İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinin nakliyat abonman blok poliçesi kapsamında sigortalısı olan dava dışı şirkete ait 36 demir kasa, 66 kap, 264 adet net ağırlığı 2.836 kg, brüt ağırlığı 12.352 kg olan sürücü koltuğu emtiasının Almanya'ya taşınması için, davalı taşıyıcı şirket tar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2397 KARAR NO : 2026/463 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/07/2022 NUMARASI : 2020/518 Esas - 2022/570 Karar DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücu) DAVA TARİHİ: 21/10/2020 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinin nakliyat abonman blok poliçesi kapsamında sigortalısı olan dava dışı şirkete ait 36 demir kasa, 66 kap, 264 adet net ağırlığı 2.836 kg, brüt ağırlığı 12.352 kg olan sürücü koltuğu emtiasının Almanya'ya taşınması için, davalı taşıyıcı şirket tarafından ... plaka nolu araçla (çekici-yarı römork) sigortalının İstanbul'daki fabrikasından teslim alındığını, Hırvatistan'da araca kaçak yolcu/mülteci binmesi sonucu emtianın hasara uğradığının tespit edildiğini, müvekkilinin sigortalıya 16/10/2018 tarihinde 22.402,93-Euro hasar tazminatı ödediğini ve sigortalının haklarına halef olduğunu, davalı tazmin talebini kabul etmediğinden 22.402,93-Euro asıl alacak ve 2.044,27-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.447,20-Euro'nun tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili davacının aktif ve müvekkilinin de pasif husumet ehliyetin bulunmadığını; müvekkiline usulüne uygun ihbar yapılmadığını, zararın ...'ye göre belirlenmesi gerektiğini, yasadışı göçmenlerin dorseye zarar vererek girmeleri ve emtianın da hasar görmesinin müvekkili şirketin önlemlerine rağmen gerçekleştiğini ve bu sorunun dünya genelinde çözülemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI :Mahkemece, davacı ile sigortalısı arasındaki poliçede ek prim tahakkuku özel şart olduğu halde, taşımaya ilişkin düzenlenmiş spesifik bir poliçe veya ay içinde yapılan sevkiyatların davacıya bildirildiğine ve ek prim tahakkukları ile bunların ödendiğine dair belgeler dosyada bulunmadığından TTKnın 1472'maddesindeki halefiyet şartlarının gerçekleşmediği, ödemenin lütuf ödemesi kapsamında olduğu, davacının bilirkişi raporundan sonra dosyaya sunduğu tarihsiz temlik beyanını taşıyan ibranameye itibar edilmediği ve alacağın temlikine göre de davacının talepte bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, davalının taşımaya konu mallardaki hasardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar bedelini 16/10/2018 tarihinde sigortalıya ödediğini, 15/10/2018 tarihinde müvekkilinin sigortalısının ibraname içeren temliknameyi imzalayarak verdiğini, mahkemece ibranamede tarih olmadığından bahisle kabul edilmediğini, HGK'nın 2012/1602 esas, 2013/712 karar sayılı ve 15/05/2013 tarihli ilamında da belirtildiği üzere temliknamede tarih olmamasının geçerliliğine etkisi olmadığının belirtildiğini ve kabul anlamına gelmemek üzere davalı lehine vekalet ücretinin hatalı hükmedildiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, nakliyat emtia abonman blok sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen bedelin davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taşımanın Türkiye'den Almanya'ya olan güzergahı itibariyle uyuşmazlığın ... Konvansiyonu hükümlerine göre çözümü gerekmektedir. Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu hususlarında ise TTK hükümleri esas alınacaktır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemesi ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Dosyaya sunulan poliçe, Nakliyat Abonman Blok Sigorta Poliçesidir. Blok nakliyat abonman sigorta poliçesi, uygulamada "sigortalının bildireceği ve sigorta dönemi içinde gerçekleştireceği poliçeye konu sevkiyatların toplam tahmini tutarı üzerine poliçe fiyatının uygulanması sonucu tespit edilen prim, minimum ve depo prim olarak hesap edilerek taksitler halinde ödenir. Böylece, sigortacı ile sigortalının önceden anlaştığı teminat limiti, şart ve süre çerçevesindeki tüm sevkiyatları herhangi bir ihbar ve bildirim yükümlülüğü olmaksızın teminat altındadır. Poliçe dönemi sonunda, gerçekleşen sevkiyat tutarı üzerine ayarlama fiyatı uygulanarak, minimum ve depo primi aşan kısım olursa ek prim tahakkuk ettirilir" olarak tarif edilmektedir. Poliçede bu hususlar aynen kayıt altına alınmış ve taşımanın 1.500.000-Euro'yu aşmaması halinde, sigortacıya taşımanın bildirilmemesi halinde sigortalının poliçedeki haklarına zarar vermeyeceği düzenlenmiştir. Davaya konu taşıma konusu araç koltuğu emtiasının toplam değeri 45.055,28-Euro'dur. Buna göre poliçenin türü itibariyle spesifik poliçe düzenlenmesi gerekmemekte olup, poliçede sigortalı ve sigorta ettiren davaya konu taşımada emtiası zıyaa uğrayan dava dışı ... ... AŞ'dir. Kaldı ki davacının bilirkişi raporundan sonra dosyaya sunduğu belgede, davacının kendisine yapacağı ödemeye istinaden davacıyı ibra etmiş ve haklarını davacıya temlik etmiştir. Belgede tarih olmaması söz konusu belgenin sıhhatine etkisi etmemektedir (Yargıtay HGK'nın 2012/1602 E., 2013/712 K. sayılı ve 15/05/2013 tarihli ilamı). Bu nedenle de spesifik poliçe hazırlanmaması da ödemenin hatır ödemesi olmasına sebebiyet vermeyecektir. Mahkemece dava şartı olarak kabul edilen söz konusu belge her zaman tamamlanabilecek bir dava şartı olup, sonradan sunulması da sonucu değiştirmez. Bu nedenle bilirkişi raporundaki aksi yöndeki tespitlere itibar edilerek davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. ...'nin 17. maddesi "1.Taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz. 3. Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayı sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir. İlliyet bağını kesen nedenler arasında gösterilen mücbir sebep sorumlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, borcun ihlâline mutlak olarak kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Mücbir sebep çoğunlukla yıldırım düşmesi, kasırga, deprem, gibi bir doğa olayı olabileceği gibi bazen savaş, ihtilal, isyan gibi beşeri ya da sosyal bir olay, hatta ithal yasağı, kamulaştırma gibi hukuki bir olay da olabilir (Eren, Fikret: Sorumluluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, Ankara 1975, s.177; Tandoğan, s.464; Kurt, L. M.: Borçlunun Sorumlu Olmadığı Sonraki İmkansızlık, Ankara 2016, s.195). Beklenmeyen hâl ise sorumlu şahsın irade veya davranışından bağımsız olarak, herkese ödev yükleyen genel bir davranış kuralının veya sözleşmeden doğan bir borcun kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle kaçınılmaz surette ihlal edilmesine neden olan olaylardır (Eren, s.139; Tandoğan, s.461; Kurt, s.191). Öğretide beklenmeyen hâl kavramı tesadüfe bağlı hâl, umulmayan hâl, kaza, kazara, fevkalade hâl olarak da adlandırılmaktadır (Gözübüyük, A. P.: Mücbir Sebepler ve Beklenmeyen Hâller, Ankara 1957, s.13). Fırtına, kar, dolu, genel grev, makinedeki teknik arızalar vb. nedenlerle borcun yerine getirilememesi hâlinde beklenmeyen hâlin varlığı ortaya çıkabilecektir." Ancak somut olayda emtiadaki zarar, araç seyir halinde iken 30/06/2018 tarihinde Hırvatistan Gümrüğü'nde tespit edilen 3 kaçak göçmenin araca girmesi neticesinde meydana gelmiştir. Bu hususta resmi makam tarafından tutulan 01/07/2018 tarihli tutanak ve ceza kararının onaylı tercümesi dosyaya sunulmuştur. Davalı tarafça olayda önlenmesine olanak bulunmayan hal olduğu beyan edilmiş ise de, olay hakkında somut bir açıklamada bulunulmamış olup, Hırvatistan Gümrüğü'nde gerekli önlemleri almamış taşımacıya ceza verildiği de gözetildiğinde davalı taşıyıcının hasardan sorumlu olmadığına yönelik savunması yerinde bulunmamıştır. Taşımaya konu emtianın Almanya'daki alıcısına teslimle hasar tespit edilmiş ve ... belgesine bu husus şerh edildiğinden, hasar taşıyıcıya süresinde ihbar edilmiştir. Dosyada mevcut 28/09/2018 tarihli ekspertiz raporunda, emtiaların 25/06/2018 tarihli faturasında 6 farklı modeldeki toplam 264 adet sürücü koltuğu emtiasının satış değerinin 44.055,28-Euro olduğu, bunların 36 demir kasa 66 kap şeklinde taşındığı ve brüt ağırlığının 12.352 kg olduğu, araca giren mültecilerin emtialara zarar verdiği (idrar, dışkı kalıntıları, gıda atıkları ve fiziki deformasyon), bu zarar nedeniyle alıcının 76 adet koltuğu kabul ettiği, kalan 168 adet koltuğu kabul etmediği, talebin 27.390,25-Euro olmasına rağmen hasar değerinin 22.402,93-Euro olarak belirlendiği, poliçe gereği muafiyet düşülmediği ve sovtaj imkanı bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı, sigortalısına 16/10/2018 tarihinde 22.402,93-Euro ödemiştir. Bilirkişi raporunda, zarar tutarının eksper raporundaki gibi 22.402,93-Euro olarak belirlenmiş, sınırlı sorumluluk tutarı ağırlık ve ... üzerinden 48.586,36-Euro hesaplanmış, talebin sınırlı sorumluluğu geçmediği ve takipten önce davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz istenemeyeceği görüşü bildirilmiştir. Buna göre davalı taşıyıcının ...'nin 17/1. maddesine göre taşıma sırasında emtiada meydana gelen 22.402,93-Euro hasardan sorumlu olduğu ve davacı sigorta şirketinin sigortalısının halefi olarak bu tutarı davalıdan talep edebileceği kabul edilmiştir. ...'nin 27. maddesinde hak sahibinin ödenecek tazminat için faiz isteyebileceği, ancak faizin ödeme isteğinin yazılı olarak, taşımacıya gönderildiği tarihten başlayacağı, böyle bir istekte bulunulmaması halinde faizin davanın açıldığı tarihten itibaren istenebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda davacının veya sigortalının davalıdan yazılı ödeme isteğinde bulunduğuna dair bir delil ibraz edilmediğinden, takip öncesi işlemiş faiz talebi reddedilerek, faize takip tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekmektedir.... Konvansiyonunun 27. maddesi uyarınca, bu konvansiyona tabi taşımalarla ilgili tazminat taleplerine uygulanacak faiz oranı yıllık %5 olarak kabul edilmiştir. İcra takip dosyasında davacı, 22.402,93-Euro asıl alacak ve 2.044,27-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.447,20-Euro'nun, Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faiziyle tahsilini istemiştir. Yukarıdaki açıklamalar kapsamında davacı işlemiş faiz istemeyeceğinden, asıl alacağa takip tarihinden %5 faiz uygulanarak takibin devamına karar verilmelidir.Tazminat kabilinden alacak belirlenebilir ve likit olmadığından, icra inkar tazminatı ve şartları bulunmadığından kötüniyet tazminatı talepleri kabul edilmemiştir. Öte yandan dava maddi tazminat istemine ilişkin olduğundan, tarife uyarınca davalı lehine nispi vekalet ücreti verilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek itirazın kısmen iptaline, fazla istemin reddi ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2022 Tarih 2020/518 Esas 2022/570 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında davalının itirazının 22.402,93-Euro asıl alacak bakımından iptaline, takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %5 oranı geçmemek üzere bankaların Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek oranda döviz faizi işletilmesine, fazla istemin reddine, Şartları bulunmayan icra inkar ve kötüniyet tazminatı isteminin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 14.259,89-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 3.061,53-TL, icra veznesine yatırılan 828,75-TL olmak üzere toplam 3.890,28-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 10.369,61-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan 3.944,68-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.300-TL bilirkişi ücreti ve 96-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.396-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.280-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine taktir olunan 19.048,71-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin 1.209-TL'sinin davalıdan, 111-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine," Yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Davacı tarafça yapılan 111-TL istinaf yargı giderinin haklılık oranında hesaplanan 105-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026