Hukuk Genel Kurulu 2012/1-237 E. , 2012/417 K. * TAPU İPTALİ VE TESCİL * MURİSİN MUVAZAASI * BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 213 * TAPU KANUNU (2644) Madde 26 * TÜRK MEDENİ KANUNU (4721) Madde 706 "" Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.12.2010 gün ve 2010/50 E., 2010/508 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı Sevinç vekili tarafından istenilmesi üzerine,…
**Hukuk Genel Kurulu 2012/1-237 E. , 2012/417 K.** * TAPU İPTALİ VE TESCİL * MURİSİN MUVAZAASI * BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 213 * TAPU KANUNU (2644) Madde 26 * TÜRK MEDENİ KANUNU (4721) Madde 706 **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.12.2010 gün ve 2010/50 E., 2010/508 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı Sevinç vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.05.2011 gün ve 2011/3698-5389 E., K. sayılı ilamı ile; “…Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakan Keziban’ın 23.01.1996 tarihli akitle 1 nolu meskeni kızı davalı Mine’ye, 05.09.2005 tarihli akitle 2 nolu meskeni kızı davalı Sevinç’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriğinden davacının anılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ileri sürüp miras payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunarak eldeki davayı açtığı, davalıların ise miras bırakanın davacıya da taşınmaz devri yaptığını savundukları görülmektedir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.