İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/12/2025 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:17/12/2025 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:15/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/10/2014 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ adına kayıtlı ve davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın yolun karşısına geçmeye çalışan davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı ve iş göremezliğe maruz kaldığı, davalı sürücünün kusuru sonucu hadisenin vuku bulduğu, bu kazadan dolayı davacının maddi ve manevi zararı oluştuğu, dava öncesi sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak ödeme alınmadığını beyanla ve fazlaya dair hakkın saklı tutulması kaydıyla 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik zararının temerrüt tarihlerinden işleyecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 03/12/2025 günlü ıslah dilekçesinde maddi tazminat istemini 432.718,63 TL'ye yükselterek sigorta şirketi yönünden 07/03/2020 temerrüt tarihinden, araç sürücüsü ve işleteni olan diğer davalılar yönünden ise 21/10/2014 kaza tarihinden avans faizi işletilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; kusurun ve zararın ispatı gerektiği, olay tarihinin üzerinden uzun süre geçtikten sonra tespit olunan davacıdaki maluliyet ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunmadığı, aradaki süreçte davacının bedensel zararının oluşabileceği, maluliyet oranın da afaki belirlendiği ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, dava öncesi sigorta şirketine yapılan müracaat sırasında tazminat hesaplamasına esas teşkil eden evrakların tamamı sunulmadığından sigorta şirketine başvuru şartının usulünce yerine getirilmediği, dava öncesi temerrütte oluşmadığı, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun, davacıda oluştuğu iddia olunan maluliyetin ve maddi zararın usulünce ispatı gerektiği, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödemelerin ve bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerlerinin hesaplanacak olan zarardan mahsubu icap ettiği, manevi tazminatın poliçe kapsamında olmadığı, olayın haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı ve aracın ticari vasfının bulunmadığı, bu itibarla avans faizi isteminin haksız ve yersiz olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2017 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur, maluliyet ve tazminat bilirkişi raporları, sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin adli trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunda taraflara oransal kusur dağılımı yapılmaksızın salt eylemleri yönünden inceleme yapılarak davacı yayaya 2918 sayılı Yasa'nın 68/B maddesi ile ilgili yönetmeliğin 138/B maddesinde düzenlenen trafik kural ihlalinden dolayı asli derecede, davalı sürücüye ise aynı Kanun'un 52/B maddesinde düzenlenen trafik kuralına riayet etmediğinden tali derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen kusur raporunda ise dava davalı sürücüye %30, davacı yaya ise %70 oranında kusur yüklendiği, ATK İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunan alınan maluliyet raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak yapılan değerlendirmede trafik kazası sonucu yaralanmasının davacıda maluliyete neden olacak düzeyde araz bırakmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, dosyaya ibraz edilen maluliyet raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için bu kez ATK Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan temin edilen raporda, aynı yönetmelik hükümlerinden faydalanılarak yapılan değerlendirmede trafik kazası sonucu yaralanmasına bağlı arazı nedeniyle davacının %12,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı, ancak iyileşme süresini içerisinde 1 ay mühletle başkasının yardımına gereksinim duyabileceği yönünde görüş bildirildiği, tazminat bilirkişisi raporunda davacının %12,1 oranındaki daimi iş göremezlik oranı ile 3 aylık geçici iş göremezlik süresi, asgari ücret düzeyindeki geliri, TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömrü, %10 artırımlı ve iskontolu progresif rant metodu, davalı yanın %30 oranındaki kusur durumuna göre dava dilekçesinde geçici iş göremezlik talebi bulunmadığına dikkate alınarak davacı için 432.718,63 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, riziko tarihindeki poliçe limiti itibariyle davalı sigorta şirketinin saptanan bu zarardan 268.000,00 TL teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğunun belirtildiği, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu benimsenerek maddi zararın sübuta erdiği, manevi tazminat yönünden hadisenin vuku tarzı, kusur durumları, davacının bedensel zararının boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat isteminin haklı olduğu ve makul tutarda talep edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 432.718,63 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönünden 21/10/2014 olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 10/03/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 268.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine davacı için 100.000,00 TL manevi tazminatın 21/10/2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; trafik kazasının 2014 yılı içerisinde gerçekleştiğini, davacıya 2025 yılında yapılan muayeneye istinaden sağlık kurul raporunda maluliyet tayini yoluna gidildiğini, 2019 yılı içerisinde Adli Tıp Kurumundan temin edilen raporda davacının maluliyet oranının %0 olarak belirlendiğini, bu tespitten yaklaşık 6 yıl sonra davacının %12,1 oranında daimi iş görmezliği bulunduğu yönünde görüş verildiğini, saptanan iş göremezlik durumunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporlar arasındaki dönem içerisinde davacının başka bir nedenden dolayı maluliyet oluşması ihtimalinin bulunduğunu, tespit olunan maluliyet ile kazadaki yaralanma arasında illiyet bağı kurulması icap ettiğini, ayrıca kazanın vuku tarzına göre müvekkiline ait aracı kullanan davalı sürücünün olayı engellemesinin mümkün olmadığı ve davacı yanın tam kusuru ile kazaya ve kendi yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kabule göre dahi davacı yanın asli kusurlu oluşuna göre davacının fahiş miktardaki manevi tazminat isteminin aynen hüküm altında alındığını, hem kusur durumları hem de olay tarihindeki paranın satın alma gücüne göre fahiş tutarda manevi tazminat takdir edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davacı vekili ile diğer davalılar vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmamışlardır. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davacı, yaya vaziyette yolun karşısına geçmeye çalıştığı sırada ... plaka sayılı aracın kendisine çarpması sonucu yaralandığını ve iş göremezliğe maruz kaldığını, bu kaza nedeniyle maddi ve manevi zararı bulunduğunu açıklayarak daimi iş göremezlik zararı adı altında maddi tazminatın yaralanmasına neden olan aracın kayıt maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalılardan, bedensel zarar nedeniyle duyduğu acı ve ıstırap ile maluliyetin verdiği ruhsal çöküntüye karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ise karşı aracın sürücüsü ve işleteni olan davalılardan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmadığından, bu davalılar yönüyle ilk derece mahkemesi kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2017 gün ve ... esas, ... sayılı kararı ile davalı ...'in davacıya karşı işlediği bilinçli taksirle yaralamaya neden olma suçundan TCK'nun 61/9, 22/3, 89/2-b-e, 62 ve 52. maddeleri gereği 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından ceza mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; Davacının Suriye uyruklu olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davacından teminat alınmaksızın yargılama devam olunarak karar verilmiştir. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 48.maddesinin 1. fıkrasına göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.” 5718 sayılı Kanun’da teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. 5178 sayılı Kanun’un 48. maddesinin 2. fıkrasında dava açanın karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden, öngörülen teminat hususu mahkemece resen gözetilmelidir. Şu halde ilk derece mahkemesince, öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususu Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya/vekiline kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, teminat alınıp alınmayacağı değerlendirilmeden işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir. 2-İlk derece mahkemesinin kabulüne göre ise; Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, maluliyetin ağırlığı, mahkemece hükme esas alının maluliyet (%12,1 sürekli, 3 ay geçici malul) ve kusur (davacı %70, davalı %30 oranında) durumu, paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında davacı için hükmolunan 100.000,00 TL manevi tazminat miktarı dosya kapsamına göre fazladır. Belirtilen nedenler ile hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı için takdir edilecek manevi tazminatın bir miktar az takdiri gerekirken, fazla takdir edilmiş olması doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekilinin istinaf talebinin yukarıda 1 nolu bentte gösterilen kamu düzenine ilişkin sebep yönünden kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-4) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının davalılar ... ve ... Sigorta AŞ yönünden kesinleştiği dikkate alındığında davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ ile sınırlı olarak esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ yönünden yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilk derece mahkemesinin kabulüne göre ise yukarıda 2 nolu bentte gösterilen sebep yönünden kararın hatalı olduğunun tespitine, davalı vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, yeniden kurulacak hükümde davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'nin sorumluluğuna karar verildiği takdirde, davalılar ... ve ... Sigorta AŞ hakkında kesinleşen hükümle tahsilde tekerrür oluşturmamasına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekilinin istinaf isteminin kamu düzeni yönünden KABULÜNE, 2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 17/12/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355 ve 353/1 fıkra (a-4-6) bendi gereğince davalılar ... ve ... Sigorta AŞ yönünden hükmün kesinleştiği dikkate alındığında davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ ile sınırlı olarak ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA, 3-Davanın, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ yönünden yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yeniden kurulacak hükümde davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ'nin sorumluluğuna karar verildiği takdirde, davalılar ... ve ... Sigorta AŞ hakkında kesinleşen hükümle tahsilde tekerrür oluşturmamasına, 4-Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 9.097,50 TL istinaf karar harcının ve başvuru sırasında fazla ödenen 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının isteği halinde iadesine, 6-İlamın icrasının geri bırakılması için davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına yatırılan teminatın talebi halinde bu davalıya iadesine, 7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 15/04/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi. ...