11. Hukuk Dairesi 2009/13353 E. , 2011/6246 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2008 tarih ve 2000/872-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2009/13353 E. , 2011/6246 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Uşak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2008 tarih ve 2000/872-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...Ş.'nin Uşak şubesi müşterilerinden olduğunu, müvekkili tarafından banka şubesine yatırılan 52.000 DM'nin, davalı banka şubesi müdür vekili olan davalı ... tarafından rızası hilafına alınarak kullanıldığını, davalı ...’ın bunun üzerine 52.000 DM'yi 21/07/2000 günü akşamı müvekkiline evde teslim ettiğini, ancak bu paraların 24/07/2000 tarihinde polis tarafından müvekkilinden alınarak davalı banka şubesine teslim edildiğini, davalı banka şubesinin kendi personeli olan davalı ...’a rücu etmesi gerekirken müvekkiline ait paraya el koyduğunu ileri sürerek 52.000 DM'nin 24/07/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. Davalı ...Ş. vekili, müvekkili banka şubesinde müdür yardımcısı olarak görev yapan davalı ...’ın banka şubesinde bulunan paraları çekerek harcadığını, bir kısmını başka kişilere teslim ettiğini, olay sonrasında banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı ...’ın 11 DM hesap bakiyesinin mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının davalı banka şubesindeki kayıtlara göre herhangi bir alacağının bulunmadığı, davalı ... tarafından 21/07/2000 tarihi akşamı davacıya evinde teslim edilen 52.000 DM'nin davacıya ait para olmadığı, ...’ın banka kasasını soyduktan sonra oradan aldığı paraları ve dövizleri değişik kişilere ve davacıya verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının iddiasına göre davalı ...'ın kendisine olan borcunu ödemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin davalı ... aleyhine yaptığı temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Diğer davalı ...Ş. (davayı üstlenen TMSF) aleyhine yapılan temyiz incelemesine gelince; dava, davalı ...'ın diğer davalı bankadan aldığı para ile davacıya olan borcunu ödemesinden sonra davacıdan geri alınan paranın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davalı ... Cumhuriyet Savcılığında ve Emniyetteki ifadelerinde davacıdan borç para aldığını ve bankadan aldığı para ile davacıya borcunu ödediğini bildirdiği anlaşılmıştır. Olay tarihi gözetildiğinde uygulanması gereken 743 Sayılı Kanun'un 903. maddesine göre, "zilyedin rızası olmaksızın elinden alınan parayı ve hamile muharrer senetleri hüsnüniyetle iktisap etmiş olan kimse aleyhinde istihkak davası ikame olunamaz" hükmü gereği para, zilyedin elinden rızası hilafına çıkmış olsa dahi iyiniyetli hamilden istenemeyecektir. Bu itibarla ve davada davacı kendisinden geri alınan paranın diğer davalının borcuna karşılık ödendiği savunmasında bulunduğuna göre mahkemece davacının iyiniyetli olup olmadığı üzerinde durularak neticesine göre bir hüküm tesis edilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... aleyhine yaptığı temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 1. maddesi ile dava konusu olayın meydana geldiği tarih gözetildiğinde 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 903 vd. maddeleri çerçevesinde açılmış bir istihkak davasıdır. Davada husumet, (mahkemenin kabulü bakımından) davalı bankanın kasasını soyan ve davacıya olan borcunu bu soygundan elde ettiği para ile ödeyen ... ile kasası soyulan davalı bankaya yöneltilmiştir. Bu durumda, belirtilen yasa maddesinden hareketle tarafların olaydaki konumu belirlenecek olursa, davacı parası elinden polis marifetiyle ve rızası dışında alınarak davalı bankaya iade edilmiş zilyet, davalı banka zilyedin elinden alınan parayı iktisap eden, davalı ... ise geçici ve kötüniyetli zilyet olarak tanımlanmalıdır. Davacıdan polis marifetiyle alınan paranın esasen davalı bankaya ait olduğu konusunda yerel mahkeme ile Dairemiz çoğunluğunun görüşü arasında bir farklılık bulunmadığı gözetildiğinde, davalı bankanın parayı iktisabının kötüniyete dayandığı söylenemeyecektir. O halde davacının davalı banka aleyhine işbu istihkak davasını ikame etmeye hakkı olmayıp banka hakkındaki davanın reddi sonucu itibariyle doğru olup davacının davalılardan Sümerbank hakkındaki temyiz isteminin reddi gerektiği kanısındayım. Hal böyle olunca, birinci bentteki açıklamalar ve çıkan sonuç gözetildiğinde, geçici ve kötüniyetli zilyet olduğu kuşkusuz olan ...’ın, sonuçta asıl sahibine dönen para ile yaptığı borç ödemesinin geçerliliğinden söz edilemeyecektir. Bu durumda ise, davacının temyiz isteminin kabulü ile davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü cihetine gidilmesi gerektiği kanısında olduğumdan mahkeme kararının davalı ... bakımından vermiş olduğu kararın bozulması görüşündeyim.