11. Hukuk Dairesi 2010/10400 E. , 2012/1968 K. "" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/03/2010 tarih ve 2008/377-2010/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe,…
**11. Hukuk Dairesi 2010/10400 E. , 2012/1968 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/03/2010 tarih ve 2008/377-2010/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının kötüniyetle elde ettiği endüstriyel tasarım tescil belgesine dayanarak yaptığı haksız şikayet nedeniyle, müvekkilinin ürettiği yağmur oluk borularının duvara bağlantısına yarayan PVC kelepçelerine ve üretimde kullandığı kalıplara el konulduğunu, müvekkili hakkında ceza davaları açıldığını, ancak daha sonra davalının tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, keza müvekkilinin hakkında açılan ceza davalarından beraat ettiğini, bu süreçte müvekkilinin maddi kayıplara uğradığını,üretim yapmasının engellendiğini, ticari itibarının zedelendiğini, el koyma tarihinden ilk tazminat davasının açıldığı 29.12.2005 tarihine kadar olan zararların Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/259 E sayılı dosyasında dava konusu edildiğini ve taleplerinin kabul edildiğini, ancak söz konusu davanın açıldığı tarihten sonra da müvekkilinin zararının devam ettiğini, zira beraat kararları kesinleşmediğinden üretime başlanılamadığını, öte yandan ceza davalarında kendisini savunma durumunda kalan müvekkilinin avukatlık ücreti ödemesi nedeniyle de zarar gördüğünü ileri sürerek müvekkilinin ödemek durumunda kaldığı 12,250 TL avukatlık ücreti ile ıslahen 13.274,10 TL zararın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, özel avukatlık ücretinin talep edilemeyeceğini, hukuken korunan bir hakkın kullanılmasının kötüniyet olarak kabuledilemeyeceğini, Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/259 E sayılı dosyasında verilen kararın temyiz aşamasında olduğunu, davacının ara vermeksizin üretimine devam ettiğini, ortada bir zararın bulunmadığını, hükümsüzlük kararı verilmesinden sonra müvekkilinin bir eylemi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.