İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hangi firma aracılığı ile alıcılara sevk edildiği an…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2022/1436 KARAR NO :2026/278 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/12/2021 NUMARASI :2017/936 Esas - 2021/1226 Karar DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hangi firma aracılığı ile alıcılara sevk edildiği anlaşılmayan posta tekeline aykırı gönderilerin kabulü, taşınması ve dağıtılması işinin yapıldığı tespit edilen gönderilerin davalı tarafından taşınması/ taşıttırılması dolayısıyla Posta Hizmetleri Kanunu uyarınca posta tekeline aykırı faaliyetleri nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının ücret tarifesindeki posta ücretinin 10 katı tutarında miktarın davalıdan tespit tarihi olan 13.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili, taşıdıkları / taşıttıkları gönderilerin gerçek adedinin tespiti ile on katı tutarının davalılardan tahsili ile muarazanın meni ve müdahalenin önlenmesi istemli belirsiz alacak davası olduğunu, Posta Hizmetleri Kanununun maddelerinden ve Yargıtay kararlarından bahsettiği, davalı firmanın taşıyıcı posta tekelini ihlal etmiş olduğunu, posta tekelinin ihlali kapsamında taşınan gönderi adedinin davacı kuruluşça bilinmesinin mümkün olmadığını, tespit edilen 27 gönderi (26 adet il dışı, 1 adet il içi olmak üzere) bakımından; ilk ağırlık kademesi il içi ... kabul ücretinin (6,50TL) ve İlk Ağırlık kademesi il dışı ... kurye kabul ücretinin (9,00TL) 10 katı tutarından hesaplama yaptıklarını, gerçek adedinin ticari kayıt ve defterlerin incelenmesi suretiyle bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, bu ihlal kapsamındaki gönderilerin her biri için davacı kuruluş nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarında tazminatın, ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ettiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 27 adet gönderinin her birine ilişkin olarak davacı kuruluş nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarı olan 2.405,00. TL tazminatın tespit tarihi olan 13.01.2017 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile posta tekeli hakkının ihlali niteliğindeki gönderilerin gerçek adedinin ticari kayıt ve defterlerin incelenmesi suretiyle bilirkişi marifetiyle belirlenmesine, bu ihlal kapsamındaki gönderilerin her biri için davacı kuruluş nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarında tazminatı tespit tarihi olan 13.01.2017 itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlukları oranında tahsiline, muarazanın meni ile müdahalenin önlenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görülmekte olan dava ile aynı mahiyette bulunan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/72 E. Sayılı dosyasının derdest olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, dava dilekçesinde talep konusu, sonucu ve talebin hangi işleme dayandırıldığı açık olmadığını, posta tekelinin ihlalinin söz konusu olmadığını, kredi kartı ekstrelerinin, banka kredi kartlarının, debit kartlarının kabul, sevk, dağıtım ve tesliminin 6475 sayılı posta hizmetleri kanunu uyarınca posta tekeli kapsamından olmadığını, davalı bankanın kanun hükümlerine uygun olarak işlemler tesis ettiğini, yapılan işlemlerden herhangi bir hukuka aykırı fiil ve kusur bulunmadığını, davaya konu talep, yapıldığı iddia edilen hukuka aykırı bir tespite dayanmakta olup itibar edilmemesi gerektiğini, iş bu davaya, mahkeme kanalıyla yapılmış bir tespit kararı sunulmadığını, davalı tarafın, banka gönderi ve teslim işlemleri için bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu tarafından yetkilendirilmiş sermaye şirketi şeklinde kuruluşlardan destek hizmeti aldığını, davanın maddi ve hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, açılan davanın mesnetsiz ve gerçekleri yansıtmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda, davalı bankanın müşterilerini göndermiş olduğu kartların haberleşme gönderisi kapsamında yapıldığı anlaşılmış ve davacıya ait posta tekeli hakkına aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporu dikkate alındığında davalı ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda "posta gideri" adıyla yapılan kayıtların ve işlemlerin davacının tekel hakkına müdahale olarak kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu, "kargo gideri" olarak yapılan kayıtların haberleşme gönderisi olarak kabul edilmesinin mümkün olmaması sebebiyle davalı banka ticari defter ve kayıtlarındaki "kargo gideri" olarak yer alan kayıtların davacının tekel hakkının ihlali olarak kabulünün mümkün olmadığı, aksi yöndeki davacı taraf talep ve itirazlarının dosya kapsamına uygun olmadığından itibar edilemediği, dava açılmadan önce davalı tarafın temerrüte düşürülmemesi sebebiyle davalının dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğü anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne, 71.532,50-TL dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, taraflar arasındaki muarazanın menine, davalının posta tekeli hakkına aykırı yapılan işlemlerin menine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 04.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda bankanın posta gideri olarak belirttiği gönderimleri hesaplarken şehir içi ve şehir dışı sayısını tespit edemediğini, davacının bu hususu ispat etmesi gerekirken bu şekilde faraza yapılan hesaplamalara dayanarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, 02.06.2020 tarihli bilirkişi raporu ile gönderi adedinin tespit edilemediğini ve bu durumda tazminat miktarının ispata muhtaç olduğunun belirtildiğini, çelişkili raporların hükme esas teşkil etmesinin de hukuka aykırı olduğunu, gönderi adedi tespit edilememişken varsayımlar üzerinden gönderim adedi belirlenerek üzerine bir de şehir içi veya dışı olması hususunda faraza inceleme yapıldığından bu hali ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, destek hizmetinin, haberleşme gönderisi veya ihlal davranışı olarak nitelendirilmesinin de hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, davacının 6475 sayılı kanun kapsamındaki faaliyetlerini ve bunlara ilişkin destek hizmeti alımı koşullarını belirleyen ve düzenleyen mevzuatın tümüyle dışında olduğunu, farklı ilk derece mahkemeleri tarafından verilen çeşitli kararlarda da bilirkişi raporlarındaki çelişkili ifadelerle tespitlerin yapılamaması nedeni ile davaların reddedildiğini, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle beraber ilk derece mahkemesi kararı kısmen kabul olduğundan reddedilen kısım dikkate alınarak lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının hatalı olup düzeltilmesi gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, 6475 sayılı kanun 6. Maddesi gereği posta tekeline ilişkin düzenlemeye aykırılık sebebiyle tazminat talebi ile birlikte davalı şirketin 6475 sayılı kanunun yürürlük tarihinden itibaren posta tekeline ilişkin düzenlemeye aykırı olarak yapılan tüm taşımalarının tespitine ve muarazanın giderilmesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınıp alınmayacağı, davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekip gerekmediği noktasındadır.6475 sayılı yasanın posta tekel hakkını düzenleyen 6.maddeye göre; "(1) Aşağıdaki hizmetler evrensel posta hizmet yükümlüsünün tekelindedir: a) Temel ücret göz önünde bulundurularak Kurumun önerisi ve Bakanlığın teklifi ile Cumhurbaşkanı tarafından ağırlığı veya ücreti belirlenen yurt içi ve yurt dışı haberleşme gönderilerinin kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. b) 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı VUK nın elektronik tebliğe ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 7201 sayılı Kanun ve diğer kanunlar kapsamındaki elektronik ortam dâhil her türlü tebligatın kabulü, toplanması, işlenmesi, sevki, dağıtımı ve teslimi. c) Barışta Türk Silahlı Kuvvetlerinin posta hizmetleri. ç) Postada alınacak ücretleri gösteren posta pulları, kişisel pul, anma pulları, posta kartları ve ilk gün zarflarının bastırılıp satışa çıkarılması. (2) Birinci fıkranın (a) bendine göre belirlenmiş olan ağırlık ve ücret limiti gönderi içerisindeki haberleşme mahiyetindeki maddeye ilişkindir. Reklam, tanıtım, broşür gibi maddelerin ilavesi suretiyle ağırlığın aşılması veya değişik promosyon ve iskonto usulleri uygulanarak ücret limitinin dışına çıkılması posta tekelinin ihlali sayılır. (3) Posta tekelini ihlal edenler, bu ihlal kapsamındaki gönderiler için evrensel posta hizmet yükümlüsünce belirlenen posta ücretinin on katı tutarında meblağı evrensel posta hizmet yükümlüsüne tazminat olarak ödemekle yükümlüdür. Bu tazminat, evrensel posta hizmet yükümlüsüne irat kaydedilir. Bu kapsamda tespit edilen gönderiler, evrensel posta hizmet yükümlüsü tarafından gecikmeksizin alıcısına sevk edilir. Posta tekeli ihlali hakkındaki yaptırımlara ilişkin diğer mevzuat hükümleri saklıdır." hükmünü haizdir.Dava dilekçesinde, davacı gönderilerini PTT ile taşıttırmayan davalının posta tekel hakkını ihlal ettiğinden davacı şirket nezdinde belirlenen ücret tarifesindeki posta ücretinin on katı tutarında miktarın tahsilini, gerçek gönderi adedinin davacı idarece tespiti objektif olarak mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davalının 6475 sayılı kanun gereği posta tekel hakkını, TTK nın haksız rekabet hükümlerini ihlal ettiği ileri sürülerek belirsiz alacak kapsamında 6475 sayılı kanunun 6(3) maddesi uyarınca hesaplanacak tazminat ile haksız rekabet eylemlerinin tespiti ve meni, muarazanın giderilmesi istenilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda, davalı banka tarafından gönderilen gönderilerin haberleşme gönderisi olup olmadığına ilişkin yapılan incelemede, davalı bankanın defterlerinde kargo gideri ve posta giderine ilişkin kayıtlar bulunduğu, kargo gideri olarak defterlerinde yer alan gönderilerin davacının posta tekel hakkını ihlalden kapsamda olmadığı, davacının posta gideri adıyla defterlerine kaydettiği giderlerin davacının posta tekel hakkını ihlali olduğu, 2016 yılında posta gönderisi adedinin 264 adet, 2017 yılı posta gönderisi adedinin 659 adet olduğu, toplam gönderi adedinin 923 adet olduğu, bunların il dışı olup olmadığı bilinmemekle birlikte ortalama bir hesaplama yapılarak il dışı ücretinin 9,00 TL, il içi ücretinin 6,50 TL olduğu nazara alındığında, 9,00+6,50=15,50 /2=7,75 TL gönderi ücreti olarak nazara alınırsa, 923x 7,75=7.153,25 TL, 7.153,25x10= 71.532,50 TL olduğu, davacı tarafından tespit edilen 27 adet taşımanın 26 adedinin il dışı, 1 adedinini il içi olduğundan davacının 2.405,00 TL talep edebileceği tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Somut olayda, davalının defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalı tarafından davacı dışındaki firmalara yaptırılan toplam 923 adet posta gönderisinin, davacıya ait posta tekeli hakkına aykırı olduğu, davacının 13.01.2017 tarihinden itibaren faiz talep ettiği, davacı davalıyı davadan önce temerrüte düşürmediğinden, dava tarihinden itibaren faize hükmedilerek, 923 ücretine göre yapılan hesaplama doğrultusunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve faizin asıl talebin ferisi olması nedeniyle Mahkemece red edilen faiz başlangıç tarihi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 4.886,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.805,69 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19/02/2026