7. Hukuk Dairesi 2009/2984 E. , 2010/1072 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 115 ada 7 ve 11 parsel sayılı sırasıyla 2762,06 m2, 2778,06 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... Tüzel Kişil
**7. Hukuk Dairesi 2009/2984 E. , 2010/1072 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 115 ada 7 ve 11 parsel sayılı sırasıyla 2762,06 m2, 2778,06 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dava konusu taşınmazların davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı ... Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde davanın saptanan niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tespitte bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar bir kayıt ve belgeye de dayanmamışlardır. Hal böyle olunca yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Bir taşınmaz üzerinde sürdürülen ve iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğin zilyedi yararına hukuksal bir sonuç doğurabilmesi için taşınmazın türünün sağlıklı biçimde saptanması taşınmazın saptanan türüne göre de az yukarıda vurgulanan biçimde taşınmazda sürdürülen zilyetliğin, zilyedi yararına hukuksal bir sonuç doğurup doğurmayacağının belirlenmesi gerekir. Mahkemece 115 ada 7 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde adına tescile karar verilen davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Dosya içeriğine mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere göre dava konusu 115 ada 7 parsel sayılı taşınmazın çayır olarak davacı tarafından otlarının biçildiği ve zilyetliğin bu şekilde sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Kural olarak taşınmaz üzerinde ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuksal bir sonuç doğurabilmesi için zeminin ekonomik amacına uygun olarak kullanılması gerekir. Kuşkusuz taşınmazın otundan faydalanmak ya da taşınmazın üzerindeki çayırı biçmek suretiyle bir taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ekonomik değerinin olabileceği dikkate alındığında somut olayda dava konusu 115 ada 7 parsel sayılı taşınmazın özel yada genel çayır niteliğinde olup olmadığının, 115 ada 11 parsel sayılı taşınmazın da davacı tarafından ne şekilde zilyet edildiğinin belirlenmesi zorunludur. Taşınmazın özel çayır niteliğinde olduğunun kabulü için ise taşınmazın çevresini harici alemle ilişkisini kesecek biçimde duvar, çit yada tel örgü gibi yapay sınır yerleriyle çevrilmiş kapatılmış olması taşınmaz üzerinde somut olayda yalnızca davalı tarafın zilyet olması açık bir deyişle yalnız davalının taşınmazın otunu biçerek yararlanması gerekir. Kuşkusuz iyi komşuluk ilişkileri ve davacı tarafın rızası ve hoş görüsü ile başkalarının da taşınmazın otundan yararlanması gibi ayrık hallerin varlığı dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde genel çayır olduğunu göstermez. Ne var ki mahkemece somut olaya özgü bu doğrultuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen, dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye yada beldeye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yerel ve uzman bilirkişi tapu fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciiler tarafından mera tahsisi yapılmış ise öncelikle mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek tahsis haritası ve eki belgeler yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay, varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, taşınmazların geleneksel biçimde mera yada genel çayır niteliği ile kullanılmadığı saptandığı takdirde taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, sürdürülen zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimi ve az yukarıda saptanan maddi ve hukuksal olgular göz önüne alınarak açık bir deyişle taşınmazların özel çayır niteliğinde olduğunu göstermeye elverişli biçimde taşınmazın harici alemle ilişkisinin kesilip kesilmediği, taşınmazlardan yalnızca davalının yada hoşgörü ile başkalarının anılan biçimde yararlanıp yararlanmadığı yolunda ayrı ayrı yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, özellikle sözü edilen belgelerde komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise bu belgelerde nizalı parsel yönünün ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterildiği üzerinde durulmalı, daha sonra uzman ziraatçi ve fotoğrafçı bilirkişiler ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde taşınmaz bizzat gezilip görülüp gözlenmeli, fotoğrafları çekilmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, taşınmazda toprak yada taş unsurundan hangisinin galip olduğu duraksamasız belirlenmeli, gözlenen bu olgularda keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişilerden konularında keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye ve uzman ziraatçi bilirkişiden gözlemi yansıtmaya imkan verecek yargı denetimine açık olacak şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmış ise taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalmadığı takdirde tahsis gününden tespit gününe kadar geçen süre belirlenmeli, iktisap sağlayan süreye ulaşıp ulaşmadığı incelenmeli, ayrıca dosya içeriğine göre taşınmazın belediye hudutları içerisinde onaylanmış imar planı kapsamında kalıp kalmadığı merciinden sorulup saptanmalı, dava konusu taşınmazın belediye hudutları içerisinde ve onaylanmış imar planı kapsamında kaldığı saptandığı takdirde davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17/son maddesi hükmü uyarınca imar ve ihya yoluyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz kazanılamayacağı düşünülmeli, taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu saptandığı takdirde bir kişinin belgesiz olarak aynı çalışma alanında sulu toprakta 40 ve kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz edinebileceği göz önünde tutularak davacı ... ve bayii ...’ın belgesiz zilyetlikten edindiği taşınmaz olup olmadığı sorulup saptanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B, 18 ve 14 maddesi hükümleri eşliğinde oluşan sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davalı ... Tüzel Kişiliğinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 2.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.