T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D A V A - R E D) ESAS NO : 2025/1032 KARAR NO : 2025/931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... Dairemizin 24.04.2024 tarih., 2019/2412 E., 2024/629 K. sayılı kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2025 tarih, 2024/1980 E., 20…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D A V A - R E D) ESAS NO : 2025/1032 KARAR NO : 2025/931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... Dairemizin 24.04.2024 tarih., 2019/2412 E., 2024/629 K. sayılı kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2025 tarih, 2024/1980 E., 2025/1946 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi: GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 19.12.2013 tarihinde "154 kV İletim Trafo Merkezlerinin İşletilmesi" hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, müvekkilince davalıya ... Bankası A.Ş.'den temin edilmiş, 16.12.2013 tarihli 472933 sayılı 370.000,00 TL. bedelli kesin teminat mektubunun verildiğini, davacının sözleşme süresinin sona ermesi nedeniyle işi ve işyerini devrettiğini, çalıştırdığı işçilerin SGK nezdinde işyeri çıkış bildirimlerini yaptığını, işçilerin devir tarihinden önce ihaleyi kazanan ... Enerji ve ... firmalarında işe alınarak kesintisiz şekilde çalışmalarına devam ettiğini, işçilerin kıdem tazminatlarından davalının sorumlu olduğunu, işyeri devri hükümleri uyarınca zaten işçilerin feshe bağlı alacaklara ilişkin bir hakkının doğmadığını, kıdem tazminatının feshe bağlı alacaklardan olduğunu, iş sözleşmesi feshedilmedikçe işçilerin kıdem tazminatı hakkından söz edilemeyeceğini, kaldı ki işçinin ne zaman kıdem tazminatına hak kazanabileceğinin önceden bilinemeyeceğini, 6552 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 112. maddesinde yapılan değişiklikle 4734 sayılı Kanunun 62/1-e bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının kamu kurum ve kuruluşu tarafından ödeneceğinin hükme bağlandığını, davalının ihalesinin 4734 sayılı Kanunun 62/1-e maddesine tabi, personel teminine yönelik olduğunu, bu durumda işçilerin kıdem tazminatını ödemesi gerektiğini, dava konusu ihalede kıdem tazminatının %3 sözleşme ve genel giderler içinde gösterildiğini, bu arada Kamu İhale Genel Tebliğinde 25.10.2014 tarihinde yapılan değişiklikle kıdem tazminatının sözleşme ve genel giderler içerisinden çıkarıldığını, sözleşmenin 36.4.4. maddesinde tanımlanan ve içeriği belirlenen ibranamenin TBK'nın 420. maddesinde düzenlenen ibranameye aykırı olduğunu, Kanun maddesinde ibranamenin sadece "ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi" ifadesi kullanılmışken, sözleşmede ibranamenin "işçiye ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti ... vs. işçilik alacağının türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi" ifadelerinin kullanıldığını, davalının, davacının son hak edişini ödememesi nedeniyle işçilerin Mart 2017 ayı ücretlerinin ödenemediğini, gelinen noktada davalının müvekkilinin hem son hak edişini, hem kesin teminat mektubunu elinde tuttuğunu, hem de işçilerin işçilik ücretlerinin ve kıdem tazminatlarının müvekkilince ödenmesini talep ettiğini, bu uygulamanın Borçlar Kanununa, sözleşme hukukuna, dürüstlük kurallarına, ticari örf ve adetlere aykırı olduğunu ileri sürerek, dava konusu ihale kapsamında çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesi sorumluluğunun 6552 sayılı Yasa nedeniyle davalı kurumda olduğunun tespitine, işyeri devri hükümleri uyarınca müvekkili firmanın kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmadığının tespitine, HMK'nın 109. maddesinde tanımlanan haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL. hakediş bedelinin ihale sözleşmesi gereği ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, kesin teminat mektuplarının müvekkiline iadesine, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi halinde bedelinin ödeme veya nakdi çevirme tarihlerinden itibaren avans faiziyle tahsiline, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi nedeniyle doğacak zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 13.06.2017 tarihli tensip ara kararı gereği, 14.06.2017 tarihli harç makbuzuyla teminat mektubu tutarı üzerinden peşin harcı yatırmış, 13.02.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle, HMK'nun 109. maddesinde tanımlanan haklar saklı kalmak kaydı ile hak ediş bedeli ile ilgili taleplerini 280.426,79 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili; davacının 19.12.2013 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında 01.02.2014 tarihinde işe başladığını, 31.03.2017 tarihinde ise işin sona erdiğini, davacının personelin ücretlerini ödememesi nedeniyle, son hak ediş bedelinin sözleşmenin 36.4.4 maddesindeki "Yüklenicinin son istihkakı ödenmeyecek olup, söz konusu istihkak çalıştırdığı personelin ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. haklarının karşılığı olarak ayrılacaktır." hükmü doğrultusunda bloke edildiğini, ihaleye ilişkin sözleşme ve idari şartnamede, ihalenin 4734 sayılı Kanunun 3/g maddesi kapsamında yapıldığının yazılı olduğunu, bu nedenlerle davacı vekilinin "ihale sözleşmesinin 4734 Sayılı Kanun'un 62/e bendine tabi olduğunun tesbitine karar verilmesi" talebinin haksız ve yersiz olduğunu, sözleşmenin işçi alacakları ve kıdem tazminatlarından sorumluluk hükümlerinin açık olduğunu,3/g'ye tabi olan ihale sözleşmesinde yüklenici şirketin işçilerin kıdem tazminatından da sorumlu olacağının ifade edildiğini, ihaleye katılan şirketlerin tekliflerini ihaleye ilişkin tüm belgeleri okuduktan, anladıktan ve kabul ettikten sonra, fiyata dahil olduğu belirtilen tüm masrafları(dolayısıyla kıdem tazminatını vs. yükümlülükleri de), ihale dokümanında yer alan tüm düzenlemeleri dikkate aldıktan sonra verdiklerini beyan ettiklerini, müvekkili teşekkülün asıl işveren sıfatıyla, işçilerin fasılalı olarak çalışmış olduğu alt işverenler ile birlikte, işçi alacağından müteselsilen sorumlu olduğunu, müteselsil borçlular arasındaki payın belirlenmesinde ise, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin belirleyici rol oynadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 36.2.16. maddesine rağmen kıdem tazminatı ödeme yükümlülüklerinin doğmadığı çıkarımında bulunulduğunu, sözleşmenin ilgili hükmü gereğince işyeri devri hükümlerinin uygulama alanı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere işyeri devrine göre işçilerin kesintisiz çalıştığı varsayılırsa bile, 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince, ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin birlikte sorumlu olduklarını, zira işyerini devreden alt işverenin bu sorumluluğunun işçileri çalıştırdıkları sürelerle sınırlı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre, işçinin iş sözleşmesi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemelerin avans niteliğinde sayılması gerektiğini, davacı şirketçe iş bitiminde SGK çıkışı yapılan tüm personelin kıdem tazminatının ödenmesinde bir yasal kısıtlılık hali bulunmadığını, zira yapılan bu ödemelerin avans niteliğinde olacağını ve yeni bir firma nezdinde çalışmaya devam eden işçilerin iş sözleşmesi feshedildiği takdirde ise, daha önce yapılan avans niteliğindeki ödemelerin ödenecek kıdem tazminatından yasal faiziyle mahsup edileceğini, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DAVANIN SEYRİ VE SONUCU : İlk derece mahkemesi'nce; davanın kısmen kabulüne, 1.000,00 TL hak ediş alacağının dava tarihi olan 17.05.2017 tarihinden, bakiye 270.239,61 TL'nin ise ıslah tarihi olan 13.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının teminat mektubunun iadesi isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizin 24.04.2024 tarih., 2019/2412 E., 2024/629 K. sayılı kararı ile; "...I-...Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 11.09.2014 tarihinden önce imzalanmış olması, işçilerin 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca çalıştırılmamış olmaları ve iş bu davanın "kamu kurum ve kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen" davalardan olmaması nedeniyle yapılan düzenlemenin uygulanmayacağı açıktır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/42 E., 2019/73 K. sayılı kararı ile 7166 sayılı Kanunun 11. maddesi iptal edilmiştir. Buna göre davacı vekilinin müvekkilinin kıdem tazminatından sorumlu olmadığı yolundaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. * Davalı tarafça; davacı firma nezdinde çalışmakta iken iş akitleri kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermeyen ve ihaleyi kazanan firmada çalışmaya devam eden 24 işçi hesaplanan kıdem tazminatlarının işçilerin banka hesaplarına yatırıldığı, yine işçilerin Mart 2017 ayı ücretlerinin ödendiği, bu ödemeler sebebiyle davacının hak edişlerinin bloke edildiği ancak teminat mektuplarının nakde çevrilmediği, ödemelerin bir kısmının davacının devam eden başka işlerine ilişkin alacaklarından mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklara bakan Dairelerinin, işçinin iş akdi feshedilmediği halde çeşitli nedenlerle kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemelerin avans niteliğinde sayılması gerektiği yolundaki kararlarının, aralarında hizmet alım sözleşmesi bulunan ve aralarındaki uyuşmazlığın bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereken taraflar yönünden uygulanması mümkün değildir. Davalı üst işverenin; henüz hangi tarihte ve ne miktarda kıdem tazminatına hak kazanacakları belli olmayan işçilere kıdem tazminatı ödemesi yapması ve davacı üst işverenin kendi dönemine isabet eden kısmından sorumlu olduğu gerekçesiyle, hak edişlerine bloke koyması, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun düşmemektedir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiği tarihte, hak edişlerine bloke konulması nedeniyle davacının davalı Teşekküle doğmuş bir borcu bulunmadığından İlk derece Mahkemesinin kıdem tazminatı alacağının muaccel olmaması sebebiyle yapılan ödemenin haksız olduğu ve bu suretle bedelin davalı tarafından davacıya iadesinin gerektiği yolundaki kabulü isabetli olmuştur. Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. II-Taraflar arasındaki 19.12.2013 tarihli hizmet alım sözleşmesinin, "11.4. Kesin Teminat ve Ek Kesin Teminatın Geri Verilmesi" başlıklı 11.4.1. maddesinde, "Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı Teşekkülümüze herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Sigortalar Kurumundan alınan ilişiksiz belgesinin (?) kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların tamamı yükleniciye iade edilecektir." hükmü, 11.4.2. maddesinde, "Yüklenicinin bu iş nedeniyle Teşekküle ve Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanuni vergi kesintilerinin hizmetin kabul tarihine kadar ödenmemesi durumunda protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin ve ek kesin teminat paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı Yükleniciye geri verilir." hükmü düzenlenmiştir. 36.4.4. maddesinde ise; "Yüklenicinin son istihkakı ödenmeyecek olup, söz konusu istihkak çalıştırdığı personelin ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. haklarının karşılığı olarak ayrılacaktır. Yüklenici işin bitiminde sözleşme konusu işe ait çalıştırdığı tüm personelden, usulüne uygun olarak alınmış Noter Onaylı bir ibranameyi ve bu ibranamede belirtilen miktarın yine banka hesabı aracılığı ile ödendiğini gösteren belgeyi Teşekküle verecektir. Bu işe ilişkin yüklenicinin çalıştırdığı personeline herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine dair tüm ibranamelerin Teşekkülce kontrolüne müteakip yüklenicinin son istihkakı iade edilecektir." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmede, kesin teminat ve ek teminatların iadesi koşulları; (1)-İşin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesi, (2)-Yüklenicinin bu işten dolayı ...'a herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ve (3)-SGK'dan ilişiksizlik belgesi getirilmesi olarak düzenlenmiştir. Buna karşın davalı İdarece kesin teminat mektubunun iadesi için sözleşmenin 36.4.4. maddesi gereği sunulması gereken ibranamelerin sunulması istenmiş, SGK ilişiksiz belgesinin de sunulması gerektiğine dair bir talepte bulunulmamıştır. İlk derece Mahkemesince de bu doğrultuda, ayrıca dava dışı işçilerden alınacak usulüne uygun olarak düzenlenmiş ibranamelerin davalı idareye sunulması koşulunun da varlığından söz edilerek bu koşulun yerine getirilmediği kabul edilmiştir. Sözleşmede, son hak edişin ödenmesi için şart koşulan işçilerin iş akitlerinin feshinden sonra alınmış ibranamelerin sunulması koşulunun kesin teminatın iadesi için aranması, bir başka anlatımla bu koşulun "Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin bu işten dolayı Teşekkülümüze herhangi bir borcunun olmadığı" koşulu kapsamında değerlendirilmesi, işçilerin ihaleyi kazanan yeni şirkette çalışmaya devam ettikleri gözetildiğinde fiilen ve hukuken imkânsızdır. Davalı tarafça davacının borcu olan tutarlar hak edişlerinin bloke edilmesi ve başka işlerindeki alacaklarından mahsubu yoluyla tahsil edilmiş olup, işin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmediği, davacının sözleşmenin sona erme tarihi itibariyle borcu olduğu ve SGK ilişiksizlik belgesinin sunulmadığı savunulmamıştır. Yine davalı tarafından somut, Mahkemesi ve esas numaraları bildirilerek işçiler tarafından kendi aleyhine açılan davalardan da söz edilmemektedir. Davalı İdare tarafından, bir kısım işçilerin ihaleyi kazanan başka şirkette çalışmaya devam etmelerine ve dolayısıyla iş akitleri kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermemesine rağmen kıdem tazminatı ödemeleri yapılmış olup, davacının bu ödenen bedelden kendi dönemine düşen kısımdan sorumlu olduğu gerekçesiyle teminat mektubunun iade edilmemesi taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olmamıştır. Bu durumda İlk derece Mahkemesince teminat mektubunun iadesi talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, teminat mektubunun iadesine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir." denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Dairemiz kararına karşı davalı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 12.05.2025 tarih ve 2024/1980 Esas, 2025/1946 Karar sayılı kararıyla; "...Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 36.4.4 maddesinde; "Yüklenicinin son istihkakı ödenmeyecek olup, söz konusu istihkak çalıştırdığı personelin ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. haklarının karşılığı olarak ayrılacaktır.", 36.2.16. maddesinde; "...Başka bir deyişle sözleşme bitiminde bahse konu işin aynı yüklenici firmaya ihale edilmediği takdirde, yeni firma ile yapılacak sözleşmelerde yeni yüklenici firma asıl işveren sıfatı ile kendi istihdam edeceği işçileri yine asıl işveren sıfatı ile çalıştıracak olup önceki işçilerin işyeri devri şeklinde devamlılığı söz konusu olmayacaktır" hususları düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı yüklenicinin edimini ifa ederken çalıştırdığı işçilerin sözleşme süresince doğan kıdem tazminatlarından sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalı iş sahibinin, davacının çalıştırdığı işçilere, davacının son hak edişinden kesinti yaparak ödeme yapması isabetli olduğundan, davalının bir işçi dışındaki işçilere yapmış olduğu kıdem tazminatı ödemelerinin haksız olduğu gerekçesiyle son hak ediş bedeline yönelik davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer taraftan teminat mektubu yönünden yapılan inceleme sonunda, mahkemece her ne kadar teminat mektubunun iade edilmemesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olmadığı gerekçesiyle teminat mektubunun iadesine karar verilmişse de, davalı iş sahibinin çalıştırılan işçilere kıdem tazminatı ödemesi yaptığı, son hak ediş tutarının bu ödemeleri karşılamadığından, davacı yüklenicinin başka alacaklarından bu tutarın mahsup edildiğinin dosya kapsamından anlaşılması karşısında, teminat mektubunun hangi iş için verildiyse ancak o iş için kullanılabileceği gözetilerek, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri çerçevesinde teminat mektubunun iadesi şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış..." denilerek dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak hak ediş bedelinin ödenmesi, teminat mektuplarının iadesi, paraya çevrilmesi halinde bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Dairemiz kararının bozulması üzerine HMK'nın 373/(3). maddesi uyarınca duruşma açılmış, taraf vekilleri duruşmaya çağrılmış; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2025 tarih, 2024/1980 E., 2025/1946 K. sayılı bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 36.4.4 maddesinde; "Yüklenicinin son istihkakı ödenmeyecek olup, söz konusu istihkak çalıştırdığı personelin ücret, fazla mesai, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. haklarının karşılığı olarak ayrılacaktır.", 36.2.16. maddesinde; "...Başka bir deyişle sözleşme bitiminde bahse konu işin aynı yüklenici firmaya ihale edilmediği takdirde, yeni firma ile yapılacak sözleşmelerde yeni yüklenici firma asıl işveren sıfatı ile kendi istihdam edeceği işçileri yine asıl işveren sıfatı ile çalıştıracak olup önceki işçilerin işyeri devri şeklinde devamlılığı söz konusu olmayacaktır" hususları düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin 11.4 ve 36.4.4 maddeleri uyarınca davacının teminat mektuplarının iadesini isteyebilmesi için bünyesinde çalıştırdığı işçilere ödenen ve ödenmesi gereken ücretler ve ücret sayılan unsurlar nedeniyle vergi ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini yerine getirdiğine ilişkin "borcu yoktur" belgesi alması ve çalışanlarından sözleşmedeki usulüne uygun alınmış ibranameyi ibraz etmesinin zorunlu olduğu sabittir. Söz konusu düzenlemeler kapsamında, davacı yüklenicinin edimini ifa ederken çalıştırdığı işçilerin sözleşme süresince doğan kıdem tazminatlarından sorumlu olduğu, hakediş bedelinin işçilere ödenen miktardan az olduğu, kesintinin haklı olduğu, teminatın iadesi için sözleşme maddesinde açıklanan belgelerin alındığının iddia edilmediği anlaşıldığından; Dairemizce, uyulmasına karar verilen bozma kararı doğrultusunda, davanın her iki talep yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: I-Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12/05/2025 T., 2024/1980 E. 2025/1946 K. sayılı kararına UYULMASINA, " 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına. 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 50,00 TL masrafın davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesinden sonra kalan miktarın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT göre hesaplanan 103.535,94 TL-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine," 04.11.2025 tarihinde duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 04/11/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imza e-imza e-imza e-imza