11. Hukuk Dairesi 2022/5495 E. , 2023/6092 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve davalının ticaret unvanının kısmen terkini davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ö…
**11. Hukuk Dairesi 2022/5495 E. , 2023/6092 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve davalının ticaret unvanının kısmen terkini davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Mahkeme tarafından verilen kararın davacı vekiline 28.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği; temyiz dilekçesinin ise kanunda öngörülen yasal sürenin geçirilmesinden sonra 17.06.2022 günü verildiği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor okunduktan sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “Eriş” ibaresini içerir çok sayıda tanınmış tescilli markasının bulunduğunu, 1974 yılından bu yana ticaret unvanında da kullandığını, 1976 yılında bu unvanı ticaret siciline tescil ettirdiğini, davalının ise “Erişler” ibaresini ticaret unvanında kullandığını "ERİŞZADE DORUK" ibaresini de marka olarak tescil ettirdiğini, öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, esasa ilişkin karar tarihinden itibaren davalının davaya konu markayı ürünlerinde kullanmasının önlenmesine, maddi sonuçların ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanındaki “Erişler” ibaresinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu ibareyi 1960 yılından bu yana kullandığını, 1966 yılında kurulan bir kolektif şirket tarafından kullanımının devam ettiğini, öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemece 28.07.2011 tarih ve 2009/187 E., 2011/304 K. sayılı kararı ile taraf markalarının 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında benzer olduğu, mal ve hizmetler arasında benzerlik ve ilintililik bulunduğu, dolayısıyla davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ancak davanın davalı şirketin ünvanının ticaret siciline tescil ve ilanından 14 yıl sonra açıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, davalının ticaret unvanının kısmen terkinine ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. B. Birinci Bozma Kararı Dairemizin 13.12.2013 tarih, 2012/6521 E. ve 2013/22849 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin bozma nedeni dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek marka hükümsüzlüğüne yönelik davada davacının aynı zamanda tanınmışlık iddiasında da bulunması nedeni ile 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan koşullar tartışılıp değerlendirilmeksizin, tarafların markalarındaki aynı ve benzer tür ürünlerin dışında kalan farklı mallar bakımından da davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmemesi nedeni ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.03.2016 tarih, 2014/390 E. ve 2016/99 K. sayılı kararı ile; bozma dışında kalan kısımlar yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davaya konu "ERİŞZADE DORUK" markasının, davacı tarafa ait “Eriş” ibareli markaların koruma tarihi itibariyle tanınmış marka olmadığı, 29, 30 ve 31 inci sınıftaki mallar yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle sadece bu sınıflardaki emtialar yönüyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. D. İkinci Bozma Kararı Dairemizin 17.04.2018 tarih ve 2016/6975 E., 2018/2830 K. sayılı kararıyla; mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve dava konusu 2005/29697 sayılı markanın başvuru ve tescil tarihleri itibariyle davacı markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamamış bulunmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine denildikten sonra davalı markasının kapsadığı 29, 30 ve 31 inci sınıftaki aynı tür mallar ile birlikte benzer tür mallar da bilirkişi vasıtasıyla belirlenip, dava konusu 2005/29697 sayılı markanın aynı ve benzer tür mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 ve 42 nci maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve farklı tür mallara yönelik davanın da reddi gerekirken, mahkemece infazda tereddüte yol açacak şekilde "Dava konusu marka hakkındaki hükümsüzlük talebinin 29, 30 ve 31 inci sınıf mallar açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşullar oluşmadığından sadece bu sınıflardaki mallar yönünden reddine" dair hüküm tesisi isabetsiz olduğundan karar davacı yararına bozulmuştur. E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 10.12.2021 tarih ve 2020/176 E., 2021/648 K. sayılı kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda düzenlenen ve hükme esas alınan 06.10.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu marka başvurusu kapsamında yer alan 29 ve 30 uncu sınıflarda yer alan tüm emtialar, 31 inci sınıfta yer alan 31/01 tarım ürünleri, 31/03 ormancılık ürünleri, 31/05 canlı hayvanlar, 31/06 kuluçkalık yumurtalar döllenmiş yumurtalar, 31/08 hayvan yemleri, 31/09 malt, 31/10 kurutulmuş bitkiler ve otlar açısından davacı ve davalı markalarında yer alan malların aynı olması nedeni ile taraf markaları arasında iltibas oluştuğundan, bu mallar açısından davalının markasının hükümsüzlüğüne, 31 inci sınıfta yer alan 31/11 evlerde beslenen hayvanlar için kumlu kağıtlar, kokulu mumlar ve gaga taşları açısından iltibasın oluşmaması nedeni ile bu mallar yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanında Erişler ibaresinin çıkarılmasına yönelik talebin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin ticaret unvanından tüketiciyi yanıltan Erişler Gıda ibaresini çıkarmamasının hatalı olduğunu, davalının markasında bulunan 31 inci sınıftaki "Evlerde beslenen hayvanlar için kumlu kağıtlar, kokulu kumlar, gaga taşları ürünleri bakımından da davanın reddinin de yanlış olduğunu, nitekim davacının markaları kapsamında 31 inci sınıftaki "Canlı hayvanlar" "Hayvan yemleri" birbirleri ile bağlantılı ürünler olduğunu, evcil hayvanlar için satılan yemler ile davalı markası kapsamında bırakılan ürünlerin aynı yerlerde satıldıklarını, diğer yandan ERİŞ markasının tanınmış marka olması nedeni ile farklı ürünler bakımından da korumanın sağlanmasının gerektiğini belirterek aleyhe olan kısımlar yönünden mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının temyizinin süresinde olmadığını, usuli müktesep haklara riayet edilmeksizin hüküm kurulduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasındaki esas ve ayırt edici unsurun "ERİŞ" ibaresi olmadığını, Erişzade Doruk ibaresinin logosuyla bir bütün olduğunu, oysa ki davacının markasının ana unsurunun Eriş olduğunu, markaların kapsamlarında aynı veya aynı tür mal ve/veya hizmetlerin bulunmadığını, davacı yanın markasının tanınmış bir marka olmadığını, bu nedenle 29 ve 30 uncu sınıflar açısından davacının markasının itibarına zarar verme ya da ayırt edici karakterini zedeleme veya tanınmışlığından haksız yarar sağlamanın oluşmadığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin aleyhlerine olan kısımlarının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, davalının davaya konu markayı ürünlerinde kullanmasının önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması ve davalının ticaret unvanının kısmen terkini istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 75 inci maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 inci madde hükmü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56 ncı maddesi 2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Kanun'un 75 inci madde hükmü, “Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir” şeklindedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11 inci maddesinde de; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır...” şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 56 ncı maddesinin beşinci fıkrasında ise "Avukatların veya avukatlık ortaklığının başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebileceği ve bu yetki belgesinin vekâletname hükmünde olduğu belirtilmiştir." hükmü yer almaktadır. Gerekçeli karar, vekaletnameli vekilin usulüne uygun olarak 01.09.2009 tarihinde yetki belgesi verdiği Avukat Emre Kurtoğlu'na 28.03.2022 günü tebliğ edilmiştir. Her ne kadar adı geçen vekil aynı tarihli dilekçesi ile davayla ilgisinin bulunmadığından bahisle tebligatı iade etmiş ise de yetki belgesi ile yetkili olan avukata yapılan tebliğ geçerli olduğundan temyiz süresinin, tebliğ tarihi itibari ile başladığı, sonrasında diğer davacı vekillerine ayrı ayrı yapılan tebliğlerle temyiz süresinin yeniden başladığının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu, yetkili avukat Emre Kurtoğlu'na yapılan tebliğ tarihine göre 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesinde öngörülen 15 günlük sürenin geçmesinden sonra 17.06.2022 günü temyiz dilekçesinin verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı Vekilinin Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, 2. Davalı Vekilinin Temyizi Yönünden Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.