TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2023 NUMARASI : 2021/418 Esas 2023/135 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1 : 2- 3 VEKİLİ : Av. DAVA : İtrazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/07/2021 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısme…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/866 Esas 2026/441 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/866 KARAR NO : 2026/441 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/02/2023 NUMARASI : 2021/418 Esas 2023/135 Karar DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : 1 : 2- 3 VEKİLİ : Av. DAVA : İtrazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/07/2021 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2026 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu, gayri nakdi kredilerden 160.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun depo edilmesi talebi yönünden taraflar arasında akdedilmiş olan genel kredi sözleşmesi hükümleri nazara alındığında davalı asıl kredi borçlusu bakımından talebin kabulü gerekmekle birlikte, davalı kefiller bakımından ise sözleşmede açıkça sorumluluklarına ilişkin bir düzenleme yer almaması nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptaline, nakit alacaklar yönünden davalı ... Amb. Mat. ve Yay. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 1.457.694,74 TL asıl alacak, 77.994,50 TL işlemiş akdi faiz toplamı 1.535.689,24 TL’den ipotek tutarı olan 750.000,00 TL’nin mahsubu ile 785.689,24 TL, davalı ... ... yönünden 1.457.694,74 TL asıl alacak, 77.994,50 TL işlemiş akdi faiz toplamı 1.535.689,24 TL, davalı ... ... yönünden 1.449.097,24 TL asıl alacak, 44.518,30 TL işlemiş akdi faiz toplamı 1.493.615,54 TL’den ipotek tutarı olan 750.000,00 TL’nin mahsubu ile 743.615,54 TL tutarları üzerinden devamına, her bir borçlunun, asıl alacak tutarlarına takip tarihinden itibaren % 21,75 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin % 5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 1.535.689,54 TL’nin % 20 oranında hesaplanan 307.137,84 TL (Davalı ... Amb. Mat. ve Yay. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 157.137,84 TL; Davalı ... ... yönünden 148.723,10 TL) icra inkar tazminatının davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, gayri nakdi alacak yönünden 160.000,00 TL tutarlı teminat mektubu depo talebine ilişkin olarak davalılardan ... Amb. Mat. ve Yay. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne, 160.000,00 TL depo bedelinin davalı şirket tarafından bankada açılacak bir hesapta depo edilmesine imkan verecek şekilde icra takibinin devamına, fazlaya yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporuna süresi içinde beyan ve itirazları sunulmuş olmasına karşın mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, bu itirazlarını aynen tekrar ettiklerini, hesaplama yapılırken uygulunan faizde müvekkilinin temerrüt faiz oranının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda akdi faiz oranı %14,5 ve gecikme faizi %21,75 baz alınarak tüm temerrüt faizi hesaplaması yapıldığını, ihtarname tarihindeki akdi faiz oranı % 22 olduğunu, müvekkilinin uygulamasında tüm ticari alacaklara kat tarihinden temerrüt tarihine kadar ilgili tarihteki akdi (%22), temerrüt tarihinden sonra ise, TCMB’ye bildirilen en yüksek faiz oranının (%22) % 50 fazlası oranında temerrüt faizi %33 olarak işletildiğini, öncelikle tüm genel mektuplar ve faiz oranları gerek dosyaya gerekse şube nezdinde bilirkişiye sunulmuş olup, faiz oranlarının temin edilemediği gibi bir durumun söz konusu olmadığını, söz konusu kredi ticari nitelikli bir kredi olup, faiz oranı faiz ve mevzuat gereğince serbestçe belirlenebileceğini, müvekkilince uygulanan faiz oranlarının yasaya ve usüle uygun olduğunu, masraf makbuzlarımızın işbu davayla ilişkilendirilmeyerek kabul edilmemesinin hukuka uygun bulunmadığını, sunulan tüm masrafların müvekkili bankanın borçlulardan olan alacağını temin etmek amacıyla yapmış oldukları masraflar olduğundan, işbu davayla ilişkili olduğunu, gayrinakit risklerden kefiller de sorumlu olduğundan mahkeme kararının bu kısmının da usul ve yasaya uygun olmadığını, müvekkilinin kredi çerçeve sözleşmelerinin konuya ilişkin bankanın hesapları kesme, muacceliyet verme ve sözleşmeyi fesih yetkisi başlıklı 4.1. maddesinin 3.bendinde "...hallerinde banka cari hesapları kesmek,...yükümlülükleri ile birlikte ödenmesini, teminat ve kefalet mektupları ile garanti mektuplarının iadesini veya bedellerinin bankaya depo edilmesini istemek hak ve yetkilerine sahiptir." hükmünün yer aldığını, aynı şekilde, KÇS'de yer alan kefalet sözleşmesi başlıklı bölümde ise 2.8.maddesinde "kefiller müşteri ile banka arasındaki tüm sözleşme maddelerini okuduğunu, bu maddelerin kendilerine de aynen uygulanacağı hususlarını kabul ve taahhüt eder." açık ifadesinin yer aldığını, kredi sözleşmelerinin eki TL/YP teminat mektubu ve harici garanti işlemleri taahhütnamesinde ile çek taah. kredisi taahhütnamesi düzenlemeleri de kefillerin gayri nakdi kredilerden sorumlu tutulması yönünde düzenlemeler içerdiğini, davalılar sözleşme şartlarının tamamını okuyarak ve kabul ederek imzalamış olduğundan, mer'i teminat mektuplarından sorumlu olacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/6800 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 07/06/2022 tarihli kök, 15/11/2022 tarihli ek rapor, davalı şirketin banka hesap ekstreleri, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretleri, TL/YP teminat mektubu ve harici garanti işlemleri taahhütnamesi dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2021/6800 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 1.656.315,60 TL (davalı şirket ve ... ...'dan toplam 906.315,60 TL alacakla sınırlı olmak kaydıyla) nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalıların borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir. Davacı banka ile davalı şirket arasında 11/04/2018 tarihli 6.000.000,00 TL limitli, 21/07/2016 tarihli 5.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, diğer davalıların anılan sözleşmelerde sözleşme limitleriyle aynı limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının yer aldığı, davalı kefillerin davalı asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, kefaletin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 1.654.763,87 TL nakdi borcun 3 gün içinde ödenmesi, 160.000,00 TL gayrinakdi borcun 3 gün içinde depo edilmesi ihtarını içerir 09/11/2020 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalı şirket ve ... ...'a 14/11/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... ...'a ise bila tebliğ edildiği görülmüştür. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök raporunda, davalı şirket ve ... ...'ın 18/11/2020 tarihinde temerrüte düştükleri, diğer davalının takip tarihinde temerrüte düştüğü, imzalanın gks kapsamında kullandırılan krediye uygulanan en yüksek akdi faizini %14,50 olduğu, %50 fazlası olan %21,75 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, takip tarihi itibarıyla davacının davalılar ... ... ve şirketten talebe bağlılık gözetilerek 1.457.694,74 TL asıl alacak, 77.994,50 TL işlemiş temerrüt faiz olmak üzere toplam 1.535.689,24 TL alacaklı olduğu, 2.674,73 TL masrafa ilişkin belge sunulmadığından hesaplamalara dahil edilmediği, davalı ... ...'dan ise takip tarihi itibarıyla 1.449.097,24 TL asıl alacak, 44.518,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.493.615,54 TL davacı bankanın alacaklı olduğu, 160.000,00 TL bedelli teminat mektubunun mer'i olduğu, davalı şirket ve ... ... yönünden 750.000,00 TL ipotek bedelinin mahsubu gerektiği tespit edilmiştir. Alınan ek raporda, kök rapordan sonra masrafa ilişkin belgeler sunulmuş ise de, sunulan belgelerin dava konusu alacakla ilişkilendirilemediği yönünde kanaat bildirilerek kök rapordaki görüş tekrar edilmiştir. Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacıyla davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinde diğer davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, uygulanması gereken temerrüt faiz oranı, davalı kefillerin gayri nakdi kredinin depo edilmesinden sorumlu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren %42 oranında temerrüt faizi uygulanması talep edilmiştir. Mahkemece ise, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren %21,75 oranında faiz işletilmesine karar verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinin müşterinin borçlar tamamen ödeninceye kadar yükümlülükleri ve temerrüt hükümleri başlıklı 4.2 maddesinde, müşterinin temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için banka tarafından TCMB'ye bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ettiği hükme bağlanmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan taksitli kredilerin akdi faiz oranı üzerinden gks hükmü uyarınca %50 fazlası hesaplanmak suretiyle temerrüt faiz oranının yıllık %21,75 olduğu tespit edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacı tarafından davalı yanın temerrüt tarihinde fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge de sunulmamıştır. Davacının davalı yanın temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranına %50 ilavesiyle kredi alacağı yönünden %21,75 oranının uygulanması gereken temerrüt faiz oranı olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece, davacı yanın temerrüt tarihinde benzer kredilere fiilen uyguladığı faiz oranının daha yüksek olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davacı bankanın davalıların işbu kredi ilişkisinde fiilen uyguladığı tespit edilen akdi faiz oranı esas alınarak bu oran üzerinden sözleşme hükümleri gözetilerek temerrüt faiz oranının tespit edilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında, davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığından bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı kefiller ... ... ve ... ...'ın imzasının yer aldığı genel kredi sözleşmelerinde kefilin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunduğuna ilişkin açık sözleşme hükmü bulunmadığı, anılan davalıların gayri nakdi alacaktan sorumlu olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Teminat mektubundan kaynaklanan gayrı nakdi alacağın depo edilmesi kefiller yönünden nakit alacağın dışında bir sorumluluk doğurduğundan bu hususta genel kredi sözleşmesinde açık hüküm bulunması gerekir. Bir başka anlatımla, genel kredi sözleşmesinde müşterinin çekten ve/veya teminat mektubundan kaynaklanan gayrı nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olduğuna ilişkin hüküm, müşteri hakkında yer alan hükümlerin kefiller hakkında da uygulanacağına yönelik bir atıf hükmü ile kefillerin de gayrı nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu olması sonucunu doğurmayacaktır. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerinde kefilin teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi krediden sorumlu bulunduğuna ilişkin açık bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, müşterinin temerrütü başlıklı maddede bankanın depo talep hakkının bulunduğuna ilişkin hüküm müşteriye ilişkin düzenlemedir. Bu durumda, mahkemece davalı kefillerin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinde teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi kredi borcunun deposundan sorumlu olduğuna yönelik açık hüküm bulunmadığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de, davalılar ... ... ve ... ...'ın sözleşmelerde hüküm bulunmaması nedeniyle teminat mektubundan kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden sorumlu bulunmadığı, anılan davalıların gayri nakdi alacak kalemine yönelik takibe itirazının haklı olduğu gözetilerek gayri nakdi kredi borcu yönünden anılan davalılar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin takipte talep edilen masraf kalemine ilişkin alacak hakkında kurulan hükme yönelik istinaf itirazı incelendiğinde ise, bilirkişi kök raporunun ibrazından sonra davacı vekilince dosyaya takipte talep edilen masraf alacak kalemine ilişkin sunulan sayman mutemet alındıları, tahsilat makbuzları ve noter makbuzunun davalılar hakkında yapılan masraf niteliğinde bulunduğu sabit değildir. Sunulan belgelerde dava konusu icra takip dosya numarası yer almadığı gibi, işbu takibe dayanak hesap kat ihtarnamesi bilgileri ve/veya davalıların isimleri de yer almadığından mahkemece davacının takibe konu masraf alacak kaleminin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek anılan kalem yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetlidir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.