İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde hesap açtığını, davalı ile 05/01/2016 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, 11/01/2016…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/832 KARAR NO : 2026/14 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/02/2022 NUMARASI : 2020/655 Esas - 2022/84 Karar DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde hesap açtığını, davalı ile 05/01/2016 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, 11/01/2016 tarihinde yapmış olduğu işlemler neticesinde davacının 163.750,36-USD kazanç elde ettiğini, bu kazancın 62.933,91-USD'lik kısmınının kapandığını ve davacının işlem platformundaki hesabına geçmesine, kalan 100.816,45 USD'lik tutarın ise, açıkta ve artıda olmasına rağmen davalı tarafından hukuka aykırı silindiğini, davacının davalıya bir çok kez başvuruda bulunarak alacaklarının ödenmesini talep ettiğini, davalı tarafından davacının kazançlarının silinmesine gerekçe olarak davalının likidite sağladığı dava dışı kuruluş tarafından tek taraflı olarak pozisyon iptal edildiği gerekçesi ile davacının işlemlerinin iptal edildiğinin belirtildiğini, davalı tarafından silinen kazancın miktarına itiraz edilmediğini, sadece silme işlemine gerekçe üretilmeye çalışıldığını, davalının 11/01/2016 tarihinden itibaren temerrüt halinde olduğunu belirterek davacının elde ettiği kazancın hukuka aykırı şekilde sistemin davalıya sağladığı avantaj kullanılarak tek taraflı olarak silinmiş olması, davacının alacağının rehinle temin edilmemiş olduğu, muaccel olduğu ve likit bir alacak olduğu sabit olduğundan, uzun yargılama sürecinde davacının telafisi imkansız zararlara uğramaması ve mağduriyetinin artmaması için 163.750,36-USD alacak hakkında ihtiyati haciz kararı verilerek neticeten davanın kabulüne, 163.750,36-USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davada davacının tüketici değil yatırımcı konumunda olduğunu, yapılan işlemin de tüketim değil kazanç elde etme saiki ile yapılan bir işlem olduğunu, bir mal satışı veya hizmet sonumu gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacının davaya konu ettiği işlemleri 11/01/2016 tarihinde gerçekleştirdiğini, bu tarihin üzerinden 3 yıldan fazla bir zaman geçtiğini, her ne kadar davanın tüketici mevzuatı kapsamında olduğu düşünülüyor ise de mahkemenin aksi kanaatte olması halinde 6502 sayılı yasanın 16. maddesi uyarınca iş bu davada zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, davacının kaldıraçlı alım satım işlemi (...) gerçekleştirdiği sistemdeki fiyat hatalarından haksız bir şekilde faydalandığını, ilgili tarihte geçerli olan mevzuat ve taraflar arasında sözleşme hükümlerinin gereği olarak hatalı fiyatlardan gerçekleştirilen işlemlerin iptal edildiğini, davacının kazançlarının silindiği, işlemlerinin haksız yere iptal edildiği iddialarını değerlendiren kamu kurumu niteliğinde bağımsız bir meslek örgütü olan TSPB nezdindeki hakem heyetinin davacının iddialarını mesnetsiz bulduğunu, davacının dilekçesinde mevzuat hükmünü çartpttığını, ilgili tarihte geçerli olan mevzuat ve sözleşme hükümlerini hatalı fiyatlardan gerçekleşen işlemlerin iptaline izin verdiğini, davacının 05/01/2016 tarihli sözleşme ile hesap açtığını, davacının hesabına 06/01/2016 ve 07/01/2016 tarihlerinin her birinde 20.000 USD ABD Doları olmak üzere toplam 40.000 ABD doları yatırdığını, 11/01/2016 tarihine kadar hesabında hiç bir işlem yapmadığını, 11/01/2016 tarihinde sistemde davacının fiyat hatası olduğunda işlem yaptığını, bu hatalı işlemlerin büyük bir kısmının iptal edildiğini ve iptal edilmeyen 3 işlem sonucunda net olarak 8.670,00 ABD doları kazanç elde ettiğini, davacının söz konusu kazancı ile birlikte davalı şirkette bulunan 48.670,00 ABD dolarını 15/01/2016 tarihinde çektiğini, davacının iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek tüm bu sebeplerden dolayı görev itirazı kabul edilerek görevsizlik kararı verilmesine, itirazlarının uygun görülmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, görev itirazı yerinde görülmemesi halinde davacının taleplerinin zamanaşımı süresi dolduğundan reddine, görev ve zamanaşımı itirazlarının yerinde görülmemesi halinde davacının dilekçesinde yer alan iddiaların doğru olmaması hususu göz önünde bulundurularak dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacı ve davalı şirket arasında 05/01/2016 tarihli kaldıraçlı varlık alım satım işlemleri, risk bildirim formu, internet üzerinden yapılacak işlemlere ilişkin sözleşme, kaldıraçlı alım satım işlemlerine aracılık sözleşmesi, kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi düzenlendiği, davacı tarafın davalı nezdindeki hesabına 06/01/2016 tarihinde 20.000,00-USD, 07/01/2016 tarihinde 20.000,00-USD yatırdığı, davacının ilk işlemini 11/01/0216 tarihi saat 00:05'de gerçekleştirdiği, 11/01/2016 tarih saat 00:05 ile 00:18 arasında 13 adet -USD ... (Amerikan Doları/Güney Afrika Randı) alım satım işlemi yaptığı, 13 adet -USD ... işleminin saat 00:25 itibari ile kapatıldığı ve 11/01/2016 tarih saat 00:45 itibari ile 62.933,91-USD kar elde edildiği, davalı şirketin likidite sağlayıcısı olan ... tarafından davalı şirkete gönderilen 11/01/2016 tarihli yazıda anılan işlemlerin gerçekleştiği tarihte piyasa açılışında aracı kurum ve müşterilerinin gerçekleşen işlemlerinin fiyatlarının resmi piyasa fiyatlarından farklı fiyatlarda gerçekleştiği, bu nedenle de gerçek piyasa fiyatlarını yansıtmak için fiyatları değiştirdiğini ifade ettiği, davalının davacı hesabında yer alan 13 adet USD ... işleminin 11/01/2016 tarihli işlem sağlayıcısı ... limitedin yazısına istinaden iptal edildiği, iptal edilen işlemlerin listesinin ve gerekçesinin 11/01/2016 tarihli e-posta ile davacıya bildirildiği, davacının iptal edilmeyen işlemleri sonucunda ise 8.670,00-ABD Doları kazanç elde ettiği ve bu kazançla birlikte toplam 48.670,22-ABD Dolarını 15/01/2016 tarihinde hesaptan çektiği, yukarıda yazılı olan ve mahkememizce benimsenen bilirkişi heyeti raporunda yer alan tespitlerden ve davalı tarafça delil olarak sunulan somut olaya ilişkin Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin 2018/5 dosya numaralı 2019/9 karar numaralı 18/01/2019 tarihli kararından iptal işleminin o tarihte yürürlükte bulunan III.37.1 sayılı yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile yan hizmetlere ilişkin esaslar hakkında tebliğin kaldıraçlı işlemlerde "Emir İptali" başlıklı 29. maddesine uygun olduğu, dolayısı ile iptal işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye ve o tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olması nedeni ile davacının iş bu davada haklı olmadığı, davalı tarafın savunmalarında haklı olduğu kabul edilerek tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun fahiş hatalı olduğunu, kaldıraçlı işlem mevzuatına uygun olmadığını, bilirkişiler, raporlarında, davalının verdiği fiyatların ... fiyatları ile uyumlu olmadığını belirttiğini, ..., fiyatları taraflar için bağlayıcı olmadığını, davalının kendi ekranında / sisteminde verdiği bağlı olup, Davalı, SPK mevzuatı gereği doğru fiyat verme yükümlülüğü altında olduğunu, bunun sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğini, fiyatın davacı aleyhine sonuç doğuramayacağını, yanlış fiyat sorumluluğunun müşteriye yüklenemeyeceğini, 37.1 sayılı Tebliğin 29/e Maddesi 14.1.2016 tarihli SPK duyurusu ile değiştiğini, Bilirkişilerin bu değişiklikten haberdar olmamasının kabul edilemeyeceğini, davacının, profesyonel müşteri olmadığını, bilirkişilerce, davacının “profesyonel müşteri” olmadığı nazara alınmamış, mevzuat bir kenara bırakılarak kanaat bildirildiğini, bu sorumsuzluğun kabul edilemez iken, mahkemece, bu rapora itibar edildiğini, tebliğdeki değişik olan 14.1.2016 tarihinden önce de, sonra da, gerçekleşmiş müşteri emrinin iptalinin mümkün olmadığını, davacının tüm emirleri gerçekleşmiş ve işleme dönüşmüş, işlemler nedeniyle elde ettiği kazançları hesabına geçtiğini, emsal bir davada, başka bir aracı kurumun, aynı gerekçe ile bilirkişi raporlarında mevzuata aykırı bulunmuş ve bilirkişilerin görüşleri mahkemece kabul görerek davanın kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında atıf yapılan, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin 2018/5 dosya numaralı 2019/9 karar numaralı 18/01/2019 tarihli kararının hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığını bulunmadığını, mahkemenin, ihtilaf için hiçbir bağlayıcılığı olmayan bu karara itibar etmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından adli yargıya başvurulunca alelacele davacı aleyhine neticelendirilmesi de başka bir muamma olup heyet kararı yönergenin 18. maddesi uyarınca, davacının, itiraza konu karardan önce adli yargıya başvurmuş olması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini, mahkemece, karara esas alınan bilirkişi raporu ve kendi mevzuatı uyarınca geçerliliği ve bağlayıcılığı bulunmayan hakem heyeti kararı fahiş hatalar içermekle, mahkemece, bu hususlardaki itirazlarını karşılanması yönünde işlem tesis edilmeden davanın kabulü cihetine gidildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehine hükmedilen yargılama vekâlet ücretinin emsal kararlara aykırı olarak karar tarihi itibariyle geçerli olan kurdan hesaplanması gerekirken, davanın açıldığı tarih itibariyle geçerli olan kurdan hesaplandığını, yabancı para cinsinden açılmış olan davaların reddi halinde karşı taraf vekâlet ücretinin nispi olarak hesaplanması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi kapsamında yapılan işlemler sonucunda elde edilen kazancın ödenmesi istemli alacak davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının gerçekleşmiş emirleri iptal yetkisinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasında 05/01/2016 tarihinde kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafça, 11/01/2016 tarihinde yapılan işlemler sonucu elde edilen kazancın 100.816,45 USD'lik kısmının açık ve artıda olmasına rağmen hukuka aykırı şekilde silindiği, gerçekleşmiş emirlerin iptal edilemeyeceği iddiaları ile elde edilen kazancın ödenmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Yatırım Hizmetleri Ve Faaliyetleri İle Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ(III-37.1)'in 29/1. maddesinde gerçekleşmiş müşteri emirleri aracı kurumlarca iptal edilemez veya değiştirilemez, şeklinde düzenleme yapılmış ancak daha sonra anılan maddede bu kurala 3 tane istisna getirilmiştir. Bunlardan biri de Tebliğ'in 29/1-c maddesinde yer alan, müşteri emrinin alınması sonrasında, aracı kurumun söz konusu emre ilişkin olarak başka bir kuruluş nezdinde korunma amaçlı olarak almış olduğu pozisyonun karşı tarafça iptal edilmesi veya fiyatının değiştirilmesi durumunda emir iptali veya fiyat değişikliği yapılabilir, şeklindeki düzenlemedir. Taraflar arasındaki kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesinin 14. Maddesinde de aynı düzenleme yer almaktadır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda, davacının davalı nezdinde yer alan 65540 numaralı hesabın 06.01.2016 tarihinde 20.000-USD ve 07.01.2016 tarihinde 20.000-USD olmak üzere toplam 40.000-USD bakiye teminat ile hesabın açıldığı ve ilk işlemin 11.01.2016 tarihi saat 00:05'te gerçekleştirildiği, 11.01.2016 tarih saat 00:05 ila 00:18 arasında 13-adet ... alım-satım işlemi yaptığı, 13-adet ... (Amerikan Doları/Güney Afrika Randı) işleminin saat 00:25 itibariyle kapatıldığı ve 11.01.2016 tarih saat 00:45 itibariyle toplam 62.933,91-USD kar elde edildiği, toplam hesap bakiyesinin [40.000-USD teminat+62.933,91-USD kar =102.933,91-USD]| olmak üzere 102.933,91-USD olduğu; ...'ten temin edilen ve 07.09.2021 tarihli serbest piyasa kurlarının incelenmesi ile 01.11.2016 tarih saat 00:08 ila 00:45 arasında serbest piyasada ... kurunun 00:08-00:10 arasında 16,3950 ila 17,9169 arasında değiştiği, 00:10-00:30 ve 00:30-00:45 arasında 17,0252 ila 17,9051 arasında değiştiği; Davalının davacı hesabında yer alan 13-adet ... işlemini 11.01.2016 tarihli işlem sağlayıcısı ... Limited'ın yazısına istinaden iptal edildiği, iptal edilen işlemlerin listesi ve gerekçesinin 11.01.2016 tarihli e-posta ile [email protected] e-mail hesabına e-posta ile bildirildiği, iptal edilen 13-adet ... işlemi sonrası toplam 8.670,22-USD kar elde edildiği, toplam hesap bakiyesinin [40.000-USD teminat + 8.670,22-USD kar = 48.670,22-USD] olmak üzere 48.670,22-USD olduğu; Davalı aracı kurumun, davacı işlemlerinin kur riskinden korunmak amacıyla likitide sağlayıcı yurt dışı yerleşik likidite sağlayıcı “... Limited” ünvanlı firma nezdinde pozisyonunu kapattığı, işlemlerin serbest piyasa fiyatının dışında olması gerekçesi ile ... Limited tarafından karşı tarafça iptal edildiği tespit edilmiştir.Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği 4 nolu Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyetinin 18/01/2019 tarih ve 2018/5 - 2019/9 sayılı karar gerekçesinde aracı kurumun likidite sağlayıcısı olan ... tarafından aracı kuruma gönderilen 11/01/2016 tarihli yazıda 10 ocak pazartesi gecesi piyasa açılışında aracı kurum ve müşterilerinin gerçekleşen işlemlerinin fiyatlarının resmi piyasa fiyatlarından farklı fiyatlarda gerçekleştiği bu nedenle de gerçek piyasa fiyatlarını yansıtmak için fiyatı değiştirdiklerini ifade ettikleri belirtilmiştir.Bilirkişi raporundaki tespitler ve TSPB Hakem Heyeti gerekçesinde yer alan tespitlere göre davaya konu işlemlerin piyasa fiyatları ile gerçekleşmediği, piyasa fiyatından önemli ölçüde farklı ve piyasa fiyatının çok altında gerçekleştiği ve bu nedenle aracı kurumun ... Limited nezdindeki pozisyonlarında fiyat değişikliğine gittiği anlaşılmaktadır. Yukarıda anıldığı üzere Yatırım Hizmetleri Ve Faaliyetleri İle Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ(III-37.1)'in 29/1-c maddesinde düzenlenen koşulların gerçekleşmesi halinde gerçekleşen emirlerin iptal edilmesi mümkündür. Eldeki davada, davalı aracı kurumun korunma amaçlı olarak almış olduğu pozisyonun karşı tarafça(...) fiyatının değiştirilmesi nedeniyle davalı aracı kurumun kendi müşterisi olan davacı bakımından gerçekleşen emirleri iptal koşulları oluşmuş bulunmaktadır. Davacı tarafça, Tebliğ metninde geçen “gerçekleşmiş müşteri emri” ibaresi müşteri emrinin piyasada gerçekleşerek (executed) “işlem” (transaction) aşamasına geldiğini ifade edildiği, Tebliğ metninin (c) bendindeki “müşteri emrinin alınması sonrasında” ibaresi emrin alındığı, ancak henüz emrin piyasada gerçekleştirilmediği ve “işlem” haline gelmediği aşamayı ifade ettiği iddia edilmiş ise de, bekleyen emirlerle ilgili Tebliğin 29/3. Maddesinde ayrıca bir düzenleme bulunmaktadır. Tebliğ'in 29/1. maddesinin konusunun gerçekleşen emirler olduğu nazara alındığında, bu doğrultuda (c) bendinin kapsamı da "müşteri emrinin alınması sonrasında" henüz gerçekleşmeyen emirler olmayıp, emir gerçekleşmeden aracı kurumun söz konusu emre ilişkin olarak başka bir kuruluş nezdinde korunma amaçlı olarak almış olduğu pozisyonun karşı tarafça iptal edilmesi veya fiyatının değiştirilmesi durumu söz konusu olduğunda, gerçekleşmiş müşteri emirleridir. Bu halde, davacının anılan iddiası yerinde değildir. Açıklanan bu sebeplerle, davacı tarafından istinaf aşamasında sunulan uzman mütalaasına da itibar edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça ilk derece mahkemesi kararı vekalet ücreti yönünden istinaf edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları). İlk derece mahkemesini kararı anılan kararlara uygun olup davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Taraflarca başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2026