11. Hukuk Dairesi 2010/4090 E. , 2011/16781 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2009 tarih ve 2009/317 - 2009/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14,200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince du
**11. Hukuk Dairesi 2010/4090 E. , 2011/16781 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.12.2009 tarih ve 2009/317 - 2009/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14,200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden kar payı karşılığında para tahsil ettiğini ve parasını geri ödemediğini, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine Essen-Steele Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasının kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, anılan mahkeme tarafından verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yabancı mahkeme ilamının maddi hukukumuzdaki kamu düzenine aykırı olduğunu, Türk mahkemelerinde aynı konudaki davalarda verilen kararlarla çeliştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak Türk mahkemelerinde açılan bu tür alacak davalarının davacının şirkete karşı ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK'nun 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı olacağı, tenfize konu kararda hisselerin iadesine karar verilmediğinden tenfizin kabulü halinde mükerrer tahsilat yapılabileceği, yabancı mahkeme yargılamasında davalının savunma hakkının kısıtlandığı ve gıyap kararı verilerek davacının iddiaları incelenmeden kabul edildiği, bu durumun da Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de, yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.