T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/30 KARAR NO : 2026/246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/533 KARAR NO : 2025/487 DAVA TARİHİ: 23/07/2024 KARAR TARİHİ: 18/06/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/30 KARAR NO : 2026/246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/533 KARAR NO : 2025/487 DAVA TARİHİ: 23/07/2024 KARAR TARİHİ: 18/06/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanmış olan 15.10.2021 yürürlük tarihli danışmanlık, yönlendirme personeli hizmet sözleşmesinin hizmet bedeli başlıklı 6. maddesinin 6.7. bendine göre personelin kanuni izin ve kıdem / ihbar tazminatı hak edişleri personelin hak etmesi durumunda asıl işverene ayrıca fatura edileceğini, müvekkili şirket tarafından bu madde kapsamında işten çıkarılmış olan işçinin 1 yılını doldurmuş olması sebebiyle hak ettiği kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı davalı/borçlu şirkete fatura edilmesine rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını, 03.07.2023 tarihli ... nolu, 32.921,24 TL tutarlı fatura ve cari alacak bakiyesi nedeniyle davalının borcu bulunduğundan İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talepler yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya dayanak yapılan 15.01.2021 başlangıç tarihli sözleşmenin 10. maddesinde yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, sözleşmenin 6.7 maddesine göre kıdem alacaklarından asıl işveren olan davacı sorumlu olduğundan davanın hukuki yarar nedeniyle esasa girmeden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, sözleşmesinin 6.7 maddesine göre personelin kıdem ihbar tazminatı ve kanuni izin hakedişlerinden hak etmesi halinde asıl işveren sorumlu olacağını dava konusu personelin asıl işvereninin davacı olduğunu, davacının sigortasında bulunan personele davacı kendisinin talimat vermekte onun talimat ve emirleri ile hareket ettiğini, bu personel üzerinde müvekkilinin herhangi bir yönlendirme talimat vs. durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin sadece verilen hizmet için davacıya bir ücret ödediğini, müvekkilinin sözleşme gereklerini her zaman zamanında yerine getirdiğini, herhangi bir cari borcu bulunmadığını, davacının dayandığı faturanın taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkili kayıtlarında da bulunmadığını, dosyaya sunulan faturanın davacı Ana Zemin firması tarafından değil Ana Yönetim firması tarafından kesildiğini, müvekkilinin zaten bu firmanın muhatabı olmadığını, davacının iddilarını ispat etmesi gerektiğini, sözleşmeye göre hizmet, her vardiyada 1 personel olmak üzere 3 personel ile yürütülecek olmasına rağmen personellerin eksik gün çalışmalarının mevcut olduğunun ihtar edilmesine rağmen herhangi bir düzeltme yapılmadığını, davacının eksik ifa ettiği sözleşmeye dayanarak müvekkilinden ifa talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, faturaya dayalı yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin davada, geçerli yetki sözleşmesi ile taraflar arasında çıkacak uyuşmazlılarda İstanbul Mahkemelerinin münhasıran yetkili kılındığı, davalı tarafça yetki itirazının yasal süresi içerinde yapıldığı anlaşıldığından, davalının süresi içerisinde usulüne uygun şekilde yetki itirazında bulunması nedeniyle HMK'nın 17 ve 20. maddeleri uyarınca, mahkememizin yetkisizliğine ve İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verilmesi gerekçesiyle DAVA DİLEKÇESİNİN YETKİ YÖNÜNDEN REDDİNE, Yetkisizlik kararını kesinleşmesinden veya kanunyoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın yetkili İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE HMK 20 maddesi gereğince GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın sözleşmeye dayandığını, sözleşmenin 6.7 maddesine göre kıdem alacaklarından asıl işverenin sorumlu olduğunu, asıl işveren davacı olduğundan davanın hukuki yarar nedeniyle esasa girmeden reddine karar verilmesini gerektiğini, hukuki yarar yönünden reddi gerekirken bu husus incelenemeden verilen yetkisizlik kararınının istinaf etme zorunluluklarının doğduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın hukuk yarar yokluğundan reddini talep etmiştir.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalının akde aykırı davranması nedeniyle huzurdaki davada davalının yetki itirazının geçerli olmayıp ancak bu hususla beraber yargılamanın uzamaması adına mahkemenin iş bu kararına itiraz edilmemiş ise de dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğini, ancak davalı taraf sırf davayı uzatmaya matuf davranışlarda yetki itirazı kabul edildiği halde davaya hukuka aykırı istinaf başvurusunda bulunduğunu, davalının akde aykırı davranması nedeniyle sözleşmedeki yetki şartları yerine genel yetkili mahkemenin yetkili olduğunu belirterek, yetkisizlik kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ...Ltd. Şti., borçlunun ise ...Ltd. Şti. olduğu, 32.921,24 TL asıl alacak ve 1.071,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.992,76 TL üzerinden 22.11.2023 tarihinde başlatılan icra takibinde "... fatura numaralı 03.07.2023 tarihli 32.921,24 TL bedelli fatura ve cari hesap ekstre alacağına ilişkin fatura, kayıt ve belgeler 32.921,24 TL" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 04.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, 06.12.2023 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Davacı şirketin ... Limited Şirketi şeklindeki ticaret ünvanın ...Limited Şirketi olarak değiştirildiğine dair 07.12.2022 tarihli 10720 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan yapıldığı tespit edilmiştir.Davacı ...Ltd. Şti.(eski ünvan:...Ltd. Şti.) ile davalı ...Ltd. Şti. Arasında imzalanan 11.10.2021 tarihli Danışmanlık, Yönlendirme Personeli Hizmet Sözleşmesi yetkili mahkeme başlıklı 10. maddesi:"Bu sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda İSTANBUL MAHKEMELERİ ve İcra daireleri yetkilidir." şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta, tacir olan taraflar arasındaki sözleşme ile HMK'nın 17. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak geçerli yetki sözleşmesi yapılarak İstanbul Mahkemeleri yetkili kılınmış olup, cevap dilekçesinde HMK'nın 19/2. maddesine uygun olarak İstanbul Mahkemeleri yetkili olarak gösterilerek ilk itirazda bulunulması karşısında İlk Derece Mahkemesince İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı vermesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf sebebine itibar edilmemiştir.6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir.HMK'nın 114. maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; "yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki", taraflara ilişkin dava şartları; "davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; "davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması" olarak sıralanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h bendine göre davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır. Maddenin gerekçesinde; “Burada sözü edilen hukuki yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukuki korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararın bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç konumda değilse onun hukuki yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.” şeklinde açıklanmıştır. Davacının dava açmaktaki yararının hukuki, korunmaya değer, güncel ve dava açıldığı anda var olması gerekmektedir. Davacının dava açmaktaki yararı hukuki olmalıdır: Hukuki yarar dava açıldığında var olmalıdır; ilerideki yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan alacak için dava açılamaz; açılırsa dava hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. (Yargıtay HGK 26.02.2019 tarihli 2019/11-4 E. 2019/202 K.)Davalı vekili istinaf dilekçesinde istinaf sebebi olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 6.7 maddesi uyarınca fatura konusu alacaktan davacının sorumlu olması nedeniyle davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını bildirerek yetkisizlik kararından önce davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini ileri sürmüş ise de, bir davada alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşme maddelerinin değerlendirilmesi sonucu alacaklı olup olmadığının tespiti hususu, tarafların bildirdiği diğer deliller ile birlikte yapılacak bir inceleme ile birlikte tespit neticesinde belirlenecek olması karşısında Mahkemece bu durumda varılacak kanaate göre verilecek karar esas hakkındaki hükümdür. Bu durum karşısında davalı vekili dilekçesinde geçen sözleşmenin ilgili maddesi nedeniyle davanın reddi gerektiğine yönelik savunmaya itibar edilip edilmeyeceği esasa yönelik değerlendirme ile tespit edilecek olup dava şartı niteliğinde hukuki yarar olarak değerlendirme yapılmasının hatalı olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekili ile davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l maddesi uyarınca AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcının Hazine'ye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.c maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/02/2026