T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1527 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1710 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/739 E 2023/458 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1527 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1710 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/739 E 2023/458 K DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 29/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil Kurum ile davalı şirket arasında 18/07/2017 tarihinde Avusturya Menşeli 85000 baş kesimlik erkek koyun tedarik sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmenin 7.2. maddesinde "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin, hayvanların belli bir yerde toplanması ve mahreç ülke yükleme noktasında gemi veya diğer araçlara yüklenilmesi, teslim yerine nakliye masrafları ile karantina süresi içerisinde ve nakliye sırasındaki bakım, beslenme, veteriner sağlık sertifikasında belirtilen her türlü aşı, test ve laboratuar analiz masrafları ve alıcıya teslimine kadar ki sigorta, navlun, demoraj masrafları ve teslim yerindeki tahliye masraflar gibi her türlü masraflar satıcıya aittir." şeklinde bir hükmün bulunduğunu, ilgili maddede yer alan düzenlemeye göre alınan hayvanlara ilişkin her türlü masrafın satıcı sıfatıyla davalı şirkete ait olduğunu, sözleşmenin imzalanmasını takiben davacı ...'nün 7.2. maddesi çerçevesinde 164.735,68 TL masrafı (gümrük gideri olarak adlandırılan mesai, yolluk ve tarım ücretleri) davalı şirket adına ilgili kurum ve kuruluşlara ödediğini, ödemenin gerçekleştirilmesinden sonra müvekkil Kurum tarafından davalı şirkete 04/07/2018 tarih ve E.45002 sayılı iadeli taahhütlü yazı gönderildiğini ve tebliğden itibaren on beş (15) takvim günü içinde karşılanan gümrük bedeli borcunun ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ancak davalı şirketin herhangi bir ödemede bulunmadığını belirterek, gümrük bedeli/gümrük gideri adı altında ödenen 164.735,68 TL'nin temerrüt tarihi olan 20/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkil şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, sözleşmeye ilişkin bir çok giderin davalı ... tarafından ödendiğini, ayrıca müvekkil şirketin hakettiği ücretten kesinti yapıldığını, bu kapsamda davacı Kurumun iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bunun yanı sıra davalı şirkete gönderilen herhangi bir ihtarnamenin olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 18/07/2017 tarihli Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi'nin 7.2. maddesinde, f" şeklinde bir düzenlemenin bulunduğu, davacı ...'nün ödediği bedelin de, bu madde kapsamında kalan ve sözleşme konusu ürünler teslim alınmadan önce gümrükte yapılan iş ve işlemler nedeniyle (veteriner muayene, aşı ücretleri, muayene ve kontrol hizmetlerini yapan memurlara ödenen mesai ve yolluk ücretinden oluştuğu) karşılanan ücreti içerdiği, ayrıca davacı Kurumun dava açmadan önce borcun yatırılması amacıyla davalı şirkete yazı gönderdiği ve söz konusu yazıda yer alan ihtar çerçevesinde 20/12/2018 tarihinde temerrütün oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 18/07/2017 tarihli Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi'nin 10. maddesi kapsamında davacı ...'nün ihtirazi kayıt koymadan müvekkil şirket tarafından yatırılan teminatı iade ettiğini, bu iade işleminin davalı ...'yı ibra anlamına geldiğini, eldeki davada teminatın iadesinden bir (1) yıl sonra düzenlenen fatura nedeniyle açılan davanın reddinin gerektiğini, bahsi geçen sözleşmenin 10. maddesinin açık olduğunu, imzalanan sözleşme doğrultusunda edimlerin yerine getirilmesi, tüm sürecin tamamlanması ve teminatın iade edilmesi ile davacı ...'nün müvekkil şirketten bir alacağının kalmadığını kabul ettiğini, davalı şirketin Türkiye'de bir temsilciliğinin yer almadığını ve defter tutma zorunluluğunun olmadığını, bu nedenle salt davacı Kurumun defterlerine bakılarak işlem tesis edilmesinin mümkün bulunmadığını, ayrıca davacı Kurumun tek taraflı tanzim ettiği faturanın hukuki değerinin olmadığını, dolayısıyla delil olarak kabul edilemeyeceğini, dosyada yer alan bilirkişi raporunda "Öte yandan davalının bir mahsup talebi bulunmadığından, satıcıya ödenmesi gereken miktardan daha az ödeme yapıldığı, kesilmemesi gereken tutarların kesildiği yönündeki beyanın incelenmesine gerek görülmemiştir." şeklinde bir görüş bildirildiğini ve bu görüş çerçevesinde bilirkişi tarafından inceleme yapılmadığını, ancak bu durumun net şekilde değerledirilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin yurtdışı menşeyli bir şirket olduğunu ve Türkiye'de bir temsilciliğinin bulunmadığını, dolayısıyla dosyada ismi geçen ...'ın davalı şirketin yetkilisi konumunda olmadığını, sadece davacı Kurum ile müvekkil şirket arasındaki işlemleri takip ettiğini, bu nedenle davacı Kurum tarafından davalı şirket muhatap gösterilmek suretiyle gönderilen 04/07/2018 tarih ve E.45002 sayılı iadeli taahhütlü yazının şirketin yetkili temsilcisi olmayan kişiye tebliğ edilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağını, dolayısıyla bu şekilde gerçekleştirilen tebliğ ile temerrütün doğduğundan söz edilemeyeceğini, kaldı ki 18/07/2017 tarihli Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi'nde tarafların adreslerinin yer aldığını ve bildirimin nasıl yapılacağının açıklandığını, buna göre temerrüt koşullarının somut olay yönünden oluşmadığını belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davalının, davaya konu gümrük giderlerinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, alacak talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı ... ile davalı ... arasında 18/07/2017 tarihinde Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi imzalandığı, Söz konusu sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmenin konusunun, "...Satıcı tarafından tedarik edilen ve Türkiye'ye ihraç edilmek üzere özellikleri ekli teknik şartnamede ve veteriner sağlık sertifikasında belirtilen sağlık şartlarına uygun Avustralya menşeli Avustralya mahreçli kastre edilmemiş kesimlik erkek koyunların işbu sözleşmede belirtilen şartlarda alımı/satımı işini kapsar...." şeklinde belirlendiği, Aynı sözleşmenin 7. maddesinde masraflara ilişkin, "7.1. Sözleşme ile ilgili olan ve mahreç ülke mevzuatına göre ödenmesi gereken vergi ve tüm giderler satıcıya aittir. 7.2. Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin, hayvanların belli bir yerde toplanması ve mahreç ülke yükleme noktasında gemi veya diğer araçlara yüklenmesi, teslim yerine nakliye masrafları ile karantina süresi içerisinde ve nakliye sırasındaki bakım, besleme, veteriner sağlık sertifikasında belirtilen her türlü aşı, test ve laboratuvar analiz masrafları ve alıcıya teslimine kadarki sigorta, navlun, demoraj masrafları ve teslim yerindeki tahliye masrafları gibi her türlü masraflar satıcıya aittir. 7.3. Alıcı tarafından bu madde kapsamında herhangi bir ödeme yapılması halinde bu ödemeler herhangi bir ihtar yapılmaksızın öncelikle satıcının alacaklarından mahsup edilir. Alıcının bu madde kapsamında yaptığı ödemelerden bakiye alacağı kalması durumunda kalan miktarın satıcının alacaklarından veya serbest bırakılacak teminatından karşılanamaması halinde kalan miktarı Satıcı Alıcıya öder." şeklinde düzenlemenin bulunduğu tespit edilmiştir. Sözleşmenin 10. maddesinin 6. fıkrasında da, "...Taahhüdün, sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve satıcının bu işten dolayı alıcıya herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra teminatın tamamı satıcıya iade edilir..." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin yukarıda yer alan maddeleri incelendiğinde görüleceği üzere, imzalanan Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi kapsamında, alınan hayvanlara ilişkin her türlü masrafın satıcıya ait olduğu kararlaştırılmış olmakla birlikte, borcun olmadığının belirlenmesinden sonra satıcı tarafından yatırılan teminatın tamamının iade edileceği düzenleme altına alınmıştır. Eldeki dosyada, davacı ... dava dilekçesi ile, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hükme göre, alınan hayvanlara ilişkin her türlü masrafın satıcı sıfatıyla davalı şirkete ait olduğuna, sözleşmenin imzalanmasını takiben davalı şirket adına ilgili kurum ve kuruluşlara 164.735,68 TL ödemede bulunulduğuna, ödemenin yapılmasından sonra gönderilen yazı ile gümrük bedelinin tahsilinin istenildiğine, ancak davalı şirketçe herhangi bir ödeme sağlanmadığına dair iddiada bulunmuş, davalı şirket cevap dilekçesi ile, sözleşme gereğince tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği, sözleşmeye ilişkin bir çok giderin ödendiği, ayrıca hakedilen ücretten kesinti yapıldığı, bu kapsamda iddialarının gerçeği yansıtmadığı, kaldı ki borcun ödenmesi amacıyla gönderilen herhangi bir ihtarnamenin olmadığı yönünde açıklama yapmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin tetkikinde; 18/07/2017 tarihli Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi'nin imzalanmasından sonra, dava dışı T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünce düzenlenen 28/08/2017 tarih ve 172501 numaralı fatura doğrultusunda, davacı ... tarafından, 28/08/2017 tarihinde gümrüğe gelen koyunların veteriner muayene ve aşı ücretlerinden oluşan ve tarıma ilişkin masrafı içeren 150.255,68 TL tutar ile 11/09/2017 tarihinde muayene ve aşı kontrol işlemlerini yapan memurlar için hesaplanan mesai ücretini içeren 12.480.00 TL tutar ve yine aynı tarihte yolluk giderini içeren 2.000,00 TL tutar olmak üzere toplam 164,735,68 TL gümrük bedelinin davalı şirket adına Defterdarlık veznesine yatırıldığı, ancak işlemlerin gerçekleştirildiği tarihte fatura kesilmediği, bununla birlikte mesai ücretinin ve yolluk giderinin ödendiği tarih itibariyle ... Gümrük Müşavirliğince, davacı yanca yapılan masrafların da içinde yer aldığı ödemeleri gösterir 11/09/2017 tarihli beyannamenin düzenlendiği ve durumun davacı ...'ne bildirildiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, davacı Kurumca beyannamedeki tutarın davalı şirkete bildirilmediği ve sonraki süreçte yapılan incelemeler sırasında davalı şirket adına ödenen 164,735,68 TL gümrük bedelinin olduğunun belirlendiği, bunun üzerine, 27/06/2018 tarihinde söz konusu tutar için fatura düzenlendiği ve 164,735,68 TL'nin tahsili amacıyla davalı ...'ya 04/07/2018 tarih ve E.45002 sayılı iadeli taahhütlü yazının gönderildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davalı şirket aşamalarda, imzalanan sözleşmenin 10. maddesinin 6. fıkrasında hüküm altına alınan "...herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra teminatın tamamı satıcıya iade edilir..." şeklindeki açıklamanın ... lehine uygulamaya konulduğunu, tüm masrafların karşılanması nedeniyle yatırılan teminatın davacı ... tarafından iade edildiğini, borcun bulunması durumunda teminatın iadesi işleminin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını ifade etmiş olmakla birlikte, söz konusu teminatın ne zaman iade edildiğinin (27/06/2018 tarihli faturanın düzenlendiği tarihten önce mi sonra mı) dosya içeriğinden anlaşılamadığı görülmüştür. Ayrıca, davalı şirket savunmasında, davacı Kurumun, ödemesi gereken tutardan daha az ödemede bulunduğunu, kesinti yapılmaması gereken tutarlar için davacı ... tarafından kesinti işlemi uygulandığını belirtmesine karşın, bu hususun mahkemece hiç tartışılmadığı, davacı Kurumca uygulanan herhangi bir kesinti işleminin mevcut olup olmadığının incelenmediği ve varsa söz konusu kesintinin nedeni ile bu kesintinin gümrük giderini karşılayıp karşılamadığının/gümrük giderini içine alıp almadığının araştırılmadığı, buna göre davalı şirketçe, "12.188.980 USD mal bedeli ödenmesi gerekirken 13.137.836 USD ödeme yapıldığına ilişkin" davacı Kurumun Hukuk Müşavirliği'ne gönderilen yazı gerekçesinin hiç değerlendirilmediği tespit edilmiştir. Bu durumda, davacı Kurumun, sözleşme nedeniyle ödenen gümrük masraflarının satıcıya ait olduğuna, bu nedenle masrafların davalı şirketten tahsilinin gerektiğine ilişkin iddiaları ve davalı yanın tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğine, borcun bulunmadığına dair aksi yöndeki savunması esas alınarak, mahkemece, 18/07/2017 tarihli Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi'nin "Satıcı tarafından ödenmesi gereken sözleşme ile ilgili giderler" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hükmünün ve aynı sözleşmenin "Teminata ilişkin hükümler" başlıklı 10. maddesinin 6. fıkrasında yer alan hükmünün incelenmesi, sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca, teminatın davalı ...'ya ne zaman iade edildiğinin ve bu kapsamda iade işleminin 164,735,68 TL gümrük bedeli için davacı ... tarafından düzenlenen 27/06/2018 tarihli faturadan önce gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin belirlenmesi, ayrıca davalı şirketin savunması gözetilerek, davacı Kurumun sözleşme doğrultusunda davalı ...'ya ödemesi gereken tutar ile ödeme yaptığı toplam tutarın net şekilde tespit edilmesi ve buna göre sözleşmede kararlaştırılan tutardan daha az ödemede bulunduğunun anlaşılması durumunda, söz konusu kesinti sebebinin üzerinde durularak kesintinin, davanın temelini oluşturan 18/07/2017 tarihli Kesimlik Koyun Alım Sözleşmesi'nin 7.2. maddesinde yer alan gümrük giderlerini içerip içermediğinin araştırılması, bu itibarla davacı ... için alacağın tahsili koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında gerekli değerlendirmenin yapılması ve karar yerinde tartışılması sureti ile hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, davacı ... tarafından, davalı ...'ya gönderilen 04/07/2018 tarih ve E.45002 sayılı yazı ile, ödenmesi gereken giderlerin eksik tahsil edildiği belirtildikten sonra, sözleşmenin 7.2. maddesinde yer alan "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin, hayvanların belli bir yerde toplanması ve mahreç ülke yükleme noktasında gemi veya diğer araçlara yüklenmesi, teslim yerine nakliye masrafları ile karantina süresi içerisinde ve nakliye sırasındaki bakım, besleme, veteriner sağlık sertifikasında belirtilen her türlü aşı, test ve laboratuvar analiz masrafları ve alıcıya teslimine kadarki sigorta, navlun, demoraj masrafları ve teslim yerindeki tahliye masrafları gibi her türlü masraflar satıcıya aittir." şeklindeki hüküm çerçevesinde, eksik alınan 164.735,68 TL gümrük giderinin yazının tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş (15) takvim günü içinde ödenmesinin ihtar edildiği, söz konusu yazının, "Aslını elden teslim aldım" ibaresi eklenmek sureti ile 05/12/2018 tarihinde ... isimli bir kişi tarafından tebliğ alındığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde de, 164.735,68 TL için on beş (15) günlük sürenin bitim tarihi olan 20/12/2018 tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu kabul edilerek, bahsi geçen tarihten başlamak üzere davacı Kurum lehine avans faizine hükmedilmiştir. Ancak, somut olayda mahkemece, her ne kadar dava dışı ... isimli kişi tarafından imzalanan belge üzerinde yer alan 05/12/2018 tarihi esas alınarak, söz konusu tarih itibariyle tebliğ işleminin gerçekleştirildiği kabul edilmiş, devamla da bu tarihten başlamak üzere on beş (15) günlük sürenin bitim tarihi olan 20/12/2018 tarihinin temerrüt tarihi olduğu değerlendirilmiş ve bu şekilde hüküm kurulmuş ise de, davalı şirketin, aşamalardaki yurtdışı menşeyli bir şirket olduğu ve Türkiye'de temsilciliği bulunmadığı yönündeki savunması ile ismi geçen kişinin sadece davacı Kurumla yapılan işlemleri takip ettiği, bunun dışında herhangi bir yetkisinin olmadığı yönündeki açıklaması dikkate alınarak, dava dışı 3. kişi ...'ın davalı şirketteki durumunun tespiti ile davalı şirketi temsile ve ilzama yetkili olup olmadığının ve davalı ... adına gönderilecek belgeyi tebliğ almaya yetkili bulunup bulunmadığının araştırılması ile bu kapsamda ortaya çıkacak sonuç doğrultusunda, eldeki davada 05/12/2018 tarihinde tebliğ alınan evrak yönünden davalı şirket için temerrütün sağlanıp sağlanmadığının/davalı şirketin temerrüde düşüp düşmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. O halde, ilgili hususlar incelenmeden ... isimli kişiye yapılan tebligat esas alınmak suretiyle 20/12/2018 tarihi itibariyle davalı şirket aleyhine temerrütün oluştuğunun kabul edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca mahkemece, tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve bu kapsamda sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak verilen kararda isabet bulunmamıştır. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/739 Esas, 2023/458 Karar sayılı ve 21/06/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 29/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."