10. Ceza Dairesi 2021/766 E. , 2023/8828 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tar…
**10. Ceza Dairesi 2021/766 E. , 2023/8828 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Erteleme süresi içerisinde 06.07.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullanama suçunu işlemesi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2015 tarihli 2015/690 Esas ve 2015/892 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 30.08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlemesi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ve mahkemece zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden birleştirilmesine ve yargılamanın İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/620 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. D. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarihli ve 2015/620 Esas, 2015/917 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında her iki yargılama konusu olayda da resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce etkin pişmanlık göstererek uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırdığından, 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, olay tarihinde sanığın kimlik kontrolü yapan zabıtaya bonzai maddesini vermesinin etkin pişmanlık olarak uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinin kolaylaştırma olarak değerlendirilemeyeceğine, üzerinde arama yapılsa uyuşturucu maddelerin bulunabileceği, kendisinden şüphelenilmesi üzerine kimliğinin zabıtaca sorulduğu, ayrıca sanık hakkında uyuşturucu madde kullanmak suçundan başka davalar açılıp Denetimli Serbestlik Kararı verildiği ve uyuşturucu madde kullanmayı bırakamadığı için devam ettiği, denetimli serbestliğe de uyamadığını söylediği, bu nedenle verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, soruşturma dosyası içinde bulunan (06.07.2015 ve 30.08.2015) tarihli kolluk tutanaklarında sanığın olay günü sanığın yürürken durdurulduğu, kimlik kontrolünde aranan şahıslardan olmadığının anlaşıldığı, her iki olayda da suç unsuru taşıyıp taşımadığı sorulduğunda kullanmak için taşıdığı uyuşturucu maddeleri herhangi bir arama veya soruşturma işlemi yapılmadan, kendiliğinden teslim ettiği anlaşıldığı, kolluk görevlisinin, herhangi bir makul şüphe göstermeyen sanığın durdurularak üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığını sorması işlemi, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği kapsamında "adli veya önleme araması" sayılmayacağına göre bu işlem 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (A) bendindeki durdurma ve kimlik sorma işlemi olarak kabul edilebileceği, 5237 Sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmayacağını düzenlemesine göre, yargılama konusu her iki olayda sanık durdurulmuş ve bir arama kararı bulunmadan üzeri aranmamış, makul şüphe olmadından üzerinin aranmasını gerektirir neden de görülmeyerek sadece kendisine sorulmuş, sanık da kimlik tespitinden sonra yoluna devam edecek iken üzerindeki uyuşturucu maddeyi kendiliğinden teslim ederek hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. 26.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen eylem ve doğrudan iddianame düzenlenerek birleştirme kararı verilen 30.08.2015 tarihli eylemin incelenmesinde; olay tutanakları içeriğine göre; kolluk görevlilerinin şüphe üzerine durdurulan sanığın üzerinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı ve bulunduğu yer itibariyle kaba üst yoklaması ile bulunabileceği anlaşıldığından, üst araması yapılacağı sırada üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi teslim eden sanığın eylemlerinin etkin pişmanlık oluşturmadığı, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanma koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu sabit olduğu halde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, 2. Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadan 28.05.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın erteleme süresi içerisinde soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayan 06.07.2015 tarihli eylem ihlal nedeni kabul edilmişse de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen, İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.12.2015 tarihli ve 2015/620 Esas, 2015/917 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.