Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/693 E. , 2024/1795 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/693 Karar No:2024/1795 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı yayın kuruluşuna ait "..." logos
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/693 E. , 2024/1795 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/693 Karar No:2024/1795 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı yayın kuruluşuna ait "..." logosuyla yayın yapan televizyon kanalında ... tarih ve saat 18.24'te yayınlanan "..." adlı haber bülteninde 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan, "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimse suçlu ilân edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez; yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz." yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle anılan Kanun'un 32. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uyarı cezası verilmesine ilişkin ...tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; O.Ç. isimli şahıs tarafından verilen şikâyet dilekçesi üzerine yapılan değerlendirme sonucunda Üst Kurulca, medya hizmet sağlayıcının haber vermeye çalışırken, habere konu olan bireyin kişilik haklarının korunmasının bir zorunluluk olduğu, söz konusu yayında haber niteliği aşılarak kişi hakkında suçlu olduğuna dair kesin yargı cümleleri ile olayın anlatıldığı, medyanın taraflı yayınlarla önyargılı bir kamuoyu oluşturarak hem yargılanma sürecinin tarafsızlığına, hem de bu kişilerin toplum içinde saygınlığına ve insanlarla olan ilişkilerine zarar verdiği, yargılanmakta olan kişilerin suçlu olduğu düşüncesini oluşturacak şekilde teşhir edilmeleri durumunda adil yargılanma hakkı ve suçsuzluk karinesinin zedelenmiş olacağı, dolayısıyla mahkeme kararı ile suçluluğu kesinleşmediği sürece suçsuz sayılması gereken bir kişi hakkında, kamuoyunda suçluymuş gibi bir intiba oluşmasına neden olabilecek nitelikte yayın yapılarak 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle uyarı cezası verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; Söz konusu yayında, haber bültenini sunan spiker tarafından, "Şimdi biraz hafızamızı tazeleyelim, bir zamanlar bir kadın eski sevgilisi hakkında beni ormanlık alana kaldırdı, darp ettirdi, ayakkabısının altını öptürdü diyerek şikâyetçi olmuştu. Haberin diğer kahramanı sonradan ... Valisi oldu. M.Ö.'nün üç buçuk yıllık hukuk mücadelesi sonuç verdi, O.Ç. hakkında 18 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı." denildikten sonra, görüntüler eşliğinde haberin içeriğine geçildiği, program CD'si ve deşifre metinlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yayın içeriğindeki söylemlerin ifade özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkan basın özgürlüğü kapsamında olmadığı, programda olayın tarafı olan M.Ö.'nün ifadelerine verildiği, olayın karşı tarafına yönelik suçlamaların ekrana getirildiği, haber niteliği dışında, suçluluğu yargı kararı ile sabit bulunmamış birinin kamuoyu huzurunda suçluymuş gibi gösterildiği ve masumiyet karinesinin ihlâl edildiği, dolayısıyla 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlâl edildiği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; söz konusu haber programı incelendiğinde, eski ... Valisi O.Ç.'nın eski sevgilisini dört kişi ile birlikte dağa kaldırdığı, darp ettiği ve ayağının altını öptürüp af dilettirdiği yolundaki haberde, eski Vali hakkında 18 yıl hapis istemiyle dava açıldığının belirtildiği, haberde yer verilen alt yazıda da "18 yıla kadar hapsi isteniyor" ifadesine yer verildiği, olaya ilişkin açıklamaların üç defa "iddiaya göre" ifadesi kullanılmak suretiyle, kesin olmayan bir dille aktarıldığı, haberin bahse konu olay ile ilgili kovuşturma evresine geçilmesi üzerine yapıldığı, haber içeriğinde dava açılması sonucunu doğuran iddianameye konu olayların aktarıldığı, iddiaların görünür gerçekliğe uygun olduğu ve yargılamaya ilişkin güncel bir gelişmenin habere konu edildiği, haberin konusunun kadına şiddete ilişkin olması nedeniyle habere ilişkin kamu menfaatinin bulunduğu, hakkında haber yapılan kimsenin topluma mâl olmuş kişiliği de dikkate alındığında, olayın aktarılması esnasında öz ile biçim arasındaki dengenin sağlandığı, O.Ç.'nin suçlu ilan edilmediği, kullanılan ifade biçiminin haberin gerektirdiği ölçüde olduğu, yapılan haberin ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı, dolayısıyla söz konusu programda 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlâl edilmediği anlaşıldığından, dava konusu Üst Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, haberin başında anlatılan olayların bir iddia olduğu belirtilse de, M.Ö. ve dış ses tarafından yargı cümleleri ile olayın aktarıldığı, O.Ç. ile M.Ö.'nün sevgili olup olmadığı hususunun, aralarında darp ettirme ve ayakkabısının altını öpmesi olayı yaşanıp yaşanmadığının bilinme imkânının bulunmadığı ve son kararın mahkemece verileceği, yargılama sonucunda habere konu kişinin suçlu bulunabileceği gibi masum da bulunabileceği, medyanın bu süreçleri tarafsız bir şekilde aktarması gerektiği, haberin kamuoyunda önyargı oluşturmayacak şekilde verilmesi gerektiği, haber içeriğinde olayı bir tarafı olan M.Ö.’nün ifadelerine yer verildiği ve olayın karşı tarafına yönelik suçlamaların ekrana getirildiği, yargılanmakta olan kişilerin suçlu olduğu düşüncesini oluşturacak şekilde teşhir edilmeleri durumunda adil yargılanma hakkı ve suçsuzluk karinesinin zedeleneceği, mahkeme kararı ile suçluluğu kesinleşmediği sürece suçsuz sayılması gereken birey hakkında, medyada suçluluktan söz edilmesinin bir çelişki oluşturduğu, basın özgürlüğü ile masumiyet karinesinin çakıştığı, ihlâle konu haberin başında, anlatılan olayların bir iddia olduğu belirtilmiş ise de haber niteliğinin aşılarak kişi hakkında suçlu olduğuna dair kesin yargı cümleleri ile olayın anlatıldığı, basın özgürlüğünün mutlak değil, nispi bir özgürlük olduğu, söz konusu yayın ile Anayasa'da belirlenen objektif sınırların aşıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, yayının kamu yararı amacıyla yapıldığı, basın ve ifade hürriyeti kapsamında olduğu, temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 25/04/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.