837 Esas - 2023/193 Karar TARİHİ: 23/03/2023 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi ve denetçi sıfatları ile kanunların ve şirket ana sözleşmesinin kendilerine yükledikleri görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek müvekkili ... A.Ş.'nin büyük ölçüde zarara uğramasına sebebiyet veren davalılardan fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00-YTL zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ....Bankası'nca ilan edilen reeskont faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkili şirkete verilmesine, alacaklarının tahsil kabiliyetinin sağlanabilmesi için öncelikle davalılardan menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerden olan hak ve alacakları üzerine dava sonuna kadar ihtiyati haciz konulmasına ve bu mümkün olmadığı takdirde ihtiyati haciz zımmında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 06/02/2008 tarihli temlik sözleşmesi uyarınca dava konusu alacak ...'na devir ve temlik edilmiştir. ... vekili 20/03/2008 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava değerini 97.859.496,47-TL olarak ıslah etmiş ve bu zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 09/06/2005 tarihinde ... tarafından ... A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralındığını, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, mezkur olayda bir kast veya ihmalin olmadığını, yalnızca fiili imkansızlığın olduğunu, şirket yönetiminin 2005 yılı Haziran ayından itibaren yeni yönetim ve denetim kurulu idaresinde olmasından bahisle 2005-2006 yıllarında şirketi borçlandıran işlemler yeni yönetim kurulunun tasarrufu olup bu sebeple eski yönetim ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddini, ihtiyati tedbire yer olmaması sebebi ile talebin uygulanmamasını talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 09/06/2005 tarihinde ... tarafından ... A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralındığını, süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, mezkur olayda bir kast veya ihmalin olmadığını, yalnızca fiili imkansızlığın olduğunu, şirket yönetiminin 2005 yılı Haziran ayından itibaren yeni yönetim ve denetim kurulu idaresinde olmasından bahisle 2005-2006 yıllarında şirketi borçlandıran işlemler yeni yönetim kurulunun tasarrufu olup bu sebeple eski yönetim ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddini, ihtiyati tedbire yer olmaması sebebi ile talebin uygulanmamasını talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 09/06/2005 tarihinde ... tarafından ... A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin devralındığını, mezkur olayda bir kast veya ihmalin olmadığını, yalnızca fiili imkansızlığın olduğunu, şirketin dava konusu 7.538.108,53-YTL borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine, ihtiyati tedbire yer olmaması sebebi ile talebin uygulanmamasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/03/2023 tarih ve 2022/837 Esas - 2023/193 Karar sayılı kararında;".........'nin 09/06/2005 tarih ve 225 sayılı kararı ile .... . .. A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 5020 sayılı kanun ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-a maddesi gereğince fon alacaklıların tahsili bakımından yarar görülmesi nedeni ile fon tarafından devralındığı, davacı ... A.Ş.'de .... ve ...'nın 17/09/2003-14/06/2005 döneminde yönetim kurulu üyesi davalı ... ve ...'in 17/09/2003-14/06/2005 döneminde denetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, yukarıda özetlenen ve mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... A.Ş.'nin uğradığı zarar miktarının üretim hesabında raporlanan tutarların finansal yönden zarar olarak kabul edilebilecek bölümünün 27.577.424,19-₺ ile şüpheli alacak zararı 4.619.201,47-₺ olmak üzere 32.196.625,66-₺ olarak hesaplandığı, anılan tutarın dava tarihine kadar işlemiş faizinin 124.866.414,55-₺ olarak hesaplandığı görülmüştür. Diğer yandan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/120-2007/381 E.K. sayılı kararı ile .....'in 17/10/2007 tarihi itibari ile iflâsına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ... Tasfiye Dairesi Başkanlığı'nın 2008/1 sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, davacı tarafından dava konusu alacak ile ilgili olarak iflas masasına kayıt talebinde bulunulduğu, alacağın "ihtilaflı imtiyazlı alacak" olarak kaydına karar verildiği, bu durumda..... yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü anlaşılmakla mahkememizce yukarıda yazılı Bölge Adliye Mahkemesi ilamı uyarınca ...yönünden açılan dava işbu davadan tefrik edilerek mahkememizin 2022/846 esas sırasına kayıt edilmiştir. Tüm bu sebepler den dolayı davanın kısmen kabulü ile ispat edilemeyen fazlaya ilişkin talebin ise reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile, ''1-Davanın kısmen kabulüne, Tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile 32.196.625,66-₺ asıl alacak ve asıl alacağa dava tarihi olan 25/04/2013 tarihine kadar işlemiş 124.866.414,55-₺ faiz tutarının asıl alacağa dava tarihi olan 25/04/2013 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ..., ... ve ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı temlik alan davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi 05/07/2023 tarih ve 2022/837 Esas - 2023/193 Karar sayılı ek kararı ile; ''1-Davacının maddi hata düzeltim talebinin kabulüne; -Mahkemenin 22/06/2023 tarihli 2022/837-2023/193 E.K. sayılı kararının başlık kısmında "25/04/2013" şeklinde yazılı olan dava tarihinin "17/01/2008" olarak düzeltilmesine, '' karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik alan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; .......... AŞ'nin 2003, 2004 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin hazırlanan 14.09.2007 tarihli Denetçi Raporunda yer alan tespitler doğrultusunda davanın 97.859.496,46 TL üzerinden açıldığını, Stoklar Hesabında Bayramoğlu ve Ataşehir Şantiyesine ait gider olarak 93.240.295.-TL kayıtlı bulunmasına rağmen, arazi üzerinde inşaat faaliyetine başlanılmamış ve yapılmış her hangi bir yatırım da mevcut olmaması nedeniyle dava tutarına dahil edilerek talep edildiğini, Enflasyon düzeltmesi ile birlikte, mer'i mevzuat ve muhasebe kayıtları itibarıyla muhasebe içi bir varlığın güncel değerini ifade eder nitelikteki 93.240.294,99 TL tutarın Bayramoğlu ve Ataşehir şantiyelerinde maddi karşılığının tespit edilememesi veya söz konusu tutarlar ile projeler arasında illiyet bağı kurulamamış olması, söz konusu tutarın Yönetim Kurulu sorumluluğunda oluşturulan fiktif bir hesap ve ilgili dönem giderlerine dolayısıyla zarar hesabına intikal ettirilmeyerek aktifleştirilmiş bir zarar olduğunu vurgulandığını, Yukarıda belirtildiği üzere, 14.07.2007 tarihli denetçi raporunda, 2006 yılı defterlerinde yer alan 151 Yarı Mamul / Üretim hesabının “Yeniden Değerleme Değer Artış Fonu” olarak değil de 5024 sayılı Kanunun 5. Maddesinde belirtilmiş olduğu üzere “Yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ait maliyet ve hak edişlere ilişkin düzeltmelerin kaydedildiği ve işin bitiminde Kar ve Zarar hesabına intikal ettirilmesi gerektiği belirtilen “Yıllara Sari İnşaat Enflasyon Hesabı' olarak dikkate alınması gerektiği değerlendirildi ğini, diğer yandan, pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tâbi tutulacağı, ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farklarının düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebileceği veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebileceğinin, belirtildiğini,Diğer yandan, ilk olarak hesaplara kaydedilmeleri 2001 - 2002 yıllarına kadar uzanan her iki şantiyeye ilişkin finansman giderlerinin, 2006 yılı denetçi raporunda belirtildiği üzere, şantiye sahalarında fiziki harcama karşılıklarının tespit edilememiş olmasının, tutarların mahsubu yönünden yeterli bir gerekçe oluşturmamakta olduğu, zira arsa sahipliği, müteahhitlik veya taşeronluk sözleşmeleri kapsamında kaynak kullanımı ve kullandırımından kaynaklanan finansman giderlerin bir maliyet unsuru olarak aktifleştirilmesi ve enflasyon değerlemesine konu edilmesinin, mahsup gerektirmeyen bir nitelik taşıdığı ve mahsup gerektiren bir özellikte bulunmuş olsa idi, böyle bir kaydın hiç yapılmaması gerektiğinin değerlendirildiğini, Sonuç olarak, .... ve.... şantiyelerine ilişkin olarak şirketin Stoklar / Yarı Mamuller hesabında izlenen, 93.240.294,99 TL tutarın sorumluluğa esas borç hesaplamasında indirim yapılabilecek bir nitelikte olmadığını, şirketin Stoklar Hesabında izlenen 93.240.294,99 TL içerisinde yer olan 65.662.670,08 TL.'lik Enflasyon Düzeltme Farklarının Asıl Alacak Tutarının tespitinde dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek , ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eski yöneticiler ve denetçilerin temlik eden davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı şirket tarafından açılan sorumluluk davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve verilen karara karşı, temlik alan davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Somut davanın, 17.01.2008 tarihinde 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/3 E sayılı dava dosyası ile açıldığı, sonrasında 06.02.2008 tarihli Temlikname ile ... A.Ş 'nin yönetim kurulu üyelerinden olan alacaklarını ...'ye temlik ettiği ve bu itibarla ...'nin 3.Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 20.03.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 97.859.496,47-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece 22/11/2018 tarihli duruşmanın ara kararı ile; davalı ... aleyhine açılan davanın iş bu davadan tefriki ile mahkemenin yeni esas sırasına kayıt edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, dairemizin 2020/1274-2022/1565 Esas - Karar sayılı 03/11/2022 tarihli kararımız doğrultusunda davalı ... yönünden kayıt kabul davasına dönüşen davanın işbu davadan tefrik edilerek mahkemenin yeni esasına ( 2022/846 esas sırasına ) kayıt edilmiştir. Mahkemece, temlik eden davacı şirketin ticari defter ve kayıtları da inceletilmek suretiyle bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış ve alınan rapor doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Temlik alan davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, temlik alan davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Temlik alan davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Temlik alan davacı harçtan muaf olduğundan istinaf harçları hususunda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden temlik alan davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.