T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 20/10/2022 DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı Değer Kaybı) GEREKÇE TARİHİ: 12/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendir…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 20/10/2022 DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı Değer Kaybı) GEREKÇE TARİHİ: 12/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkili ...'in kayden maliki olduğu ... plakalı araca ... A.Ş'nin zorunlu trafik mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kazanın ... plakalı aracın %100 kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kaza sonucunda müvekkilinin aracında maddi hasar oluştuğunu ve bu maddi hasardan kaynaklı değer kaybı meydana geldiğini, değer kaybına ilişkin davalı ... şirketine talepte bulunulduğunu ancak davalı tarafça talebe bir geri dönüş olmadığını, arabuluculuk aşamasının olumsuz sonuçlandığını belirterek belirsiz alacak davası olarak açmış oldukları davada 100,00 TL değer kaybına ilişkin maddi tazminatın sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, değer kaybı talebi yönünden iş bu davadan önce davacı yana 27/12/2021 tarihinde 1.250,00 TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, ödemeye ek olarak karşı tarafın aracındaki hasar için 30.000,00 TL maddi hasarın meydana geldiğini ve bu hasar meblağının karşı yana ödenmek suretiyle zararın tazmin edildiğini, davacıya ait araçta davaya konu kazadan öncesinde ağır hasar kaydının olduğunu, aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının ve 165.000 km'nin üzerinde olup olmadığının tespitinin gerektiğini belirterek zamanaşımına uğrayan davanın usulden reddine, usulden red talebinin kabul olmaması halinde davanın esastan reddine, tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40E. 2020/40 K. sayılı kararı ile 2918 sayılı kanunun 90. maddesinin 1. cümlesindeki "...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlara..." ve ikinci cümlesindeki "...ve genel şartlara..." ile 92. maddesinin (i) fıkrasının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmiş olması, yeni genel şartlar ile ekindeki formüle göre yapılan tazminat hesaplarının yasal dayanağı kalmaması, yeni genel şartların yürürlüğe girdiği tarih olsa dahi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası uygulanamayacak olması nedeni ile serbest piyasa şartları değer kaybı hesabına yapılmalıdır.Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 23/06/2022 tarihli raporunda; sürücü ... ’un %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sürücü .... ’nın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Makine mühendisi bilirkişinin 13/08/2022 tarihli raporunda ; ... plakalı aracın tescil bilgileri, kilometresi, dava konusu kaza öncesi hasar durumu, dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasarın nitelik ve niceliği göz önüne alınarak yapılan incelemeler, araştırmalar ve değerlendirmeler neticesinde dava konusu araçta 02/09/2021 tarihli kaza nedeniyle; kaza tarihi itibariyle 20/03/2020 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar, Ek 1: Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması tebliğine göre bin iki yüz kırk iki Lira altmış iki Kuruş (1.242,62 TL) olduğu, kaza tarihi itibariyle 04/12/2021 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar, Ek 1: Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması tebliğine göre on yedi bin yüz altmış iki Lira seksen altı Kuruş (17.162,86 TL) olduğu, kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre on dokuz bin altmış yedi Lira yetmiş dokuz Kuruş (19.067,79 TL) olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... şirketi kazaya neden olan aracın trafik sigortacısıdır. 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile ZMSS poliçesi Genel Şartlarının B.2 maddesi uyarınca rizikonun belge ve bilgileri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya uygun olması, davalı ... şirketinin değer kaybından ZMM Genel Şartları hükümleri gereğince sorumlu olması nedenleri ile…” gerekçeleri ile; “Davanın kabulü ile; 17.817,79-TL değer kaybı tazminatının 13/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kullanılan değer kaybı tespiti yönteminin, hiçbir zaman kabul görmüş, tavsiye edilmiş, ilan olunmuş yahut bilimsel merciilerce çalışılmış bir yöntem olmadığını, kaza tarihi itibarıyla ZMSS teminat limitinin 43.000,00 TL olduğunu, taraflarınca sunulan banka dekontları ve belgelerle görüleceği üzere, hasar başvuruları neticesinde ....numaralı hasar dosyasının açılarak davacı hesabına (ödeme tarihindeki ismi ...) 30.000 TL araç hasarı tazminatı ve davacı vekili ... hesabına 1.250 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 31.250,00 TL ödeme yapıldığını, bu durumda, 11.750,00-TL bakiye poliçe teminatı kaldığını, sigortanın sorumluluğunun poliçe teminatına göre belirlenmesi gerektiğini, buna karşın, kararda asıl alacak ve feriler yönünden poliçe limiti ile sorumluluk belirlenmediği için hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, netice olarak, hukuka aykırı kararın kaldırılması ile davanın reddine dair hüküm kurulmasını, aksi halde, kaza tarihi itibarıyla güncel hesaplama yöntemi kullanılarak, aracın eski hasarlarının da değer kaybına etkisinin gözetileceği temeli bulunan ve denetlenebilir nitelikte olan ZMSS Genel Şartlarına göre yeni bir rapor üzerinden hüküm kurulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı araç değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 17.07.2020 tarihli 2019/40 Esas 2020/40 sayılı iptal kararı ile 2918 sayılı KTK'nın 90 ıncı maddesinin 1.cümlesinde yer alan "... ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile ikinci cümlede yer alan "... ve genel şartlarda..." ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verildiği, bu iptal kararının 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesi iptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmadığı, bu durumda Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre aracın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerektiği, bu itibarla dosyaya alınan değer kaybına ilişkin rapora davalı vekilince bu yönde yapılan istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi yerleşik Yargıtay uygulaması ile geliştirilen yönteme uygun olmamıştır. Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı ve hasar bedeli "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir. Özellikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), daha önce kazaya karışıp karışmadığı hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın kaza tarihindeki hasarsız hali piyasa rayiç değerinin tespiti ile davaya konu kaza sonucu hasarları onarıldıktan sonraki piyasa rayiç değeri tespit edilerek, aradaki farkın değer kaybı zararı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Açıklamalar doğrultusunda hükme esas alınan raporda değer kaybı hesabının aracın dava konusu kaza nedeniyle oluşan hasar kaydı olmadan rapor tarihi itibariyle rayici ile kaza tarihi itibariyle rayicinin oranı alınmak suretiyle ve rapor tarihi itibariyle tespit edilen değer kaybının hesaplanan orana bölünerek kaza tarihindeki değer kaybının hesaplandığı şeklindeki yöntemin yerleşik Yargıtay uygulamasına uygun olmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan davacı tarafından dava dilekçesine ek edilen ve dava konusu araca emsal olacak şekilde delil olarak gösterilen bazı araç satışına ilişkin ilanlarda satış değerinin 85 bin TL ile 88 bin TL arasında olduğu görülmüştür. Öte yandan hükme esas alınan raporda dava konusu aracın kasko değerinin 70 bin TL olduğu belirtildikten sonra 160 bin TL ile 165 bin TL arasında değişen fiyatların baz alındığı anlaşılmıştır. Davacının sunduğu ve bilirkişinin belirttiği rakamlar arasındaki fahiş farkın nedenine de sunulan rapor ile bir açıklama getirilmediği görülmüştür. Ayrıca davalı ... şirketi tarafından, hasar bedeli ve değer kaybı ödemesine ilişkin iki adet dekont sunulmuş, davacı vekili tarafından ise bedel arttırım dilekçesi sunulurken sigorta şirketi tarafından ödenen 1.250,00 TL mahsup edilerek bakiye miktar üzerinden dava değeri arttırılmıştır. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde davalı tarafça 30.000,00 TL hasar bedeline ilişkin sunulan dekontun başka bir kazaya ilişkin olduğundan bahisle bu ödemenin taraflarına yapılan bir ödeme olmadığını ileri sürmüş ise de, Sigorta Bilgi Gözetim Merkezi’nden gelen evraklardan dava konusu aracın 17/06/2021 tarihinde geçirdiği başka bir kaza olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca davalı tarafça sunulan dekontların her ikisinde de aynı hasar dosya numarası belirtilerek ödeme yapıldığı görülmüştür. Bunun yanı sıra dava konusu aracın eldeki davaya konu kaza ile ağır hasar aldığı bilirkişi raporu ile ifade edilmiş ancak aracın onarımının ekonomik olup olmayacağı hususu irdelenmemiş ve pert-total işlemine ayrılması gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir değerlendirme de yapılmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken öncelikle davaya konu kaza nedeniyle sigorta şirketinden hasar dosyasının getirtilmesi ve dosyanın yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda farklı bir bilirkişiye verilerek öncelikle aracın onarımının ekonomik olup olmayacağının belirlenmesi, onarımın ekonomik olacağı sonucuna varılması halinde ise yerleşik Yargıtay uygulaması ile belirtildiği şekilde araçtaki değer kaybının hesaplanması, yine yukarıda sigorta şirketinin ödemeleri ile ilgili mahkemece değerlendirme yapılarak ve sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sorumlu olduğu da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2022 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, 9-Davalı tarafından tehiri icra talebi kapsamında Alanya İcra Dairesinin ....Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 20/10/2022 tarihli ve 38.290,60 TL tutarlı nakdi teminatın yatırana İADESİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi. 04/12/2025