11. Hukuk Dairesi 2009/14418 E. , 2011/7127 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2009 tarih ve 2007/252 - 2009/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2009/14418 E. , 2011/7127 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2009 tarih ve 2007/252 - 2009/197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 1950 yılında 1.000 TL nominal değerli nama yazılı hisse senedi alarak davalı bankaya ortak olduğunu, bankanın 1969-1984 yılları arasında kar payı ödemediğini, ortakları genel kurul toplantılarına çağırmadığını, sermaye artırımında ortaklara rüçhan hakkı tanınmadığını, kanuna aykırı olarak anasözleşmenin değiştirildiğini ileri sürerek, genel kurulun 1984-2001 yılları arası yapılıp yapılmadığının tespiti ile iptaline, ortakların rüçhan haklarını kullanmalarının engellenip engellenmediğinin, genel kurul çağrılarının TTK'nun 368. maddeye uygun yapılıp yapılmadığının, 1969-2007 yılları arası anasözleşme değişikliklerinin kanuna uygun olup olmadığının, tüm genel kurullarda ortaklar aleyhine alınan kararların TTK'na uygun bulunup bulunmadığının, eğer genel kurul çağrıları usulüne uygun yapılmış olsa ve bedelli sermaye artırımlarına katılarak rüçhan hakkını kullansaydı, müvekkilinin mülkiyetinde olabilecek bedelli hisse senedi miktarının tespitini, bu miktarın pay defterine tescilini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin hisse senedi adedinin toplamı tespit edildikten sonra, malvarlığında bulunması gerekirken bulunmayan hisse senetlerinin reel piyasa değerinden şimdilik 5.950 TL'nin ve dava tarihine kadar ödenmemiş kar paylarına mahsuben 50 TL'nin reeskont oranındaki temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili banka hisselerinin 24.03.1950 tarihinden itibaren halka arz edildiğini, 1950-1984 yılları arasında TTK hükümlerine göre sermaye artırımı yaptığını, hissedarlara genel kurul çağrı kağıdının çıkarıldığını, 1963, 1966, 1967, 1968, 1969 yıllarında temettü dağıtımı yapıldığını, beş sene içinde alınmayan temettülerin kanun hükmü gereğince Hazine'ye intikal ettiğini, 1984-2000 arası 233 sayılı KHK ile bankanın kamu iktisadi teşebbüsü niteliğine sokulduğunu, KHK hükmü gereği genel kurulların yapılmadığını, sermaye artışlarının Hazine tarafından karşılandığını, 2000-2007 yılları arası bankanın tekrar özel hukuk hükümlerine tabi tutulduğunu, genel kurul ilanlarının usulüne uygun yapıldığını, rüçhan hakkı kısıtlaması olmadığını, sermaye artırımında rüçhan hakkı kullanan hissedar çıkmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalının eda davası açarak isteyebileceği hususlarda tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, dolayısıyla tespit taleplerinin yerinde olmadığı, bedelsiz pay miktarının tespiti, davacı adına tescili ve pay senetlerinin teslimine yönelik olarak davacının bedelli ve bedelsiz paylar için herhangi bir miktar belirtmediği, miktar olarak herhangi bir talebi bulunmadığı, bu haliyle talebin dinlenebilir nitelikte olmadığı, davacının bedel ödemeden rüçhan hakkını kullanmasının mümkün olmamasına rağmen ödeme yapma teklifinde bulunmadığı, yine davalı tarafından kar payı dağıtılmasına karar verilmedikçe kâr payı alacağı istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.