11. Hukuk Dairesi 2009/6690 E. , 2011/5687 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/04/2007 tarih ve 2004/702-2007/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatl…
**11. Hukuk Dairesi 2009/6690 E. , 2011/5687 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/04/2007 tarih ve 2004/702-2007/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin yirmi yılı aşkın süredir tıbbi yayıncılık alanında faaliyet gösterdiğini, piyasaya sürdüğü kitaplar arasında 1999 yılında yayınlandığı ‘Açıklamalı TUS Soruları’ 1 ve 2. ciltlerinin de bulunduğunu, davalı şirket vekillerinin İstanbul ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıklarına verdiği şikayet dilekçeleriyle müvekkili tarafından yayınlanan bu kitabın bazı soruların, telif hakkı kendilerine ait olan bazı kitaplardan izinsiz olarak kopyalandığını iddia ederek kitapların toplatılmasına neden olduğunu, davalının telif hakkının kendisine ait olduğunu iddia ettiği kitabın ve TUS sorularının eser sahibi olmadığını, müvekkilinin maddi ve manevi zararının doğduğunu ileri sürerek, 46.095 USD maddi ve 25.000.000.000 TL manevi zararın tazminine karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin şikayet hakkını kullandığını, istemlerin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ceza mahkemesi kararı ile davacıya ait kitapların davalıya ait kitapların birebir kopyası olmadığı, teknik ve bilimsel açıdan farklı bulunduğu, davalının sunduğu belgelerin, davacı kitaplarına engel teşkil etmediği, kitapların makul sınırlar içinde benzerlik teşkil ettiği, davacı yöneticilerinin beraatine karar verildiği, davalı şikayetinin haksız olduğunun ortaya çıktığı, davacının dava dışı Pfizer firmasıyla 6.000 adet kitap satışı hususunda anlaştığı, kitapların sevk irsaliyesi ve fatura ile teslim edildiği, ancak toplatma kararı ile 42.120 USD satış bedelinden mahrum kaldığı, düzenlenen fatura tutarının ise 17.722.278.320 TL olduğu, davacının bu kitapları 2000 yılında satması halinde uğrayacağı zararın 4.680.00 USD tutarında olacağının bilirkişi raporu ile saptandığı, üç ayrı firmayla 10.000 adet kitap satışı hususunda ön anlaşma yaptığı, kar mahrumiyetinin olacağı, satışların toplatma kararı uyarınca yapılmaması nedeniyle 1000.00x3 USD talepte bulunulduğu, isteme bağlı kalındığı, ayrıca işyerinde toplatılan 150 adet kitaptan dolayı 975.00 USD kar kaybının tespit edildiği, haksız şikayet nedeniyle davacı itibarının zedelendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.655.00 USD maddi ve 3.000.00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dava, satışa sunulan kitapların haksız şikayet sonrası toplatıldığı iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının 1999 yılında piyasaya sunduğu iki ciltlik TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) kitabının, davalı şirketin hak sahibi olduğunu belirttiği kitaplardan haksız alıntı yapıldığı ve 5846 sayılı Kanunun 81. maddesine muhalefet edildiği iddiasını içeren şikayet dilekçesi üzerine toplatıldığı, davacı yetkilileri hakkında kamu davası açıldığı, ceza yargılamasında toplatılma kararına yapılan itirazın reddedildiği, kitapların bire bir kopya olmadığı, teknik ve bilimsel açıdan farklı bulundukları, sunulan belgelerin davacı kitabına engel teşkil etmediği ve kitapların makul sınırlar içinde benzerlik içerdikleri yönündeki bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek davacı yetkililerinin beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği hususları dosya kapsamıyla sabittir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükmünü içermektedir. Hak arama özgürlüğü veya şikayet hakkı Anayasada bu şekilde teminat altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir. Öte yandan, Anayasa şikayet hakkı yanında temel hak ve hürriyetleri, herkesin yaşama, maddi ve manevini koruma ve geliştirme hakkını da güvece altına almıştır. Bu haklara saldırı durumunda çeşitli kanunlarda yaptırımlar öngörülmüştür. Hak arama veya şikayet hakkı ile diğer hakların özellikle kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda hukuk düzeninin bu iki hakkı aynı anda koruduğu kabul edilemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Şikayet hakkı, diğer haklar gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkını kullanamaz. Hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların bulunması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde, şikayetin hak arama sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır. Somut olayda davalı yetkililerinin 5846 sayılı Kanuna dayalı yaptığı şikayetin ciddi görülerek davacı tarafından piyasaya sunulan kitapların Cumhuriyet Savcılığı tarafından toplatıldığı, iddiaların yerinde görülerek yetkilileri hakkında kamu davası açıldığı, ceza yargılaması aşamasında toplatma kararına yapılan itirazın reddedildiği, esasen yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalının kitapları ile davacı kitapları arasındaki benzerliğin makul kabul edildiği, şikayeti haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, hak arama sınırları içinde bu hakkın kullanıldığı, tazminat isteme koşullarının olmadığı dikkate alınıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.