T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/635 - Karar No:2026/408 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/635 KARAR NO : 2026/408 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2024 NUMARASI : 2020/262 E-2024/245 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2026 Davacı vek…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/635 - Karar No:2026/408 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/635 KARAR NO : 2026/408 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2024 NUMARASI : 2020/262 E-2024/245 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili: Davacının, davalının isteği üzerine 26/01/2010 tarihinde ... Parkının proje hizmetleri için davalıya bir teklif sunduğunu, davalının aynı gün teklifi onaylaması ile taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin sözleşmede taahhüt edilen proje hizmetlerini, iş artısı hizmetler ve revize proje hizmetleri ile birlikte eksiksiz olarak tamamlandığını, davalı şirkete 2014 yılı ortasına kadar hizmet verildiğini, sözleşme kapsamındaki tüm işlerin eksiksiz olarak tamamlandığını, revize işlerin de 2014 ve 2014 tarihinden önce davalıya teslim edildiğini, ancak davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve müvekkiline mutabık kalınan bedeli yıllarca ödemediğini, sözlü ve e-postayla yazılı ödeme taleplerine rağmen yalnızca kısmi ödeme yapıldığını, proje hizmetleri bedelinin sözleşmede açıkça 118.000,00 Euro+KDV olarak kararlaştırıldığını, davalı tarafın ise yalnızca 93.900,00 Euro + KDV ile 5.580,00 TL ödediğini, bu hususun davalının 07.12.2016 tarihli ihtarnamesindeki ifadeleriyle de açıkça kabul edildiğini, davalı şirketin müvekkiline olan bakiye 24.100 Euro + KDV sözleşme bedeli ve 4.033,21 Euro işlemiş faiz borcu nedeniyle 30.12.2019 tarihinde Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/17403 sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili: Davanın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle reddi gerektiğini, davacının edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, bu nedenle borcun doğmadığını, davacının yaptığı projelerde Libya’daki ...’un isteklerine uymadığını ve işte gecikmelere neden olduğunu, özellikle elektrik projeleri konusunda Libya’daki firmanın isteklerini yerine getirmediğini, bunun için düzenlenen toplantılara katılmayı reddettiğini, böylece ayıplı ifada bulunduğunu, eksik ve ayıplı ifa nedeniyle alacak hakkının doğmadığını, davacıya karşı ödemezlik defii hakkını kullandıklarını, alacak doğsa dahi ayıplı ifa nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, proje hizmetleri teklifinin adı üstünde bir teklif olduğunu, taraflarca imzalanmadığını, davacı da bunu bildiğinden takibe dayanak olarak kullanmadığını, takibi belgesiz olarak yaptığını, sözleşmenin yenilenmesinin söz konusu olmadığını, yazışmalardan görüleceği gibi ticari ilişkinin müvekkili ve müvekkilinin işi aldığı ... arasında kurulan koordinasyon sonucu fiilen uygulanan bir anlaşmayla yürütüldüğünü, sistemde davacıya ödemelerin ...’in Libyada projeleri onaylatması ve tahsilatına bağlı olarak yapıldığını, davacının da projelerin onaylanıp onaylanmadığını, ödemelerin yapılıp yapılmadığını, doğrudan ... nezdinde takip ettiğini, açıklanan ve üç tarafın benimsediği bu sistem dahilinde ...’ten tahsilat yapılamadığını, buna rağmen davacıya hak ettiğinden fazla ödemede bulunulduğunu, fazla ödemeye ilişkin haklarının saklı olduğunu, sorunun Libya’da süren ayaklanma ve iç karışıklıklardan kaynaklandığını, bu durumun sistemin işlemesine ve işlerin yürütülmesine, alacağın tahsiline engel olduğunu, ortada müvekkilinin dışında sonradan doğan bir imkansızlık halinin olduğunu ve bu durumun borcu ortadan kaldırdığını, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faizin icra takibinde işletilebileceğini, faiz oranı ve bulunan miktarın da yanlış olduğunu, takipte faize faiz talebinde bulunulmuş olduğunu belirterek davanın reddine, haksız takip nedeniyle müvekkili lehine %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili: Müvekkili şirketin davalı şirketin isteği üzerine 26.01.2010 tarihinde ... Parkı'nın proje hizmetleri için bir teklif sunduğunu, davalı şirket sunulan teklifi 26/01/2010 tarihinde onayladığını, fiyatın da uygun olduğunu teyit ederek taraflar arasında aynı gün sözleşmenin kurulduğunu, sözleşme bedelinin 118.000 Euro+KDV olduğunu (ek işler , revizyon) ve müvekkil şirketin sözleşmede taahhüt edilen proje hizmetlerini, iş artışı ve revize proje hizmetleri ile birlikte eksiksiz olarak tamamladığını, projeye ilişkin toplantılar ve benzeri işlemler de dahil olmak üzere davalı şirkete 2014 yılının ortasına kadar hizmet verildiğini, proje hizmetlerinin tamamlanarak çeşitli tarihlerde teslim edildiğini, davalı tarafından kabul edilerek teslim alındığını, teslimlerin tutanakla ve sözleşmenin 3. maddesine göre elektronik olarak yapıldığını, ancak davalı şirketin sözleşmede taahhüt ettiği yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirketle mutabık kalınan bedeli yıllarca ödemediğini, davalı şirkete fazlasıyla süre verilmiş olsa da yalnızca kısmi ödeme yapıldığını, proje hizmetleri bedelinin sözleşmede açıkça 118.000 Euro + KDV olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen yalnızca 93.900 Euro+KDV ve 5.580,00TL ödendiğini, davalı şirketin davacı şirkete olan bakiye 21.240 Euro + KDV sözleşme gereği, revizyon ve ek işler bedeli ve 4.878,17 Euro işlemiş faiz borcu nedeniyle 30.12.2019 tarihinde Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/17404 sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, sözleşmede yer aldığı üzere sözleşme konusu projede birtakım revizyonlar ve ek işler yapıldığını ve revizyon bedeli ek sözleşme ile düzenlenerek ek ücrete tabi olduğu için bunlara ilişkin alacak konusunun farklı olması nedeniyle 2019/17404 sayılı dosyası ile işbu dosyanın konusu olan takibin başlatıldığını, ödeme emri davalıya 04.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı tarafından süresinde itiraz edilmediğini, ancak daha sonra gecikmiş itiraz dilekçesi ile öğrenme tarihini 03.03.2020 olarak kabul edilmesini talep ederek şikayet talebinde bulunduğunu, Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinin E.2020-232 ve 04.03.2020 tarihli kararı ile “icra dairesine yapılan itirazın süresinde olduğunun kabulü ile takibin durdurulmasına ...” dair karar verildiğini belirterek, Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/17404 sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, haksız borca itiraz nedeniyle davalının takip miktarının en az %20'si kadar icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili: Davanın, itirazın iptali davası için öngörülen 1 yıllık süreden sonra açıldığını, davanın ancak genel hükümlere göre bir alacak davası olarak açılabileceğini, davanın reddi gerektiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 2010 yılında ve sözlü olarak kurulduğunu, sözü edilen yazılı sözleşmenin hiçbir zaman imzalanmadığını ve uygulanmadığını, müvekkilin davaya konu bir borcunun olmadığını, var sayılsa dahi zamanaşımına uğradığını, davacının yaptığı proje işlerinin bir eser sözleşmesinin konusu olduğu tartışmasız olduğundan 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, müvekkilin borç ikrarının olmadığını, aksine borcunun bulunmadığını ve alacaklı olduğunu beyan ettiğini, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının sözünü ettiği cevapta yapılan ödemelerin miktarı bildirilmekte olup, herhangi borç ikrarının olmadığını, esasen ihtara konu davacı yazısında "Birlikte yaptığımız ... projesindeki alacağımız .." denilerek bu alacağın o tarih itibarı ile 25.000 Euro ile sınırlandığını, bu yazının da borçlunun bu davaya konu alacağının olmadığına kanıt olduğunu, yazıda revize ve ilave işlerden söz edilmediğini, cevapta ise fazla ödeme yapıldığı iddiası olduğunu, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde görüleceği üzere ödenen 5.580,00 TL bir borç ödemesi değil, 15.12.2014 tarihli fatura kapsamındaki borçtan kalan Katma Değer Vergisi olduğunu, kaldı ki bu ödemenin revizyon veya ek işler bedeli olmayıp ana işe ilişkin olduğu, davacı 2013 yılında ifa edilen sözleşmenin 2014 yılı ortasında yenilendiğini iddia ederek, yenilenen sözleşmeye dayalı revizyon vs bedeli istediğini, esasen dikkat edilirse hem bildirimde; hem de bütün yazışmalarda talebin daima 118.000 Euro'luk ana işe ilişkin olduğunu, davacının hiçbir yazışmasında bildirim dahil revizyon ve ek işler bedeli talep etmediğini, yani bildirim ve 5.580,00TL ödemenin revizyon ve ek işlerle bir ilgisinin olmadığını, davacının birinci aşamada varsaydığı alacağını Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/262 esas numaralı dosyasında talep ve dava ettiğini, dolayısı ile bu bildirime verilen cevabın bu davada ispat vasıtası olmasının düşünülemeyeceğini, başka deyişle davacı revizyon bedeli için sözleşmenin yenilendiğini söylediği 2014 yılı ortasından beri zamanaşımını kesecek hiçbir işlem yapmadığını,davacının zamanaşımından kurtulmak için sözleşmenin yenilendiğinden söz ettiğini, bu durumda eski sözleşme sona ermiş, yeni bir sözleşme yapılmış demek olup öyleyse zamanaşımı değerlendirmesinin her iki sözleşme için ayrı ayrı yapılması gerektiğini, yenilenmiş sözleşme de kabul edilmemekle birlikte bu halde de bu davadaki alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının bu güne kadar ki bütün taleplerinin ana işlere ilişkin olduğunu ve Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/262 esas numaralı dosyasında talep ve dava ettiğini, bir tek yazışmada dahi ek işler ve revizyon ücreti talep edilmediğini, çünkü böyle bir borcun doğmadığını, zaten davacının February 10.2014 tarihli diğer pek çok elmekte 64.900 Euro ödendiğini bildirip, kalan tutarın 53.100 Euro olduğunu beyan ederek kendisini 118.000 Euro ile bağlamış olduğunu, dava dilekçesinin 1 madde 2.paragrafında 118.000 Euro kapsamının parantez içinde ( ek işler, revizyon. ) yazılmak sureti ile bu rakamın kapsamında gösterildiğini, yine ikinci sayfa ikinci paragrafta da 118.000 Euro 'dan söz edildiğini, bu borcun önceki davada tartışılmakta olduğunu, açıkça kabul edilmiş bir şeyin bulunmadığını, yani ayrıca revizyon ve ek işler bedeli kararlaştırmamış, talep edilmemiş olduğunu, davacının kendince bir yanıltmaya başvurarak, ana işe ilişkin ödemeleri, sanki bu davanın ödemeleri gibi göstermekte olduğunu, bu davanın konusu borcun olmadığını, yapılan işlerin faturası kesilmiş, ödemelerinin yapılmış olduğunu, revizyon ve ek işlerden bir alacak doğsa idi, davacının bunun faturasını kesmesi ve talep etmesi gerektiğini, ancak böyle bir talebin hiç olmadığını, davacı alacağını bir yandan yazılı bir sözleşmeye dayandırmakta bu sözleşmenin 2013 yılında ifa edildiğini bildirmekte; ardından 2014 yılında yenilenen bir sözleşmeden bahsettiğini, müvekkili ile davacı arasında sunulan sözleşmenin imzalanmadığı ve uygulanmadığını, adının "sözleşme teklifi" olduğunu, üstelik 2/2 sayfasında müvekkile 7 maddelik sorular sorulmaktadır ki, bu soruların cevabına göre sözleşme ortaya çıkacak olup keza müvekkilin verdiği cevapta, işin kapsamına yönelik olan tanımları yeniden gözden geçirip, bilgi aktarılacağının söylendiğini, yani ortada nihai olarak şartları belirlenmiş, uygulanabilir bir sözleşme olmadığını, zaten ilişkinin fiilen yürüyen şeklinde, sunulan sözleşmenin hiçbir maddesinin kullanılmadığını belirterek davanın reddine, haksız takip nedeniyle müvekkili lehine %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ......AŞ vekili: Libya'daki iç savaş nedeniyle müvekkilinin tüm projelerini durdurmak ve şantiyelerini tahliye etmek durumunda kaldığından zarara uğradığını, Libya Devletinden ödemelerini alamadığını, bu nedenle dava konusu proje bakımından müvekkilinin ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirtmiş, tahkim ilk itirazı ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Asıl ve birleşen davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılmış icra takiplerine yönelik itirazın iptali istemlerine ilişkin olduğu, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulmuş elektronik posta yazışmaları ile taraflar arasında Libya'nın Tripoli şehrinde yapılması düşünülen toplam inşaat alanı 2.988 metrekare kapalı, 2317,5 metrekare açık inşaat alanı olan ... Projesi binaları için mimari, inşaat mühendisliği, makine mühendisliği, elektrik mühendisliği projelerinin hazırlanması işi konusunda hazırlanan teklifin işverence kabul edilmesi üzerine toplam 118.000,00 Euro+KDV ücret üzerinden eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olduğu anlaşıldığı, asıl davadaki istemin anılan sözleşmeden kaynaklı bakiye iş bedeline, birleşen davadaki istemin ise yapılan fazla ve revize işler bedeline ilişkin olduğu, mahkemece taraf teşkili sağlandığı ve tarafların sunmuş olduğu delillerin toplandığı, bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden konusunda uzman bilirkişi heyetinden görüş sorularak rapor ve ek rapor alınmış olduğu, davalı taraf zaman aşımı definde bulunmuş ise de asıl ve birleşen davaya konu icra takip tarihleri itibariyle zaman aşımı süresinin dolmadığı kanaatine ulaşıldığı,. 6098 sayılı TBK'nun 147.maddesi uyarınca eser sözleşmelerinin beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi 26/01/2010 tarihinde kurulmuş olup davacının edimleri 2014 yılına kadar devam etmiş davalı taraf sonuncusu 26/01/2015 tarihinde olmak üzere davacıya kısmi ödemeler yapmış olduğu, 6098 sayılı TBK'nun 154.maddesi uyarınca borçlunun kısmen ifada bulunması ile zaman aşımının kesildiği, icra takiplerinin 31/12/2019 tarihinde başlatılmış olduğu gözetildiğinde icra ve dava tarihleri itibariyle zaman aşımı sürelerinin dolmamış olduğu kanaatine ulaşıldığından davalı tarafın zamanaşımı itirazlarının reddedildiği, esas bakımından yapılan değerlendirmede; uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 17/05/2022 tarihli kök rapor ile tarafların itirazları da değerlendirilmek suretiyle düzenlenen 12/01/2023, 27/01/2024 tarihli uzman bilirkişi heyeti ek raporlarında özetle; dosya kapsamından davacının davalı ve dava dışı yüklenici ... A.Ş.ile yapılan yazışmalar ile karşılıklı güven ilişkisi sonucu devam eden süreç içerisinde proje teslimleri ve revizyon proje teslimlerine ait işlerin dava dışı işverene gönderildiğinin tespit edildiği, asıl dava bakımından sözleşmenin 118.000,00 Euro+KDV üzerinden kurulmuş olduğunun kabul edilmesi halinde davacıya yapılmış KDV dahil 120.594,65 Eurodan bakiye kalan davacı alacağın 18.645,35 Euro olduğu, birleşen davaya konu alacak bakımından yapılan değerlendirmede ise taraflar arasındaki yazışmalar çerçevesinde toplam alanın teklife göre 1145,40 metrekare artmış olduğunun tespit edildiği, devam eden iş sürecinde revizyonların yapılıp taraflarca kabul edildiği buna karşılık davacı tarafından 64.900,00 TL bedelli faturanın düzenlenmiş olduğu, faturanın Euro karşılığının 21.949,08 Euro olduğu kanaatinin belirtilmiş olduğu, mahkemece toplanan deliller ile, taraflar arasında kurulan sözleşmeler kapsamındaki edimlerin davacı tarafça yerine getirilmiş olduğu, davacı tarafın sözleşmede kararlaştırılmış ücret ile yapılan fazla işler bedelini almaya hak kazandığı kanaatine ulaşıldığı, taraflar arasındaki ödemeler de gözetildiğinde; davacının asıl davaya konu takip nedeniyle davalıdan bakiye alacağının 18.645,35 Euro olduğu, birleşen davadaki revize işler bedeli nedeniyle birleşen takip tarihi itibariyle alacak tutarının 21.949,08 Euro olduğu anlaşıldığı, davacının birleşen davaya esas icra takibindeki asıl alacak talebinin 21.240,00 Euro olduğu görülmekle birleşen dava bakımından taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, davacı tarafça davalı icra takibine geçilmeden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği, açıklanan nedenle ancak takip tarihinden faiz istenebileceği kanaatine ulaşılmış ve davacının asıl ve birleşen davada işlemiş faizlere yönelik isteminin reddi gerektiği, asıl ve birleşen davaya konu alacakların varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, belirgin olmadıkları kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı istemlerinin de reddine karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne davalının Ankara 10. İcra Dairesinin 2019/17403 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 18.645,35 Avro asıl alacak üzerinden iptali ile takibin anılan tutar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca yıllık 2,75 oranını aşmamak üzere Devlet Bankalarının Euro üzerinden 1 yıllık vadeli hesaplara uyguladığı en yüksek faizin işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davaya konu alacağın miktarının yargılamayı gerektirdiği ve belirgin olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı isteminin reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 10. İcra Dairesinin 2019/17404 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 21.240,00 Avro asıl alacak üzerinden iptali ile takibin anılan tutar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca yıllık 2,75 oranını aşmamak üzere Devlet Bankalarının Euro üzerinden 1 yıllık vadeli hesaplara uyguladığı en yüksek faizin işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davaya konu alacağın miktarının yargılamayı gerektirdiği ve belirgin olmadığı kanaatine varılmakla icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının yaptığını iddia ettiği proje işlerinin bir eser sözleşmesi konusu olduğunu, davacının bütün yazışmalarında dava konusu alacağını, yapımını üstlendiği işlerin 2013 yılında tamamlanıp teslim ettiği iddiasına dayandırdığını, bu durumda 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı tarafça, davaya konu her iki icra takip talebinde de alacağın sebebinin yazılmadığını, alacağın muacceliyet tarihinin 15.04.2014 olarak bildirildiğini, dava konusu alacak ve fer'ilerinin bu tarihten itibaren talep edildiğini, aynı şekilde dava dilekçeleri ve cevap dilekçelerinde 2014 yılının ortasına kadar hizmet verildiği söylenerek, icra dosyasındaki tarihin teyit edildiğini, zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak davacı tarafın kabulü kendisini bağlayacağından varsayılan dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, çünkü davalının zamanaşımını kesen tek eyleminin, davaya konu icra takipleri olup bu takiplerden bir tanesinin 30.12.2019 tarihinde, diğerinin ise 02.01.2020 tarihinde yapıldığını, müvekkili şirketin borç ikrarı bulunmayıp aksine borcunun bulunmadığı, alacaklı olduğu beyanının olduğunu, bu nedenle haksız ve mesnetsiz açılan davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelememek kaydıyla müvekkili şirket tarafından Libya işi ile ilgili olarak davacı şirkete yapılan en son ödemenin tarihi 04.09.2014 olup bu hususun davacı tarafça dilekçelerinde açıkça kabul edildiğini, davacı tarafın kabul beyanları da dikkate alındığında icra takip tarihleri olan 30.12.2019 ve 02.01.2020 tarihleri itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca asıl davada, davaya konu 31.12.2019 tarihli ödeme emrinde borcun sebebinin "15.04.2014 tarihli, 24.100,00 EUR tutarlı, Asıl Alacak 24.100,00 EUR", birleşen davada davaya konu 02.01.2020 tarihli ödeme emrinde borcun sebebinin "15.04.2014 tarihli, 21.240,00 EUR tutarlı, Asıl Alacak 21.240,00 EUR" olarak gösterildiğini, başka bir sebebe dayanılmadığını ve takibe dayanak belgenin dosyaya sunulmadığını, iş bu davada ise davacı tarafın dava dilekçesinde, icra takibine konu ödeme emrinde borcun sebebi olarak gösterilmeyen belge ve delillere dayandığını, icra takibine konu ödeme emrinde borcun sebebi olarak gösterilmeyen belge ve delillere dayanılmasını kabul etmediklerini ve tüm bu belgelere itiraz ettiklerini, takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olduğundan, borcun sebebinin gösterilmemesinin usule aykırı olduğunu, bu nedenle usulüne uygun takip talebi ve ödeme emri olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında imzalanan yazılı bir sözleşme bulunmadığını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafından müvekkili şirkete 26.01.2010 tarihinde ... Parkının proje hizmetleri için teklif sunulduğu, ancak bu teklifin taraflar arasında imza altına alınmadığını, nitekim yapılan teklifin 2. sayfasında müvekkili şirkete yönelik 7 maddelik soru sorulmakta olup müvekkili şirket tarafından aynı gün e-mail yoluyla verilen cevapta: " Şahsınıza ve çalışma prensiplerinize olan güvenimiz ve etik olarak tasarım alanında verilen teklifleri aynen kabul etmeyi prensip olarak uygulamaktayız. Ancak işin kapsamına yönelik olan tanımları yeniden gözden geçirip size bilgi aktaracağız" denildiğini, dolayısıyla işin kapsamının tam olarak açık ve net olarak belirlenmediği ve sonradan yapılacak olan belirlemelere göre netlik kazanacağını, yargılama aşamasında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere dosya muhteviyatında yer alan elektronik postalarda davalı ve dava dışı işveren ... A.Ş. ile teklif tarihinden itibaren yapılan yazışmaların tespit edildiğinin belirtildiğini, işin kapsamının dava dışı işveren ... A.Ş. ve onay mercii ... ile birlikte, dava dışı bu işverenlerin istekleri doğrultusunda belirleneceğini, davacı şirket tarafından, müvekkili şirkete sunulan ve taraflarca imza altına alınmayan teklifin maddelerinin uygulanmadığının da açıkça ortada olduğunu, teklifin sözleşmeye dönüşmediğini, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere dosya muhteviyatında yer alan elektronik postalarda davalı ve dava dışı işveren ... A.Ş. ile teklif tarihinden itibaren yapılan yazışmaların tespit edildiği, karşılıklı güven ilişkisi içerisinde devam eden süreç içerisinde proje teslimleri ve revizyon proje teslimlerine ait dava dışı işveren ... A.Ş.'ye ve davalıya gönderim yapıldığının tespit edildiğinin belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı şirket tarafından, müvekkili şirkete sunulan ve taraflarca imza altına alınmayan teklifin "Ödeme Planı" başlıklı 9. maddesinde yüzdelik dilimler halinde ödeme planının belirlendiğini, % 15'lik bir ödemenin de ...'in idareden avans aldığında ödenmesinin teklif edildiğini, dosyaya mübrez 15.06.2021 tarihli dilekçede de belirtildiği üzere taraflar arasındaki ilişkinin koşulları, işlerin yapılışı sırasında, sürece ve ihtiyaçlara göre şekillenmiş olup müvekkili şirketin, dava dışı işveren ... ve davacı taraf arasında adı geçen teklifle alakası olmayan farklı üçlü bir ilişki kurulduğunu ve işlerin bu üç şirketin birlikte organizasyonu ile yürütüldüğünü, öyle ki davacı şirket tarafından dosyaya sunulan elektronik postalarda, kendisinin hazırladığı projeleri ve istenilen düzeltmeleri doğrudan ... A.Ş.'ye teslim ettiği, düzeltme talimatlarını doğrudan dava dışı işveren ... A.Ş.'den aldığı, ödemelerin yapılmasını sağlamak için elektronik posta gönderdiği ve dava dışı işveren ... A.Ş.'den talepte bulunduğunun görüldüğünü, elektronik postalardan da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin, dava dışı işveren ... A.Ş. ve davacı taraf arasındaki bütün elektronik postaların aynı anda birbirlerine gönderildiğini, bu çalışma sistemi içerisinde, işlerin yurtdışındaki firmaca (onay mercii olan ...) son şeklini alması ve onanması, kesin hak edişlerin düzenlenmesi vs. sonrasında ancak ödemeler yapılmakta, dava dışı işveren ... A.Ş. tarafından ödeme alınmasıyla müvekkili şirkete ödeme yapılmakta, müvekkili şirket tarafından da davacı şirkete ödemeler yapılmakta olduğunu, Libya'da yaşanan iç savaş nedeni ile davacı tarafın yaptığını iddia ettiği işlerin (projelerin onaylanması, eksik işlerin tespiti ile düzeltilmesi, revizyon vb gibi) tespiti yapılamadığından, dolayasıyla onay mercii olan ... tarafından yapıldığı iddia edilen işlerin son şeklini alması ve onanması yapılamadığından dolayı hak ediş düzenlenmemiş, dava dışı işveren ... A.Ş.'ne ödeme yapılmamış, dava dışı ... A.Ş. tarafından da müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, nitekim 06.06.2022 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan ... A.Ş. tarafından müvekkili şirkete gönderilen 07.02.2022 tarihli yazıdan da açıkça anlaşılacağı üzere 06.08.2009 tarihinde imzalanan taşeron sözleşmesi kapsamındaki peyzaj, proje ve mühendislik işleri Libya'da yaşanan halk ayaklanması sonucu durmak zorunda kaldığından, Libya yetkili makamları tarafından dava dışı işveren ... A.Ş.'ne herhangi bir hakediş ödemesinin yapılmadığını, dolayısıyla da müvekkili şirkete herhangi bir hakediş ödemesi yapılmadığını, kaldı ki hakediş ödemesi yapılabilmesi için davacı tarafça yapıldığı iddia edilen işlerin eksiksiz olması ve onay alması gerektiğini, Libya'daki halk ayaklanması nedeniyle eksik kalan işlerin tamamlanamadığını, dolayısıyla da onaylanmadığını, bu nedenle de davacının, müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı şirket tarafından da bu husus bilindiğinden ve kabul edildiğinden dolayı davacı şirketin, tahsilat yapılabilmesi için dava dışı işveren ... A.Ş. nezdinde girişimlerde ve yazışmalarda bulunduğunu, müvekkilinin davacının yaptığını iddia ettiği işlerden onay alınması sonrasında hakedişe hak kazanılması nedeniyle, dava dışı ... A.Ş.'den yapılan tahsilatlara istinaden davacıya ödemelerde bulunduğunu, davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında yapılan elektronik posta içeriklerinde de açıkça yazılı olduğu üzere bazı projelerin onay mercii ... onayına sunulduğu ve henüz onaylanmadığının anlaşıldığını, dolayısıyla onay alınmayan işlerden dolayı hak ediş düzenlenemeyeceğinden davacının müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının bütün iddialarını e-postalara dayandırdığını, ancak taraflar arasındaki e-postaların tek başına delil niteliğini taşımadığını, davacı tarafça gönderilen elektronik postaların içeriklerinin de (yapıldığı iddia edilen işlerin ifası vb gibi) doğru olmaması nedeniyle kabul etmediklerini, sunulan e-posta içeriklerinden de açıkça anlaşılacağı üzere davacı taraf kendisinin hazırladığı projeleri, istenen düzeltmeleri doğrudan ... A.Ş.'ne teslim ettiğini, davacının dava dışı ... A.Ş.'ne teslim ettiği projelerin, Libya'daki ... onayına sunulduğunu, davacının yaptığı projelerde onay mercii olan ... isteklerine uymayarak gecikmelere sebep olduğunu, özellikle elektrik projeleri konusunda Libya'daki firmanın isteklerini yerine getirmediğini, bunun için düzenlenen toplantılara katılmayı reddettiğini, mail içeriklerinde de bu hususun açıkça ortada olduğunu, 17.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin ticari defter ve belgelerinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde takip tarihi 30.12.2019 itibariyle davacının davalıdan 149,44 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin "Muavin Defter" başlıklı belgelere göre 2015 yıl sonunda bakiye 149,44 TL borç tutarının düzeltme kaydı ile kapatıldığı, dönem sonu itibariyle davalı ile davacı arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin kalmadığı, buna göre takip tarihi 30.12.2019 itibariyle davalının davacıya borcunun bulunmadığı, davacı ve davalı tarafından vergi dairesine beyan edilen BA-BS formlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, tarafların 2010-2011-2012-2014 dönemlerinde KDV hariç toplam 254.750,00 tutarında faturayı beyan ettiğinin tespit edildiğini, müvekkili tarafından düzeltmesi yapılan 149,44 TL'lik miktarın davacı şirkete Euro üzerinden yapılan ödemelerdeki kur farkından kaynaklandığından dolayı 2015 yıl sonunda bakiye 149,44 TL borç tutarının düzeltme kaydı ile kapatıldığını, bilirkişi raporunda her ne kadar davacının davalıya kestiği faturaların Euro karşılığı KDV dahil 130.538,98 Euro olduğu, bakiye alacağının KDV dahil 5.011,58 Euro, KDV hariç 4.247,10 Euro olarak hesaplandığı tespit edilmiş ise de bu tespite katılmadıklarını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının ticari defter ve belgelerine göre takip tarihi 30.12.2019 itibariyle davalıdan 149,44 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu miktarın da kur farkından kaynaklandığını, ayrı tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirketin ticari defter ve belgelerinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde takip tarihi 30.12.2019 itibariyle davacının davalıdan 149,44 TL alacaklı olduğu, davalı şirketin 2010-2019 yılına ait yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış, envanter ve kebir defterlerinin açılış tasdikinin TTK.'nın 64/III ile 213 Sayılı V.U.K.'nın 220-222 maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırıldığı, davalı şirketin "Muavin Defter" başlıklı belgelere göre 2015 yılı dönem sonu itibariyle davalı ile davacı arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin kalmadığı, buna göre takip tarihi 30.12.2019 itibariyle davalının davacıya borcunun bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, 27.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının teyit edildiğini, müvekkil şirket tarafından davacı şirkete çekilen Üsküdar 5. Noterliğinin 07.12.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde de belirtildiği üzere müvekkilince davacı şirkete 21.800 Euro+KDV miktarında fazla ödeme yapıldığını, 27.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda her ne kadar 26.01.2010 tarihli teklifin 5. maddesi "Revizyonlar" başlığı altında değişiklik veya yenileme durumunda ek bedel ödeneceği belirlendiği ve bu kapsamda 29.09.2011 tarihli ... nolu 64.900,00 TL tutarındaki faturada "... için mimari revize proje çizim bedeli" açıklamasının yer aldığı bu nedenle bilirkişi heyeti tarafından ek bedel olarak değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de bilirkişi heyetinin bu değerlendirmesine de katılmadıklarını, davacı tarafça ileri sürülen 29.09.2011 tarih ve ... nolu 64.900.00 TL’lik faturanın revize işler faturası olduğuna ilişkin iddiayı da kabul etmediklerini, taraflar arasında imzalanan yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi yapıldığı iddia edilen işin revizyonları kapsadığına ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı gibi davalı ile davacı arasında revizyonlara ait teklif formu da bulunmadığını, dosya muhteviyatında yer alan e-postalarda davalı ve dava dışı işveren ... A.Ş. ile teklif tarihinden itibaren yapılan yazışmaların tespit edildiği, karşılıklı güven ilişkisi içerisinde devam eden süreç içerisinde proje teslimleri ve revizyon proje teslimlerine ait dava dışı işveren ... A.Ş.'ne ve davalıya gönderim yapıldığının tespit edildiğinin bilirkişi kök raporunda belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından, müvekkili şirkete sunulan ve taraflarca imza altına alınmayan teklifin "Ödeme Planı" başlıklı 9. maddesinde yüzdelik dilimler halinde ödeme planı belirlenmiş, % 15'lik bir ödemenin de ...'in idareden avans aldığında ödenmesinin teklif edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK)353. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinden ve 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 8.485,79 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.121,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.364,35 TL harcın asıl davanın davalısından alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 18.764,25 TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.691,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.073,19 TL harcın birleşen davanın davalısından alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harçlarının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 10/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır