İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, davacı ...'ın kefil olduğu kredi sözleşmesi sebebiyle ... Giyim Sanayicileri Bankası tarafından Antalya 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla 26.02.1999 tarihinde icra takibi başlatıldığını, kefilin sorumlu olduğu ana para alacağının 15.000-TL olduğunu, %180 faiz talebinde bulunulduğ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/2005 KARAR NO : 2025/2172 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/07/2020 NUMARASI : 2019/100 Esas - 2020/276 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 04/12/2015 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili, davacı ...'ın kefil olduğu kredi sözleşmesi sebebiyle ... Giyim Sanayicileri Bankası tarafından Antalya 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla 26.02.1999 tarihinde icra takibi başlatıldığını, kefilin sorumlu olduğu ana para alacağının 15.000-TL olduğunu, %180 faiz talebinde bulunulduğunu, alacağın davalı ... Varlık Yönetim AŞ ye temlik edildiğini, icra dosyasının yenilenerek... esasını aldığını, kredi sözleşmesinin faize ilişkin bölümünü davacının imzalamadığını, en fazla değişen oranlarda ticari avans faizi veya sözleşmenin 46. maddesindeki temerrüt faizi düzenlemesine uygun olarak kısa, orta, uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının veya ileride arttığı taktirde artış sonucu bunlardaki en yüksek olanın %50 fazlasının hesaplanması gerektiğini, davacının tek malvarlığı olan oturduğu eve haciz konularak fahiş faiz istenmesi sonucu evin satıldığını, sözleşmedeki faiz oranı geçerli olmadığından değişen oranlarda ticari avans faizi işletilerek tahsili gerekirken 4-5 misli fazla para tahsil edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak şimdilik 10.090-TL'nin 30.09.2015 ödeme tarihinden ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacı aleyhine Antalya 6. İcra Dairesinin... esas, (eski ... esas ) sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ... Giyim Sanayicileri Bankası A,Ş. den TMSF ne bilahare 17.02.2006 tarihinde Temlik Sözleşmesi ile davalı ... Varlık Yön AŞ ye temlik edilen alacağa dayanağı olan kredi sözleşmesinin davacının müteselsil kefil olarak imzaladığını, sözleşmenin bir bütün olup davacının bu kredi sözleşmesini İmzalamadığı ya da sözleşmedeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmediğini, ortada geçerli ve taraflarca kabul edilmiş bir sözleşme bulunduğunu, hesap kat ihtarında ödeme gününe kadar yürütülecek % 180 temerrüt faizi ihtarının yapıldığını, Antalya 6. İcra Dairesinin... esas sayılı icra takibinde sözleşme ve ihtarnameye uygun olarak takipte %180 temerrüt faizi talep edildiğini, genel kredi sözleşmesine göre belirlenen faiz oranının geçerli olduğunu, 6102 sayılı TTK'nun 8/1. Maddesinde ticari İşlerde faiz oranın serbestçe belirleneceğini, 9. maddesinde ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili hükümlerin uygulanacağının hükme bağlandığını ve 6098 Sayılı TBK nın 88. ve 120. madde hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ... Bank AŞ nin Antalya 6. İcra Dairesinin... (eski no: ... Esas) sayılı dosya alacağının TMSF' ye temlik edildiğini, TMSF tarafından da alacağın davacı şirkete temlik edildiği, dava dışı asıl borçlu ... Pazarlama Ltd Şti ile ... Bank AŞ arasında akdedilen 05/09/1997 tarihli 15.000-TL limitli genel kredi sözleşmesinde borcun ödenmemesi üzerine hesabın katedilerek asıl borçlu ve davacı kefilin genel kredi sözleşmesinde yer alan adreslerine Antalya 3. Noterliğinin 27/03/1998 tarih 8861 sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ancak ihtarnamenin tebliğ edilemediği, genel kredi sözleşmesinin 54. maddesi gereği asıl borçlu ve kefil yönünden 27/03/1998 tarihi itibari ile temerrütün gerçekleştiğini, temerrüt tarihi itibari ile bankanın asıl borçludan 16.292,62-TL, takip tarihi itibari ile ise toplam (ihtarname sonrası yapılan 4.827,04-TL ödemenin tenzili sonrası) 29.683,23-TL alacaklı olduğunu, davacı kefilin borçlunun temerrüdünün sonuçlarından kefalet limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu ancak davacı hakkında başlatılan icra takibinde davacı kefilin 15.000-TL ile sınırlı sorumlu olduğu belirtildiğinden taleple bağlı kalınarak takip tarihi itibariyle 15.000-TL lik borca genel kredi sözleşmesinin 46. Maddesi kapsamında %172,50 oranında temerrüt faizi yürütülmesi neticesinde 30/09/2015 tarihinde hacizli taşınmazın satışından elde edilen 468.238,50-TL lik ödeme neticesinde borcun sona ermediğini, 30/09/2015 tarihi itibariyle davacı kefilin toplam 490.013,26-TL lik borçtan sorumlu olduğunu, ödeme ve dava tarihi itibari ile fazladan yapılan ödeme bulunmadığına dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; kararın gerekçesiz olduğunu, iddialarının karşılıksız bırakıldığını, banka tarafından önceden tek taraflı, matbu hazırlanan genel kredi sözleşmesinin faize ilişkin bölümünün davacı tarafından imzalanmadığını, sözleşmenin imza edildiği tarihte (05.09.1997) yürürlükte bulunan 818 sy. Borçlar Kanunun 484. maddesine göre; kefaletin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın gösterilmesine bağlı olduğunu, kararda açıkça kefalet limitinin sözleşmede belirtilmediğinin ifade edildiğini, sözleşmede sabit bir faiz oranı olmadığını, kefilin kefil olduğu miktarın "belirli olmaması" sebebiyle sözleşmedeki kefalete ilişkin faiz düzenlemesinin geçersiz olduğunu, faizin artması halinde banka lehine artacağı yazılmışken, azalması halinde ise müşteri lehine azalacağının yazılmadığını, genel kredi sözleşmesinin 46/2. maddesinde "müşteri temerrüde düşürüldüğü takdirde … bunları bankaya ödeyeceği tarihe kadar geçecek günler için yetkili mercilerce veya bankaca temerrüt tarihinde tespit edilmiş, kısa, orta, uzun vadeli cari kredi faizlerinden en yüksek olanının %50 fazlası nispetinde temerrüt faizi ödemeyi … kabul ve taahhüt eder." hükümleri düzenlendiğini, bunun temerrüt faizini belirleme yetkisini doğrudan bankaya bırakmak anlamını taşıdığını ve sözleşme özgürlüğü olarak değerlendirilmeyeceğini, TBKnın 21,28,27. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin faize ilişkin hükmünün geçerli olduğu kabul edilse bile, mahkemece %180 oranındaki temerrüt faizinin fahiş olup olmadığının tartışılmadığını, edimler arasında açık bir dengesizlik bulunduğunu, bankaya olan 15.000-TL ana para borcunu 3.000-TLye satın alan davalı varlık şirketinin, davacı kefilin tek mal varlığı olan evini icra marifetiyle sattırarak 500.000-TLye yakın parasını almasını hiçbir hukuk düzeninin korumaması gerektiğini, davacı kefil yönünden temerrüt şartlarının oluşmadığını, tebligatın iade edildiğini, faizin fahiş olması nedeniyle hakim müdahalesinin gerektiğini, 15 yıl boyunca sabit bir şekilde %172,50 faiz işletilmesinin sözleşmeye uygun olmadığını, temerrüt tarihinde fiilen uygulanan ve değişen faiz oranlarına göre hesap yapılması gerektiğini, kefil yönünden temerrüt tarihinin icra takibi olan 26.02.1999 tarihi olduğunu, tarih nazara alınarak fiilen uygulanan faiz oranları tespit edilerek hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını, hem fiilen uygulanan ve değişen oranlarda faiz hesabı hem de uyarlama parametrelerine göre faiz hesabının yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, kredi faiz oranının fahiş olması nedeniyle fazladan tahsil edilen tutarın istirdatı talebine ilişkindir. Davacı 15.000-TL için kefil olduğu GKS için % 180 oranında fahiş faiz yürütülmek suretiyle taşınmazının 468.238,50 TL ye satıldığını, uygulanan faiz oranının fahiş olup fazla para tahsil edildiğini ileri sürerek istirdatı için eldeki davayı açmış, davalı vekili faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu savunmuştur. Müteselsil kefil olan davacı, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ile ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumludur. TTK'nın 8. maddesi gereğince ticari işlerde faiz oranının serbestçe kararlaştırılması mümkün olup, ticari işlerde uygulanacak faiz, 818 sayılı TBK'nın 88. maddesindeki sınırlamaya tabi değildir. Davalı bankaca alacağa uygulanan temerrüt faizi oranı genel kredi sözleşmesi hükümlerine de uygun olduğundan, davacı vekilinin faizin fahiş olduğu yönünde ileri sürdüğü istinaf nedeni yerinde değildir. Dava dışı ... Pazarlama Sanayi ... Ltd. Şti. İle ... Giyim Sanayicileri Bankası A.Ş. arasında 5.9.1997 tarihli 15.000-TL bedelli GKS ni davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı kabul edilmekte ise de faiz sayfasının imzalanmadığı ileri sürülmüştür. Asıl borçlu tarafından imzalanan faiz sayfasının ayrıca müteselsil kefil tarafından imzalanması gerekmemektedir. Zira müteselsil kefil asıl borçlunun borcuna belli bir limit dahilinde kefalet verilmektedir. Bilirkişi tarafından TMSF ye devir edilen ... Bank'ın kredi evraklarını Arşivde yerinde incelenmiş olup davadışı asıl borçlunun %115 oran akdi faiz ile kredi kullandırıldığı belirlenmiştir. Buna göre sözleşme hükmüne göre temerrüt faizi oranı bu orana %50 oranda yapılan ilave ile %172,5 orana ulaşılmış hesaplamalar bu orandan yapılmıştır.Davalı vekili ihtarname tebliğ edilemediğinden temerrüdün takip ile başladığını hesaplamanın buna göre yapılmadığını ileri sürmekte ise de 26.02.1999 tarihinde başlatılan icra takibinde asıl borçlu şirket bakımından 29.683,22-TL alacak talep edilmiş ise de ;davacı da dahil olmak üzere müteselsil kefiller bakımından takipde kefalet limitleri olan 15.000-TL ile sorumlu oldukları ,bir başka deyişle davalı bakımından icra takibinde sadece 15.000-TL ile sınırlı olarak takip başlatıldığı ,bu nedenle bilirkişi kök rapor ve ek raporunda icra takip tarihinden itibaren 15.000-TL esas alınarak gayrımenkulun satıldığı 2015 yılına kadar hesaplama yapıldığı ,temerrüdün takip ile veya öncesinde başlamasının sonuca etkisi bulunmadığı,asıl alacak dışında işlemiş faiz talebi bulunmadığından temerrüt faizi başlangıcı bakımından ileri sürülen istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Davacı vekili çok yüksek oranda temerrüt faizi işletildiğini mahkemenin fahiş faiz oranını değerlendirmediğini ileri sürmekte ise de; elde ki dava dosyasında genel kredi sözleşmesi 1997 yılında imzalanmış, sözleşme akdedildikten sonra hala hatırlanan 2001 krizi yaşanmış ve zaten kredi veren banka yönetimine TMSF tarafından el konulmuştur. Davacı kredi borcuna çok yüksek oranda temerrüt faizi işletildiğini ileri sürmekte ise de zamanın koşullarına göre çok yüksek enflasyon nedeniyle çok yüksek kredi temerrüt faizlerine hükmedilmiştir. (Fon bankalarına ilişkin kararlar emsallerin anlaşılması bakımından taranmasında Yargıtay 19 HD nin 2015/2807 Esas, 2016/2054 karar sayılı ilamında; %180, 2008/5696 Esas 2009/1065 Karar sayılı ilamında %125, 2008/6778 2009/2672 ilamında %135, 2009/290 Esas, 2009/11509 Karar sayılı ilamında %140, 2009/4233 Esas, 2010/1888 Karar sayılı ilamında %180 oranda, 2011/933 Esas 2011/3248 Karar sayılı ilamında %170 oranda) temerrüt faizi talepleri fahiş bulunmamış ,bu yolda verilen kararlar onanmıtır. İncelenen emsallere göre 1999 yılında başlatılan takip 2001 krizi öncesi başlatıldığı, talep olunan asıl alacak miktarına göre tahsil olunan miktarın çoğalması 2015 yılında tahsilatın gecikmeli yapılmasından kaynaklandığının gözönüne alınması gerekir. Açıklanan nedenlerle; alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre davacının istirdadını talep edebileceği bir alacak bulunmadığı; kredinin kullanıldığı, temerrüdün gerçekleştiği, icra takibinin başlatıldığı tarihlerin olağanüstü dönemlere ilişkin olduğu, davalı tarafça talep edilebilecek oranın bankanın referans faiz oranı listesine göre hesaplandığı yukarıda yazılı ilamlarda belirlenen oranlara göre fahiş sayılabilecek ve hakim müdahalesini gerektirecek derecede fahiş sayılamayacağından davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025