T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/548 - 2026/792 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/548 KARAR NO : 2026/792 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2022 NUMARASI : 2021/145 E. - 2022/427 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hu…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/548 - 2026/792 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/548 KARAR NO : 2026/792 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/12/2022 NUMARASI : 2021/145 E. - 2022/427 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2022 tarih ve 2021/145 Esas - 2022/427 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin dondurma ürünlerin de tanınmış "..." markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin "... ..." markasının 30. sınıfta tescili için yaptığı başvuruya itirazı üzerine, başvurunun diğer davalı ... YİDK'nın 2021-M-2266 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini; oysa müvekkilinin markalarını uzun yıllardır kullanmakta olduğunu, davalı şirket markasının yerel, müvekkili şirket markasının ise ülke genelinde yaygın olduğunu, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin "..." markaları üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, dava dışı ... Holding’in "...' unsurlu markalarının ana marka olan "..."i içermeyecek biçimde müvekkili şirkete devrettiğini, müvekkil şirketin ise esasen görünümde, ambalajda, kalitede, üretimde ve pazarlamada hiçbir değişiklik olmadan aksine kalitesini artırarak "... ..." ibaresini kesintisiz olarak kullanmaya başladığını, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket adına tescilli 2007/01988 sayılı "...", 2010/11366 sayılı "... ..."; 2010/09091 sayılı "... ... ..."; 2010/17562 sayılı "... ..." ibareli markaların serisi olduğunu, müvekkili şirketin 2011/104424 sayılı "... ... ..." ve 2011/109000 sayılı "... ..." şeklindeki marka başvurularının da yine davalı taraf itirazı sonucunda reddedildiğini, bu hususta Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/131 ve 2019/132 Esas sayılı dosyaları ile dava açtıklarını ve davalarının kabul edildiğini, verilen kararların Yargıtay tarafından da onandığını, yine Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/104 Esas sayılı dosyasında 2010/17562 başvuru nolu "... ... ..." ibareli markada müvekkilinin kazanılmış hakkı olduğunun kabul edildiğini, Kurum kayıtlarında çok sayıda "..." ibareli marka olduğunu, müvekkili markasının da bütün olarak ayırt edici olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, bu haliyle sadece İzmir ilinde faaliyet gösteren davalı markası ile karıştırılmayacağını ileri sürerek, 2021-M-2266 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin "..." markasını 1998 yılından beri İzmir’de kullanmakta olduğunu, "..." ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu, taraf markalarının benzer olduklarını, ortak "..." ibaresi taşımalarının, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları tınıları fonetik açıdan yakın kıldığını, diğer kelime unsurlarının mevcudiyetinin bu yakınlığı ortadan kaldırmadığını; taraf markalarında "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler, dondurmalar, yenilebilir buzlar" emtialarının ortak olduğunu, davacının müktesep hakka dayanak markasının bulunmadığını, davacı adına kayıtlı 2010/17562 sayılı markanın tescil tarihi 13/01/2019 olduğunu, yine davacı adına kayıtlı 2010/09091 sayılı markanın eşya listesinde sadece "Tapyoka, sago." mallarının yer aldığını, davacının bilgisini verdiği mahkeme kararlarının aksi yönde Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/350 E.- 2015/236 K. sayılı kararında davacı yanın üstün bir hakkının bulunmadığına kanaat getirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar" mallarının tamamının, davalı yanın önceki tarihli redde gerekçe markaları kapsamında birebir yer aldığı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "... ...'' markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2021-M-2266 sayılı kararını iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, müktesep hak koşullarının oluşmadığını, davacının 2010/17562 sayılı markasının kapsamında sadece "Tapyoka ve sago" mallarının bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluştuğunu, bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin "... ..." ibaresinin, 30. sınıf bir kısım mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, diğer fikri haklar ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davalı şirketin itirazı Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 29.03.2021 tarih ve 2021-M-2266 sayılı kararıyla reddedildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 28.05.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davalının itirazına mesnet markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun kapsamında "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar." malları davalı şirketin mesnet markaları kapsamında yer aldığından SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanmasının ilk koşulu olan emtia benzerliği gerçekleşmiştir. Taraf marka işaretleri arasındaki benzerlik değerlendirmesine gelince; dava konusu başvuru "... ..." ibarelidir. "..." ibaresinin çatı markası olması, "..." ve Çikolata" ibarelerinin de ayırt ediciliklerinin bulunmaması nedeniyle başvurunun esas unsuru "..." ibaresidir. Davalı şirketin mesnet markaları da "..." esas unsurludur. Bu hale göre, taraf markalarının aynı esas unsuru paylaştıkları, bu durumda ilgili tüketiciler nezdinde yarattıkları bütünsel algıları itibariyle taraf markalarının aynı işletmeye ait markalar oldukları yanılgısı doğurabileceği, daha evvel davalı markalarından yararlanmış tüketicinin, dava konusu marka ile karşı karşıya kaldığında, zihninde önceki markadaki deneyimlerinden kalan bir izlenimin ortaya çıkacağı, bu durumun işaretler arasında iktisadi– idari bir bağlantının var olup olmadığının sorgulanması sonucunu beraberinde getireceği, somut olayda, dava konusu marka ile davalı markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil tüketici nezdinde iltibas ihtimalini doğurabilecek bir benzerlik halinin mevcut olduğu kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.09.2024 tarih ve 2023/4678 E.-2024/6408 K. sayılı kararında tarafların "..." esas unsurlu markaları benzer görülmüştür. Bunun yanında, davacı tarafın, 2011/109000 sayılı markasının 13.01.2022 tarihinde, 2011/104424 sayılı markasının 28.12.2021 tarihinde, 2010/175562 sayılı markasının ise 14.01.2019 tarihinde tescil edilmesi nedeniyle uzun süreli kullanım şartını taşımaması; 2010/09091 sayılı markasının ise dava konusu emtiaları kapsamaması nedeniyle müktesep hak şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmış, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan kararında da aynı yöndeki Dairemiz kararı onanmıştır. Bu itibarla, dava konusu başvuru ile davalının mesnet markaları arasında iltibas bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile diğer davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 15/12/2022 gün ve 2021/145 Esas - 2022/427 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 200,00-TL posta gideri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.369,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.