T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1133 Esas KARAR NO: 2026/397 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/914 Esas- 2023/122 Karar DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1133 Esas KARAR NO: 2026/397 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/914 Esas- 2023/122 Karar DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı tüzel kişilik ile davalının .....'da yaptığı ...projesinin .... Etabından ekli projeye göre .... numaralı bağımsız bölümün kendisine satışı noktasında 07.07.2010 tarihinde dilekçe ekinde ibraz edilen satış sözleşmesi ve ekli teknik şartnameye istinaden anlaştığını, davalı şirketin müvekkiline devredilen 8. numaralı ticari bölüm için satış sözleşmesi ve ekli şartnameye istinaden yapmayı taahhüt ettiği doğalgaz alt yapısı (bina tesisatı ) ve site içerisinde tüm bağımsız bölümlerin birbirleri ile ücretsiz olarak iletişime geçmesini sağlayacak dahili telefon tesisatını yapmadan teslim ettiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile eksik işlerin ikmaline, terditli olarak eksik işlerin tamamlanması için gerekli bedelin davalıdan tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin anonim şirket olduğunu, davacının gerçek kişi olmasına rağmen satın aldığı bağımsız bölümün ticari alan nitelikli iş yeri olduğunu, Yargıtay kararları ışığında huzurdaki davanın ticari dava olduğunu, davacının talebinin "aynen ifa olmadığı taktirde bedelinin tanzimi" olduğunu, dolayısıyla davacının taleplerinden biri "bir miktar paranın ödenmesi" olup davacının talebinin dava öncesi zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu, davacı tarafından dava şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında imzalanmış olan harici gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tarihinin 07.07.2010 olduğunu, taşınmazın 11.07.2011 tarihinde teslim tutanağı ile fiilen davacıya teslim edildiğini, tapu devrinin ise 23.11.2011 olduğunu, gerek gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gerekse müvekkilinin ayıplı ve eksik işlerden sorumluluğunun zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davaya konu gayrimenkule ilişkin yapı kullanma ruhsatının uzun yıllar önce alındığını, ruhsatın alınmış olmasının sözleşmenin projeye ve teknik şartnameye uygun olarak inşa edildiğinin bir göstergesi olduğunu, davaya konu taşınmazın tapuda 23.11.2011 tarihinde davacı tarafından alındıktan sonra 14.11.2013 tarihli ...... yevmiye numaralı işlem ile 1/2 hissesi.....'e devredildiğini, davacının taşınmazın tamamına ilişkin olarak taleple bulunma ve dava açma hakkının bulunmadığını savunarak öncelikle dava şartı yokluğundan davanın reddine, esasa girilmesi halinde zamanaşımı defi ve diğer gerekleri gözetilerek davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 07.07.2010 tarihli gayrimenkul satış vaadi adi yazılı sözleşmesine göre ...... İlçesi, ..... Mahallesi,... ada ...parsel sayılı taşınmazın doğalgaz altyapısı için bina tesisatı, dükkan ve işyeri içlerine dahili telefon tesisatı yönünden eksik teslim yapılıp yapılmadığı, eksikliklerin ikmali, terditli olarak belirsiz alacak davası mahiyetinde eksik işlerin bedelinin tanzimi istemine ilişkin olduğu, davalı tarafın ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin, taraflar arasındaki sözleşmenin tabi olduğu süre ve .... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davada zamanaşımının kesilmiş olması nedeniyle reddine karar verildiği, davacı tarafça Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 2016/7 Esas sayılı davada, iş bu davaya dayanak aynı sözleşme nedeniyle tamamlanmayan işlerin bedelinin tazmini ve sözleşme nedeniyle uğranılan kira kaybının tazmini isteminde bulunulduğu, bu davada verilen kira kaybı nedeniyle tazminat kararının kesinleştiği, TBK'nın borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçimlik haklarını düzenleyen 125. maddesi uyarınca alacaklı, borcun ifasından ve gecikme tazminatı talep etme hakkından vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini talep etmiş ise, artık yenilik doğurucu nitelikte olan seçimlik hakkını kullanmakla tüketmiş olacağı, bu haktan vazgeçerek başka bir hakkı kullanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça satım sözleşmesinde borçlu davalının temerrüdü nedeniyle ilk açılan davada TBK 125/2. maddeye göre borcun ifa edilmemesinden doğan zararın tazmini isteminde bulunulduğu, iş bu davada ise TBK'nın 125/1. maddesine göre borcun ifasını, terditli olarak eksik teslim edilen kısımların bedelinin tazmini isteminde bulunulduğu, davacı seçimlik hakkını ilk açtığı davada bedelin tazmini olarak kullandığından daha sonra açtığı işbu davada öncelikle edimin ifasını isteme hakkının bulunmadığı, terditli olarak bedelin tazmini talebi yönünden ise davadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usule aykırı olduğu, inşaatta eksik iş bulunması halinde, TBK madde 474-478’de yer alan eser sözleşmesine ilişkin özel hükümler değil TBK md. 112 ve devamında yer alan genel hükümlerin uygulandığı, bu nedenle ayıptan doğan hakların kullanılmasından farklı olarak iş sahibinin eksik iş nedeniyle talepte bulunabilmesi için yükleniciye eksik iş ihbarında bulunmasına gerek bulunmadığı, Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında da eksik teslim edilen işlerin yapılması ve ceza-i şart istemli olarak dava ikame etmiş oldukları ancak eksik işler yönünden karar verilmemesi sebebiyle kendileri tarafından işbu davaya girişildiği, açıklanan hukuki ve fiili karineler doğrultusunda işbu davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi uyarınca davacıya satılarak teslim edilen taşınmazdaki eksik işlerin tamamlanması, aksi halde bedelinin tespiti ile davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamının incelenmesi ile; Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/7 Esas sayılı dosyası ile bu davanın davacısı tarafından, bu davanın davalısına karşı aynı satış sözleşmesine konu bağımsız bölümdeki eksik işlerin tespiti ile bedelinin ödenmesi ve teslimin geç yapılmış olması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL gecikme tazminatının tahsilinin talep edildiği, yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesi ile gecikme tazminatı talebinin 1.000 TL'den 8.458,50 TL'ye çıkarıldığı, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 1.989,25 TL gecikme tazminatının faizi ile davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın 29/09/2020 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar dava dilekçesinde eksik işlerin tespiti ile bedelinin tazmini de talep edilmişse de, bu talep yönünden dava değerinin gösterilmediği, Mahkemece yargılama sırasında bu talep yönünden dava değeri açıklattırılarak harcın tamamlattırılmadığı ve bu hususta bir yargılama yapılmadığı, verilen ve kesinleşen kararda eksik işlerle ilgili bir gerekçe ve hüküm olmadığı, buna göre bu davanın konusu olan eksik işlerin tamamlanması talebi yönünden yeniden yargılama yapılmasına engel teşkil edecek kesin hüküm bulunmadığı, her ne kadar Mahkemece, davacı tarafından Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/7 Esas sayılı dosyası ile TBK'nın 125. maddesinde düzenlenen borcun ifa edilmemesinden doğan zararın talep edildiği ve seçimlik hakkın bu şekilde kullanıldığı kabul edilerek, bu davada eksik işlerin tamamlanması yönünde yeni bir seçimlik hakkın kullanılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/7 Esas sayılı dava dosyasında da davacının talebinin TBK'nın 125. maddesi uyarınca eksik işlerin tamamlanması ve geç teslim nedeniyle tazminat yani gecikme tazminatı olduğu, Mahkemenin kabul ettiği şekilde bu taleplerden vazgeçilerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın tazmininin talep edilmediği ve davacının eksik işlerin bedelinin ödenmesi talebi ile ilgili anılan davada herhangi bir karar da verilmediğinden Mahkemece davacının talebi ile ilgili yargılama yapılarak, delillerin takdiri ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan davacının bu davada ileri sürdüğü eksik işlerin tamamlanmasının mümkün olmaması halinde bedelinin tazminine yönelik talebi, ilk talebinden, yani eksik işlerin tamamlanması talebinden ayrı, bağımsız bir talep olmayıp terditli bir talep olduğu, yani ilk talebin bir şekilde kabul edilmemesi halinde değerlendirilebileceği ve bu bakımdan ilk talebin uzantısı olarak kabul edilmesi gerektiği, davada, iki ayrı davanın konusunu oluşturacak bağımsız talepler ve davaların yığılmasının söz konusu olmadığı, dolayısıyla davacının eksik işlerin bedelinin tespiti ve tazmini talebinin de arabuluculuğa tabi olmadığı, buna rağmen Mahkemece davacının terdirtli talebinin ayrı bir talep gibi değerlendirilerek arabuluculuğa tabi kabul edilmesi ve arabuluculuk başvurusu yapılmadığından bu taleple ilgili ayrıca usulden red kararı verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../03/2023 tarihli, 2022/. Esas ve 2023/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.