TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2025 (ara karar) NUMARASI : 2025/355 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVA : Fesih DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025 Taraflar arasındaki fesih davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istina…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1522 Esas 2025/1292 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1522 KARAR NO : 2025/1292 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2025 (ara karar) NUMARASI : 2025/355 Esas İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVA : Fesih DAVA TARİHİ : 14/05/2025 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/11/2025 Taraflar arasındaki fesih davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekilinin 19/09/2025 tarihli dilekçesinde ve 24/09/2025 tarihli duruşmadaki sözlü beyanlarında özetle; fesih davasının yargılama süresince şirket malvarlığı üzerine işlem yapabilmek için yeterli çoğunluğu elinde bulunduran diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından şirketin borçlandırıcı ve şirketin mal varlığını azaltıcı nitelikte kararlar alınabilmelerinin önüne geçilmesi adına, davalı şirketin mal varlığı üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını ve şirket yönetimine kayyım heyeti atanmasına ilişkin taleplerinin tekrar değerlendirilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 29/09/2025 tarihli ara karar ile; mevcut dava ve talepler dikkate alındığında davalı şirketin tüm mal varlığının uyuşmazlık konusu olmadığı gibi, davacı tarafın iddiasını yaklaşık ispat seviyesinde de ispatlayamadığı, TMK'nın 426. ve 427.maddeleri gereğince bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği, somut olay bakımından ise TMK 426 ve 427. maddeleri gereğince yönetim kayyımının atanamayacağı, şirketin zorunlu organı olan müdürünün bulunduğu, bu nedenle kayyım atanması talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle talebin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir ve kayyım atama şartlarının oluştuğunu, gecikmesine zarar bulunan hallerin bulunduğunu, şirket yönetim kurulu üyeleri arasında anlaşmazlıkların olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531 maddesinde; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Somut olayda, davacının davalı şirketin haklı nedenle feshi talebiyle eldeki davayı açtığı ve şirket kaynaklarının sürekli, süratli bir şekilde eritilmesine engel olmak maksadı ile şirket yönetimine kayyum atanmasına ve veya davalı şirketin aktiflerinin korunmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması usulü TTK'nın 364. maddesinde düzenlenmiş olması, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla görevden alınabilecek olmaları ve davanın TTK'nun 530.maddesi gereğince organ yokluğundan fesih davası olarak açılmamış olması, davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince şirket yönetimine kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, ihtiyati tedbir talep eden davalı şirketin mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, mahkemece davalı şirketin tüm mal varlığının uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesi yerinde değilse de davacının iddiasını yaklaşık ispat seviyesinde ispatlayamadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde, yaklaşık ispat koşulu oluşumu gerekçesi ile tedbir talebinin reddine dair hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...