T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:12/03/2024 DAVA TÜRÜ:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazası Nedeniyle) GEREKÇE TARİHİ:17/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/09/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:12/03/2024 DAVA TÜRÜ:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazası Nedeniyle) GEREKÇE TARİHİ:17/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.06.2013 tarihinde davalı ...'un sevk ve idaresinde bulunan ve diğer davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait olan ve davalı ... Sigorta AŞ'nin sigortaladığı ... plakalı araç sürücüsünün asli kusuru nedeni ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarptığını, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, yapılan tedaviler sonucunda müvekkilinin yüz bölgesinde sabit iz kaldığını, müvekkilinin yüzündeki sabit iz için de estetik ameliyat olması gerektiğini, kaza sonucu yüzünde oluşan sabit izden dolayı psikolojik olarak sorunlar yaşadığını, davalı sigorta şirketine 01/10/2020 tarihinde başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını belirterek, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sonrasında arttırılmak üzere 250 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, sonrasında arttırılmak üzere 500 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, 40.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, zira davaya konu trafik kazasının 2013 yılında gerçekleştiğini, bu sebeple zamanaşımı def’inde bulunduklarını, Adli Tıp Kurumu'ndan kazaya karışanların kusur durumlarının tespitine yönelik bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, yüzde sabit iz kaldığına ilişkin var ise maluliyet oranının ispatı gerektiğini, gerçekleşen bu kaza nedeni ile davacının herhangi bir şekilde maddi menfaat elde etmiş ise bunların da tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacının hastane ve tedavi giderlerini ispatla mükellef olduğunu, davacının da kazada kusuru bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu'ndan kusur raporu alınması ve maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun Adli Tıp Kurumu tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu belirterek, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, HMK 115/2 maddesi gereği davanın usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul görmemesi halinde ise esasa ilişkin itirazları dikkate alınarak esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 154. maddesine göre, borçlunun borcunu ikrar etmesi, ödemede bulunması, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Madde metninde zamanaşımını kesen nedenler sınırlı olarak sayılmış olup, yasa koyucu tarafından açıkça düzenlenmediğinden dava şartı gereği salt sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuruda bulunulmuş olması, bu başvuru üzerine borçlu zamanaşımı süresi dolmadan alacağı ikrar etmedikçe, tek başına zamanaşımını kesen neden olarak kabul edilemediği, davaya konu kaza 13/06/2013 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava ise TCK'nun 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 02/08/2023 tarihinde açıldığı…” gerekçeleri ile "davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, ceza zamanaşımı süresinin kısa zamanaşımından uzun, mutlak zamanaşımından kısa olması halinde mutlak zamanaşımına bir etkisi olmayacağını ve davaya ilişkin zamanaşımının ceza zamanaşımı olan 8 yıl değil, mutlak zamanaşımı olan 10 yıl olması gerektiğini, dosyadaki taleplere konu trafik kazasının 13/06/2013 tarihinde gerçekleştiğini, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 17/06/2021 - 10/08/2021 tarihleri arasında geçen bu sürecin zamanaşımını durdurduğunu, davanın süresinde açıldığını, zamanaşımından reddin kabul edilemeyeceğini, BK'nın zamanaşımının durması şartlarını düzenlediği 153/6 maddesinin alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmaması hususunu düzenlediğini, vekil edenin 30/06/1998 tarihinde doğduğunu, davaya konu haksız eylem yaşandığı sırada 15 yaşında olup alacağa ilişkin hakkını Türk hukuku çerçevesinde öne sürme imkanı bulunmadığını, vekil eden için bu hakkı kullanabilmesinin 18 yaşına girmesi ve erişkin olması ile birlikte mümkün olduğunu, bir an için ceza zamanaşımına ilişkin 8 yılın geçerli olduğu düşünülseydi dahi bu zamanaşımının vekil edenin 18 yaşına girip erişkin olması ile başlatılabileceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Türk Borçlar Kanununun 72. maddesine göre, tazminat sitemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesine göre, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Somut olayda, davaya konu kaza 13/06/2013 tarihinde meydana gelmiş olup gerek iki yıllık sürenin gerekse uzamış ceza zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi kazanın meydana geldiği tarih olan 13/06/2013 tarihidir. Davanın açıldığı tarih ise 02/08/2023’tür. Bu durumda davacının zararı ve zarar vereni öğrendiği tarih ile dava açılış tarihi göz önüne alındığında iki ila sekiz yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu ve somut olayda her halde uygulanması gereken on yıllık sürenin uygulanmasını gerektirir bir husus olmadığı görülmektedir. Öte yandan davacı vekili müvekkilinin kaza tarihinde 15 yaşında olduğunu zamanaşımı süresinin vekil edeninin 18 yaşına girmesinden sonra işlemeye başlayacağını iddia etmiş ise de davacıya velayeten anne ve babasının dava açma imkanı olduğu nazara alındığında alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürme imkanının olmadığından bahsedilemeyeceği açıktır. Sonuç olarak HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/09/2025 ...