11. Hukuk Dairesi 2009/5584 E. , 2010/12170 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : Salihli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.03.2009 tarih ve 2007/297-2009/171 sayılı kararın Yargıtayca birleşen davada incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikt…
**11. Hukuk Dairesi 2009/5584 E. , 2010/12170 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : Salihli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.03.2009 tarih ve 2007/297-2009/171 sayılı kararın Yargıtayca birleşen davada incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkili ... ’un ortağı olduğu davalı kooperatifin 24.06.2000 tarihli genel kurulunda 4. ve 5. numaralı kararların mutlak butlanla batıl olduğunu, birleşen davada ise diğer müvekkili ...’un da kooperatif ortağı olduğu halde 26.06.1999 ve 24.06.2000 tarihlerinde toplanan genel kurullara çağrılmadığını, haksız olarak üyeliğe kabul edilmediğini, üstü kapalı kararlarla müvekkilinin A ve B bloklardaki haklarının yok sayıldığını, bu suretle her iki genel kurulda da alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğunu ileri sürerek, genel kurulda alınan bu kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl davada davacının hukuki yararını ispat etmesi gerektiğini, birleşen davada davacının ortak olup olmadığının dahi belli olmadığını ve iddiaların dayanaksız olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...’in genel kurul tutanağında usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın dava açma hakkı yokluğundan, salt çağrıda usulsüzlüğün iptal sebebi olmadığı, genel kurullarda alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı ... vekili temyiz etmiştir. 1- Davacılar vekili, asıl davada müvekkili ... ’un üyesi olduğu davalı kooperatifin 24.06.2000 tarihli genel kurulunda 4 ve 5. numaralı kararların mutlak butlanla batıl olduğunu, birleşen davada da diğer müvekkili ...’un da kooperatif ortağı olduğu halde genel kurul toplantısına çağrılmadığından 26.06.1999 ve 24.06.2000 yıllarında yapılan genel kurullarının mutlak butlanla batıl olduğunu ileri sürerek, genel kurullarda alınan kararların iptalini istemiştir. Mahkemece, kısa kararda asıl ve birleşen dava ayırımı yapılmaksızın, açılan davanın süre yönünden reddine karar verildiği halde, gerekçeli kararda asıl davanın davacı ...’in genel kurul tutanağında usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmadığından iptal davası açma hakkı olmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın da genel kurullarda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. T.C. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen kararda açıkça belirtilecektir. HUMK.'nun 382.maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağının içtihat edilmiş bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş bozmadan sonra hakimin önceki kısa karar ile bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre yeni bir karar vermekten ibarettir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden birleşen davada davacıya iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.